Hit (388) M-2217

Ehl-i Sünnet özel Sayısı - İKİNCİ BASKI İÇİN ÖNSÖZ  

Yazar Adı : Yaşar Kaplan İlim Dalı : Akaid
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü :
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2019-02-03 Güncelleyen : /0000-00-00

Ehl-i Sünnet özel Sayısı - İKİNCİ BASKI İÇİN ÖNSÖZ    - 

    Değerli okuyucularımız!

    Basıldığı günden bu yana aradan geçen yaklaşık dört yıllık süre içinde herşeye rağmen hayli ilgi görmüş ve önemli görevler ifa etmiş olan elinizdeki bu eserle ilgili olarak "Takdim" yazımızda geniş bir açıklama yapılmış olmasına rağmen, ikinci baskıyı sunmamız vesilesiyle birkaç noktada daha kısa bazı açıklamalarda bulunma ihtiyacı hasıl olmuştur.

    Herşeyden önce bilinmesinde yarar gördüğümüz bir husus olarak şunu belirtmek isteriz ki, bu eser bir ilmihal veya fıkıh kitabı değildir. Bundan dolayı, eser içindeki görüşler arasında zaman zaman birbiriyie uyuşmayan noktalara raslanması okuyucuyu şaşırtmamalıdır. Hattâ bazı görüşler sadece ve sadece görüş sahibini bağlayacak nitelikte dahi olabilir. Fakat bazı görüşler ilk anda bize ne kadar ters gelirse gelsin, onda da bir doğruluk payı bulunabileceği unutulmaksızın okunmalıdır.

    Zamanımızın şartlarında İslâmî konularda araştırma veya soruşturma yapmanın olumsuzluklarından birisi olarak, üzülerek vurgulamak isteriz ki, İslâm hakkında görüşlerine veya bilgilerine başvurmak durumunda kaldığımız kimselerden bazılarının ilgilendikleri İslâmî konuları sadece birer İlmî materyal olarak gördükleri fakat ilmiyle uğraştıkları değerlere kâmil manada iman etmedikleri müşâhade edilmektedir.

 Bizim bu mütevazı eserimize katılan isimler arasında da ilmiyle âmil olmayan bir iki örnek çıkabilirse, okuyucularımızın bu durumu anlayışla karşılayacağını ümid ve ilmiyle âmil olmayanlardan İslâmî konularda görüş almaya zorunlu kalmayacağımız dönemlere en kısa zamanda kavuşmamızı temenni ediyoruz.

    Hemen her konuda birbirinden çok farklı görüş ve birbirine çok uzak tavırlara sahip olan müslümanların hiç değilse birkaç nokta üzerinde olsun mutabık kalmaları mümkün değil midir, mümkünse bu mutabakat noktaları nelerdir ve üzerinde öncelikle ittifak etmek zorunda olduğumuz birkaç kavramdan sözetmek gerekirse bunlar hangileri olabilir?

Bu soruların ardından karşımıza çıkan ilk tabir olan "Ehl-i Sünnet" kavramı ve itikadı üzerinde durmak gerektiği görüşüyle ortaya koyduğumuz bu çalışmamızda biz, insanımızın, sahip olduğumuz itikadın temelini oluşturan en aslî bir kavram üzerinde neler düşünmesi gerektiğini tespit etmek kadar, neler düşünmekte olduğunu da tespit etmeyi amaçladık; bundan dolayı, farklı ve birbirine uzak düşen görüş ve yaklaşımlara da sayfalarımızda yer verdik. Burda şöyle bir soru sorulabilir: Böyle bir tespite ihtiyaç var mıydı? Bizce vardı. Madem ki biz toplumumuzda birçok konuda yanlış şeyler düşünüldüğü bu arada "Ehl-i Sünnet itikadı adı altında bazı yanlış ve gayr-i İslâmî düşüncelerin bulunduğu görüşündeydik, öyleyse bu görüşümüzü ispat etmeliydik. Bu amaçla, eserin hem ilmî, hem de aktüel ve güncel bir boyuta sahip olmasını istediğimiz için, bir yandan günümüz araştırmacı ve ilim adamlarına veya konunun ilgililerine "soruşturma" adı altında sorular yöneltip cevap ararken, bir yandan da ilmî eserlerden alıntılarla konumuzu aydınlatıp zenginleştirmeye çalıştık. Ayrıca toplum genelinde müslüman ve "Ehl-i Sünnet" kabul edilen insanlar arasındaki anlayış ve inanış biçimlerinin ne kadar vahim olduğunu günyüzüne çıkarmak amacıyla "kamuoyu yoklaması" yapmayı gerekli gördük. Böylece ilmî olan ve olmayan bütün bölümleriyle eserin bütünlük arzetmesine ve dolayısıyle bizim neden bir "soruşturma" yapma ihtiyacı duyduğumuzun daha iyi anlaşılır hale getirilmesine çalışılmıştır. Elbette ki Ehl-i Sünnet itikadı sorgulanamaz; ama ortalıkta "Ehli Sünnet itikadı" iddiasıyla dolaşan her düşüncenin gerçekten böyle olup olmadığının tetkik edilmesi bir zarurettir.

