Hit (2725) F-39

Farklı Mezhebe Bağlı Bir Eşle Evlenmek, Alevi Bir Erkek İle Sünni Bir Bayanın Evlenmesinin Hükmü, Şii-Şia Kavramlarının Manası, Şiilik Anlayışı Nasıl Ortaya Çıkmıştır, Sadece Ehli Beytten Din Alma Anlayışı, Fatıma Mushafı İnancı

İlim Dalı : Fıkıh Konusu : Nikah/Evlilik
Soruyu Soran : Cevaplayan : Muhammed Önder
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : /2009-02-16 Güncelleyen : /2019-05-17

Soru: Alevi bir erkek ile sünni bir bayanın evlenmesinde herhangi bir mahsur var mıdır varsa bunlar nelerdir?

el Cevab: Mesut Keskiner in (İtikadi mezheplerde şiaların görüşleri sünni görüşlere karşı mı yoksa destekler niteliklerde mi?) başlıklı sorusunda bu sorunuzun cevabı var.

Şii-Şia Kavramları:

Şia ya da şii kullanımı çok geniş bir mana yelpazesinde kullanılmaktadır.

-Hz. Ali’yi sevenlere şii (sevenler), denilir mesela... Asrı-saadette ve sonrasında Hz. Ali’nin arkadaşlarına ve öğrencilerine Şia' t-Ali denilirdi.

-Hz. Ali ile Hz. Muaviye arasındaki olaylarda Hz. Ali’nin taraftarlarına Şia’ t Ali denildi. (bunların aralarında  Hz. Osman’ı öldüren bağlı grup ve sonraları Hz. Aliye hakem olayında isyan eden harici grupta vardı.)

-Hz. Hasan’ın Hz. Muaviye’ye hilafeti terketmesinden sonra sağlanan birlik halinden sonra Hz. Ali taraftarlığını ehli beytten geride kalanlar etrafında örgütlenerek şekillendiren bir başka topluluk oluştu.

Bu topluluğun ehli beyt mensuplarından olanları Hz Ali’nin dini bilgi ve birikimine hayata ve sosyal olaylara bakışına mirasçıydılar ve onun tespit ve düşünceleri çerçevesinde hareket ediyorlardı.

Bu doğal cemaat emevilerin ehli beyt mensuplarını devlet görevlerinden dışlama ve onlara azap etme siyasetiyle, emevi karşıtı bir gruba, sonra cemaate sonra da örgütlenmeye dönüştü. Emevi zulümleri yönetim tarzlarını onaylamayan her müslüman öndere, kabileye, cemaate, ilim meclisine ve vilayete, hatta ve hatta Mekke ve Medine halkına zulme kadar gelişti ve dönüştü.

İmam Ebu Hanife, İmam Malik, Süfyan es Sevri, ibn Ebi Leyla, Cafer Es Sadık vs gibi çok sayıda ilim adamı eziyet gördü. Sanıldığının aksine sadece ehli beyt mensupları değil, emevilerin zulümlerine sessiz kalarak bile destek olmaktan uzak duran ehli sünnet alimleri de maruz kalmışlardır. İşte bu dönemde ehli beyt mensuplarının sadece Hz. Ali’den öğrendikleri İslami bilgi ve kültürü ve anlayışı devam ettirme anlayışına kapılmaları emevilerin döneminin bittiği yıllardan başlayarak bugünkü değişik şii mezheplerine kadar evrilen bir şii mezhepler anlayışını doğurmuştur.

Şiilerden kimin arkasında namaz kılınır sorusu Şiilerin nasıl ortaya çıktıklarını ve hangi temel gruplara ayrıldıklarını kısaca yazmayı gerektiriyor.

Şiilik Anlayışı Nasıl Ortaya Çıktı :

Şiilik anlayışı nasıl ortaya çıkmıştır. (Sadece Ali ve ona yakın birkaç sahabiden din alma anlayışı açısından)

İslâmın akaidle alakalı konularını sadece Ali (ra) ve her zaman yakınında olan az sayıda sahabeden alma anlayışı , amelle alakalı delilleri yalnızca Ali (ra) kanalı ve ihtilaflı konularda Ali (ra) ile birlikte hareket eden sahabe kanalıyla alma anlayışı , ahlaki değerlerde sadece Ali (ra) dan nakledilen sözlerle ahlak ve ruh terbiyesine yönelme anlayışı genel olarak önce ehli beyt mensuplarında sonra da şii gelenekte ortaya çıkmış ve yüzyıl içinde de kemikleşmiştir. Kendilerini şii olarak niteleyenlerin ümmeti Muhammed’in bütününün yolundan ayrılmaya başladığı ve kopuşun yaşandığı nokta burasıdır.

