Hit (650) Y-2354

Hasan Mezarcı

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : 19.Yüzyıl E-Posta :
D.Yeri : Düzce /Aydınpınar D.Tarihi : 1954
Görevi : Hatip,İmam,Milletvekili,Müftü Uzm.Alanı : Siyaset Adamı
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Almanca, Arabça Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : /2008-02-23 Güncelleyen : /0000-00-00

Hasan Mezarcı
Düzce Aydınpınar (şakuç hacı ibrahim) köyünde doğdu.
Anne tarafından trabzon, baba tarafından batum kökenli.
Kur'an, eski yazı, dini tahsil'ini köy'de aile'sinden ve hocalar'dan ilkokul çağı'nda aldı.
İlkokul'dan sonra düzce merkez kur'an kursu'na gitti.
Hafız mehmed ve hafız kadir hocalar'dan hıfzını,
Hacı hafız hasan efendi'den tahsil'ini tamamladı.
Kısa bir süre çilimli kazası'nda özel arapça okudu.
1970-1971 de düzce imam hatip lisesi'ne girdi.
Bu arada düzce müftülüğü'ne bağlı olarak cuma camii'nde fahri cuma hatipliği yaptı.
Daha sonra düzce müftülüğü'ne bağlı olarak ilk resmi hocalık görev'ini yaptı.
Aynı yıllar'da mttb düzce teşkilatı'nın kurucu üyeliği'nde ve ilk teşkilat başkanlığı'nda bulundu.
1976-1977 öğretim yılı'nda imam hatip'ten mezun oldu ve aynı yıl
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesine girdi.
Öğrencilik yılları'nda tarım bakanlığı'nda ve dib da memurluk, ankara merkez müftülüğü'ne bağlı hem hum camii'nde imam hatiplik yaptı.
1982 de ilahiyat'tan mezun oldu.
Ağrı/eleşkirt, sakarya/akyazı ve Istanbul ümraniye müftülükleri'nde bulundu.
Ankara 6.kolordu ve sıkıyönetim komutanlığı merkez karargahı'nda basın ve halk'la ilişkiler subayı olarak askerliğini yaptı.
1991 de rp istanbul milletvekili seçildi.
Meclis'e girdiği gün'den itibaren yakasına osmanlı devlet arması taktı.
Evli ve 6 çocuk babası.

Eserleri:

  • Kavgamın perde arkası (1996 köln)

