Hit (948) Y-774

Nûman bin Ahmed bin Mahmud (Hacı Bayram Veli)

Künyesi : Lakabı : Hacı Bayram Veli
Tabakası : 15.Yüzyıl E-Posta :
D.Yeri : Solfasol D.Tarihi : 1352
Ö.Yeri : Ankara Ö.Tarihi : 1429
Görevi : Mutasavvıf,Müderris,Şair Uzm.Alanı : Fıkıh,Hadis,Tasavvuf,Tefsir
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : Serkan Boztilki/2008-01-26 Güncelleyen : /0000-00-00

Nûman bin Ahmed bin Mahmud (Hacı Bayram Veli) ;

Mutasavvıf ve şairdir.
Tam adı Nûman bin Ahmed bin Mahmud, lakabı Hacı Bayram'dır.
Şeyhi ile ilk görüşmesi bayram gününe rastladığı ve şeyhi ona Bayram diye hitap ettiği için o günden sonra Bayram adıyla anıldı.
Öğrenimine küçük yaşlarda başladı.
Ankara ve Bursa'daki alimlerin derslerine katılarak; tefsir, hadis, fıkıh gibi din ilimlerinde ve o zamanın fen ilimleriyle yetişti.
Ankara'da Melike Hâtûn'un yaptırdığı Kara Medresede müderrislik yaparak öğrenci yetiştirmeye başladı.
Kısa zamanda halk arasında sevilip sayılan bir kişi oldu.
Gördüğü bir rüya üzerine müderrisliği terkedip Şeyh Hamid-i Veliye (Somuncu Baba) bağlanarak tasavvuf yoluna yöneldi.
Şeyhi ile Kayseri'de bir kurban bayramında buluştu.
Hocasının katkılarıyla zamanının en büyük velilerinden oldu.
Hacı Bayram-ı Veli, hocası ile gittikleri hac dönüşü Aksaray'a gittiler.
Orada hocasının 1412 (H. 815) yılında; "Halifem, vekilim sensin" emri üzerine, bu ağır görevi üzerine aldı.
Aynı yıl hocasının ölümünde, onun defin işleriyle meşgul oldu ve cenaze namazını kıldırdı.
Aksaray'da görevini bitirdikten sonra Ankara'ya döndü.Ankara'da dinin emir ve kurallarını insanlara anlatmaya, doğru yolu göstermeye, onları yetiştirmeye başladı.
Her gün pek çok kimse huzuruna gelir, hasta kalplerine şifa bularak giderlerdi, öğrencileri gün geçtikçe çoğalmaya, akın akın gelmeye başladılar. Kısa zamanda adı her tarafta duyuldu.
Sonra Ankara'da kurduğu Bayramiyye Tarikatı çizgisinde irşat faaliyetlerinde bulundu.
Rivayetlere göre İstanbul'un manevi fatihi olacak olan Akşemseddîn de Osmancık'ta müderris iken bir ara Ankara ya gelerek Hacı Bayram-ı Veli'nin sohbetlerine katılmış ve onun en iyi öğrencilerinden biri olmuştu.
Hacı Bayram-ı Veli, Ankara'da hem öğrenci yetiştiriyor, hem de belli saatlerde camide vaaz verip nasihat ediyordu.
Etrafında pek çok kimsenin toplandığını gören kimi kıskanç kişiler, Padişah İkinci Murad'a; "Sultânım, Ankara'da Hacı Bayram isminde biri, bir yol tutturarak halkı başına toplamış. Aleyhinizde bazı sözler söyleyip saltanatınıza kastedermiş. Bir isyan çıkarmasından korkarız!" diyerek iftiralarda bulundular.
Bunun üzerine padişah tarafından Edirne'ye çağrıldı. Sarayda II. ikinci Murad, söylentilere göre devletin selametine kast eden ve tahtına göz diken bir eşkiya beklerken, karşısında; nur yüzlü, kâmil bir veli gördü.
Padişah, Hacı Bayram-ı Veliyi günlerce sarayında misafir etti, izzet ve ikramda bulundu. Başbaşâ sohbet ettiği günlerden birinde; konu İstanbul'un fethine gelmişti. "Sultânım, bu şehrin alınışını görmek ne size ne de bize nasîb olacak. İstanbul'u almak, şu beşikte yatan Muhammed'e (Fatih Sultan Mehmed) ve onun hocası, bizim Köse Akşemseddin'e nasîb olsa gerektir." müjdesini verdi.
Sonra geleceğin Fatih'ini kucağına aldı. Onun gözlerine bakarak, uzun uzun teveccühlerde bulundu. Bu müjdeye çok sevinen Sultan Murad Han, oğlu şehzade Muhammed'e ve Akşemseddin'e artık başka bir dikkat ile bakmaya başladı.
Hacı Bayram-ı Veli, Edirne'de bulunduğu süre içinde, camilerde vaaz vererek halka nasihatlerde bulundu. Padişah da onun Edirne'de kalmasını istedi; ancak Hacı Bayram-ı Veli, Ankaraya öğrencilerinin başına dönüp onları yetiştirmeye devam etmek istediğini bildirdi. Padişah, onun Ankaraya dönmesine izin verdiği gibi, müridlerinden vergi alınmamasını da emretti.
Hacı Bayramı-ı Veli'nin ölümünden sonra "Bayramiyye Yolu'nu, öğrencilerinden Akşemseddin ve Bıçakçı Ömer Efendi devam ettirdiler.
Hacı Bayram-ı Veli'nin, onlardan başka Göynüklü Uzun Selâhaddin, Yazıcızâde Muhammed, Ahmed Bican kardeşler, İnce Bedreddin, Hızır Dede, Akbıyık Sultan, Muhammed Üftâde, Eşrefoğlu Rûmî (Abdullah Efendi) gibi halifeleri de vardı.
Nakşibendilik ile Halvetiliğin birleşmesinden oluşan Bayramilik'in kurucusu Hacı Bayram Veli'nin, Yunus Emre'nin etkisindeki ilahilerinin ancak bir bölümü zamanımıza kadar ulaşabildi, bunlardan bir kısmı bestelendi. Hayatı Zeria Karadeniz'in Hacı Bayram Veli (1964) adlı romanına konu oldu.
Türbesi Ankara'da, adıyla anılan camidedir.

