Hit (785) Y-782

Feyzi Halıcı

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : 20.Yüzyıl E-Posta :
D.Yeri : Konya D.Tarihi : 1924
Görevi : Uzm.Alanı : Şiir
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : /2008-03-02 Güncelleyen : /0000-00-00

Feyzi Halıcı
Fezaî mahlasını da kullandı.
Yazar Mehdi Halıcı'nın ağabeyidir.
Konya Ortaokulu (1938), Konya Lisesi (1942), İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü (1950) mezunudur.
Konya'da mesleğiyle ilgili olarak bir kimya laboratuarı açtıysa da kısa bir süre sonra kapattı.
Yine Konya'da uzun yıllar ticaretle uğraştı.
Her yıl düzenlenen Mevlâna’yı anma törenlerini, Konya Âşıklar Bayramı ve Türkiye Cirit Oyunları Şampiyonasının düzenlenmesine öncülük etti.
1954'ten itibaren Gül Bayramı ve Gül Yarışmasını, Güvercin Güzellik Yarışmasını ve Tarihî Konya Mutfağı -Konya Yemekleri Yarışmasını düzenledi.
Konya'da kültür ve turizm etkinlikleriyle yakından ilgilenerek Konya Gazeteciler Cemiyeti ve Konya Turizm Derneğinin kurucuları arasında yer aldı (1957).
1968 yılında Konya'dan senatör seçildi.
1978e kadar senatörlük ve bu arada Türkiye - Pakistan Dostluk Derneğinin başkanlığını yaptı. 1978'de Tanıtma ve Turizm Bakanlığı baş müşavirliğine atandı.
Turizm Bankası Yönetim Kurulu üyeliği yaptı.
1977'de Konya Kültür ve Turizm Vakfını kurdu.
1977-80 yılları arasında Türk Kooperatifçilik Kurumu genel başkanlığını, altı yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı Çağdaş Kültür Eserleri Yayın Danışma Kurulu üyeliğini, dört yıl aynı bakanlığın Millî Kültür dergisinin yayın kurulu üyeliğini yaptı.
Pakistan'ın Konya Fahri konsolosu oldu.
Edebiyat ve folklor alanındaki çalışmalarını Ankara ve İstanbul'da sürdürdü.
Türk Dil Kurumu TÜTAV (Türk Tanıtma vakfi), Atatürk Kültür Merkezi, Türk Tanıtma vakfı üyesidir.
İlk ürünü, 1937 yılında Son Posta gazetesinin iş konusundaki anket sorusuna cevap olarak yazdığı şiirdir.Şiirleri Afacan, Mektepli, Çocuk Sesi ve Arkadaş adlı çocuk dergilerinde çıktı.
Diğer şiirlerini 1938 yılından itibaren Çınaraltı, Yedigün (1942-44), Şadırvan, İstanbul, Aydabir, Hisar, Varlık, Türk Kültürü, Millî Kültür, Türk Dili, 1957'den itibaren Konya'da çıkardığı Çağrı dergilerinde yayımladı.
Gençlik yıllarından başlayarak halk şiiri geleneğine bağlı şiirler yazdı.
1980'de Struga Şiir Akşamları'nda Türkiye'yi temsil etti.
Yurtiçi ve yurtdışında çeşitli bilimsel kongrelere katılıp bildiri sundu.
"Feyzi Halıcı halk şiirinin lezzetini tatmış ve tekniğini kavramıştır. Aşık tarzında yazdığı zaman kusursuzdur. Bunun sağlam bir edebi kültüre dayandığına şüphe edemezsiniz. Hece veznini kullandığı kadar aruza da hâkimdir. Şair, iki imzasının arasına şöyle bir fark koyuyor: Feyzi Halıcı imzasını koyduğu manzumelerinde halk edebiyatının yarım kafıyelerini,, halk lehçesini kullanmıyor, istanbul şivesine sadık kalıyor. Aruz vezniyle
yazdığı manzumelere de bu imzayı atıyor. Onun hassasiyetini, lirizmini bir tarafa bırakın, bugünkü tanınmış gençlerin içinde kaç tanesi aruzu bu kadar ustaca kullanabilir?"
(Orhan Seyfi Orhon)

Eserleri :

ŞİİR:

•Bir Aşkın Şiirler(1947),
•Masmavi (1952),
•İstanbul Caddesi (1956).
•Günaydın (1957).
•Dinle Neyden (1958),
•Gecenin Bir Yerinde İki Ceylan (mensur şiir, 1966),
•Selçukya'da Aşk (1967).
•Mesnevi'den Bin Bir Beyit (1982).
•Yaşama Sevinci (1983),
•Feyzi Halıcı'nın İtalyanca Şiirleri (çev., Arına Masala, 1987).
•Mevtana Mesnevi 1. Cilt (1992),
•Yaylaya Bir Gelin Geldi (Aşık Fezai mahlası ile. 1998).
•Dörtlemeler 1 (1993).
•Dörtlemeler 11 (1995),
•Seçme Şiirler (2000),
•Dörtlemeler (bü-tün dörtlemeler, 1997).

ARAŞTIRMA-DERLEME:

•Çağrı'da Yeniler (2 C. 1962-1963).
•Saz Şairlerinin Diliyle Atatürk (1981).
•Konya, Tarihî,
•Kültürü Bilimsel Toplantısı (1984),
•Aşık Şem'v Hayatı Eserleri (1982),
•Türk Halk Edebiyatı ve Folklorunda Yeni Görüşler 1-11 (1985),
•Meulâna (Türkçe-tngilizce, 1981),
•Mevlana Cehalettin Hayatı, Düşünceleri ve Eserleri (1986),
•Yabana Yemek Uzmanlarınca Türk Mutfağı (1988),
•Halk Şairlerinin Diliyle Yemek Destanları (1990),
•Ali Eşref Dede'nin Yemek Risalesi (1993),
•Nasreddin Hoca Fıkralarının Şerhi (Mevlevi Şairi Burhan 1994),
•Hünkar Hacı Bektaş Veli'den özdeyişler (1995),
•Bir Şiirin Hikâyesi (1996),
•Bir Şiirin Hikâyesi 11 (1999),
•Şiirleşen Bir ömrün Hikâyesi: Gültekin Samanoğlu (2003).

GEZİ:

•Struga Şiir Akşamlan (1982).

GÜLDESTE:

•Bizim Şairler (1952),
•İstanbul ve Fetih Şiirleri Antolojisi (1953),
•Mevlâna Güldestesi (16 Kitap, 1961-1977),
•Türk Sanat Musikisi Beste ve Saz Eserleri (1977),
•Mevlâna-Yu-nus Emre-Nasrettin Hoca-Karamanoğ-lu Mehmet ve Türk Dili (1977),
•Mevlâna ve Yaşama Sevinci {1978),
•Mevlâna Sevgisi (1981),
•Konya (1984),
•Birinci Milletlerarası Yemek Kongresi (1986),
•Rubailer: Mevlâna Celalettin (1986),
•İkinci Milletlerarası Yemek Kongresi (1988),
•Parlamenter Şairler (1990),
•Üçüncü Milletlerarası Yemek Kongresi (1990),
•Aşıklar Geleneği ve Günümüz Halk Şairleri (1992),
•Dördüncü Milletlerarası Yemek Kongresi (1992),
•Beşinci Milletlerarası Yemek Kongresi (1994),
•Şiirden Besteye (G. Samanoğlu ve İ. Parlatır ile, 1994),
•TBMM 75. Yıl Ulusal Egemenlik Destanı Yarışması (1995),
•Yunus'un Yolunda Güldeste (Yunus Emre Kültür Sanat ve Turizm Vakfı ile, 1995),
•Türk Halk Edebiyatı Bilgi Şöleni (TBMM Kültür Sanat Yayın Kurulu ile, 1995),
•Pera Palas ve Hasan Süzer (1995),
•Pera Palas Gönül Sohbetleri Güldestesi (A. özdemir ile, 1996),
•Ankara Gönül Sohbetleri Güldestesi (A. Satoğlu ve H. Yurdabak ile, 1996),
•Pera Palas Gönül Sohbetleri II (A. Özdemir ile, 1998),
•Ankara Gönül Sohbetleri II (A. Satoğlu ve H. Yurdabak ile, 1998),
•Üstad Neyzen Hayri Tümer'in Ney Üfleme Metodu (Kültür Bakanlığı ile, 1998),
•Gönül Sohbetleri Güldestesi İÜ (A. Satoğlu, H. Yurdabak ile, 1998),
•Folklor ve Halk Edebiyatı Kongresi (Konya Büyükşehir Belediyesi ile, 23-25 Ekim 1998),
•Pera Palas Gönül Sohbetleri IV (A. özdemir ile, 1999),
•Konya Şiirleri (1999),
•Gönül Sohbetleri IV (A. Satoğlu ve H. Yurdabak ile, 2000),
•Mevlâna Güldestesi (Bahar Gökfiliz ile, 2000),
•Mevlâna Bilgi Şöleni (2000),
•Şehir Şiirleri Güldestesi (B. Gökfiliz ile, 2000),
•Pera Palas Gönül Sohbetleri IV (A. özdemir ve C. Aslangül ile, 2000),
•Ana Şiirleri Güldestesi (2000),
•Folklor ve Halk Edebiyatı Kongresi (Büyükşehir Belediyesi ile, 27-28 Ekim 2000),
•Folklor ve Halk Edebiyatı Kongresi (Büyükşehir Belediyesi ile, 26-27 Ekim 2001),
•Halk Şairleri Ana Şiirleri Güldestesi (2002).

