Hit (3296) K-1267

el Ahlak ve es Siyer fi Mudavat en Nufus

Yazar Adı : İbn Hazm, Ali b. Ahmed b. Said İlim Dalı : Ahlak
Kitap Dili : Kitap Tipi :
Konusu : Sitedeki Kayıt Türleri :
Ekleyen : /2014-10-11 Güncelleyen : Fıkıh Dersleri/2014-10-17
Mudavatu'n Nufus
İbn Hazm'ın (ö. 456/1064) ahlâka dair eseri.

Telif edildiği dönemden itibaren çeşitli isimlerle anılan eserin yaygın adı, birinci bölümün başlığını oluşturan "müdâvâtü'n-nüfûs ve ıslâhu'l-ahlâk" ifadesiyle ilgili olmalıdır.

Ayrıca önsözde kitabın yazılış amacı da aynı terimlerle açıklanmaktadır.
Kitabın diğer bir adı el-Ahlâk ve's-siyer olup bu da bir bölüm başlığıdır.
Her iki isim birleştirilerek el-Ahlâk ve's-siyer fî müdâvâti'n-nüfûs şeklinde de anılmaktadır.
Bizzat müellif de eserini değişik isimlerle zikretmektedir.
Meselâ 439 (1047) yılından önce kaleme aldığı bilinen et-Takrîb li-haddi'l-mantık adlı kitabında eseri Fî Ahlâki'n-nefs ve Fi Ahlâki'n-nefs ve's-sîreti'l-fâzıla şeklinde kaydeder.
Müellifin buradaki ifadelerinden et-Takrîb'i telif ettiği sırada Müdâvât'ı yazmayı planladığı anlaşılmaktadır.
et-Takrîb'âe pratik aklın tanımı ile Müdavât'taki tanımlama aynıdır. Ayrıca akıl gücünün ahlâkî hayattaki kontrol edici işlevi de et-Takrîb'de belirttiği şekilde- Müdâvâtü'n-nüfûs'ta müstakil bir başlık altında ele alınmaktadır.
Bu benzerlikler eserin İbn Hazm'a aidiyeti konusunda şüpheye yer bırakmamaktadır.
İbn Hazm'a en yakın kaynak olan İbn Hayyân'ın günümüze ulaşmayan el-Metîn adlı eserinden aktarmalarda bulunan İbn Bessâm ve aynı kaynağı izleyen Yâkût eserin adını İbn Hazm'ın atfında olduğu gibi Kitâbü Ahlâki'n-nefs şeklinde vermekte, Makkarî de aynı bilgiyi tekrarlamaktadır. Zehebî ise İbn Hazm'ın ikinci atfında geçen "ahlâk" ve "sîret" kelimelerinden ötürü olsa gerek iki cilt zannettiği eseri es-Siyer ve'l-ahlâk adıyla anmaktadır. Kitabın isimleri içinde en uzunu, İhsan Abbas'ın 1956'daki neşrine esas aldığı bir yazmaya ait olup Risale fî Müdâvâti'n-nüfûs ve tehzîbi'l-ahîâk ve'z-zühd ve'r-rezail şeklindedir. "Müdâvâtü'n-nüfûs" tabiri aynı zamanda eserin merkezî terimlerinden olup bu durum, İslâm ahlâk felsefesinin İlk dönemlerinden itibaren ahlâk meselelerine hastalık ve tedavi şeklindeki tıp terimleriyle yaklaşma geleneğinin bir sonucudur.

