Hit (5919) M-1849

Geçmişten Günümüze Mevlit İcraları ve Önemli Mevlithanlar

Yazar Adı : İlim Dalı : Mûsikî
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü :
Ekleyen : Nurgül Çepni/2010-01-13 Güncelleyen : /0000-00-00

Geçmişten Günümüze Mevlit İcraları ve Önemli Mevlithanlar

GİRİŞ

‘Canım kurban olsun senin yoluna,

Adı güzel kendi güzel Muhammet’

Müslüman toplumlarda, Hz. Peygambere duyulan sevgi, bağlılık ve özlemi ifade edebilmenin en önemli yollarından biri sanat olmuş, İslam coğrafyasında oluşan sanat dallarının temel konularından birini de peygamber sevgisi oluşturmuştur. Şiir ve hat sanatları ile ona duyulan sevgi ve bağlılığı ifade edebilmek amaçlanmış, Müslüman sanatkarlar onu en güzel bir şekilde anlatmayı kendilerine ibadet derecesinde bir ideal bilmişlerdir.

Bu anlamda, Hz.Peygamberi anlatan en önemli eserler Mevlitlerdir. Birçok şair Mevlit yazarak bu duygularını dile getirmeye çalışmışlardır. Endülüslü Muhaddis İbn-i Dihyenin İslâm dünyasında ilk mevlit manzumesi olarak kabul edilen Kitâbut-tenvîr fî Mevlitis-Sirâcil Münîr adlı eserinden beri peygamber efendimizi kaleme alan pek çok mevlit yazılmıştır.[1] Süleyman Çelebinin (812/1409) da kaleme aldığı Vesiletün-necat adlı mesnevisinin ilk Mevlit olduğu görüşü yaygın bir şekilde kabul ve itibar görmüştür. Ancak bundan önce Türkçe yazılmış Mevlit benzeri eserlerin varlığı da bilinmektedir. Mesela bunlardan biri, Ahmet Fatihe (ö.650/1252) ait Çarh-nâme dir. Çarh-nâmeden daha sonra kaleme alınmasına rağmen edebî şekil ve içerik bakımından Vesîlet-ün-Necât daha çok itibar görmüştür.

Türkçede kaleme alınan Mevlitlerin sayısı 200 civarındadır. Bunlar üzerinde yapılan çalışmalar bir kısmının Süleyman Çelebinin eserine aynen benzediğini, bir kısmının bazı motifler bakımından ayrılık gösterdiğini, bir kısmının ise, Vesîlet-ün-Necâtdan farklı olduğunu ortaya koymaktadır. [2]

Bu toplantıya çok değerli fikir ve tebliğleri ile katılan hocalarım ve araştırmacı arkadaşlarım, Mevliti farklı açılardan ele alacak, ilim ve kültür hazinemizi zenginleştireceklerdir. Biz de Mevlite, geçmişten günümüze icra şekli ile mûsikî penceresinden bakmaya çalışacağız. Geçmişten günümüze Mevlit icralarının ne şekilde yapıldığı ve bu icralarda görülen bazı problemleri ele almaya çalışarak, Mevlit okumakta ün yapan önemli şahsiyetler hakkında bilgi vermeye çalışacağız.

Geçmişten Günümüze Mevlit İcrası:

Hz. Peygamberin sağlığında onun doğum yıl dönümü kutlanmadığı gibi, Hulafâ-i Râşidîn dönemiyle Emevi ve Abbasi devirlerinde de Mevlit ile ilgili bir uygulamaya rastlanmamaktadır. İlk Mevlit merasimi Fâtımîler devrinin sonlarında, Mısırda saraya mahsus olarak, Halife, yakınları ve davetlilerin katılımı ile kutlanmıştır. Peygamberimizin doğum yıldönümü halkın iştirak ettiği özel bir merasim olarak, (m.1208) yılında Erbil Melîki Muzafferüd-din zamanında kutlanmıştır.

