Hit (2541) F-427

Ey İman Edenler, Siz De Allah Rasulüne Salat Edin Ayetini Nasıl Anlamalıyız, Salat Nasıl Olur?

İlim Dalı : Fıkıh Konusu : Tevessül
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : /2018-03-15 Güncelleyen : /0000-00-00

Soru: "Ey iman edenler, siz de Allah Rasulüne salat edin” ayetini nasıl anlamalıyız, salat etmek nedir? Övmek ve sevmek midir, Salat-u selam getirmek midir, Salat nasıl olur?

el Cevab: Dini değerlerimiz ve kavramlarımız konusunda hassasiyet şöyle olmalı. Peygamberimizin hassasiyet göstermemizi söylediği şeylerde ve o şekilde hassasiyet göstermeli diğerlerinden çok gerekmedikçe sarfı nazar etmeliyiz.

Ek 1; problemin özü şudur. Bizler efendimizin bu dünyadan ahirete irtihalini yok oluş olarak görmüyoruz. Ve ona salat ve selam getirirken ona hitab siygasıyla salat ve selam getiriyoruz. Selefiyye ismiyle anılan küçük bir Ehli Sünnet mensubu grup var. Hanbeli mezhebi mensupları arasındandırlar. kendilerini ek belgelerdeki makalelerimde tanıttım. Es Selamu Aleyke ya Rasulallah şeklindeki selam ve salat vermeyi şirk zannederler mubtedileri özellikle. Neden dediğinizde Muhammed öldü görevi bitti ona hitab ettiğiinizde ölüye hitab etmiş ondan bir şey istediğinizde ölüden birşey istemiş olursunuz. Bu da kabirdeki birine ölmemiş muamelesi yapmak manasına gelir. Bu ise hadisi şerifte şirk olarak vasfedilmiştir demektedirler. Söz konusu ettikleri hadiste şudur. Le anallahul yehude ven nasara ittehazu gubura enbiyaihim mesacid. Allah Yahudi ve Hristiyanlara lanet etsin peygamberlerinin kabirlerini mescid yaptılar  (onlara ibadet ettiler)bu çerçevede kim ya Rasulallah derse kabirde peygamberin diri olduğuna inanmış demektir. İstediğinde ise Allahtan istemesi gerekirken ondan isteyerek Allah’a ortak koşmuş olmaktadır. İşte peygamberimize hitabı bu manasız hassasiyet sebebiyle şirk olarak kabul etmektedirler. Halbuki kabir ziyareti önce cahiliye döneminde insanların alıştıkları hurafe ve şirkiyyattan arınmaları için yasaklanmıştı. Sonrasında efendimiz kabir ziyaretine izin verdi ve emretti. Kabirde olana selam verdi. Bize de öğretti. Kabirde olandan bir şey istemek diriden bir şey istemekle bir bakımdan aynıdır. O da vefat etmiş şahıstan istenilen bir şey yoktur. İstenilen onun Allah katındaki değerini vasıta kılarak Allah’ın dualarımızı kabul etmesidir. Kimin Allah katında değeri varsa onunla Allah’a tevessül etmemiz caizdir. Peygamberimizin hatırına bir şeyler istememizin sebebi Allah’ın en şerefli kulu olmasıdır. Onunla Allah’a dua edilmesi durumunda duanın reddedilmeyeceğini umarız. Mealen şu ayeti hatırlatıyorum onlar nefislerine zulmettiklerinde sana gelseler ve yanında Allah’a istiğfar etseler. Rasulullah da onlar için Allahtan af dilese Allah tevbelerini kabul eder onlara rahmet eder... İşte bu ayet hayat ve vefat sonrası ayrımı yapmadığından peygamber efendimizin ziyaretinden ve orada Allaha bu ayette haber verildiği şekilde istiğfar edilmesinden bizler affolunmayı ümid ederiz. Efendimizi ziyarete bu çerçevede çok önem veririz. Selefiyye ise ona bu şekilde hitab etmeyi anlattığım garip mantık çerçevesinde şirk olarak niteler.

Ek 2; 1989 yılıydı mezun oldum hac döneminde Peygamberimizin kabrinin yanın da görev aldım 40-45 gün kadarlık bir görevdi. Ziyaret ederken geçtiğiniz yerde durup bir rehberlik ihtiyacı varsa ziyaretçilere katkıda bulunmak görevimizdi. Bir Türk hacı geldi elindeki dua mecmuasından es Selamu Aleyke... okuyor.  Bizim okuldan 1 den 2 ye geçmiş bir gafil gitti adamın yanına şirk şirk demeye basladı.  Ben Türk olduğumdan ben de gittim adama durumu anlattım. Şirk mi dedi değil dedim ama sessiz okumasını ona söyledim. Sonra o çocukla dalaştık. Ona ben senin okuduğun fakülteden mezunum ve şirk değil bu söylediğin dedim ama nafile 4. sınıfta iman küfür şirk bahislerinde ancak bunların arasındaki ayrımı yapabilirsin dedim. 1. sınıfta Teysirul aziz el Hamid isimli tevhid risalesini okuyunca yazarı Muhammed b. Abdilvehhab her şeye şirk dediğinden o da her şeye şirk diyordu.