Eserin çeşitli sayfalarında farkedilen tecrübeli insanlara has üslûba bakıldığında Müdâvâfı bir olgunluk dönemi ürünü saymak gerekir. Meselâ yaşlılığın belirtisi olarak elden giden güzellikten söz ederken İbn Hazm'ın kendi yaşlılığına göndermede bulunması bunu desteklemektedir. Kitapta yer alan döneminin ilim adamlarıyla ilgili bazı bilgiler de aynı izlenimi vermektedir.
Ahlâkî ve hikemî özdeyişlere sıkça başvurularak tahlil yönteminden zaman zaman uzaklaşilmış olsa da eserin bir iç bütünlüğe sahip olduğu görülmektedir. Bir mukaddime ve on iki bölüm halinde düzenlenişi de bu bütünlüğü bir ölçüde yansıtır.
Müellif mukaddimede eserini yazarken dayandığı birikimden söz etmekte ve telif amacını dile getirmektedir. "Ruhların Hastalıkları ve Ahlâkın Düzeltilmesi" başlığı altında bütün insan davranışlarının temelinde yatan ve ahlâkî bir dengeye oturtulmaması durumunda manevî hastalıklara yol açan kaygıdan kurtulma meselesi ele alınmaktadır. "Akıl ve İç Huzuru" adlı bölümde aklın ahlâkî erdemlere dayalı huzurlu bir hayatı mümkün kılmadaki önemi üzerinde durulmakta, "İlim" başlığı altında, bilgi peşinde geçecek bir hayatın insanı anlamsız çaba ve kaygılardan uzaklaştırdığı ve onu Allah'a yaklaştırdığı teması işlenmektedir. "Ahlâk ve Yaşama Biçimi", kaygının giderek insan ruhunda olumsuz sonuçlar doğurmasını önleyecek ahlâkî bir hayat tarzı hakkındaki öğütleri, erdemlilik üzerine yapılmış, yer yer kişisel gözlem ve tecrübelere dayalı tahlilleri içeren bir bölümdür. "Kardeşlik, Arkadaşlık ve Öğüt Verme" ile "Sevgi ve Türleri" başlıkları, ahlâkın yalnızca ferde ilişkin bir nitelik olmayıp erdem fikrine dayalı toplumsal ilişkiler ağı içinde gerçekleşeceğini okuyucuya hatırlatmaktadır.
Müellifin fizikî güzellik konusundaki bir soruya kısaca cevap verdiği ara bölümde güzelliğin izafî olduğu ve herkes için geçerli bir tanımının bulunmadığı vurgulanmaktadır. Ardından Hz. Peygamber'in bir yetkinlik ve erdemlilik ölçüsü diye nitelendirildiği ve temel erdemlerin ele alındığı bölüm gelmektedir. Daha sonraki bölümde ahlâkın bozulması ve tedavi yolları meselesi yeniden ele alınmakta, psikolojik bir rahatsızlık olarak kendini beğenmişlik üzerinde genişçe durulmaktadır. Eserin sonlarına doğru ahlâkî değerlere ilişkin bazı özel tesbitler, şöhret eğilimi, ilim meclislerinde izlenecek ahlâkî tutum ve edep ölçüleri söz konusu edilmektedir.
Müdâvâtü'n-nüfûs, genel özelliği itibariyle dinî ahlâk literatürüne ait olup müellifi dinî ölçü ve değerlere sıkı sıkıya bağlıdır. Meselâ İbn Hazm, eserin tamamında erdem kavramıyla ilgili birçok teorik ayrıntıya girmekle birlikte temel düşüncesini, "Dini olmayanın ahlâkı da yoktur" gibi özdeyişlerle hissettirmekte, erdemli olup kurtuluşa ermek isteyenlerin Allah resulünün ahlâkını izlemesi gerektiğini belirtmekte İslâm peygamberini bütün faziletlerin kendisinde toplandığı örnek şahsiyet olarak tanımlamaktadır. "Rabbinin azametinden korkup nefsi boş arzulardan alıkoyan kimsenin varacağı yer cennettir" mealindeki âyet İbn Hazm'a göre bütün erdemleri kendinde toplayan bir ahlâkî ilkeye işaret etmektedir. Müellifin, ahlâk anlayışını ortaya koyarken metnin dokusunu felsefî kavram, yaklaşım ve literatür dünyasına açık tuttuğu da gözlenmektedir. Çözümlemelerini yer yer hulk-tabiat, fazîlet-rezîlet, şehvânî-gadabî-nâtık nefis, lezzet-elem, saadet-şakavet vb. terimlere dayandırması, ahlâk konusunda eser vermiş eski ve yeni filozoflara atıfta bulunması eserin ahlâk felsefesine bakan yönünü ortaya koymaktadır. Ancak İbn Hazm sadece bir aktarıcı gibi davranmamış, geçmiş teorik birikimi kendi gözlem ve tecrübelerine ait verilerle birleştirmiştir.
Eserdeki akıl-nakil ilişkisi müellifin temel yaklaşımında daha açık biçimde ortaya konmuştur. Bunun ilk önermesi kaygıdan kurtulmanın bütün insanların davranışını yönlendiren yegâne saik olduğu ikinci önermesi de kaygıdan gerçek anlamda kurtulmanın Allah'a yönelme ve âhiret için çalışma dışında bir yolunun bulunmadığıdır. İlk önerme gözlem ve okuma çabalarının ardından ulaşılmış aklî bir genellemedir. İbn Hazm, bu genellemeyi Allah'ın aydınlat-masıyla ulaştığı özgün fikir olarak değerlendirmektedir. İkincisi gerçek kurtuluşu dinde gören bir zihniyet dünyasının tezahürüdür. İslâm ahlâk felsefesi literatüründeki elemden kurtuluş meselesine dair fikirleri gözden geçirmiş olsa da İbn Hazm'ın bu meseleyi ele alış tarzının belli bir özgünlük taşıdığı görülmektedir.
Müdâvâftaki ahlâk ve karakter, erdem ve erdemsizlik, ahlâk bilgisi, pratik akıl, haz, dostluk ve sevgi gibi kavramlar hakkındaki çözümlemeler şöyle özetlenebilir: Müellif, ahlâkî bünyeyi oluşturan temel nitelik ve şartların bir yönüyle tabii özellik taşıdığını, diğer yönüyle de ilâhî bir bağış olduğunu ileri sürmektedir. Tabii unsurların birleşimi, insan tercihini aşacak biçimde belli bir fizyolojik yapının oluşumunu sağladığı gibi erdemli olmayı mümkün kılan imkân ve şartların insan iradesini aşan bir ilâhî bağış olma niteliği de vardır. Meselâ başlı başına bir değer olan ilim, bütün iradeye dayalı kazanımların ötesinde ilâhî bağış olmaksızın gerçekleşemez. Ayrıca bu erdem bile kişinin güzel ahlâklı olmasına yetmeyebilir. Sayıları az da olsa bazı sıradan insanların güzel ahlâklı olduğu, buna karşılık nebevî ve felsefî birçok bilgi kaynağından beslendikleri halde azımsanmayacak sayıdaki insanın bayağı bir ahlâkî hayat yaşadığı görülebilmektedir. Bu tesbit güzel ahlâkın bir ilâhî bağış olduğunu göstermektedir. Asıl olan ahlâkî yapının niteliği ve zor da olsa deği-şebilme yeteneğidir. Nitekim İbn Hazm, ahlâkî yapısının değişeceğine önceleri inanmazken bunun böyle olmadığını bir hastalık sebebiyle bizzat kendisinde gözlemlemiştir. Ahlâkın iyi yönde değişmesi için yapılacak iş doğru bilgi ve erdemli davranış bütünlüğünü sağlamaktır. Yalnızca peygamberler, saf tabiatları ve doğrudan Allah tarafından eğitilmiş olmaları sebebiyle diğer insanlardan ahlâk bilgisi edinmeye ihtiyaç duymaz .
Müellif erdemi, Aristocu geleneği izleyerek "ifrat ve tefrit denilen iki aşırı ucun ortası" şeklinde tanımlamaktadır Eflâtuncu üçlü nefis teorisi üzerine kurduğu, klasik ahlâk kitaplarında çoğunlukla hikmet, şecaat, iffet, adalet şeklinde sıralanan erdem şeması farklı bir terminolojiyle adalet, derin kavrayış, şecaat ve cömertlik diye verilmektedir. Bu dört ana erdeme karşılık dört erdemsizlik ise zulüm, bilgisizlik, korkaklık ve cimriliktir. Diğer erdemler dört ana erdemin birleşiminden meydana gelir. Bazı erdemler ise ana erdemlere göre tür konumundadır Ahlâkî olgunluğa doğru yol alan kişinin peygamberler dışında kimsenin mükemmel olmadığını bilmesi gerekir. Bazı maddî, fizyolojik veya biyolojik üstünlüklerle böbürlenmek, şöhret tutkunu olmak erdem yolunda ifsat edici etkiye sahiptir. Bunun yanı sıra dünyevî hazlar karşısında ihtirasa kapılmak da bütün küçük düşürücü ve kaygı verici durumların ana sebebidir.
Eserde vurgulanan, dünyevî olanın geçiciiiğiyle kaygıdan kurtulmanın yalnızca uhrevî bir yönelişle sağlanacağı düşüncesi müellifin dostluk ve sevgiye İlişkin tesbitle-riyle tamamlanmaktadır. Buna göre dostluk ilişkileri doğruluk, dayanışma, başkasını tercih, sırdaşlık, öğütlere açık olma, hoşgörü gibi hasletlerin yeşerdiği ortamı hazırlar. İbn Hazm sadece Allah için olan dostluk ve kardeşliği anlamlı bulmakta, ister erdemli bir hayat İçin dayanışmayı isterse de saf sevgiyi amaçlasın yalnız bu tür dostluğun gerçek olduğunu belirtmektedir.