Ben, batı'daki kıyamlar'ın, özellikle düzce merkezli kıyam'ın merkez'inde bulunan bir aile'nin çocuğu olarak, hem bu Kıyamlar'ın perde arkasını ve hem de şeyh said ve dersim kıyamı'nı, bu mesele'yi andıkça dolan bir dede'nin kucağında dinledim. Resmi tarih öğretisi'nden değil, canlı şahidler'inden dinleyerek büyüdüm.
Resmi tarih öğretisi ve kemalizm korkusu öyle korkutmuş, öyle çarpıtmış ki ve öyle unutturmuş ki, şimdi düzce halkı bile, düzce kıyamı'nın o dönem'de devlet yanlısı ve işgalci'yle işbirliği yapan m.kemal karşıtı bir şanlı kıyam olduğunu bilmiyor da, kurtuluş'a ve devlet'e karşı yapılmış bir isyan zannederek geçmişler'inden utanç duyuyor ve kemalizm'den özür dileyerek, günah çıkarma edebiyatı geliştiriyorlar.
1991 türkiyesi şartları'nda ağız'a alınması dahi mümkün olmayan konular'ı resmen meclis ve medya gündemi'ne getirerek, dil'e vurulan pıranga'yı kırmaya öncülük etme misyonumuz hedef'ine ulaşmışsa ve artık herkes ve her kesim, tabu sayılan konular'ı açıkça konuşabilir hale gelmişse, bu büyük aşama'da hem bedel ödeme ve hem de öncülük payı yyh'ne (yeniden yapılanma hareketi) aittir.
Özal politika'sının hassas dengeleri kavranılmış ve uygulanmış olabilseydi, hem de bu kadar can ve mal kaybı olmaz, hem tarihi kerkük ve musul meselesi'yle birlikte kürt meselesi de halledilir ve hem de bugün su ve toprak bahanesiyle yaramaz komşular, dört bir yanımızdan kapı'ya dayanmazdı.
YYH farklı toplum kesimleri üzerinde bir dursun fakı, bir akça koca, bir koca ali, bir şeyh edebali ve bir de osman gazi misyonu icra edebilecek 5 adam bulunabilirse.
Dar, radikal, marjinal ve fanatik osmanlı ittihatçılığı ve kuvayı milliyeciliği siyaseti ile, klasik osmanlı siyaseti'nin evrensel kucaklayıcılığı ve hassas temsil ve denge politikaları arasındaki fark anlaşılıncaya kadar, yolumuza devam edeceğiz demektir.
Kemalizm'e karşı vermiş bulunduğumuz açık, ilkeli, kararlı ve sabırlı kavga'nın çoşkusuyla ayağa kalkmış milyonlarca sempatizanımıza, bir de türk birliği ve islam birliği edebiyatı'yla doping yapmaya kalksaydık ve bu çerçeve'de bir radikal söylem ve vaad'de parti kurmaya kalkmış olsaydık yyh şu anda büyük bir parti olmuş olurdu.
Fakat böyle bir siyasi parti, mevcut ittihatçı partiler'e bir yenisini daha ilave etmiş olmaktan başka bir iş'e yaramaz ve en fazla bizim de bir taban'ı sağmamıza ve türk ve islam dünyası'nı vurdurma geleneği'ne katkı'da bulunmamıza vesile olurdu.
Bizim farklı toplum kesimleri'nin tabii sözcüler'iyle birlikte müşterek bir vitrin ve proğram oluşturma gayretimiz, ittihatçı siyaset geleneği'ne ve fanatizm'ine alıştırılmış farklı toplum kesimleri tarafından kuşku'yla karşılanmakta ve bu kesimler'in tabii sözcüleri de, böyle bir siyasi hareket vitrini'nde birlikte yer almaya kalkmaları halinde, tabanlar'ından gelecek tepkiler'i göğüsleyememekten, anlaşılamamaktan ve tamamen yalnızlaşmaktan korkmaktadırlar.

Ali Sükrü Bey Cinayeti:
Meclis'e sunduğu ilk meclis araştırma önergesi oldu.
Önergemiz bir hafta boyunca meclis iç tüzüğü'ne aykırı olarak meclis genel sekreterliği'nde bekletildi.Cumhuriyet tarihi'nde ilk defa herbiri meclis ve ülke gündemi'ne birer bomba gibi düşen ve kemalizm'in ve çetebaşları'nın beyninde patlayan önerge ve açıklamalarımız karşısında, derhal teşkilat ve medya çeteleri hareket'e geçirilmiş ve organize ölüm tehdidleri, telefonları, faksları ve mektupları yağmaya başlamıştır.daha meclis'e adım'ımızı attığımız gün başlayan yemin krızi, 5 ay sonra verdiğimiz "i.meclis'e yapılan darbe ve ali şükrü bey cinayeti" ile ilgili meclis araştırma önergemiz'le zirve'ye çıktı.
İlk grup toplantısı'nda rp milletvekilleri'ne "ya bu önerge'den imza'nızı çeker ve önerge'yi düşürürsünüz veya parti'den istifa edersiniz" santaj'ı yaparak imza çektiren ve önerge'yi düşürten asiltürk, sırf imza'yı çekmediğimiz ve diğer parti milletvekilleri'nden imza yeter sayısı'nı tamamlayarak önerge'yi meclis ve ülke gündemi'ne soktuğumuz için çöleşan'la aynı gün mitçi olduğumu medya'ya söyledi.
Parti içi kriz zirve'ye tırmanmış ve 1992 yazı'nda altınoluk'ta erbakan'la 4 saatlik bir görüşme yaptım. Erbakan , asiltürk'ün parti'yi ve kamuoyu'nu aleyhime geçirme faaliyetler'ini, kendi bilgisi ve talimat'ı doğrultusunda yaptığını itiraf etmiş ve sonuç olarak "ya bu önerge'den vazgeçer ve kayıtsız şartsız emrime girersiniz, ya da istifa edersiniz" demiştir.
Aslında erbakan meclis'e girdiğimiz ilk 6 ay'ın sonu'nda resmen istifa etmemizi istemiş ve fakat bizim duymamazlıktan gelmemiz üzerine resmen ihraç etme girişim'ini başlattı... Bir tek konferans veremez hale getirildim. 27 mart 1994 yerel seçimleri'ne kadar böyle sürdü.

