Hit (6330) M-81

Azerbaycanın Güzellikler Şairi Aşık Elesger

Yazar Adı : İlim Dalı : Biyografi
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü : Müstakil
Ekleyen : Nurgül Çepni/2009-07-14 Güncelleyen : /0000-00-00

Azerbaycan’ın Güzellikler Şairi, Aşık Elesger (1821 -1926)

Saadettin Topuzoğlu

Askı ve güzellikleri terennüm eden saz ve söz ustalarının yüzyıllardan beri Azerbaycan'daki gerçek mekânı GÖYCE bölgesidir.

Dedekorkut'tan tutun da, destanlara varıncaya dek, dillerde ve gönüllerde dola­şan hikâyelerin günümüze ulaşabilmesi; şiir tekniğine, yaratma gücüne ve şahsî olgunluğa erişmiş birçok aşık şairin varlığıyla mümkün olabilmiştir.

19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başları arasında; Aşık Elesger'i yetiştiren üstad-ların, bizzat Elesger'in, onun aşık sülâle­sinin ve aşık zamandaşlarının bu bölge lerden şöhretlenerek çıkmış bulunması, Azerbaycan'da ozanlık sanatına ne denli de­ğer verildiğini ortaya koyar.

Aşıkların yaratıcılık mekânı; sazlı sözlü meclisler, bayram ve eğlence günleri, yaylaklar, bağlar, bahçeler ve çeşme baş­larıdır. Elesger, her sanatkârda ol­duğu gibi muhammeslerini, müseddesle­rini, müstezatlarım, muammalarını, koş­malarım, dudakdeymezlerini, dildönmezlerini, tecnislerini, gazellerini, divanlarını, destanlarını —kısaca bu üstün deyişleri­ni— böyle yerlerde terennüm etmişse de bu deyişler söylendiği anda kaleme alın­madığı için gereğiyle toplanamamış, birçok eseri dağılmış, kaybolmuştur.

Aşık, gençlik ve acemilik çağında gördüklerini ve işittiklerini aklında tut­maya ve bilhassa ezberlemeye çalışmıştır. Gençlik hevesinin etkileriyle meydana ge­tirdiği ilk şiirinde düşüncelerini gereğin­ce anlatamamanın zorluğuyla karşılaşmış ve bu devrede tanınmış aşıklara ve des­tan şairlerine karşılıklar yazmıştır. Saz çalmaya başladıktan sonra sesinin güzel­leşmesi ve emsallerinden daha güzel şeyler söyleyebilmesi için oldukça çaba sarfetmiş, sonunda da başarıya ulaşmıştır. Zamanının gözde ozanlarından Âşık Ali, söz ve ses nağmeleriyle kendine özgü bir hava yaratan Elesger'i çok beğenmiş, onun bu yolda ilerlemesine yardımcı olmuştur. Beş yıllık bir süre içinde Üstâd aşıklar meclisi'nden icazet alan Elesger, 1846 yılında o bölgede hazırlanan bir yarışmada da birincilik kazanarak Aşık Ali gibi bir üstadın —başarısı karşılığı— sazına sa­hip olmuştur.

Elesger'in 40 yaşına kadar güzellikle­re aşırı bağlılığım eserlerinden anlıyoruz. Berrak ve dokunaklı bir sesle söylenen bu lirik şairin, tabiatta her gördüğü güzel şe­ye meftunluk duyması, onları en güzel şekilde ifade edebilmesi her şaire nasip olmamıştır. Şair önce obasının, çevresinin, vatanının iyi insanlarına candan bağlıdır. Aslında, Elesger güzellik meyvasının çe­kirdeği, özü insandır. O güzellikler bir ara. da bulundukça daha hoş bir güzellik ol­maktadır.

