Hit (2178) K-1373

el Akıdetüt Tahaviyye

Yazar Adı : Tahavi İlim Dalı : Akaid
Kitap Dili : Kitap Tipi :
Konusu : Sitedeki Kayıt Türleri :
Ekleyen : /2015-04-23 Güncelleyen : /0000-00-00

el-Akıdetü’t-Tahâviyye

Hanefî fakihlerinden Ebû Ca‘fer Ahmed b. Muhammed b. Selâme et-Tahâvî’nin (ö. 321/933) akaide dair risâlesi.

Asıl adı Beyânü akaidi Ehli’s-sünne ve’l-cemâa’dır. Risâlede, başta tevhid konusu olmak üzere çeşitli kelâm meseleleri klasik kelâm tasnifi içinde ve selef metoduyla incelenmiştir.
Ebû Ca‘fer et-Tahâvî bu eserinde, Sünnî akîdeyi savunan diğer bazı selef imamları gibi Ehl-i sünnet dışı fırkaların görüşlerine karşı reddiye tarzında bir metot kullanmak yerine, bizzat kendisinin de eserin başında belirttiği gibi, genellikle Ebû Hanîfe ile önde gelen öğrencilerinden Ebû Yûsuf ve Muhammed’in görüşlerine ağırlık vermiştir.
Eserde, Sünnîliğin şiarı kabul edilen ve inanılması zaruri görülen hususlar tartışmasız olarak, kısa fakat anlamca zengin cümlelerle ifade edilir. Risâle Ebû Hanîfe’ye nisbet edilen itikadî görüşleri ilk ve en doğru şekliyle tesbit eden kaynaklardan biri olması bakımından özel bir değer taşır.

Büyük boy on sayfa hacminde olan risâlede önce Allah’ın birliği zât ve sıfatlar açısından ele alınır ve Allah’ın sıfatlarında herhangi bir değişikliğin söz konusu olamayacağı hususu özellikle belirtilerek sıfatla ilgili nasların te’vilsiz kabul edilmesinin önemi üzerinde durulur.
Nübüvvet konusunda sadece Hz. Muhammed’in peygamberliği anlatılır ve peygamberliğin sona ermiş olması hususuna ağırlık verilir. Kur’an’a, kelâm sıfatının bir tecellîsi olması açısından bir yorum getirilir ve mahlûk olmadığı (bk. HALKU’l-KUR’ÂN) naklî delillerle ispat edilmeye çalışılır. Kader meselesinin çözülemeyen bir ilâhî sır olarak kalacağı belirtilir. Risâlede istitâatın fiilden önce de var olduğu kabul edilmek suretiyle konuya Ehl-i sünnet açısından orijinal bir izah getirilir. Böylece eserin, meselenin çözümünde sonraki Ehl-i sünnet kelâmcılarına rahatlatıcı bir zemin hazırlamış olduğu söylenebilir. Risâlede önemle işlenen diğer bir konu da içtimaî yapının huzur ve selâmetidir. Ashabı sevmenin mecazi anlamda da olsa din ve imandan sayıldığı, onlara kin beslemenin ise yine aynı anlamda küfür ve isyan olduğu belirtilir. Müslümanların halife ve imamlarına itaatları, günah işlemeyi emretmedikleri müddetçe, Allah’a itaat gibi farz telakki edilir. Risâlede inanç esaslarının hemen bütün konuları, karşı görüş ve tartışmalara yer verilmeden, genellikle âyet ve hadislere dayanan veciz cümlelerle ifade edilir. Eserin sonunda Müşebbihe, Cebriyye, Cehmiyye ve Kaderiyye gibi fırkaların görüşlerinden sakınmak gerektiğine de işaret edilir.

el-Akıdetü’t-Tahâviyye’nin Türkiye’de ve Türkiye dışında çeşitli kütüphanelerde çok sayıda yazma nüshası mevcut olup (bk. Brockelmann, I, 172; Sezgin, I, 441) eser Abdullah b. Muhammed b. Humeyd tarafından Resâilü’s-selef içinde neşredilmiştir (Mekke 1394/1974). Eseri, İstanbul Üniversitesi (AY, nr. 3823) ve Süleymaniye (Muhtelit, nr. 1207/13; Ayasofya, nr. 2792) kütüphanelerinde bulunan nüshalar ile Bâbertî şerhine ait (Süleymaniye Ktp., Amcazâde, nr. 1/312; Esad Efendi, nr. 2/1259; İsmâil Paşa, nr. 2/689) nüshaları karşılaştırarak Arif Aytekin tahkik ve tercüme etmiştir (Ehl-i Sünnet İnanç Esasları: Tahâvî ve Akaid Risalesi, İstanbul 1985).

Bütün Ehl-i sünnet âlimleri arasında haklı bir şöhrete sahip bulunan el-Akıdetü’t-Tahâviyye’nin tesbit edilebilen on iki şerhi vardır (bk. Keşfü’z-zunûn, II, 1143). Çoğu Şerhu’l-Akıdeti’t-Tahâviyye adını taşıyan bu şerhlerin bir kısmının müellifi Türk asıllıdır. Bunlar arasında Necmeddin Baybars b. Yalınkılıç et-Türkî’nin en-Nûrü’l-lâmi ve’l-burhânü’s-sâtıg’ı, Mahmûd b. Ahmed b. Mes‘ûd el-Konevî’nin el-Kalâid fî şerhi’l-Akāid’i ve Molla Kâfî Hasan el-Akhisârî’nin Nûrü’l-yakın fî usûli’d-dîn adlı şerhleri sayılabilir. el-Akıdetü’t-Tahâviyye’ye yapılmış şerhlerden, Sirâceddin Ömer b. İshak el-Hindî (Kazan 1893), Ali b. Ebü’l-İz (nşr. Ahmed Muhammed Şâkir, Kahire, ts.), Abdülganî el-Meydânî (nşr. Muhammed Muti‘ el-Hâfız v.dğr., Dımaşk 1402/1982, 2. bs.), Nâsırüddin el-Elbânî (Beyrut 1978), İbn Ebü’l-İz ed-Dımaşkı (nşr. Abdullah b. Abdülmuhsin et-Türkî - Şuayb el-Arnavût, Beyrut 1408/1988) ve Ekmeleddin Bâbertî’ye (nşr. Arif Aytekin, Kuveyt 1989) ait olanlar neşredilmiştir. Bu şerhler metot itibariyle tefsirî mahiyette olup selef akîdesini kendi usullerine göre ispat ve izah etmeye çalışırlar.

...