Hit (1301) Y-3984

Cemalüddin Mahmud Şükri b. Abdillah b. Mahmud el Alusi

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : 19.Yüzyıl E-Posta :
D.Yeri : Bağdat/Âkuliyye D.Tarihi :
Ö.Yeri : Bağdat Ö.Tarihi : 09.May.24
Görevi : Hoca Uzm.Alanı : Arap Dili ve Belağatı,Edebiyat,Fıkıh,Tarih
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Arabça, Farsça, Türkçe Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : Nurgül Çepni/2009-11-10 Güncelleyen : /0000-00-00

Mahmud Şükri Ebü'l-Meâlî Cemâlüddîn Mahmud Şükrî b. Abdillâh b. Mahmud el -Âlûsî

Âlûsî ailesinden, tarihçi, edebiyatçı ve Selefiyye'ye bağlı ıslahatçı din âlimi.

Meşhur müfessir Şehâbeddin Mah­mud el-Âlûsi'nin torunudur.

19 Ramazan 1273'te (13 Mayıs 1857) Bağdat'ın Âkuliyye mahallesinde doğdu.

Aynı zaman­da ilk hocası olan, kendisine ilim ve ede­biyat zevkini aşılayan babası Abdullah'ı 1874'te genç yaşta kaybettiği için am­cası Nu'mân b. Mahmûd'un himayesin­de yetişti.

Hocaları arasında, eğitim ve öğretimiyle yakından ilgilenen amcasın­dan başka İsmail b. Mevsılî, Bahâülhak el-Hindî, Muhammed Emîn el-Horasânî, Şeyh Abdüsselâm eş-Şevvâf gibi çoğu dedesi Şehâbeddin Mahmud el-Âlûsiden ders okumuş olan Bağdat âlimleri sayı­labilir.

Mahmud Şükrî tahsili sırasında Türkçe ve Farsça'yı da öğrendi.

Genç yaş­ta ders okutmaya ve kitap yazmaya başladı.

Kısa zamanda Irak'ın en meşhur ilim adamları arasında yer aldı.

İbn Teymiyye ve İbn Kayyim el-Cevziyye'nin eser­lerinden etkilenerek Selefiyye akidesini benimsedi ve bu akımın Irak'ta yayılma­sında rol oynadı.

Öğretim hayatına önce evinde başla­dı; sonra sırasıyla Âdile Hatun, Dâvud Paşa, Haydarhane, Seyyid Sultan Ali ve Mercan medreselerinde ömrünün sonu­na kadar aralıksız ders vermeye devam etti.

Yetiştirdiği ilim adamları arasın­da Muhammed Behçet el-Eserî Irak'ın ünlü şairi Abdülganî er-Resâfi, Tâhâ er-Râvî ve Abdüllatif Sünyan özellikle kayda değer isimlerdir.

Müsteşrik Louis Massignon da onun ilminden faydalanma imkânı bulmuştur.

Medresedeki dersle­ri sırasında mutasavvife'ye karşı Selefıyye'yi savunduğu için muhalifleri tara­fından Bağdat Valisi Abdülvehhâb Paşa vasıtasıyla Sultan II. Abdülhamid'e şi­kâyet edildi.

1901'de padişahın emriyle, bazı öğrencileri ve yakın dostlarıyla bir­likte Anadolu'ya sürgüne gönderildi.

Yol­culuğu sırasında uğradığı Musul'un ile­ri gelenlerinin padişaha işin iç yüzünü yazmaları üzerine sürgün cezası kaldı­rıldı ve maiyetiyle birlikte Bağdat'a dön­mesine izin verildi.

Musul'da iki ay kal­dıktan sonra törenle Bağdat'a uğurlan­dı; burada da büyük bir sevgi ve coş­kuyla karşılandı.

I. Dünya Savaşı sırasında İngilizlerin Irak'ın Fav adasını ve Basra'yı işgal et­meleri üzerine Osmanlı idaresi Mahmud Şükrî'yi, Abdülazîz b. Suûd'u İngilizler'e karşı Osmanlılar'ın yanında yer almaya ikna etmesi için Riyad'a gönderdi.

Am­casının oğlu Ali Alâeddin, Nu'mân el-A'zamî ve Hacı Bekir Efendi'den oluşan bir heyetle bu bölgeye giderek Abdüla­zîz ile görüşmeler yaptıysa da onu ikna edemeden Bağdat'a döndü.