1860 yılına kadar gösteri meclisinde kâh güzelliklerden, kâh uğursuz muhab­betlerden söz ede ede daha çok pişen aşık, bundan sonra olgunluk çağına girer. Bu devreye (güzellerin ve güzelliklerin te­rennüm çağı) demek daha doğrudur. Ar­tık onda zahirî güzelliklerin yerini hakikî ve geniş anlamda güzellikler almaya başlamıştır. Aşık, insan cemâlinin erginliğe olan hayranlığını belirtir. Yine bu dev­rede, güzellemelerin hem anlamlı, mecazi, olmasını, hem de ses ve saza uy­gun gelecek biçimde ahenkleşmesine dik­kat eder. Onca, sanatta tam anlamda ol­gunlaşmamış, o sanatın inceliklerine va­ramamış, aşıklar diğer aşıklara, meydan okuma ve yarışma gücüne sahip olamazlar.

Olgunluk çağındaki aşk şiirlerinin içinde en mükemmelleri tecnisleridir, Eles­ger'in... 50 kadar tecnisinde mazmun, bediîlik, cinas ve mânâ renkliliğini en ge­rekli yerlerinde kullanmaktadır.

Elesger, geniş bir bilgiye, müşahade kabiliyetine, işittiğini aklında tutabilme ve önemseme gücüne sahiptir, öğüt veri­ci eserlerinde; irsiyet, terbiye, mertlik, na­mertlik, helâl haram ve güzellik konu­larında çok geçerli fikirler ileri sürerek sadakat, metanet, sehavet, temizlik, pak­lık, ulvîiik, sabır sıfatlarını ayrı ayrı a-çıklar ve daima iyi olunmasını,' kötü dü­şüncelerden uzaklaşılması gerektiğini an­latır durur.

Aşığı son olarak şikâyetlerinin çoğal­dığı bir devre içinde buluruz. Bu bunalım süresince uygunsuzlukların hastası,şikâyetçisidir. Kendine göre değerlendirdiği şikâyetlerinin bir kısmına bakarak onu dinsiz gibi göstermeçabasındabulunan­lar varsa da aslında Elesger; Allah'a ina­nan, İslâm dini ve felsefesine aşık bir şair­dir. Elesger her şeyden önce cemiyeti ve onun kurallarını bozan insan dışı davranış­ların düşmanıdır. Yanlış inanışların, hu­rafelerin,dinistismarcılığının, taassu­bun,çanak yalayıcılığın, şerefsizliğin, gaddarlığın, haysiyetsizliğin,namussuzlu­ğun, nadanlığın, hayasızlığın kısacası ha­yatın güzel akışınıköstekleyen,engelle­yenkoyucehaletin, kültürsüzlüğün düş­manıdır. Dili döndükçe hicvettiği bu konu­larda aile çevresinin dışına taşarak,top­lum içinde güzellikleri çirkinleştiren herşeyi, her vasıtayı -isterzengin, ister fa­kir,ister seyit, molla,hoca, istersebey, şah, padişah,sultan olsunyerden yere çalar.

Elesger'in Allah'a ve dinine bağlı bir şair olduğu, ona sığınarak merhamet bek­lediği şiirlerinden anlaşılır. Her ne kadar bazı söyleyişlerinde isyankâr ifadelere raslanmaktaysa da bu başkaldırış herşeyin daha iyi ,daha güzel ve düzenli olabil-mesini arzuladığı anlamını taşır. Şeyta­na uyup haram yiyenleri gasbedilen malları helâl sayanları kınar, kendi saz ve sanatının daha çok helâl sayılabileceğini etkilenmeden anlatır.

Elesger, zulmün zorbalığın ve kandökücülüğün de düşmanıdır. Bu yüzden ölüm­den söz etmez. Etini yediği bir dişi geyi­ği vurulmuş ve yaralanmış görünce daya­namaz, çocuklar gibi gözyaşı döker, o çok merhametli hassas bir insandır. O, hemcinslerinin dertleriyle ilgilenen, onla­rın birbirine düşmesini, birbirlerine zarar vermesini, birbirlerinin canına kıymasını hoş karşılamayan ve insanlara zulmeden­leri —ister hükümet ,isterse din adamı ol­sun— affetmeyen bir insandır. Bu yüzden hükümet adamlarından halka eziyet edenleri pusuya düşürerek öldüren şakî Deli Ali'yi bile bir destan kahramanı gibi değerlendirir.