Hacı Bayram Veli

Hiç kimse cekebilmez gûçdür feleğin yayı Derdine gönül virme bir gün götürür vayı
Oynayu gelür aldar çünki eli çâpükdür Bir buncılayın fitne kande bulıır arayı
Çün yüzini döndürdi bir lâhza karar itmez Nice seri pây ider döner ser ider payı
Bir fanı vefasızdur kavline inanma hiç Gâh bay ider yohsulu gâh yohsul ider bayı
Bayram kamu âlimler bu ma'nînün altında Kaftan Kaf'a hükmider bilmez bu muammayı
Vâhiddür ol vahdette kesrette kanı teftik Hızr irmedi bu sırra bildirmedi Musa'yı
Miskin Hacı Bayram sen dünyaya gönül virme Bir ulu imâretdür alma başa sevdayı
(Büyük Türk Klasikleri, c.3,2004)


Hacı Bayram Veli

Çalabım bir şâr yaratmış iki cihan âresinde Bakıcak dîdâr görinür ol şirin kenâresinde
Nâgehan bir şâra vardum ol şârı yapılur gördüm Ben dahi bile yapıldum taş u toprak âresinde
Şâgirtleri taş yonarlar yönup üstada sunarlar Çalabın ismin anarlar ol taşın her paresinde
Ol şârdan oklar atılur gelür ciğere batılur Arifler sözi satıl ur ol şânn bâzâresinde
Ol şâr dediğüm gönüldür ne delidür ne uslıdur Aşıklar kanı sebîldür ol şârın kenâresinde
Bu sözi arifler anlar câhiller bilmeyüp tanlar Hacı Bayram kendü banlar ol şânn menâresinde


Hacı Bayram Veli

Noldu bu gönlüm noldu bu gönlüm Derd-ü gamınla doldu bu gönlüm Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm Yanmada derman buldu bu gönlüm
Bayram'im imdi Bayram'im imdi Bayram ederler yar ile şimdi Hamd-ü senalar hamd-ü senalar Yar ile bayram kıldı bu gönlüm