ÇEVİRİ:

•Doğuda Tatlıcılık (F. Unger'den).

Zamanı Çağrışan Güzel


Zamanı Çağrışan Güzel, Sular bitmez akmağınan. Güzelliğin mi eksilir, Bir göz ile

bakmağınan..
Sevgidir bedene düşer, Ataşsız yemek mi pişer, Gönül ziyade mi yaşar Gam yükünü çekmeğinen..
Dostlar durmaz gel ederler Bir kapıya kul ederler. Mutluluğu bal ederler, Acı soğan, ekmeğinen..
Dumanlı olmaz yüceler, Geçer bu yoldan niceler. Güne erişir geceler Bir çırayı

yakmağınan..
Donatır gönül burcunu, Akça sevda güvercini. Sevenler vurur harcım, Zaman adlı

tokmağınan..
Göğe ersen bir başına, Değmez damla göz yaşına. Dönersin mezar taşına, Gönül evi yıkmağınan..
Düş mü, yalan mı, sahi mi? Gönül bir boş sürahi mi? Uğru olmaz, can tohumu, Bir bedene ekmeğinen..
Yedi dağın bürümceği, Şekle duru bir çiçeği, Giyinirsin bin gerçeği Gözün yaşı dökmeğinen..


Günaydınım


Şavkıması, sana doğru yolların. Sana doğru, denizlerin çağrısı. Çırıl çırıl ötelerde bir güzel, Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim...
Çıkmaz sokaklarda bu minyatür kim? Bu göğüs kim, ya bu gözler, bu saçlar? Uzak bir özlemde ayak seslerin Günaydınım, nar çiçeğim. Sevdiğim...
Kırk odanın kırkında da kırk güzel, Kırk aynada çengi çengi bir güzel. Çağlar ötesinde bir avuç nota. Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim...
Bu yıldızlar doğan günü çağrışır, Bu gündüzler gözlerini çağrışır. Ya kimlere verdin avuçlarını? Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim.
Vurdum tellerine seni, sazımın, Sende anahtarı, alın yazımın. Yağmur yağmur serpil, yalnızlığıma Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim...

Genç Şair Feyzi Halıcı (Konyalı Fezaî) :


