Hit (1232) Y-3971

Ali Rızayi Abbasi

Künyesi : Lakabı : Şahnevâz/Şeyhülhattâtîn/Abbasî
Tabakası : E-Posta :
D.Yeri : Tebriz D.Tarihi :
Görevi : Hattat,Kâtip Uzm.Alanı : Hat Sanatı,Kütüphanecilik
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : Nurgül Çepni/2009-11-11 Güncelleyen : /0000-00-00

Ali Rıza-yi Abbasi

Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak belli değildir.

Tebriz'de doğdu ve orada Alâ Bîg Tebrîzî unvanı ile tanınan Mol­la Alâeddin Muhammed Tebrîziden ak­lâm-ı sitte, Muhammed Hüseyin Tebriziden de nesta'lik dersleri aldı.

1585'te Tebriz'in Osmanlı hâkimiyetine girmesi üzerine Kazvin'e yerleşti ve yaklaşık altı yıl kadar Kazvin Camii'nde yazı dersleri verdi; kâtiplikle ve ayrıca kıta yazmak­la meşgul oldu.

1590-1591 yıllarında Safevî kumandanlarından Ferhad Han Karamanlu'nun hizmetine girerek onun kâ­tipliğini yaptı.

İki yıl süreyle onunla bir­likte Horasan ve Mâzenderan'daki se­ferlere katıldı.

Şöhreti yayılmaya başla­yınca 1593'te I. Şah Abbas kendisini İs­fahan'a davet etti.

Ali Rızâ, sarayda şa­hın özel hattatlığına ve daha sonra Sâdıkî Bîg Afşar yerine saray kütüphane­sinin müdürlüğüne getirildi.

Bu tarih­ten sonra eserlerinde daha önce kullan­dığı Tebrîzî unvanını terkederek şaha intisabı dolayısıyla Abbasî unvanını kul­lanmaya başladı. Barış ve savaş zaman­larında daima şahın yanında bulundu ve lutuflarına mazhar oldu.

Hatta kay­naklar, şahın geceleri çok kere elinde altın bir şamdan tutarak hattatın yazı yazmasına yardımcı olduğunu kayde­derler.

1002'de (1593-94) şah adına re­simlerle de süslenmiş olan Hirkatnâme adındaki murakka'ın yazılarını yazdı.

Şahın ölümünden sonra Kazvin'e dön­düğü tahmin edilen sanatkârın ölüm ta­rihi kesin olarak belli değildir.

Peydâyiş-i Hatt u Hattâtân müellifinin hatta­tın 1052 (1642) yılında hayatta olduğu­nu söylemesi doğru değildir.

Bu yanlış­lık, hattatın Rızâ Abbasî ve Âgâ Rızâ Ab­basî adlı nakkaşlarla karıştırılmasından ileri gelmektedir.

Kaynaklarda ölümüy­le ilgili değişik tarihler verilmekte ise de Mehdî Beyânı Ali Rızâ'nın 1038'de (1628-29) henüz hayatta olduğunu ka­bul etmektedir.

Kaynakların hemen çoğu Ali Rızâ'nın, çağdaşı ve İranlıların en meşhur hatta­tı olan Mîr İmâd'ın 1615'te I. Şah Abbas tarafından öldürülmesinde rolü olduğu­nu ileri sürerler.

Bu husus bugüne ka­dar aydınlığa kavuşmamışsa da şahın İmâd'a karşı teveccühünün azaldığı, bu­na rağmen Ali Rızâ'ya karşı çok iyi davrandığı bir gerçektir.

Yalnız şahın İmâd'a teveccühünün azalması üzerine Ali Rızâ'yı nesta'lik öğrenmeye teşvik ettiği inancı da hakikate uymamaktadır.

Bu­nun gibi bazılarının onu İsfahanlı olarak düşünmeleri de şöhretin zirvesine ora­da ulaşmış olmasından ileri gelmekte­dir.

Bazı kaynaklar hattata Şahnevâz la­kabını verip uzun ömründen dolayı da "şeyhülhattâtîn" diye nitelendirmişlerse de o esas itibariyle Abbasî unvanı ile şöh­ret bulmuştur.