Bazı vakfiye kayıtlarından hareketle, Osmanlılarda Mevlit merasimlerini Osman Gâziye kadar götüren araştırmacılar varsa da, genel görüş, Mevlit törenlerinin Kânunî döneminden itibaren saray protokolünde yer almaya başladığı ve III.Murat zamanında tamamen resmileştiğidir.[3] Osmanlı imparatorluk teşrifâtında yer alan ve halk nazarında da gittikçe artan bir rağbet kazanan Mevlit, daha sonraları âdeta bir bayram mahiyetini almıştır.[4] Anadolu ve Rumeli Kazaskerleri, müderrisler, kadılar, mertebelerine göre camide hazır bulunmuşlardır.[5] Mevlit merasimi ekseriya Sultanahmet Camiinde yapılırken, daha sonraki zamanlarda Beyazıd, Nusretiye, Beylerbeyi vb. camilerinde de yapıldığı görülmektedir.[6]

Kaynaklarda Mevlit merasiminin nasıl yapıldığı, Mevlithanların kürsüye çıkışı-inişi ve padişahtan aldığı hediyeler ile ilgili bilgiler yer almaktaysa da, mûsikî açısından nasıl icra edildiği, hangi makamlarda okunduğu veya nasıl bir melodik seyir takip edildiğine dair etraflı bilgilere rastlayamadık. Bazı araştırmacılar, Süleyman Çelebinin Mevlit şiirini aynı zamanda bestelemiş olabileceği[7] görüşündedir. Dolayısıyla Mevlitin ilk icrasının besteli yapıldığını söylemenin yanlış olmayacağı kanaatini taşımaktayız. Bu sebeple geçmişten günümüze Mevlit icrasını önce besteli şekliyle ele almaya çalışacağız.

Yapılan araştırmalar göstermektedir ki; Mevlitin bilinen ilk bestekârı Bursalı Sekbandır. Ancak Sekbanın yaşadığı dönem ile ilgili olarak farklı bilgilere rastlanmaktadır. Ekrem Karadeniz, II.Mahmut zamanında baş hanende olarak Sekban tarafından her satırı ayrı ayrı ve gayet sanatlı bir şekilde bestelenen bir Mevlit-i şerif vardı. Bu beste Mevlitçi başı Osman Efendi ile kendi talebelerinden birisi vasıtasıyla yayılmıştır.[8] İfadesiyle Sekbanın XIX yüzyılda yaşadığını söylerken, diğer bazı araştırmacıların XVII yüzyılda yaşadığından bahsetmesi bu konuda bazı tereddütleri ortaya koymaktadır. Sekbanın XIX yüzyıl sonlarına kadar okunan bu bestesi, zamanla unutulmaya başlanmış, dönemin ünlü mûsikîşinaslarından Mutaf-zâde Ahmet Efendi gibi isimler, bu besteyi öğrenme gayretleri göstermişse de başaramamışlar ve ilgisizlik sonucu besteli Mevlit unutulmuştur. El yazması bazı Mevlit nüshalarında mısraların yanına yazılan ve o mısrada takip edilmesi gereken makam seyirlerini işaret eden makam isimleri, besteli Mevlitin izlerini taşıyan önemli kayıtlar olarak günümüze ulaşmıştır.[9]

Besteli Mevlitin icrası çok meraklı mûsikîşinaslar tarafından öğrenilmiş ve halka fazlaca yayılmamıştır. İstanbulda besteli Mevliti bilen kişiler daha çok tekke mûsikîşinasları arasından çıkmıştır. Bedevi Şeyhi Ali Baba, Balat Sünbülî Dergâhı Şeyhi Kemal Efendi, Hüdâi Şeyhi Rûşen Efendi, Hüdâi zâkirbaşısı Şeyh Mehmet Efendi, Mutaf-zâde Ahmet Efendi bunlardan birkaçıdır.[10]

Bestelenen Mevlitin nota ile tespiti yapılamadığı için unutulmuş olması, son dönem bestekârlarından bazılarını Mevliti tekrar bestelemek üzere harekete geçirmiştir. Hattat mûsikîşinas Kemal Batanay, Mevliti yeniden bestelemiş, ve Kâni Karaca bu besteyi meşk etmiştir. Batanayın bu bestesi 600 beyittir. Bu bestenin notası henüz neşredilmediğinden icrası da yaygınlaşmamıştır.[11] Ayrıca Hafız Saadettin Kaynakın da bir Mevlit bestesinden bahsedilmekte ise de nota henüz ortaya çıkmamıştır.[12] Son günlerde besteli Mevlit ile ilgili önemli bilgilerden bir tanesi de Balkanlarda, Kosova Pirizrende okunan Mevlittir. Koro ve sola bölümler halinde okunan bu Mevlit, notaya alınarak neşredilmiştir. Bestelenmiş olan bu Mevlitin icrası solo ve koro bölümler halinde yapılmaktadır. Solo bölümleri bir makama bağlı kalmak kaydıyla irticâlen ve serbest olarak, koro bölümleri ise, bugün bilinen usul kalıpları dışında fakat kendisine has okuyuş darplarıyla icra edilmektedir. [13]

