Hit (2027) Y-474

Abdülkadir Badıllı

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : 20.Yüzyıl E-Posta :
D.Yeri : Şanlıurfa/Akziyaret D.Tarihi : Eyl.36
Görevi : Araştırmacı,Yazar Uzm.Alanı : İslami İlimler
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Arabça, Farsça, Kürtçe, Osmanlıca Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : Nurgül Çepni/2009-05-04 Güncelleyen : /0000-00-00

Abdülkadir Badıllı

Eylül 1936’da Şanlıurfa'ya bağlı Akziyaret nahiyesinin Şeyhzeliha köyünde dünya gelmiştir.

Badıllı aşiretinden ve Bediüzzaman Said Nursî'nin yakın talebelerindendir.
Yedi-sekiz yaşlarında Kur'an-ı Kerim okumaya başladı.
Ardından üçer-dörder aylık aşamalarda Osmanlıca yazı, tecvit ve matematik (eski usul) öğrenimleri gördü.
1953'te Bediüzzaman Said-i Nursi'yi Isparta'da ziyareti hayatının en önemli dönüm noktası oldu.
Bu ziyaretten sonra, Nursî'nin izniyle Urfa'daki Nur medresesinde kalmaya ve Risale-i Nurları okuyup yazmaya devam etti.
Bediüzzaman’ın kendisine gönderdiği Sözler, Tılsımlar, Mesnevi-i Nuriye, Hizbul Hakaik-in Nuriye adlı kitaplarını yazarak tashihleri için geri gönderdi.
Adı geçen kitaplar BSN tarafından tashih edilerek; bir kısmı ihtiyaç duyulan yerlere gönderildi, bazıları da kendisine verildi.
Urfa'da Risale-i Nur hizmetiyle meşguliyeti devam etmekte iken, Eylül 1956'da Kadıoğlu Camiindeki hücresi Emniyet tarafından basıldı.
Bir-iki rahle, el yazı Nur risaleleri ve çocukların kullandığı defterler bulunmuştu.

Bunun üzerine tutuklanarak iki buçuk ay hapiste kaldı.
Sonra serbest bırakıldı ve mahkemece aklandı.
Urfa'daki o dönemin Nur medresesi olan Rıdvaniye ve Kadıoğlu camilerinin hücrelerinde, Nursi'nin Talebelerinden Abdullah Yeğin ve Hüsnü Bayram ile birlikte, Kasım 1959'a kadar yedi yıl derslere devam etti.
1953–59 yılları arasında birkaç defa Bediüzzaman'ı ziyaret etti.
1959'da iki yıllığına askerlik görevine gitti. A

skerde iken, üstadı Nursî, 20 Mart 1960'da Urfa’ya geldi, 22 Mart'ta da vefat etti.
Askerlik sonrası Urfa'ya döndü.
1960 ihtilali döneminde, askeri yönetim tarafından camilerdeki medrese faaliyetine son verildi.
Bu gelişme üzerine, Urfa merkezinde ailesine ait bir evin bir bölümü Nur medresesi haline getirildi.
İki yıl kadar bu durum devam etti.
"Dikkat edin, Nurcuların içinde komünistler var* diyen vali emekli General Alattin Kıral'a "Nurcuların içinde Komünist var diyenler, kendileri komünisttir" dediği bir mektup yazınca Ekim 1962'de yeniden tutuklanıp mahkemeye sevk edildi. Urfa hapishanesinde iki ay yattı.
Bu davadan bir buçuk yıl sonra beraat etti.
Üzerinde BSN kitapları bulunduğu gerekçesiyle 1962'de (Urfa'da) bir gün, 1963’te (Adana'da) yirmi gün gözetim altında tutuldu.
1967 yılında yapılan bir polis baskınında, bir arkadaşının dükkânında Said Nursî'nin İngilizce bir biyografisi bulundu.
Arkadaşı, "suç aleti"nin kendisine Badıllı tarafından verildiğini söyleyince her ikisi hakkında dava açıldı; haklarında dörder yıl hapis cezası verildi. Arkadaşı hemen yakalandığı için yedi ay hapiste kaldı.

Badıllı, kaçak yaşayıp saklanarak yedi ay sonra af çıktığında hakimin karşısına çıktı ve "Beni arıyormuşsunuz, onun için geldim" dedi. Mahkeme başkanı "İnsan kanundan kaçar mı?"deyince,

Badıllı: "Bir insan bir arkadaşına bir kitap vermekle dört sene hapis cezası alır mı?" cevabını verdi.
1983 yılında yine üzerinde Risale-i Nur kitapları yakalanan genç bir karı-koca, kitapları Badıllı'dan aldıklarını itiraf ettiler.
Bunun üzerine Badıllı İstanbul'dan Gaziantep'e gelerek karı-koca ve küçük çocuklarını nezaretten kurtarmak istedi. Hep beraber 3,5 ay tutuklanıp serbest bırakıldılar.

Sonuçta Adana Sıkıyönetim mahkemesince haklarında beraat karan verildi.
Yazı hayatına 1970 yılında Yeni Asya gazetesinde "Haftada Bir" başlıklı makaleleriyle başladı.
Zaman içerisinde gazete yazarlığını değil, araştırmacı yazarlığı tercih etti.

Yazdığı kitapların tümü Risale-i Nur konularıyla ilgilidir.
Bu konular dışında yazmaya zaman ve fırsat bulamadı.

Kitaplarından ikisi çeviri, diğerleri derleme ve araştırma türlerindedir.

1992'de Harran Üniversitesi Rektörlüğü tarafından kendisine fahri doktora payesi, 1996'da Mekkeli allame Seyyid Alevi Maliki tarafından İslâmi ilimlerle ilgili fahri diploma verilmiştir.

Urfadaki mekânı tabiri caizse bir Bediüzzaman arşiv hanesidir.

Sait Nursi’ye ait bir çok kıymetli eşya ve bu arada Mevlana Halid-i Bağdadi hazretlerinin meşhur cübbesi oradadır.


Eserleri:
Araştırma-Derleme:

Siyaset Neşriyat Şerh ve İzah Mes'eleleri (derleme, B. S. Nursî'den, 1979),

Risale-i Nurun Neşir Tarihçesi (1987),

Bediûzzaman Said-i Nursi - Mufassal Tarihçe-i Hayat (3 cilt, 1990, gen. 2. bas., Abdülkadir

Badıllı 1998),

Peyvenpûçuk (Küçük Sözler, B. S. Nursî'den, Kürtçeye çeviri, 1992),

Bediüzzaman Risale-i Nur'un Kudsi Kaynakları (1992, gen. 2. bas. 1994),

İslam Kardeşliği İçinde Tûrk-Kürt İlişkisi (1993),

Din Tılsımları (1997),

Hakkı Müdafaa Cephesi -Bediüzzaman Said-i Nursi (tsz),

Sadeleştirme Asri bir Tahriftir (tsz),

Müslüman Kadının Örtünme Şekli (tsz),

İfhamname (2003),

Asar-ı Bediiye (Osmanlıca, ihraç, tanzim ve tashih, 2004),

Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Büyük Lügat (ortak kitap; Abdullah Yeğin,

Abdülkadir Badıllı, Hekimoğlu İsmail, İlham Çalım ile, 1999),

Nur'un Mu'terizlerine Müskit bir Cevabı (2006).

Çeviri:

Mesnevi-i Nuriye (BSN'nin Arapça Arabi El Mesnevi adlı eseri. Bu kitabın özet çevirisi daha önce, BSN'nin kardeşi Molla Abdülmecit tarafından yapılmıştır, 1980),

İşaratül İ'caz (BSN'nin aynı adlı Arapça eserinden, 2004).