Eserlerinde Ali Rızâ-yi Tebrîzî, Ali Rı­zâ, Ali Rızâ-yi Abbasî, Ali Rızâ el-Abbâsî imzalarını kullanan hattatın en tanınmış talebeleri oğlu Bedîüzzaman Hemedani ile Mahmûd Kâtib ve Ni'metullah Meşhedidir.

Ali Rızâ, aklâm-ı sittede İran'ın en kuv­vetli hattatı sayılır.

Celî-sülüs ve sülüsle yazılmış eserlerinde harflerin anatomi­si, fizyolojisi, ölçüleri ve satıra oturuşla­rı tekâmül etmiş yazı kaidelerine tamamen uygundur.

Bunlarda Osmanlı-Türk hattatlarının tesirini sezmemek müm­kün değildir.

Harfler ve harflerin mey­dana getirdiği kelimeler topluluğu, üze­rinde bulunduğu yapı ile imtizaç halindedir.

Osmanlı-Türk celî-sülüsünü andı­ran yazıları bilhassa Hâce Rebî ve Mescid-i Lutfullah'ın kitabelerinde açıkça gö­rülmektedir.

Nesta'likte ise evvelki üs­tatlardan Mâlik-i Deylemî ile Mîr Ali Herevinin yolunda yürümüş ve bu yazıyı Mîr İmâd'a yakın bir derecede yazmıştır.

Eserleri:

Sülüs ve celî-sülüs:

Kazvin'de bugün polis merkezi olarak kullanılan Âlî Kapu adlı sarayın ana kapısı kitabesi,

İsfahan'da Şah Camii ile Lutfullah Camii'nin inşa kitabeleri ve kubbe kasnak yazıları,

Meşhed'de Âsitâne-i Rızâvinin doğu ve batı köşelerinde I. Şah Abbas tarafından yapılan eyvanların kitabesi (iki kitabe),

Meşhed'de Hâce Rebî' Tür-besi'nin içinde ve dışındaki kitabeler.

Ali Rızâ'nın İran'da gelip geçen celî - sülüs hattatlarının en önemlisi olduğu anlaşı­lan bu yazılarda Osmanlı-Türk celî-sülüsüne büyük bir benzerlik sezilmektedir.

Hattatın sülüs ve nesih yazılarından çok az örnek kalmıştır.

Fezâilî, Atlas-ı Hat adlı eserinde bir kıta nesih yazısı örneği neşretmiştir (s. 350).

Nesta'lik:

Bu ya­zı ile yazılmış eserlerin çoğu murakka' ve kıtalardan ibarettir.

Önemli olanlar­dan bazıları şunlardır :

Risâle-i ‘Ayniy ye-i Şeyh Ahmed-i Gazzâlî (Mısır'da Mehmed Ali Paşa Kütüphanesi'nde);

Risâle-i Mirşâdü'l-Cibâd-ı Şeyh Necmüd-dîn Razî (İskenderiye'de özel bir koleksi­yonda);

Kitâb-ı Esrârü'n-nükât-ı Emîr Seyyid Alî b. Şihâbüddîn Muhammed Hemedânî (İstanbul'da özel bir koleksi­yonda);

Gûrandeşfte 1000 (1591-92) yı­lında yazılan altı kıta yazısı İstanbul Türk ve İslâm Eserleri Müzesi'nde bulunmak­tadır.

Meşhed'de İmam Rızâ Türbesi ki­tabesi de onun celî-nesta'likte yazdığı önemli bir eseridir.


    Warning: include(inc/other_titles.php): failed to open stream: No such file or directory in /home/eskieser/public_html/yazardetayi.php on line 667

    Warning: include(inc/other_titles.php): failed to open stream: No such file or directory in /home/eskieser/public_html/yazardetayi.php on line 667

    Warning: include(): Failed opening 'inc/other_titles.php' for inclusion (include_path='.:/opt/alt/php70/usr/share/pear') in /home/eskieser/public_html/yazardetayi.php on line 667