Hit (747) Y-65

Ebubekir Ratib Efendi

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : 18.Yüzyıl E-Posta :
D.Yeri : Tosya / Kastamonu D.Tarihi :
Ö.Yeri : Rodos Ö.Tarihi : 8 Tem.1799
Görevi : Diplomat,Elçi/Sefir,Reisülküttab,Şair Uzm.Alanı : Şiir
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Almanca, Arabça, Farsça, Osmanlıca Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : Serkan Boztilki/2008-01-14 Güncelleyen : /0000-00-00

Ebubekir Ratib Efendi
On sekizinci yüzyılın ikinci yansırım sonlarına doğru Osmanlı Devletinin devlet adamları arasında kendi kendini yetiştiren, ilmî kudreti ve devlet işlerine hakimiyeti ve yüksek kavrayış kabiliyeti ve kuvvetli kalemi olan Ratip Efendi, devlet siyasetiyle ilgili ve Avrupa hakkında derin bilgiye sahiptir.
Babası, ilmiye sunundan müderris Çilingir lâkaplı Hacı Ali Efendi'dir.
İlköğrenimini memleketi olan Tosya'da yapmış, babasından ders görmüş, on beş yaşında iken tahsilini ilerletmek üzere İstanbul'a gelmiştir.
Burada bir vasıta ile Divân-ı Hümâyûn âmedcisi (Divan Başkatibi) Edhem Efendi’ye intisap ile hem devlet işlerine ve hem de tahsile başlayarak Türkçeden başka Arapça, Farsça dersleri de gördü.
Talik (bir yazı türü) yazıdaki ustalığı sebebiyle şehzadeliğinde III. Selim'e yazı hocalığı yaptı, böylece onunla tanışma fırsatı buldu.
Şehzade Selim'in Fransa Kralı XVI. Lois’ye gönderdiği mektupları Ebubekir Râtip Efendi kaleme almıştır.
Râtip Efendi 1779'da bakanlar kurulu Başkâtibi oldu ve bu görevde yedi yıl kaldı.
Bu zaman zarfında, devlet işlerinde ve siyasi açıdan tecrübe kazandı, bilgisini arttırdı. Devletlere yazılacak yazıların tarzı, usul ve kaideleri, şahıslara yazılacak mektupların kağıtlarının cinsi ve ölçüleri hakkında bilgi sahibi oldu.
Sultan Selim, devletin dış işlerinin önemli olması nedeniyle, yabancı devletlerle olan muameleleri yürütmek üzere Nemçe (Avusturya) Elçiliğine, kalemi kuvvetli, üç dilde yazışabilen, şair ve âlim olan Ebubekir Râtip Efendiyi tayin etti.
1795'te Reisülküttaplığa tayin edildi.
Ancak yenilikçi fikirlerine karşı olanlar çeşitli iftira ve dedikodularla Ebubekir Efendiyi azlettirip Rodos'a sürdürdüler.
Bazı dostlarının, affedilmesi için padişah nezdindeki teşebbüsleri olumlu sonuç vermedi ve Ebubekir Râtip Efendi üç yıla yakın kaldığı Rodos'ta idam edildi (1799).
İstanbul'a getirilen kesik başı Kanlıca'da şeyhi Atâullah Efendi Dergâhı haziresine defnedildi.
Vefatına "Eyliye Râtip Efendi meskenin Mevlâ cinân" mısralı tarih düşülmüştür.
Münşîliğinin (nesir yazarlığı) yanında üç dilde şiirleri de bulunan Ebubekir Râtip Efendi'nin asıl şöhreti, yazmış olduğu iki sefaretnâmeden gelir.
Bunlardan birincisi Büyük Lâyiha adıyla tanınan Tuhfetü's-Sefâre fi Ah-vûî-i Asâkiri'n-Nasârâ vel-İdâre'dir. İç içe birçok bölüm ve başlıktan oluşan dört yüz doksan sayfalık bu eserde Râtip Efendi Avusturya devletinin askeri teşkilâtını ve sosyal yapısını ayrıntılı olarak ele almış, ekonomisiyle ilgili bilgiler vermiş, ayrıca öteki bazı Avrupa devletlerinin askeri durumlarından da söz etmiştir.
Yeri geldikçe Osmanlı padişahına bütçe açığını azaltmasını, ticaret ve sanatın gelişmesi için yerli malı kullanılmasını tavsiye etmekten, II. Viyana Kuşatması'ndan beri devletin gerilemesinin başlıca sebebinin padişahların zevk ve sefaya düşkünlükleri olduğunu belirtmekten çekinmedi.
Eserin çeşitli yazma nüshaları bulunmaktadır. Şiirleri değerli, fakat azdır. Ebubekir Râtip Efendi'nin divânı yoktur.

"Manzumelerinin de nadir olduğunu Fatin Tezkiresi'nden anlıyoruz. Kendisinin seri yazı yazmada becerikli olduğu, bazı eski tabirle kolayca şiir söylemiş olduğunu Nemçe Sefaretnâmesi'ndeki şiirlerinden anlamaktayız. Meselâ Macaristan'ın Sibin (Hermanşdad), Peşte ve Presburg şehirlerinde gösterilen misafirperverlik, balo ve tiyatrolarına, yapılan davetlere ve müzeleri gezmek sebebiyle kendisinin duyguları hakkında sorulan sorulara ve istenen değerlendirmelere karşı hemen şiirle cevap vermiş ve bunları Sefaretnâmesi'nde zikretmiştir. (...) Sefaretnâme'sinden anlaşılacağı üzere Ebubekir Râtip Efendi yaratılış olarak zarif, hoş sohbet, kalender bir kişi olup, biraz da Fransızcayı bildiği ve Fransa inkılâbı hakkında bilgili olduğu anlaşılıyor. Seyahati esnasında kurumları ve kütüphaneleri gezdiği sıralarda Volter, Monteskiyö, Didero vesaireden konu açarak kütüphanelerinde bu eserlerin bulunup bulunmadığını soruyor ve bu soruları sebebiyle kendisi hakkında daha ziyade alâka ve hürmet gösteriliyordu.'' (Mustafa Bektaşoğlu)

EBUBEKİR RATtB EFENDİ
GAZEL

Gönülde âteş-i hasret rurûzân oldu gittikçe
Dü çeşm-i hûn feşanım aynı umman oldu gittikçe
Yine bir mehveşin mecbur-ı hüsnü oldum âlemde Sipihr-i dilde mühr-i mihri tâbân oldu gittikçe
Elinden dâd-ü feryad etmemek mümkin midir, zira Cefası ol mehîn bî hadd-ü pâyân oldu gittikçe
Çeker dil intizâr-ı subh-ı vasl-ı yare hasretle Drazi-i şeb-i firkat nümâyan oldu gittikçe
Nihayet yok yevm-i hicrâne Râtip eyleyim bilmem Uzandı sahil-i maksuda pinhân oldu gittikçe.

Otel Tekstili antalya escort sakarya escort mersin escort gaziantep escort diyarbakir escort manisa escort bursa escort kayseri escort tekirdağ escort ankara escort adana escort ad?yaman escort afyon escort> ağrı escort ayd?n escort balıkesir escort çanakkale escort çorum escort denizli escort elaz?? escort erzurum escort eskişehir escort hatay escort istanbul escort izmir escort kocaeli escort konya escort kütahya escort malatya escort mardin escort muğla escort ordu escort samsun escort sivas escort tokat escort trabzon escort urfa escort van escort zonguldak escort batman escort şırnak escort osmaniye escort giresun escort ?sparta escort aksaray escort yozgat escort edirne escort düzce escort kastamonu escort uşak escort niğde escort rize escort amasya escort bolu escort alanya escort buca escort bornova escort izmit escort gebze escort fethiye escort bodrum escort manavgat escort alsancak escort kızılay escort eryaman escort sincan escort çorlu escort adana escort