Dini sadece Ali (ra) ve ehli beytin şii olanlarından alma anlayışının makul kökeni:

Bu hatalı davranışın makul bir manası da vardır ama neticesi çok sakıncalı bir ayrılık ve fitneye dönüşmüş ya da dönüştürülmüştür. (Makul manası şudur: İslam tarihinin ilk dönemlerinde özellikle hadisçiler sadece hadis aldıkları hocalarının rivayetlerini naklederlerdi. Kendileriyle ilmi bağlantıları ve alışverişleri olmayan ravilerden hadis veya ilim rivayet edilmezdi. Bu tamamen İslami ilimleri nakletmedeki bir usul ve değerdi.

Sadece Ehli Beytten Din Alma İnancı Ve Fatıma Mushafı:
Sadece ehli beytten din alma anlayışının tahrif olunmamış Fatıma mushafı inancına dönüşmesi:

Ama şiilerin referans aldıkları ehli beyt imamlarının kuranı direk kendilerinin naklettiğini söyleyip, ‘’fatıma mushafı’’ diye bir kavram gelişmesi, kuranın bile naklinde farklı olduklarını ima etmelerini onların dışındaki Müslümanların da onlar hakkında kuranın tahrifine inandıklarını düşünmelerine yol açtı.

Sünnet naslarını da sadece ehli beytten almaları ise ‘’ kitabı ve sünneti farklı bir islama’’ mensup ; ‘’İslam içinde gerçek İslam’’ – tahrif olunmamış İslam - tezinin bir şii tezi olarak ortaya çıkmasını beraberinde getirdi.

Arkalarında namaz kılınmasının caiz olup olmaması açısından şii gruplar ;

1.Grup : Bu kuranı tahrif olunmamış , sünneti ehli beytin masum imamları tarafından Ali (ra) dan nakledilen ve her şeyi yalnızca Ali beytten şii olan imamlara dayanan İslam anlayışı ; (yeni bir din , gerçek İslam , tahriften ehli beyt eliyle korunmuş İslam gibi kabul edilerek ) şii ekolüne mensup Müslümanları etkilemiş ve Müslümanların ana grubundan ayırmıştır. bu hicri 70 – 150 yıllarından itibaren gerçekleşmiş bir durumdur.

Bunlardan kendilerinin dışındaki Müslümanların elindeki kuran ve sünnetin tahrif olduğuna inananların arkasında namaz kılınmaz.

2.Grup : Şii anlayışın, Zeyd b. Ali’nin öncüsü olduğu şii grubu bu hataya düşmemiştir, ümmetin diğerleri gibi bütün sahabeyi tevelli etmişler. Hz Osman dönemi sonrasında hata yapan sahabeyi bu zamana kadar ki rivayetlerini kabul edip sonrasındaki rivayetlerini red ederek kısmen İslam topluluğundan ayrılmışlardır, bunların arkasında namaz kılınır.

3.Grup : Cafer b. Sadık’ın etrafında halkalananlar 12 imam nazariyesi, akabinde imamların masum olması gerektiği nazariyesi, vasayet nazariyesini geliştirmişler, yalnızca Hz Ali ve yakın etrafından alınan kuran ve hadislerle şekillendirdikleri mezhepleriyle İslam dini içerisinde şii dini üretmişlerdir, bunun doğal sonucu olarak ta Hz. Ali’nin ve evladının Allah ve Rasulü tarafından vasi olmasını inkar eden diğer Müslümanlardan uzaklaşmışlardır. Şii – Caferi bu grubun arkasında da namaz kılınmaz.

4.Grup : Hz. Ali döneminde ortaya çıkan Abdullah b. Sebe’nin öncüleri arasında yer aldığı Hz. Ali’nin gerçek peygamber olduğu ama Cebrail’in hata ile vahyi Muhammed’e indirdiği, … gibi inançlar geliştirip temelde Hz Ali’nin ilah olduğunu ama dünyaya insan suretinde indiğini söylemeye kadar küfrü vardıran şii grupları da vardır. Bunların arkasında da namaz kılınmaz.

Not: Arkasında namaz kılınamayan şahısla evlenilmesi de caiz olmaz.
 

Soru Sahibi: Barış BuLut
Soru: Bir hristiyan kadın ile erkek evlense kadın daha sonra müslüman olursa evlilik konusunda ne yapması gerekir ?

el Cevab: Nikah sahihtir.
Müslüman olan eş, şeairi islamı öğrenir ve gereği üzere amel etmeye başlar.