Darbeler ve kontr gerilla meclis araştırma önergesi:

Mart 1992 de önerge'yi verdikten sonra erbakan , kazan'la birlikte bizi makam'ına çağırmış ve önerge'yi geri çekmemi istemişti. Kontr gerilla albayı tarafından uyarıldığım söyleniyordu.
Nokta dergisi'ne biraz da speküle edilerek verilen açıklamam, anında etki'sini göstermiş ve muhtemelen daha fazla açıklama yapabileceğime dair bir baskı doğurmuştur. Fakat baskı altı'nda kalan üst mekanizmalar , açıklamam'la ilgili olarak ankara cumhuriyet savcılığı'nda bir soruşturma başlattılar.
Bizim önergemiz, genel başkan'a, parti ve tehdid baskıları'na rağmen engellenemeyince ve resmen meclis gündemi'ne girince, aynı dönem'de shp adıyaman milletvekili celal kürkçüoğlu ve arkadaşları da yine kontr-gerilla konu'sunda bir meclis araştırma önergesi hazırlattı. Hükümet krizi çıkartmamak için geri çekmek zorunda kaldılar.
Bu arada bir kontr-gerilla önergesi de dep milletvekili mahmut alınak ve arkadaşları tarafından verilince, tam kontr gerilla'nın istediği zemin doğdu. İki önerge birleştirilerek meclis gündemi'ne alındı. Böylece pkk allerjisi'ne kurban edilerek konu'nun araştırılmasına gerek olmadığı meclis'e onaylatıldı. 110 evet, 118 red oyu.

Bandırma konuşması:
Basında m.kemal'e katil diyerek hakaret etmekle suçlandı.

Said Nursi'nin iade-i itibari:
Said-i nursi'nin naaş'ının araştırılması ile ilgili meclis araştırma önergesi dahi, medya, devlet, cemaat ve siyaset patronları'nı müştereken korkutuyor. 1960 darbecileri'nin bir gece operasyonu'yla urfa'daki qabr'ini kırdıkları ve naaş'ını bir askeri uçağa koyarak yokettikleri nursi'nin naaş'ının, bu tecavüz'ü yapan devlet tarafından yerine iade edilmesi ve bu münasebet'le iade-i itibar'da bulunarak, resmen yapılan bir tecavüz'e karşı, resmen özür dilenmesi çerçeve'sinde verdiğimiz bir önerge, tahminlerimiz'den çok daha geniş bir çevre'yi müştereken karşımıza dikmiştir. Önerge komisyon'da kabul edilerek, bir alt komisyon oluşturulmuş ve alt komisyon başkanı sıfat'ıyla resmen çalışmaya başlamıştık.
Başta konya ve urfa valilikleri olmak üzere, meclis ve devlet arşivleri'ne müracaat ederek ve yazılar yazarak bu devlet tecavüzü'nün belgeler'inin komüsyon'umuza verilmesini istedik.
Said-i nursi'nin yakınları'ndan başlayarak, dönem'in mbk üyeleri madanoğlu'na ve türkeş'e kadar, bilgili ve ilgili olan geniş bir çevre'yle görüşmeler yapmaya, meclis komisyonu'na sunacağımız resmi rapor'u hazırlamaya koyulduk.dönem'in meclis başkanı cindoruk, demirel ve özal'la görüşmeler yaparak arşiv belgeleri'nin verilmesi konu'sunda yardımlar'ını istedik.. Demirel iş'in başında son derece olumlu yaklaşmış ve belgeler'in verilmesi için içişleri bakanı'nı hareket'e bile geçirmişti.
Tam mesele'ye yaklaştık ki, eski bir polis şefi ve milletvekili meclis kulisi'nde, said-i nursi önergesi'nin mgk gündem'ine konu olduğunu ve hatta bu konu'yla ilgili olarak demirel'in zor durumda bırakıldığını söyledi... Aynı hafta süleyman bey, peşpeşe demeçler patlatmaya ve naş'ı araştırmaya gerek olmadığına ve hatta iade-i itibar talebinin de yanlış olduğuna dair demeçler vermeye başladı.
Raporumuz'u hazırlayarak meclis komisyonu'na sunduk ve bu rapor'un görüşülmesine, onaylanmasına ve hem de said-i nursi'ye iade-i itibar kararı alınmasına ve hem de, naaş'ının, tecavüz'ü yapan devlet tarafından ve hükümet aracılığı ile urfa'daki kabrine iade edilmesi karar'ı alınmasına muvaffak olduk..
Meclis komisyonu'nda yapılan oylama'da iade-i itibar ve iade-i kabir kararı alınca, başta o gün'ün sol partileri olmak üzere tam bir şok yaşanmış ve bu karar'ın bozulması ve oylama'nın yenilenmesi için liderler'e resmi yazılar yazılarak, resmen milletvekilleri'ne baskı yapmaları istenmiştir.önergemiz esnasında bize samimiyet'le yardımcı olmaya çalışan özal'ı rahmet'le anıyorum.