(Çınaraltı)ında Feyzi Halıcı ve Fezai imzaları altında neşrettiğimiz güzel şiirleri yazan genci okurlarımıza tanıtmak istiyorum. Feyzi Halıcı, Fezai aynı şairin kullandığı iki imzadır. Kendisine niçin iki imza kullandığını sorduğum zaman bana şu cevabı verdi:
- Halk ağzı ile yazdığım şiirlere Fezai ismini koyuyorum. Diğerlerine de kendi imzamı. Bundan başka Feyzi Halıcı isimli bir genç arkadaşım daha var. O şiir yazmaz, fakat yazılarımla her zaman ona gadretmeyeyim diye ara sıra da bu imzayı kullanıyorum.
- Feyzi Halıcı Konyalı'dır. Babası Erzurumlu Bay Halıcı Sabri isimli bir hah tüccarıdır. Feyzi Halıcının yazılarında bazen Erzurum'un sert epik ruhu görünüyor.
Ceddim tarihleşmiş Oğuz soyunda Çok kılıç salladım sınır boyunda Dökülmüş kanım var Tuna suyunda Ben Erzurumluyum, Erzurumluyum!
O, tertemiz bir Anadolu çocuğudur. Soyunun ve yurdunun bütün güzide vasıflarım taşımakla kalmıyor, soyunu ve yurdunu candan seviyor da. Yukarıdaki parça bunun ne güzel bir misalidir. Fezai. Anadolu'yu içinden tanıyor ve içinden seviyor. Şiirlerinde ilham, bir yayla rüzgarı gibi bol bol esmektedir. Bu bava size tırnaklarıyla, ormanlarıyla, dağlarıyla, tarlalarıyla, yaylalanyla, köyleriyle,köylüleriyle, gelinleriyle, yiğit delikanhlanyla Anadolu'yu yaşatır. (...)
Feyzi Halıcı, bugün 19 yaşındadır. Henüz çocuk denecek bir çağda. Fakat Türk soyunun, uzun asırların tecrübesinden geçen olgunluğu onda hemen göze çarpıyor. İnce çizgili esmer yüzünde, munis bakışlı kara gözlerinde, son derece nazik, mütevazı, sevimli tavırlarında vaktinden evvel kemale ulaşmış bir san'atkar hali vardır. Efendi bir milletin çocuğu olduğu nasıl da belli! Şiirlerini okumayı istediğiniz zaman hafifçe utanmaktan kendini men edemez. Hiçbir şey yazmamış gibi durur. Kendi hakkında bir
fikir söylemekten son derece çekinir. Onu, dünyanın en büyük imparatorluğunu kurduğu halde hiç bir şey yapmamış gibi duran Türk erine ne kadar benzetirsiniz! (...)
Feyzi Halıcı halk şiirinin lezzetini tatmış ve tekniğini kavramıştır. Aşık tarzında yazdığı zaman kusursuzdur. Bunun sağlam bir edebî kültüre dayandığına şüphe edemezsiniz. Hece veznini kullandığı kadar aruza da hakimdir. Şair, iki imzasının arasına şöyle bir fark koyuyor: Feyzi Halıcı imzasını koyduğu manzumelerinde halk edebiyatının yarım kafiyelerini, halk lehçesini kullanmıyor. İstanbul şivesine sadık kalıyor. Aruz vezniyle yazdığı manzumelere de bu imzayı atıyor. Onun hassasiyetini, lirizmini bir tarafa bırakın, bugünkü tanınmış gençlerin içinde kaç tanesi aruzu bu kadar ustaca kullanabilir? (...)
Her şiirinde mutlaka yeni, güzel, füsunlu bir şey; şiirin bir ışığı vardır. Feyzi Halıcı, bütün halis Türk çocukları gibi ruhen müslümandır. Taassuptan, şekilden uzak dini bir vecd taşır. Onda, ne oruç tuttuğunu asrîliğe uygun gelmez diye gizleyen mürai softanın, ne de dinsizliği ileri bir fikir sanarak manevî faziletleri hiçe sayan mütereddinin en küçük izini bulamazsınız. Din duygusu içinde iyilik, güzellik, fazilet ve insanlık sevgisi halindedir. Onu bazen ne kadar saf, ne kadar samimî terennüm eder. (Dua)sını dinleyin:
Yükselir semaya doğru ellerim Mavi gecelerin seher vaktinde. Hakka kanat açar hep emellerim Mavi gecelerin seher vaktinde.
Kaybolur kederim, kaybolur ahım Gözümden yaş olur, akar günahım Bana daha yakın olur Allah'ım Mavi gecelerin seher vaktinde.
19 yaşında bir gencin bu olgunluğu onun çok yakın bir yarında, eşsiz bir san'atkar olacağına şüphe bırakmıyor. Ve dosdoğru gittiği yolda öğüneceğimiz büyük bir Türk şairi olduğunu görmek için onu şimdiden muhabbetle selâmlıyalım!
(Sahici Yeni Nesil, 6 Kasım 1943)

click here click married affairs