Hit (1061) Y-4658

Mehmed İzzet Efendi

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : E-Posta :
D.Yeri : İstanbul D.Tarihi : 1841
Görevi : Hattat Uzm.Alanı : Hat Sanatı
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : /2014-09-29 Güncelleyen : /0000-00-00

Mehmed İzzet Efendi

(1841-1903)
Rik'a yazısında çığır açan Osmanlı hattatı.
İstanbul'da doğdu
. Ali Efendi'nin oğludur. Kasımpaşa'da orta öğrenimini tamamladıktan sonra 1863'te Mekteb-i Tıbbiyye'nin idâdî sınıflan hüsn-i hat muallimliğine tayin edildi. 1868"de imtihanla seçilip yıllık 2500 frank maaşla yeni açılan Galatasaray Mekteb-i Sultânîsİ'nin yazı muallimliğine getirildi. Devamlı terfi ettirilip üç defa mütemayiz rütbesini kazanarak ölümüne kadar bu vazifesini sürdürdü. 18 Şevval 1320'de (18 Ocak 1903) Cihangir'deki evinde vefat etti ve Yahya Efendi Kabristanı'na defnedildi.
İzzet Efendi'nin hüsn-i hattı kimden meşk ettiği kaynaklarda belirtilmemekle beraber Ahmet Süheyl Ünver'in tesbiti-ne göre sülüs-nesih yazılarını Yahya Hilmi Efendi'den meşketmiş ve icazetini 1887'de almıştır. Eğer bu tarihte yanlışlık yoksa daha önceden hattı öğrenip öğretmeye başladığı 1863 yılından çok sonra geleneği bozmamak için bu icazetnameyi aldığı düşünülebilir. Esasen İzzet Efendi'den matbu olarak zamanımıza ulaşan meşk mecmualarında görülen sülüs, nesih, ta'lik gibi hat nevileri bu yazılarda isim sahibi olmuş üstatların mertebesinde değildir. Ancak Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi'nde otuz yılın üstünde devam ettirdiği hüsn-i hat muallimliği onun mükemmel bir öğreticilik vasfı taşıdığına delil sayılabilir. Mekteplerde kara tahtaya tebeşirle meşk yazma usulünü de başlatan İzzet Efendi'nin asıl başarı sahası rik'a hattındadır.
XIX. yüzyılda Osmanlılarda günlük resmî yazışmalarda hâkim olan üslûp. Mümtaz Efendi rik'ası olarak anılan çok cazip ve akıcı bir el yazısı neviydi. Süratli yazılabilmesi için harflerde teferruat olarak görülen şeyler atılmış, birden fazla noktalar birleştirilmiş, bunlar bazan harfe takılan bir çizgiyle gösterilmiştir. Diğer adı Babıâli rik'ası olan bu yazı Dîvân-ı Hümâyun, Menşe-i Küttâb-ı Askeri gibi daha ziyade kâtip sınıfının yetiştirildiği öğretim kurumlarında en mükemmel şekliyle meşkediliyordu ve göze hoş gelen gündelik bir yazı olmanın son mertebesindey-di. Önceleri Mümtaz Efendi yolunda yazan Mehmed İzzet Efendi, 1290'lârdan (1873) itibaren bu yazıyı sanatlı bir şekilde düzen altına alma yoluna girdi. Ancak bu durum rik'anın süratli yazılır vasfını kaldırdı ve başta Sami Efendi olmak üzere Babıâli rik'ası yoluna tâbi hattatlarca tasvip görmedi.
Geliştirdiği rik'a tarzını celî olarak da yazan Mehmed İzzet Efendi, celî sülüs ve celî ta'lik gibi sanat ağırlığı bulunan kitabe yazılarına karşı celî rik'a hattının da mezar kitabelerinde kullanılmasını başlatmıştır. İzzet Efendi'nin rik'a üslûbu, Mısır'dan İstanbul'a gelerek bu hattı kendisinden meşketmiş bulunan Abdürrez-zâk Avaz ve Necîb Hevâvînî vasıtasıyla Arap âlemine de yayılmış olup bugün hâlâ devam etmektedir.
Mehmed İzzet Efendi'nin celî sülüsle yazılmış bir kitabesi ve birkaç zerendûd levhası da vardır. Ancak Alman İmparatoru II. Wilhelm'in İstanbul'u ziyareti dolayısıyla yaptırılan Sultanahmet'teki Alman Çeşmesi'nin mozaikle işlenmiş 1316 (1898) tarihli sekiz beyitlik kitabesi onun imzasını taşımaktadır. Sabancı koleksiyonunda celî sülüs zerendûd olarak ustaca hazırlanmış iki levhası bulunmaktadır.
İzzet Efendi rik'a hattıyla olduğu kadar hazırlayıp neşrettiği matbu meşkle-riyle de tanınmış, bu meşklerin bir kısmı tekrar tekrar basılmıştır: Rehber-i Sıbyân ; Terce-mân-ı Hutût-ı Osmânî Hutût-ı Osmâniyye (İstanbul 1309!; Sülüs, Nesih ve Ta'lik Hurufatı İlaveli Meşk Mecmuası (İstanbul 1321); Rik'a ve Dîvânî Hurufatı ve Meşk Mecmuası (İstanbul 1324).
Mehmed İzzet Efendi'nin, Dârüşşafa-ka'da ve kendisinden sonra Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi'nde hüsn-i hat muallimliğinde bulunan Hafız Tahsin (Hilmi) Efendi ile ortaklaşa hazırladıkları meşklerde mevcuttur: Hat Risalesi ;[515] Meşk Mecmuası ; Htıtût-ı Osmânî Yazı Numuneleri (İstanbul 1307).
Mehmed İzzet Efendi, kendisinden önceki kuşaktan "Eyüplü" yahut "Okçubaşı" lakaplı hattat Mehmed İzzet Efendi ile (ö. 1306/1889) karıştırılmamalıdır; bu zat Hâşim Efendi çırağı olup dikkate değer celî sülüs istifleriyle tanınır.