Dokunulmazlığın kaldırılması:
1994 de mezarcı'nın dokunulmazlığı kaldırıldı. Depli milletvekilleri'yle birlikte meclis'ten atılmamız için refah kurmayları'nın da işbirliği'yle anayasa ve adalet komisyonu'nda resmileşti. Suç gerekçesi atatürk'e hakaret'ti.

Köln günleri:
1996 mart'ında köln'e geldi. Türkiye'de hakkında tutuklama kararı çıktı. Çeşitli gazeteler kendisi ile mülakat yaptı.
Efendim med tv'de neden konuşmusum? Sanki kanal 7'de, tgrt'de veya samanyolu tv'de 5 dakika konuşturdunuz"
Menderes ve özal'ın birer siyasi iktidar başları olarak, bu ülke'ye yaptıkları büyük hizmetleri ayrı bir değerlendirme ve övünç konusu olarak tutuyor ve bu mesele'yi, tabular'ı yıkma ve türkiye'deki zihinsel değişim'e önderlik etme boyut'uyla değerlendiriyorum.
Çankaya'da makam'ında yaptığımız bir görüşme esnasında özal bunu bana aynen ifade etmiş ve kendi konum'unun daha açık konuşmaya el vermediğini, kemalizm'i tarihi sürekliliği içinde, somut önerge ve olaylar'la resmen sorgulama geleneği başlatarak, meclis'te ve siyasi arena'da tarihi bir misyon icra ettiğimizi, bu misyon'umuzu yakından takip ettiğini ve gönül'den desdeklediğini ve bunun türkiye için ileri bir safha olduğunu ve çok önemli sonuçlar doğuracağını, korkmadan ve ilkeli bir biçimde sonuna kadar devam etmemiz gerektiğini belki biraz da abartarak ve iltifatlar ederek söylemiştir.
Aslında , karabağ işgali'yle ilgili bilgi vermek ve neler yapılabileceğine dair görüşler'imizi arzetmek üzere yaptığımız görüşme esnasında özal, konu'yu bu tarafa kaydırmış ve bize uygulanan ağır baskı ve tehdidleri çok iyi bildiği için olsa gerektir ki, moral vermeye ve doping yapmaya çalışarak ve duvar'da asılı m.kemal posterini göstererek "mezarcı inşallah çok sürmez, bu posterler bu duvarlar'dan iner" diyerek konuşma'yı bitirmiştir.
Makam'ı, konum'u, partisi ve içinde bulunduğu şartlar el vermediği halde, soyut bir uslup'la da olsa sık sık sistem'in tartışılması gerektiğini, tabular'ın yıkılması gerektiğini gündem'e getirerek tarihi bir büyük misyon icra eden ve fakat siyasi hayat'ını riske ederek yalnızlaşan ve hatta can'ını dahi riske eden özal'ın öldüğünü izmir'de bir konferans esnasında öğrenince, birden çankaya'daki o görüşme'deki özal'la birlikte, topal osman ve ali şükrü bey senaryoları aklıma gelince, beynimden aşağı kaynar sular dökülmüş gibi yanmaya ve içim'in eridiğini hissetmeye başladım.
Ne kadar duygu yoğunluğu içinde olursam olayım kendimi frenlemeyi ve seyirci önünde ağlamamayı başarabildiğim halde, ilk defa o konferans'ta bir şiir okurken gözlerim boşaldı ve ağladım. Konu'yu detaylar'ıyla bilmediğim için orada bu ölüm meselesine hiç temas etmeden aydın yolu'ndan ve aydın kongresi'nde de bir konuşma yaparak derhal ankara'ya dönüp, çankaya'ya gittim.