Ayrıca Kocamustafa Paşa Sünbül Efendi dergâhına has hay hay lı denilen bir Mevlit okuma şekli vardı. Bu icrada Mevlithan bir satırı okuduktan sonra zâkirlerin hay hay demesi âdetti. Bu Mevlitin de son bestesini bilen, bu semtte oturan Sami Efendi idi. Sami Efendinin vefatından sonra bu icrayı bilen kalmamıştır.[14]

Besteli Mevlitin yanı sıra, Mevlit icrasının diğer bir şekli de vezne bağlı kalmak suretiyle bir melodik seyir çerçevesinde okunmasıdır. Bu icra ile ilgili olarak Ali Kemal Belviranlının şu ifadeleri dikkat çekicidir: Aruz veznini bilmeyenlerin değil güzel Mevlit okumaları, güzel Türkcemizi âhengi ile konuşmaları bile mümkün değildirÖyleyse Mevliti gereği gibi okuyabilmeleri için yapılacak ilk iş Mevliti meydana getiren mısraları, uygun şekilde sözünü söyleyerek, buna uygun fâ i lâ tün ritmini de el ile vurarak defalarca diyebilirim ki 50 defa 100 defa okumalıdır��[15]

Ali Kemal Belviranlının da ifade ettiği gibi bugün hâla Anadolunun bazı bölgelerinde görüldüğü üzere vezne bağlı, ritmik ifadelerle bir melodik seyir çerçevesinde genellikle de cumhûren Mevlit icraları yapılmaktadır. Bu türlü icra Mevlit okumayı bilen Mevlithanlardan ziyade, genellikle, Mevlit okuma bilgisi bulunmayan, herhangi bir mûsikî eğitimi, almamış ve ses güzelliği de olmayan birkaç kişi tarafından yapılır. Yerde bir halka oluşturulur, okunan Kuran veya ilâhiden sonra vezin kalıbına bağlı olarak bir melodik seyir çerçevesinde cumhûren icraya geçilir. Bahirler arasında ilâhiler de cumhûren okunur. Bayanlar arasında okunan Mevlitte de durum aynıdır. Ancak bayanların okuduğu Mevlitte bir de, veznin okunması vardır. Mevlite başlamadan önce birkaç dakika süreyle vezin, ritmik ve melodik bir seyir ile cumhûren okunup, sonra bahirlerin okunmasına geçilir. Bu vezni okuma işi Mevlitin aslındanmış ciddiyeti içerisinde yapılır. Bu türlü okuyuş çok yaygın bir şekilde olmasa da bazı bölgelerde uygulanmaktadır.[16]

Günümüzde, yapılan Mevlit merasimlerinde teamülen bazı kaideler oluşmuş ve icralar genellikle şu şekilde yapılmaktadır: Kuran-ı Kerîm tilâveti ile başlanır ve duruma göre bahirler öncesinde bir ilâhi kaside veya Kuran okunur, aralarda ise salâvatlar ile devam edilir. Sonunda yine Kuran-ı Kerîm tilâveti ve dua ile bitirilir. Bahirleri bir Mevlithan okur, ilâhiler ise cumhûren icra edilir. Bahirlerin şu makamlar ile okunması bir gelenek olmuştur. Münacat bahrine başlamadan önce okunacak ilâhi sabâ, dügâh veya çargâh makamından olmalıdır. Daha sonra aynı makamdan (sabâ) münacat bahri okunur. Münacat bahri icrası içinde dügâh, şevkütarab, muhayyer, uşşak gibi makamlardan geçkiler yapılarak icra tamamlanır.