Elesger'in yaşadığı yıllarda, onun çev­resinde değerli okullar, aydın fikirli in­sanlar mevcuttu. Hatta eser ya­ratıcısı sanatkârların toplanarak oku­dukları (KURBAN BULAĞI) adlı bir meclisin en çalışkan üyesidir. Onun bu konulardaki çabalarına, çalışmala­rına, eserlerine ve şiirlerindeki kişileri eleştirme ye hicvetme üstünlüğüne bakılır­sa Aşık Elsger'in değil ümmî .bilakis hay­ret verici bir zekâya ve zihin açıklığına sahip, kültürlü, dev bir sanatkâr olduğu anlaşılır.

Ozan, 1914 yılından sonra, gerek aile­si ve gerekse kendi özel yaşantısı içinde çeşitli üzüntülere uğramış ve çok hassas olan bünyesini hasta etmiştir. Olayların sarsıntılarından kendini kurtaramayan Elesger, yalnız çevresinin ve Ülkesinin de­ğil, bütün yeryüzü insanlığının tüm gü­zellikleri bozan sosyal dertlerini, üzüntülerini de kendine görev edinmiş ve bu dert­leri sazıyla, sözüyle dile getirir olmuş­tur.

Aşık Elesger kadar güzelliklere ger. çekten tapan başka bir şair tasavvur et­mek mümkün değildir. O çok içli aşığın tabiattan, ceylan gezen dağlardan, yay­laklardan, kartallı .şahinli dağ yamaç ve zirvelerinden, lâleli, nergisli, sümbüllü, gül­lü çayırlardan, bahçelerden, pınarlardan, çağıldayarak akan sulardan, hayvanlardan, kuşlardan duyduğu zevki terennümü yal nızca yaşadığı çevreye münhasır kalmaz. Bu coşkun zevk ırmağı, zaman zaman A-zerbaycan'dan da dışarı taşarak, dünya­lım her köşesine hatta kâinatın sonsuzlu­ğuna doğru akar, gider.

Bir güzellik meftunu ve bir gönül aşığı olan Elesger, tasvir ve terennümlerin­de bediî yaratıcılığı, mecazları ve çeşitleri­ni en geniş anlamda ve maharetle kulla­nır. Tabiat varlık ve güzelliklerinden ver. diği örneklerde sesinin ve sazının nağme­leri, kulaklara hoş, canlı ve coşkun yan­kılar getirerek insanı hayretler içersinde bırakır.

Elesger sanatının en önemli kısmını, tasvirleri teşkil eder. Bu tasvirlerde her-şey ve her şey tabiattaki maddî adlara bü­rünerek insan hayatının günlük yaşantı­ları içindeki çeşitli ruhî anları, değişiklik­leri, bunalımları; sevinç, keder ve çökün­tüleri gösterir. Böylelikle Elesger, dün­yada insanın yerinin çok büyük, onunla beraber bulunan herşeyin de daha güzel ve daha mükemmel olabileceğini anlatmak ister bizlere... Ama güzel ve düzenli şey­ler yalnızca dış çizgilerden ibaret bu­lunmamalıdır. Gerçekten güzel insan; hem dış çizgileri, hem de iç âlemi ile gü­zel olanıdır. Böyle güzellikler içinde ulvîlik, iyi niyetilik, temiz yüreklilik, hassaslık gibi

(1) Bu yazı için, M.H.Tahmasıp, E. A hundov ve t. Elesgerov'un Azerbaycan dergi ve kitaplarında çıkan bir ta kim araştırmalarından da çeviri yoluyla yararlanılmıştır.

insancıl düşünceler yer alır. Taş gibi, de­mir gibi, buz gibi katı ve soğuk olanlar Elesger sevgisine ulaşamazlar. İyilik ve güzelliklerle donatılmış sevgiler; ateşli, alevli, yakıcı, kavurucudur. Bu şekil sevgi­lerde sınır aşılmamalıdır. Vefakârlığı, sadakati, metaneti, hareket ve davranış­ları güzelleştiren ahlâk kurallarında aşırı olmamak gerekir... Bu biçim düşüncelerle yüklü bulunan. Elesger'i bir terbiyeci olarak değerlendirmek yanlış sayılmaz. Za­manında; namusa, ahlâka, şerefe, haysi­yete değer veren insanların önünde bir bayrak gibidir Aşık Ozan... Onda herşey mertlik ve fazilet Ölçüsüne göre değer ka­zanır. Tecnislerinde bu ölçüleri oldukça iş­lemekle beraber, neyi anlatırsa anlatsın, kamalarının sonlarını daima güzellikle bi­tirir,