O gün erzurum'da bulunan ve bütün liderler proğram'ını iptal ederek ankara'ya döndükleri halde, proğram'ını iptal etmeyen ve hatta önemsiz bir mesele'ymiş gibi açıklama yapan erbakan ve kurmayları ciddi tepkiler almışlardı. Hatta asiltürk milletvekilleri'ne taziye için çankaya'ya çıkmamaları konu'sunda talimat bile vermeye kalkmış ve fakat bu durum'un kamuoyu önünde çok çirkin bir görüntü meydana getireceği ve parti'ye puan kaybettireceği yönünde görüşler belirtilince, daha sonra refah kurmayları şeklen bir taziye'de bulunmuşlardı.
Korkunç bir menderes ve özal düşmanlığı kültürü oluşturan ve sağlığında özal'ın hiçbir davet'ine katılmadıkları ve cumhurbaşkanlığı'nı bir tek kere onaylamadıkları halde, demirel'in önünde hergün takla atan refah zihniyeti'nin, bu korkunç özal düşmanlığı'nı anlayabilmiş değilim.
Aydın Menderes parti kurunca, amerika'nın kendi partiler'ini böldürmek için menderes'i piyasa'ya sürdüğünü ileri sürerek, demediğini koymayan refah kurmayları'nın, şimdi menderes ve 46 ruhu edebiyatı yapmaları, menderes soyadı'nı kucağa çekmiş olmaktan ve aslında celal bayar misyonu'nun devamı olduğu halde, menderes'in devamı gibi göstererek ölü ticareti yapmaktan kaynaklanan çirkin bir siyasi istismar'dır.
Taziyede bulunmak üzere gittiğim çankaya'da, o gece özal'a mutlaka otopsi yapılması gerektiğini ısrarla belirttiğim halde, şimdi özal'a suikast yapılmış olabileceği imajı doğuran konuşmalar yapan özal soyadlı kişiler'in, o zaman neden otopsi yapılmasını engellemiş olduklarını da bir türlü anlayamadım. Daha doğrusu onlar mı engelledi, yoksa bir takım dosya şantajları'yla birtakım güçler mi engelledi?"
Meclis kürsüsü'nde kamer genç'in saldırı'sına maruz kalan meclis başkanı yılmaz hocaoğlu'nu bu münasebetle makam'ında ziyaret ettiğimizde aynen şöyle demişti: " mezarcı, hiçbir saldırı, hırsızlık , yolsuzluk ve cinayet yapanın yanına kar kalmaz. Nasıl olsa bir gün bir mezarcı çıkar ve 70 yıl önce işlenmiş olan bir ali şükrü bey cinayeti'nin hesab'ını resmen sorduğu gibi, bunların da hesab'ını sorar."
1991 de tbmm'nde başlattığımız ve ilk rejim muhalifi açık beyannamesi'ni de meclis'te yayınladığımız yyh sırf bu gerekçe'yle meclis ve yasal, siyaset plartformu'nun dışına atıldığına ve şahıslarımız'a siyaset yasağı getirildiğine göre, şu andan itibaren yyh'nin fiili bir siyasi parti olduğunu ilan ediyorum. Bundan sonraki hedefimiz, bize ve siyasi hareketimiz'e karşı uygulanan medya, siyaset ve devlet terörü'nü yasadışı ve illegal ilan etmek ve asla karşı bir cebr, şiddet ve terör yöntemi'ne başvurmadan, rejim'e karşı fiili bir sivil direniş hareketi teşkilatlanması ve millet muhalefeti direnişini başlatmaktır.