Bu arada bazı muhalifleri, o sırada Şam'daki Dör­düncü Ordu'nun kumandanı olan Cemal Paşa'ya, Mahmud Şükrinin Abdülazîz'e, Osmanlılar'a ve İngilizlere karşı taraf­sızlık politikasını benimsettiğini söyledilerse de onun devlete bağlılığını ve sa­mimiyetini çok iyi bilen paşa bu iddialara önem vermedi.

Âlûsînin son yılları Irak'ın İngiliz hâ­kimiyetine girdiği döneme rastlar.

Onun Irak halkı, ilim ve siyaset adamları nezdindeki itibarından faydalanmak iste­yen İngilizler kendisine önce müftülük vermek istediler, bunu kabul etmeyince kâdılkudât'lık teşkilâtı kurmasını tek­lif ettiler.

Âlûsî bu teklifi de reddetti. O sırada Bağdat'ta kurulan Arap hükümetinde Meclisü'l-maârif üyeliği de yapan Mahmûd Şükrî el-Âlûsî 4 Şevval 1342'de (9 Mayıs 1924) vefat etti.

Edebiyat alanındaki dirayeti yanında aklî ve naklî ilimlerdeki yetişmişliği ile Irak'ın en güçlü ilmî şahsiyetlerinden bi­ri olan Mahmûd Şükrî hür düşünceli, Selefiyye'ye bağlı ıslahatçı bir âlim olup İbn Teymiyye'nin ateşli savunucuları ara­sında yer almıştır.

O, Muhammed Abduh'un Mısır'da yaymaya çalıştığı Selefıyye hareketinin bir benzerini Irak'ta gerçekleştirmeyi başarmıştır.

Fikirlerini içtihadın lüzumu, taklitle savaş, bidat ve hurafeleri terketme gibi esaslara dayan­dırmıştır.

İslâm dünyasında dinî düşün­cenin yeniden canlandırılmasında önemli bir yeri bulunan Mahmûd Şükrî'nin gö­rüşlerini, özellikle edebî cephesini, tale­besi Muhammed Behçet el-Eserî Mah­mûd Şükrî ve âıâz' ühül-luğaviyye (Ka­hire 1958) adlı eserinde incelemiştir.

Hayatını eser yazmak ve ders okutmakla geçiren Mahmûd Şükri nin velûd bir müellif olmasında dedesi, ba­bası ve amcasından intikal eden zengin kütüphanenin büyük rolü olmuştur.

Ge­ride elli yedi eser ile Sebîlürreşâd, el-Muktebes, el-Meşrık ve Mecelletül-Mecma 'i'l- 'ilmiyyil-'Arabî dergilerin­de yayımlanan birçok makale bırakmış­tır.

Tarih, edebiyat, biyografi, Kur'an ilimleri, fıkıh, akaid ve Selefıyye hareke­tine davetle ilgili bir çok eseryazmıştır.

Eserleri:

Bülûğu'l-ereb fî ma'rifeti ahvâlil-'Arab

Târihu Necd

Ahbâru Bağdâd ve mâ câverehâ mine'l-kurâ ve'l-bilâd

Târihu mesâcidi Bağdâd

El-Miskü'l-ezfer fî temcimi 'ulemâ''il-karni'ş-şânî ve'ş-şâlis 'aşer

İthâfül-emcâd fî-mâ yesihhu bihi'l-istişhâd

El-Esrârü'l-ilâhiyye şerhu'l-Kasîde-ti'r-Rifâiyye

Ed-Darâ'ir ve mâ yesûğu li'ş-şâir

Mâ delle ''aleyhi!-Kur'ân mimmâ ya'dudü'l-hey'ete'l-cedide

Faslül-hitâb fî şerhi Mesâilil-câhiliyye li-Muhammed b. Abdilvehhâb

Ğâyetül-emânî fi'r-red 'ale'n-Nebhânî

El-Minhatül-ilâhiyye telhîsu Tercemetit-Tuhfetil-İsnâ 'aşeriyye

Sa'âdetü'd-dâreyn fî şerhi hadîsi s-sakaleyn

Fethul-mennân

Tecridü's-sinân fi'z-zebbi 'an Ebî Hanîfeti'n-Nu'mân