Elesger, zahmetli bir hayat yaşamış, çiftçilik, dülgerlik .değirmencilik, saz ve söz aşıklığı yapmış, geçimini daima çalı­şarak sağlamıştır. Kendi ailesi içindeki çalışmayanları kınadığı oğlu Aşık Talip birçok defa söylemişse de aile fertlerine karşı —genellikle— sevgi ve muhabbette kusur etmediği de muhakkaktır. Ailesi içindekilerin vakitsiz ölümleri ile çok de­ğişik üzüntüler, hassas Elesger'in —daha randıman verebileceği bir devrede— ozan­lık sanatını bırakmasına ve sazını duva­ra asmasına sebebiyet vermiştir. Şaire ait birkaç örnek şiir vermeden önce belirte­lim ki; şiirlerinde Arapça, Farsça kelime­leri çok az kullanan ve yalnızca Azerî Türk lehçesi ile yazan ve söyleyen; aşıklar ül­kesi Azerbaycan'ın büyük ozanı AŞIK E-LESGER'in deyişlerindeki gerçek güzellik ve zenginlikleri takdirle yadetmek görevi­miz olmalıdır.

Bimürvet: Mürvetsiz, hayırsız Üz bürüyüp: Kaş çatıp Saya: Gölge Cavan: (Civan), genç Zaya: (Zayi), boşa gitmek Kavvas: Dal­gıç Tek: Gibi Mürgzar: Kuşların öttüğü yer Gamhar: Dert ortağı Kanıram: Anlarım Hal: Ben Dürr: inci Kend: Şeker Kadd: Boy Kadağa: Engel.

Aşık Elesger'den Seçmeler:

MEN

Gözel, sana malûm olsun, Alışmışam, yanarım men. Elâ gözler süzülende, Canımdan usanıram men.

Hangi dağın maralısan? Hayıf, bizden aralısan!! Sen de yardan yaralısan, Duruşundan kanıram men.

Menim adım Eleskerdi, Derdim dillerde ezberdi. Halların dürdü, gevherdi, Sarrafıyam, tanıram men.

BİLMİREM

Küsme, a bîmürvet gözel, Derdim çoh, dize bilmirem. Üz bürüyüp kaçma menden, Men sensiz geze bilmirem.

Çalmassan üstüme saya, Civan ömrüm gider zaya, Kevvas tek düşüp deryaya. Çalkanıp yüze bilmirem.

Eleskerin melül çağı, Gönlü olup gam dutsağı, Sinemin doksandı dağı, Yetişir yüze, bilmirem.

YÜZÜN MENDEN NİYE DÖNDÜ

Gel, ey mihr-ı muhabbetim, Yüzün menden niye döndü? Ağzı şeker, lebi kend'im, Yüzün menden niye döndü?

Ayrılıktan ölüm yeydi, Hasretin kaddimi eydi. Ne dedim, hatrına deydi, Yüzün menden niye döndü?

Aşığa yoktur kadağa, Müştaktır dile, dudağa. Elesker sana sadağa, Yüzün menden niye döndü?

YAYLAK

Gözeller seyrangâhısan, Görüm seni var ol, yaylak! Açılsın gülün, nergizin, Taze mürgüzar ol, yaylak.

Gözüm kaldı siyah telde, Bülbül öldü meyli gülde. Kimsem yoktu gurbet elde, Sen mene gâmhar ol, yaylak!

Men seni görenden beri, Sinem oldu gam defteri. Yazık Âşık Eleslkeri öldür, günahkâr ol, yaylak!

Yayınlandığı Kaynak : 1977-02-01
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki :