Hit (1111) Y-317

Abdüllatif Çelebi ( Latifi )

Künyesi : Lakabı : LATİFİ
Tabakası : 15.Yüzyıl E-Posta :
D.Yeri : Kastamonu D.Tarihi : 1491
Ö.Yeri : Ö.Tarihi : 23.10.1582
Görevi : Muhasebeci,Şair Uzm.Alanı : Şiir
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Arabça, Osmanlıca Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : Abdulkerim Aydın/2007-12-30 Güncelleyen : /0000-00-00

LATİFİ

Şair, tezkire yazarıdır
Asıl adı Abdüllâtif Çelebi olup Hatipzadeler ailesindendir.
Dedesi Fatih dönemi şairlerinden Hâmdi Çelebi'dir.
Öğrenimini Kastamonu'da tamamladı.
Kastamonu, Rumeli ve İstanbul'da muhasiblik (saymanlık) yaptı.Defterdar İskender Çelebiye sunduğu "Bahariye" üzerine kendisine Belgrat'ta imaret (bayındırlık) kâtipliği verildi.
Uzun sûre Rumeli'de kaldı. 1543'te İstanbul'a dönerek kâtiplik görevine devam etti. 1543'teyazmaya başladığı ve üç yüz otuz dört şair hakkında bilgi verdiği Tezkiretüş-Şuârâ adlıünlü eserini 1546'da tamamlayarak Kanuni Sultan Süleyman'a sundu. Bunun üzerine Ebu Eyyub-i Ensari Vakfına kâtip tayin edildi. Bir süre sonra azledilerek Rodos'taki Henunî İmaretinegönderildi.
Rodos'tan Mısır'a geçti. 1852 yılında, Mısır'dan Yemen'e giderken bindiği geminin batmasısonucu öldüğü tahmin edilmektedir.
Divan'ı henüz bulunamayan Latifi, mecmualarda yer alan şiirlerinden önce düzyazı eserleri,özellikle tezkiresiyle ün kazandı. On iki kitap, risale ve münşeat (nesirler) mecmuasımeydana getirdiği bilinmektedir.
İlk defa alfabetik sıraya göre düzenlenmiş olan tezkiresiyle II. Murad döneminde XVI.yüzyılın ortalarına kadar yaşamış şairlerin hayatları ve eserleri hakkında güvenilirbilgiler verdi.
Eserinin mukaddimesi (başlangıç) divan şiirinin poetikası sayılabilir. Âşık Çelebi'ninkiylebirlikte bu mukaddime Anadolu'daki diğer Türk tezkirelerinden, örneğin Sehi'nintezkiresinden nitelikçe üstün tutulur. Osmanlı döneminde meydana getirilmiş ikincitezkiredir.
Şiirin kaynağını Tanrı'dan ilhamla açıklar. Şiiri "vehbî" (Allah'ın ihsanı ile olan) ve"kesbî" (çalışarak elde edilen) olarak iki kategoride değerlendirir. Bu bağlamda şairlerinyaratıcı olanları, yetenekli olanları, hırsızları ve yetenekli taklitçileri vardır.
Şiirde içeriğin değerini belirtmek için şu beyiti kullanır:
"Kumaşa kıymet olmaz müşterisiz
Güher bir pare taştır cevherisin.
Tezkiresinde "ölçü" ve "değer" fikirlerini işlemesiyle de diğer tezkirecilerden ayrılır.


ESERLERİ:

  • Tezkiretü'ş Şuârâ (Tezkire-i Latifi adıyla Ahmet Cevdet tar., 1896, Almancaya çeviri, 1800
    ve 1950),
  • Risale-i Evsaf-ı İstanbul (16. Yüzyıl İstanbul'unu çeşitli yönleriyle anla-
    tır. İstanbul Arkeoloji Müzesinde),
  • Fusûl-i Erbaa (yan manzum, dört mevsimin özellikleri Münaza-i Latifi adıyla, 1870),
  • Subhatül-Uşşak (manzum 100 hadis çevirisi),
  • Nazmü'l-Ce-vahir (öbür adı La'âli-i Mansura ve Cevahir-i Manzume),
  • Ahval-i İbrahim Paşa,
  • Vasf-ı Âsafhâme,
  • Enisû'l-Fu-sahâ,
  • Esmaü's-Suveril-Kur'an.