Nur bahri denilen Hak taâlâ çün yarattı âlemi mısraı ile başlayan bahire hicaz makamı ile başlanır ve icra esnasında şehnaz, evç, segâh, karciğâr gibi geçkiler yapıldıktan sonra tekrar hicaz makamı ile karar edilir.

Âmine hatun�� diye bilinen Velâdet bahri rast makamı ile başlar. Bu bahirde de mâhur, nişâburek, segâh, hüzzam, nihavent suzinakgibi uygun makamlara geçki yapıldıktan sonra tekrar rast makamında karar edilir. Bu bahirde yer alan İndiler gökten melekler�� mısraına gerdaniye perdesinden başlayarak mahur nağmeleri yapmak, Bu gelen ilm-i ledün sultanıdır mısraını kürdili hicazkâr, Âmine eydür çü vakt oldu tamam mısraını ısfahan makamında okumak âdettir.[17]

Yaratılmış cümle oldu şâdumân mısraı ile başlayan merhaba bahrine hüseynî makamında girilir ve uşşak, karcığâr gibi makamlarda geçki yapıldıktan sonra segâh perdesinde karar kılınır ve salât-ü selâm getirilir.

Mevlitin Miraç bahri Söyleşirken Cebrâil ile kelâm mısraı ile başlar ve bu bahre hüzzam veya segâh makamında girildikten sonra eviç, sabâ, hicaz gibi geçkiler yapıldıktan sonra tekrar segâh perdesinde karar edilip salâvat okunur.

Dua bahrine uşşak makamında girildikten sonra, bu makama yakın makamlara (karciğâr, sabâgibi) geçkiler yapıldıktan sonra Rahmetullâhi aleyhi ecmaîn mısraında hüseynî makamı gösterilerek Mevlit tamamlanır. Daha sonra hüseynî makamından bir aşr-ı şerif okunup dua edilerek Mevlit merasimi tamamlanır. Önceleri, uşşak, hicaz, bayâtî gibi makamlarda okunan Mevlitin Vefat bahri uzun zamandan beri okunmamaktadır.

Takdir olunur ki; anlatılan bu Mevlit icrasının gerçekleşebilmesi için, öncelikle mevlithanların iyi bir mûsikî bilgisi ve ses güzelliğine sahip olması gerekmektedir. Ayrıca mevlithanlar ve ilâhi okuyan zâkirler arasındaki ses uyumu da son derece önemlidir. Birinin bıraktığı ton ve perdeden başlayabilmek bu işin en can alıcı noktasıdır.

Günümüz Mevlit İcralarında Görülen Bazı Problemler:

Günümüz Mevlit icralarında görülen en önemli problem, Mevlitin herhangi bir mûsikî eğitimi almamış, ehil olmayan kişiler tarafından okunmasıdır. Elbette peygamber sevgisinin öne çıkması ve ibadet amaçlı okunması gibi bazı gerekçeler ileri sürülebilir. Ancak bu gerekçeler Mevlit gibi muhteşem bir eseri estetikten uzak, dinleyene bir haz vermeden ulu orta okuma hakkını kimseye vermez. Özellikle Kuran, Ezân, Mevlit okumada güzel sesin fevkalâde gücünü herkes bilir. Dînî metinlerin böyle güzel okunması dinleyicide sadece kulağa zevk vermekle kalmamakta, ruha hitap edip, mûsikîye ait intibalar uyandırarak ilâhî mesajın iletilmesini de sağlamaktadır.[18] Bu âhenk, cemaat üzerinde önemli etkiler yaratıp ibadetlerin daha duygulu ve daha istekli yapılmasında etkili olmuştur. Osmanlı Medeniyeti özellikle ezan, Kuran ve Mevlit gibi dînî metinlerin çok güzel okunması hususunda ayrı bir titizlik göstermiş, özel eğitimlerle hâfızlar, müezzinler ve Mevlithanlar yetiştirmiştir. Osmanlı Medeniyetinde Kuran, Ezan, Mevlit okumak gibi ibadetler dahi sanatın ince zevk ve estetik imbiğinden geçirilerek ayrı inancı paylaşanlar tarafından bile kabul edilebilir bir sanat yüceliğine ulaştırılmıştır.[19] Kuranın çok güzel okunması hususundaki bu anlayış hâlâ

Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki : http://erdoganates.net/ggmivom.html