Hacı Bayram Veli Hakkında :

Anadolu'da siyasî otorite boşluğunun yaşandığı ve halkın büyük sıkıntılar içinde bulunduğu Fetret döneminde Ankara'ya dönen Hacı Bayram'ın kaynaklarda bu yıllardaki faaliyetlerine ışık tutacak bilgi yoktur. Ancak mürşidi Somuncu Baba'nın yanından ayrılırken, "Sultanım, ne amel üzerine olalım, sanat bilmem ne işleyelim?" deyince, "Ekin ek. burçak ek" cevabını alması ve "Ankara'ya varıp burçak ekmesi" (Erünsal, Ekrem Hakkı Ayuerdi Hâtıra Kitabı, s 302), Ankara'ya dönünce tekke ve zaviye inşa etmeyip çiftçilikle meşgul olduğunu göstermektedir. Bu yıllarda manevî şahsiyetinin insanları giderek etkilemeye başladığı ve çevresinde bir derviş grubunun oluştuğu söylenebilir. Somuncu Baba'nın vefatı ve ertesi yıl Çelebi Mehmed'in Osmanlı tahtına geçişinin ardından bu etki daha da genişlemiş. II. Murad devrinde devleti rahatsız edecek kadar büyük boyutlara ulaşmış olmalıdır. XVII. yüzyıl müelliflerinden Sarı Abdullah Efendi Hacı Bayram'ın halkı dalâlete sevkettiği, saltanat davasına kalkışma ihtimali bulunduğu ileri sürülerek padişaha şikâyet edildiğini söyler (Semerâtü't-fuâd, s 235). Hacı
Bayram'ın, II. Murad'ın tahta geçişinden bir yıl önce aynı gerekçeyle idam edilen Şeyh Bedreddin Simâvî ile Konya'da buluşarak birlikte halvete giren Somuncu Baba'nın halifesi olması (Halil b. İsmail, s. 87) bu şikâyetin gerçek sebebi kabul edilebilir. Hacı Bayram'ın II.Murad tarafından o dönemde devletin merkezi olan Edirne'ye çağrılmasıyla sonuçlanan bu olayı menkıbevî tarzda geniş olarak anlatan Sarı Abdullah Efendi (Semerâtü'i-fuâd, s. 235-240) bunun hangi tarihte meydana geldiği konusunda bilgi vermez. Bir saray çavuşu Hacı Bayram'ı Edirne'ye getirmesi, muhalefet ederse tutuklanması tenbih edilerek Ankara'ya gönderilmiş, çavuş Ankara yakınlarına geldiğinde Hacı Bayram atına binerek çavuşu karşılamaya çıkmış, karşılaştıklarında ona nereye gittiğini sormuş, çavuş, 'Hacı Bayram derler bir müddeî varmış, bazı fe-sâdâtı sultana arzolunduğundan onu Edirne'ye götürmeye geldim" deyince Hacı Bayram çavuşa aradığı kişinin kendisi olduğunu söylemiş, bu sırada onun mübarek yüzünde "nûr-ı Muhammedi"yi temaşa eden çavuş yaptığının büyük bir küstahlık olduğunu anlayarak kendisinden Özür dilemiştir. Hacı Bayram çavuşla birlikte Edirne'ye giderken Gelibolu'da Muhammediyye müellifi Yazıcızâde Mehmed kendisine intisap etmiştir.
Nihat Azamat
(İslam Ansiklopedisi, c. 14, 1996)

<

    Warning: include(inc/other_titles.php): failed to open stream: No such file or directory in /home/eskieser/public_html/yazardetayi.php on line 667

    Warning: include(inc/other_titles.php): failed to open stream: No such file or directory in /home/eskieser/public_html/yazardetayi.php on line 667

    Warning: include(): Failed opening 'inc/other_titles.php' for inclusion (include_path='.:/opt/alt/php70/usr/share/pear') in /home/eskieser/public_html/yazardetayi.php on line 667