Yeniden Yapılanma Hareketi Beyannamesi:

YYHadıyla başlattığımız siyasi hareket'in gayesi "tek parti dönemi devrimleri'ne göre şekillendirilmiş devlet ve millet" dayatması yerine, "milletimiz'in talepler'ine göre şekillenebilen devlet"i ikame etmek ve farklı millet mozayığımızın farklı taleplerini karşılayabilecek şekilde, anayasa'yı ve devlet'i yeniden yapılandırmaktır.
Bir başka ifade'yle, efsanevi bir dogma gibi tepe'den indirilmiş, hikmet'inden sual etmek milli günah sayıldığı için sorgulanamıyan, sadece itaat edilen, vermeye mecbur olmayan, ama hep almaya hakkı olan, vatandaşları tarafından değiştirilmeyen, şekillendirilmeyen, ama vatandaşlar'ının istediği kalıb'a sokarak şekillendiren ceberrut devlet anlayışı'nı ters yüz ederek, türkiye'yi, demokratik (millet iradesine dayanan) bir huquq bölge ve dünya devleti'ne dönüştürmektir.


Gerekçe Ve Tespitler:
İttihat ve terakki fırqası (itf) nın devamı olan cumhuriyet halk fırqası'nın (chf) 6 oklu devrimler'inden "cumhuriyetçilik" diktatörlüğe, "halkçılık" halkı soyan imtiyazlı bir rantiye sınıfı oluşumuna, devrimcilik" darbeciliğe, "devletçilik" kamu bankaları kitler ve bitler aracılığı ile sömürü ve yolsuzluğa, atatürk milliyetçiliği" ırkçılığa, "laiklik" dinsizliğe dönüşmüş ve devlet bu yanlış tek parti yapısı üzerine bina edilerek şekillendirilmiştir.
Atatürk İlke ve Inkılapları adı verilen, tek parti devrimleri üzerine bina edilmiş bu yanlış devlet-millet yapısı, darbe anayasaları silsilesiyle "değiştirelemez ve eleştirilemez" kılınarak, putlaştırılmış bir kuramasal yapıya dönüştürülmüş ve böylece proplemleri çözmesi gereken devlet yapısı, proplemlerin kaynağı haline gelerek, proplem üreten dev bir yapıya dönüşmüştür.
Bütün resmi ve özel kurumların, partilerin, meclislerin ve iktidarların chf nın altı oklu devrimleri doğrultusunda faaliyet yapacaklarını, bunlara aykırı hiç bir faaliyette bulunamıyacaklarını, bu devrim ve ilkeleri değiştiremiyeceklerini, eleştiremitecekerini ve bunlara aykırı hiçbir değişiklikte bulunamayacaklarını hükme bağlayan darbe pek fazla bir önemi olmadığı son 50 yıllık acı tecrübelerle anlaşılmıştır.
Bütün partilerle ve devlet kurumlarıyla birlikte devlet ve milletrin, chf devrimlerine bağlı kalmaya mahkum edildiği, böylece ceberrut bir halk partisi devleti yapısı içinde, açıklık, değişim, demokratikleşme ve yeniden yapılanma da mümkün değildir.