Müdâvâtü'n-nüfûs'un günümüze iki yazması ulaşmıştır.
Bunlardan ilki İhsan Abbas'ın neşrinde esas aldığı X. (XVI.) yüzyıla ait bir mecmua içinde yer almaktadır. Bu yazmanın mevcut yegâne nüsha olduğu şeklindeki kanaatin aksine eserin İstanbul'da bir başka nüshası daha bulunmaktadır.

Kitabın XX. yüzyılın başından itibaren çok sayıda baskısı yapılmıştır:
Mustafa el-Kabbânî Muhammed Hâşim el-Kütübî Ahmed Ömer el-Mahmesânî Muhammed Edhem el-Matbaatü'l-Cemâliyye, İhsan Abbas NadaTomiche Dârü's-sekâfeti'l-Arabiyye Fuâd E. el-Bustânî, Abdurrahman Muhammed Osman Dârü'l-âfâkı'l-cedîde Mâcid Fahrî Müessesetü Nâsiri's-sekâfıyye Eva Riad Tâhir Ahmed Mekkî, Dârü'l-kütübi'l-ilmiyye Ebû Huzeyfe İbrahim b. Muhammed Âdil Ebü'l-Muâtî. Müdâvât'ın İspanyolca tercümesi M. Asin Palados Fransızca çevirisi Nada Tomiche İngilizce tercümesi Muhammad Abu Laila tarafından yapılmıştır.
Eseri Selahattin Kip Nefislerin Tedavisi başlığıyla Türkçe'ye çevirmiştir

...