Hit (3094) F-27

Kabe'de Kılınan Namazların İadesinin Hükmü

İlim Dalı : Konusu : Namaz
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2024-12-14 Güncelleyen : Sümeyye Abacı/2020-04-18

Soru: Mahmut Efendi umrede biliyorsunuz, güya herkese demiş; " kabe'de kıldığınız namazları kaza edin!" Sebebini de o sayfada şöyle açıklamışlar: Vahhabi imam arkasında ve de cemaat önde, imam arkada, kadınlar önde-karışık vs.vs. Bu fitne çıkarmak değil midir ya? Üzüldüm doğrusu. Bir Allah dostu bunu nasıl söyler? Neler oluyor?

el Cevab:  
1- İtikadı bozuk olduğundan emin olduğunuz bir imamın arkasında namaz caiz değildir. Abdestli olmadıgını bildiğiniz bir imamın arkasında da namaza durulmaz.
İtikad bozukluğundan kasıt; islam dairesi dışına çıkaracak bir inancının olmasıdır.
Ameli açıdan Abdesti sahih olmayacak bir fetvayla amel ederek  İmamlık yapanların arkasında da namaz kılınması caiz olmaz.  
Abdestin sahih olmamasına örnek olarak ayağını yıkamayıp mesh ederek abdest almak örnek verilebilir. Bu tür bir fetvayla amel eden bir imamın arkasında namaz kılındığı bilinirse  namazın iadesi gerekir.

2- Kadınların erkeklerin saflarının içine girmeleri durumunda arkasında duran erkeklerin namazı sahih olmaz. Saflar yemene kadar uzasa da hepsinin namazı fasit olur. (ihtiyaç varsa deliilerini yazarım ) Mekke Haremindeki sıkıntılı durum sebebiyle birkısım ilim adamı bu durum namazı ifsad etmez fetvası da vermişlerdir.

3- Haremeyn’deki hanbeli ilim adamlarının esnekliği mufta bih (fetvaya baglanmış) görüşleri olmadığındandır. Haremdeki uygulamaların bir çoğu köklü ilmi asıllara dayandırılmayan uygulamalar şeklinde şu anda... Eski dönemlerde 4 mezhebin müftüleri orada vardı ve şeri ölçülere daha uygun hareket ediliyordu. Yine de suudluların çok sayıda güzelliği de ifade edilmese olmaz.

4- Fitne en güzel doğruları ikame ederek giderilir.

5- Ümmet olarak dini kültür standardizasyonuna ihtiyacımız çok açık. Orta seviye de bir dini değerlerin tekrar öğrenilmesi yenilenmesine ihtiyaç var. Bu kitap ve sünnet değerlerinin ve bunların yanısıra ictihadla sabit dini temel kültürün gündeme getirilmesiyle olabilir. Kişisel cemaatsel kanaatlerin ancak o zaman dini değerler manzumesi içerisindeki yerleri herkes tarafından görülebilir. kimse incinmeden kendimizi yenilemiş oluruz. Allahtan gönüllerimizi rızsında birleştirmesini niyaz edelim.

6- Safların arası bitişik olmalı ve saflarda boşluk olmamalı. Saf arkasında tek basına namaza duranın namazının sahih olmayacagına dair hem hadisler hem de fetvalar var. Haremde çok görürsünüz uluorta namaza durmuş insanları. Sıcak diye dükkanlarında namaza duran (ben yaptım oldu mezhebi mensuplarını) subhanallah deyip devam etmek durumundasınız.

7- Mahmut Efendi de Esad Efendi de haremeyn de yıllardır namaz kılarlar. Hiçbir yakınlarından namazlarını iade ettiklerini duymadım. Hanbeliler ehli sunnet vel cemaat müntesibidirler. İmam Ahmed b Hanbelin itikadında bir sorun olsaydı bilirdik. İbn Teymiyye’nin itikadi fetvalarında sıkıntılar vardır. Eleştirilmiştir. Benim kanaatim İbn Teymiyye vardığı bazı kanaatlerde kesinlikle hatalıdır. Onun bu fetvaları yeni yeni türkiye’de tanınmaya başladı . Bunun farkına varanlar namaz kılmamaya başlamış olabilirler.


Mülahaza: Gönül Karataş Halıcı
Bende hepsini dikkatlice okudum tam anlamıyla bir çıkarım yapamadım her iki durumda geçerli gibi anladım yani hem kılınabilir hem iade edilebilir gibi net cevabı nedir sorunun açıklar mısınız?

el Cevab: İnançlardaki sıkıntılı durumları derinlemesine bilmeyen müslümanların haremeynde kıldıkları namazları iade etmeleri gerekmez.
İnançlarda ve fıkhi meselelerdeki sıkıntılı durumların farkında olanların namazlarını iadeleri gerekir.
Abdestli olduğu zannıyla namaz kıldıran birisi namazını iade eder. Ama o şahsın arkasında namaz kılanlar mazurdurlar. Namazları konusunda mazurdurlar. Ancak o kıldıkları namazın sahih olmasını engelleyecek bir durum olduğunun bilgisi kendilerine ulaşırsa o takdirde namazlarını iade etmeleri gerekir. Yoksa gerekmez.
-------------
Mahmut Efendi'nin Cemaatinde de diğer cemaatler arasında da ilim adamları arasında da esasen bu durum en az 30-35 senedir bilinir. Ama nedense Cübbeli Hocadan sonra yakınlarda bu tür şeyler açıktan konuşulur oldu.