Proğram Ve Teklifler:
YYH'nin gayesi, milletimizin tarihi, coğrafi, kültürel, dini, hukuki, ahlaki, etnik, ideolojik, siyasi farklı taleplerini ve değer yargılarını inkar eden, yasaklıyan, engelleyen ve darbe anayasaları silsilesiyle "eleştirilemez ve değiştirilemez" bir resmi devlet partisine ve ideolojisine dönüştürülen chf'nın altı oklu devrimleri kaldırmak ve bunlara dayanan anayasa mahkemesi, dgm ve mgk gibi meclis üstü kurumları da kaldırmak suretiyle, açıklık, değişim ve yeniden yapılanmanın önünü açmaktadır.
Böylece, 70 yıldır darbe anayasaları silsilesiyle "türkiye cumhuriyeti" adı altında dayatılan "halk partisi cumhuriyeti" nitelikli yanlış devlet yapısını, gerçekten "halkın cumhuriyeti, milletin cumhuriyeti, türkiye cumhuriyeti" niteliğine dönüştürmektir.
YYH'nin gayesi, devleti, evrensel insan hakları ve hukuk devleti çerçevesinde, vatandaşlarının can, mal, namus, akıl ve inançlarını korumak olan asıl göreveri temeline oturtmak ve bunun dışındaki alanlarda nilleti tek seçici, yetkili ve şekillendirici hale getirmektir.
Milletin, devletin yapısına, işleyişine ve felsefesine itirazlarını, devlete baş kaldırı ve isyan saymak yerine, en tabii ve yapılması gereken vatandaşlık görevi saymak ve milletin devleti ele geçirmesini, felaket saymak yerine, devletiyle bütünleşmek ve faizlet saymaktadır.
YYH'nin gayesi, "kemalizm şablonunu onaylamaya memur tek tip vatandaş yetiştirme" amacına yönelik eğitim sistemimizi, kendini devlet ilan etmiş bir avuç insanın tekelinden ve tevhidi tedrisat kanunu engelinden kurtararak, herkesin kendi inanç, eğilim, arzu ve yetenekleri doğrultusunda, bütün hak ve kabiliyetlerini kullanabilme imkanına sahip olabilecekleri bir düzene kavuşturmaktır.
Vatandaşları arasındaki ırk, mezhep, din, dil, ideoloji, kıyafet ve ibadet gibi farklılıkları, bölücülük ve nifak sebebi olarak gören ve bu gibi farklı talepleri yasaklıyarak, engelliyerek vatandaşları resmi ideolojinin tek tip şablonuna sokarak birlik sağlıyacağını zanneden taraf devlet'i, hiç bir şahıs, sınıf, zümre, aile, din, ırk ve mezhep mensubuna imtiyaz tanımıyan farklı taleplerini engellemiyen, kanun ve devlet önünde hepsine eşit muamele eden hakem devlet'e dönüştürmektedir.
YYH'nin gayesi, siyasi yapımızı devletten ( ve çoğu zaman gayri meşru yollarla) kaynak sağlıyan, bunları siyasette kullanarak iktidarı ele geçiren ve tekrar devleti kullanan besleme kadroların işgalinden kurtarmak ve bir ur haline gelmiş "siyaset-rüşvet- siyaset" kısır döngüsünü kırmaktır.
Devleti ele geçirmiş güç odakları tarafından sürekli iç ve dış düşmanların varlığı ile korkutularak yönetilmiş ve bütün talepleri ertelenmiş olan milletimizin, yeniden kendisine güvenmesini sağlamak ve türkiye'nin proplemlerinin de, diğer ülkelerin proplemleri gibi çözülebilir olduğu gerçeğini ifade etmek suretiyle, korkunun meydana getirdiği küçük ve bencil hesaplardan arınmış, üstün değerlere önem veren insanlar haline getirmektir.
Osmanlı devleti'nin borçlarını ödeyen bir devlet olan türkiye'nin, mirasına ve misyonuna da sahip çıkması gerektiği inanç ve hedefiyle, geçmişinin iyilik ve güzelliklerine sahip çıktığı kadar, kötü ve yanlış olanlar varsa, onların da, yanlışlığını kabul eden ve tekrarlanmaması gereken acı tecrübeler olarak gören ve hatta reddettiği ve tasfiye etmek üzere yola çıktığı resmi ideolojiyi de, kendi tarihinin, bir parçası sayan bir barekettir.
Devlet ve millet hayatını tarihi ve tabii sürekliliği içinde yorumlayan be kendi yyh proğramını'da, geçmişe dönük olarak değil veya ülke, bölge ve dünya şartlarından kopuk, teorik ve ütopik olarak değil, tarihin gelinen bu noktasından hareketle, türkiye'nin birikmiş yapısal proplemlerinin ilkesel ve kurumsal kaynaklarını ve çözümlerini, realist tespitler ve teklifler yaparak ortaya koyan ve geleceğe dönük olarak hazırlanan gerçekçi bir siyasi harekettir.
YYH'nin gayesi, milletimizin büyük bir kısmının inançlarıyla bağdaşmayan "laiklik" ve çok uluslu tarihi millet yapısıyla bağdaşmayan "atatürk milliyetçiliği" dayatmalarını kaldırarak, yanlış "laik" ve "ulsus devlet" yapısını, tarihi miras ve misyonuna uygun bir "millet-dvelet" yapısına dönüştürmek ve devletle millet arasında gönüllü birk,liktelik sağlamaktır.
Devletin resmi dili türkçedir. Vatandaşlarımız farklı etnik, mezhebi ve dini kimliklerini ifade etmekte ve bunlarla ilgili her türlü eğitim, ibadet ve kültürel faaliyetlerde serbesttir." şeklinde açık bir genel düzenleme yaparak, başta kürt meselesi olmak üzere, asırlık, etnik, mezhebi ve dini kavgalara son vermek ve türkiye cumhuriyeti devletini herkesin ve her kesimin devleti haline dönüştürmektir.
Etnik, mezhebi ve dini farklılıkları, devletimizin ve milletimizin en büyük iç dinamikleri ve zenginlikleri olarak kabul etmek ve geçmişte olduğu gibi, bu farklılıkların, devlet-millet beraberliği içinde daha da geliştirilmesini ve zenginleştirilmesini, tarihi ve tabii iç dengelerimizin kurulmasında ve dış diyaloglarımızın sağlanmasında en etkili ve faydalı varlıklar olarak görmektir.