    "Takdim" yazısı okunurken de görüleceği gibi, kapsamlı bir eser meydana getirmek için, çalışmamızın çerçevesi son derece geniş tutulmuş, üzerinde çalıştığımız konularda görüş ve araştırmalarına mutlaka başvurulması gerektiğine inanılan hiç kimse ihmal edilmemeye çalışılmıştır. Fakat bütün çabalarımıza rağmen, mükemmel bir eser meydana getirilememiştir. Bu eserin mükemmel olmayışının sorumlusu ise biz değil, böyle bir esere katılabilecek ilim ve görüşleri olduğu halde bunu esirgeyenlerdir, diye düşünüyoruz.

Bu arada hemen belirtmekte yarar görüyoruz ki, her ne kadar mükemmel değildir diyorsak da, elinizdeki bu eserin Türkiye şartlarında küçümsenemez bir yere sahip olduğu da bir gerçektir. Eserin meydana getiriliş süreci içinde temasa geçtiğimiz kimselerin hepsi, ilgili sayfalarda adı geçenlerden ibaret değildir, "içindekiler" listesinde isimlerini gördüğünüz günümüz ilim, fikir veya cemiyet adamlarının dışında kendileriyle bu çalışmamıza katkıda bulunmaları ricasıyle temasa geçtiğimiz isimlerden burada uzun uzun bahsetmek istemiyoruz.

Çalışmamızın sadece Türkiye Be sınırlı kalmasını istemediğimizden sorularımızı Arapça, Farsça ve İngilizce olmak üzere üç dilde çeşitli ilim merkezlerine (Mısır’da Ezher ulemasına, Hindistan’da Nedvetu’l Ulemâ’da görevli bulunan ’Nedvîler'e, S. Arabistan’da Dâru’l Kurrâ öğretim görevlilerine, Şam Şeria Fakültesi üyelerine, Trablus Üniversitesi Da’va ve’l İrşâd Fakültesi öğretim görevlilerine, Pakistan'daki bazı ilim adamlarına, İran'da özellikle "sünnî" olmalarıyle tanınan âlimlere vs.) göndermiştik, ancak ne var ki o zamanın şartları altında sorularımızın peşini sıkı bir şekilde takip imkanımız bulunmadığından, Türkiye dışı çalışmalarımızdan buradaki çalışmalarımız kadar netice almamız mümkün olamamıştı. İstiyorduk ki dünya çapında bir araştırma yapalım ve İslâm Ümmeti arasında bu konuda neler düşünüldüğü, "Ehl-i Sünnet itikadı" adı altında nelere inanıldığı en açık, en geniş bir şekilde ortaya konulsun. Zamanla çalışmalarımızın bu noktaya geleceğine de inanıyoruz.

    Böylesine hacimli bir eserin meydana getirilebilmesi için mutlaka bazı kaynaklara ulaşarak alıntılar da yapılması gerekiyordu. Günümüzde bu konunun daha çok hangi kitaplardan öğrenildiği hususunda bilgi vermek ve okuyucunun elinin altında bir "koleksiyon” bulundurmasına yardımcı olmak için birçok kaynaktan alıntı yoluna gidilmiş, böylece okuyucunun kıyas yapma imkanı artırılmıştır.

    Bu çalışmamız bir zamanlar Aylık Dergi ismiyle yayınlamakta olduğumuz dergimizin bir özel sayısı idi. Bundan dolayı, "Takdim" yazımızda veya diğer yerlerde geçen "özel sayı" ifadesini aynen koruduk.

    Hacmi ne kadar geniş olursa olsun halâ bu çalışmamızın bazı eksik yanları bulunduğunu kabul ettiğimiz halde niçin bu eksikleri gidermek için yeni bir çalışma yapmaya gerek görmedik?

Nedeni kısaca şu: Son dört yıl içinde ilim ve fikir muhitlerimizde önemli bir değişiklik olmadığını müşahade ettik. Fakat inanıyoruz ki bu çalışmamızla gündeme gelen ve güncelliğini her zaman koruyacağına inandığımız ana sorularımızın bazıları şimdilik cevabını tam bulamamış olsa bile bu konuda geniş kapsamlı araştırmalar yapmayı isteyenlerin sayısı giderek artacak ve önemli bazı sorular zamanla daha iyi aydınlatılacaktır. İslâmî Hareket'in günümüzdeki fikrî ve siyasî şartları bunu zorunlu da kılmaktadır üstelik.

    İslâmî ilimlerde ve müslüman toplumlarda yeniden ciddi bir ihya ve tecdîd hareketinin başlaması arzu ediliyorsa, inancımızın esasını oluşturan ana kavramların aslî anlamlarına kavuşturulması, düşünce ve fiillerin de bu asliyete uygun hale getirilmesi gerekmektedir. Bu eserin hazırlanmasındaki temel saik de zaten budur.

    Bu çalışmalarımızı, düşünce dünyamızda yeni açılımlar getirmesi temennisiyle siz değerli okuyucularımıza ikinci defa takdim etme fırsatı bağışlayan Rabbimize hamdolsun.

Yayıncı  Yaşar kaplan

Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki :