Hit (667) Y-4780

Selim Divane

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : E-Posta :
D.Yeri : Kırım D.Tarihi :
Ö.Yeri : Ö.Tarihi : 1757
Görevi : Şeyh Uzm.Alanı :
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2014-11-27 Güncelleyen : /0000-00-00

Selim Divane (ö. 1170/1757) Kâdirî şeyhi.

Kırım'da doğdu. Gençlik yıllarında geldiği İstanbul’da medrese tahsilini bitirdikten sonra Bosna’ya kadı naibi olarak tayin edildi. Bu sırada Mehmed Efendi adlı bir şeyhe intisap edip görevinden ayrıldı. Şeyhinin vefatının ardından Manastır vilâyetine bağlı Kesriye kasabasına giderek Kâdirî şeyhi Hüseyin Hamdi Efendi'nin müridi oldu.

Seyrü sülûkünü tamamlayıp hilâfet aldıktan sonra şeyhi tarafından irşad göreviyle önce Üsküp’e, ardından Üsküp civarındaki Köprülü’ye gönderildi.
Burhânü'l-ârifîn
adlı eserini 1166’da (1753) Üsküp'te yazdığına göre Köprülü'ye bu tarihten sonra gitmiş olmalıdır. Burada bir dergâh inşa ettirerek irşad faaliyetine başladı. Mahlası “Divane”den cezbe sahibi bir süfî olduğu anlaşılan Selim'in uzun müddet irşadla uğraştığını söylemek pek mümkün görünmemektedir. Çağdaşı Köstendilli Süleyman Efendi onda melâmet meşrebinin galip geldiğini, genellikle sekr halinde bulunduğunu, bu sebeple divane diye tanındığını söyler. Onun bu hali şiirlerine de yansımıştır:
Çün bana mecnun denildi dostumun mecnûnuyam /
Ehl-i aklın aklı ermez bir aceb dîvâneyem.”

Köprülü'de vefat eden Selim Divane’nin kabri dergâhının haziresindedir.
Kâdirî şeyhlerinden Müştak Baba, Selim Divane ve tekkesi hakkında yazdığı bir methiyede ondan, “Hazret-i Sultan Abdülkâdir'in bir çâkeri / Şeyh Selim Baba Efendi mürşid-i sâhib-zaman” diye bahseder.

Eserleri:
1. Burhânü'l-ârifîn ve necâtü'l-gâfilîn
.
Tevhid kavramının halk ve mutasavvıflar tarafından nasıl anlaşıldığını ve nasıl anlaşılması gerektiğini açıklamak üzere kaleme alınan eser on bölümden oluşmaktadır. Kitapta nefsini ve rabbini bilme, mürşid-i kâmil, biatin hakikati, dünyaya gelmenin gayesi, ibadet, vuslat, firkat, he- vâ ehliyle hal sahibi olanların farkı, şeriatın, emir ve yasakların sırları, anâsır-ı er- baa gibi konular üzerinde durulmuştur. Müellif eserin her bölümüne anlatacağı konu hakkında bir soru sorarak girer, daha sonra bu soruları âyet ve hadislerden örnekler vererek cevaplar. Âyet ve hadislerin zâhirî ve bâtınî mânaları üzerinde durur. Yûnus Emre, Eşrefoğlu Rûmî, Nakşî, Kâimî, Niyâzî-i Mısrî ve Kaygusuz Abdal gibi mutasavvıf şairlerin şiirlerinden iktibaslar yaparak bunları şerheder. Sohbet üslûbuyla kaleme alman eserde yazı dilinden çok konuşma dilinin özellikleri hâkimdir. Çeşitli kütüphanelerde otuzu aşkın yazma nüshası bulunan kitap sadeleştirilerek birkaç defa yayımlanmıştır (haz. Halil Çeltik - Mümine Ceyhan, Ariflerin Delili, Ankara 1998; haz. Mustafa Tatcı - Halil Çeltik, Ankara 2004; haz. İsa Çelik, Vuslata Dâuet içinde, İstanbul 2004).

2. Miftâhu müşkilâti'l-âhün âdâbü tarîki'l- vâsılîn.
Mısrî Dergâhı şeyhi Mehmed Şemseddin Efendi (Ulusoy) bu risâlenin Niyâ- zî-i Mısrî’nin, “Müşkilim var ey Hak dostları eylen reşâd” mısraıyla başlayan gazelinin şerhi olduğunu söylemekteyse de müellifin risâle girişinde belirttiğine göre asıl yazılış amacı evliyaullahın edebini, itikadını, sülûkünü, tevhidini, Hak ile kıyamlarını, halk ile muamelelerini, peygamber ve mürşidlerin gönderilme sebeplerini izah etmektir. Eserde vahdet-i vücûd, ulûhiyyet ve ubûdiyyet, halk ve Hak, cahil ve ârif, hidayet ve dalâlet, taklid ve tahkik, nefis ve ruh gibi kavramların derinliğine yorumlandığı görülmektedir. Bursalı Mehmed Tâhir’in “tasavvufî bir eser-i ârifâne" diye nitelendirdiği risâle yer yer Niyâzî-i Mısrî, Eşrefoğlu Rûmî, Mehmed Bîcan, Şeyh Nâ- cî. Şemsî, Aziz Mahmud Hüdâyî ve Nesîmî’den alınan şiirlerle süslenmiş ve bunların şerhleri yapılmıştır. Eser konuşma üslûbuyla kaleme alınmıştır. Yirmiye yakın nüshası bulunan risâle birkaç defa yayımlanmıştır (haz. Şevket Gürer, Müşküllerin Anahtarı, İstanbul 1987; haz. Mustafa Tatcı, Miftâhu müşkilâti’l-ârifin: TasauvufiSorulara Cevaplar, Ankara 1996; haz. Sadık Ahmet Yivlik, Miftâhu Müşkilâtü’l-ârifin: Müşküllerin Anahtarı, İstanbul 1998; haz. İsa Çelik, Vuslata Dâuet içinde, İstanbul 2004) Bağdatlı İsmâil Paşa, Selim Divane'nin bir divanı HediyyetüVârifin, 1, 490; İzâhu’l-meknûn, 1, 509), Bursalı Mehmed Tâhir ise bir divançesi (Osmanlı Müellifleri, l, 87) olduğunu belirtmişse de eser bulunamamıştır. Süleymaniye Kütüphanesinde “Dîvân-ı Selîm Baba” adıyla kayıtlı yazmalar (Yazma Bağışlar, nr. 2754/2; Hâlet Efendi, nr. 65) müellifin mensur eserlerini ihtiva etmektedir. Selim Divane'nin tes- bit edilen on üç şiiri Mustafa Tatcı ve Cemal Kurnaz tarafından yayımlanmıştır (bk bibi.).