Farklı Bir Siyasi Hareket Ve Açık Bir Sivil Direniş:
Mevcut siyasi partilerden farklı ve ayrı olarak yyh ilan edilmiştir. Çünkü, yanlış olduğu, 70 yıllık acı tecrübelerle ve çok ağır bedeller ödenerek anlaşılmış ve türkiye'yi çökme ve parçalama noktasına getirmiş rejimin ilke, devrim ve meclis üstü kurumlarına karşı olup-olmadığı, rejimi değiştirip değiştiremeyeceği açıkça nelli olmayan, karşı ise ve değiştirecekse, hangi ilke, devrim ve kurumları nasıl ve ne şekilde değiştireceği ve yerine uygulayacağı değişim proğramını açıkça ortaya koyamıyan siyasi partilerin arkasında oyalanmaya ve bekletilmeye, türkiyenin zamanı ve tahammulü yoktur.
Etnik, ekonomik, mezhebi, ideolojik önceliklerle hareket eden ve devlete, devlet memurlarına, farklı toplum kesimlerine ve partilere karşı fanatik bir muhalefeti öne çıkararak, doğrudan rejime karşı direnişe geçilmesi gereken rejim muhalifi farklı toplum kesimlerini, birbiriyle boğuşturarak, pasifize eden ve böylece, türkiye'nin yapısal proplemlerinin kaynaklarını oluşturan rejim tartışmasını ülke gündeminden düşürerek, rejimin ömrünün uzamasına doğrudanveya dolayısıyla katkıda bulunan mevcut siyasi hareketlerin tam aksine; yyh, rejimin korunmasında veya dayatılmasında birer araç olarak kullanılan devletle, devlet memurlarıyla, farklı toplum kesimleriyle ve partilerle asla kavga etmemeye itina eden; ve bunlar kendisine karşı kullanılsa dahi, kendisi onlara karşı tavır almak yerine, doğrudan kemalist rejimine karşı açık tavrını sürdürmeye özen gösteren bir siyasi harekettir.
YYH, devletimiizn ve milletimimizin aciz düşürüldüğü, işgal ve darbe ortamında, tek parti aracılığıyla gasbedilen devlet gücünün, milletimize karşı şiddet aracı kullanılması sureyiyle oluşturulmuş ve darbe anayasaları silsilesiyle "değiştirilmez ve eleştirilmez" resmi devlet-millet şablonuna dönüştürülmüş rejime karşı, rejim muhalifi toplum kesimlerini, açık ve aktif bir şekilde harekete geçirebilecek bir kadro hareketiyle ve sivil direniş yöntemeriyle değişim proğramını uygulamayı hedefleyen ve millet iradesini meşru güç kaynağı olarak gören, rejim muhalifi, açık legal bir siyasi harekettir.
Bizler, türkiye'nin tarihi, siyasi, coğrafi, dini, kültürel, etnik ve sosyal proplemlerinin, tek parti devrimleri üzerine bina edilmiş yanlış devlet yapısından kaynaklandığını, kronik ve sürekli olduğunu kabul eden, bu yablış devet yapısı içinde sadece meclis ve iktidar değiştirmeyi hedefleyen siyasi partilerle çözümlemeniyecepini bilen ve nihayet bu beyannamede açıkça ortaya koyduğumuz radikal değişim proğramıyla ve rejim muhalifi bir sivil direniş hareketi kadrolarıyla çözümlenebileceğine inanan herkesi ve herkesimi yyh'ni birlikte oluşturmaya, doğrudan veya dolayısıyla desdeklemeye davet ediyoruz.