Hit (776) Y-2725

Ali b. Rabben et Taberi Ebül Hasen Ali b. Sehl Rabben et Taberi

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : E-Posta :
D.Yeri : Merv / Taberistan D.Tarihi :
Görevi : Hekim Uzm.Alanı :
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : /2008-07-17 Güncelleyen : /0000-00-00

Ali b. Rabben et-Taberi Ebü'l-Hasen Alî b. Sehl Rabben et-Taberî

(ö. 247/861'den sonra)

Ünlü Hekim Ve Dinler Üzerinde Mukayeseli Çalışma Yapan İlk Âlimlerden

Taberistan'ın Merv şehrinde kültürlü ve dindar bir Hıristiyan ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmediği gibi, klasik kaynakların ve modern araştır­maların onun hayatı ve ailesi hakkında verdikleri bilgiler de eksik ve kısmen yanlıştır.

Nitekim Yahudi din büyükleri­ne verilen rabben (rabbi) unvanının bir Hıristiyan olan babası Sehl'e de verilmiş olması, onun Yahudi kökenli olduğu ka­naatine yol açmış, ayıca bu unvanın kay­naklarda farklı şekillerde yer almış ol­ması da bazı yanlış anlamalara sebep ol­muştur. Meselâ bu konuda en eski kay­naklardan biri olan Taberî onun adını ve nisbesini Ali b. Rabben en-Nasrânî şeklinde doğru olarak tesbit ettiği hal­de Mes'ûdî "Ali b. Zeyd", İbnü'n-Nedîm "Ali b. Sehl b. Rabbel", Yâküt "Ali b. Zeyn (Rezîn)", İbnü'l-Kıftî "Ali b. Rabben" ola­rak zikretmektedirler.

Onun yahudi olduğu hususundaki yan­lış bilginin ilk defa İbnü'l-Kıfti den kay­naklandığı anlaşılmaktadır. Nitekim o bu konuda şöyle demektedir: "Taberistanlı bir yahudi hekim olan Rabben, astrono­mi ve matematik ilimleriyle yahudi şe­riatını çok iyi bilen ve aynı zamanda fel­sefî eserleri bir dilden diğerine tercü­me eden bir âlimdi.

Irak'a gidip Sâmerrâ'da yerleşen oğlu Ali ise meşhur he­kimdi.

er-Rabben, er-rabin ve er-râb ke­limeleri de yahudi ilahiyatında önde ge­len kimselere verilen isimlerdendir" (Ihbârûl'ulemâ', s. 167).

Halbuki Ali b. Rab­ben ed-Dîn ve'd-devle adlı eserinde kendisinin hıristiyan olduğunu açıkça belirtmekte (s. 98), babasına Rabben un­vanının verilişini ve bu kelimenin anla­mını Firdevsü'l-hikme adlı eserinde şu şekilde açıklamaktadır:

"Babam Merv şehrinin kâtiplerinden, soylu, kültürlü, iyilik seven, tıp ve felsefe kitaplarını çok iyi anlayan biriydi. Fakat atalarının sa­natından çok tıbba öncelik tanırdı. Ga­yesi, bunu övünç ve kazanç vesilesi yap­mak değil dinî ve manevî açıdan tatmin olmaktı. Bu sebeple kendisine Rabben lakabı verilmişti. Bunun anlamı "büyü­ğümüz ve muallimimiz" demektir (s. 1).

Ayrıca er-Red "ale'n-nasâra adlı eserin­de de yetmiş yaşına kadar hıristiyan ola­rak yaşadıktan sonra İslâm'ı seçtiğini söylemektedir. Bununla beraber bazı or­yantalistler ondan yahudi asıllı bir he­kim bazıları da Arapça yazan yahudi bilgini diye söz ediyorlarsa da (bk. luden, s. 194), yukarıda adı geçen eserleri ya­yımlandıktan sonra bu gibi iddiaların il­mî bir değeri kalmamıştır.

Modern araştırmalarda Ali b. Rabben'in doğum ve ölüm tarihleriyle ilgi­li olarak verilen bilgilerin de yanlış ol­duğuna işaret etmek gerekir. Meselâ Brockelmann'a göre 192 (808), Meyerhof a göre ise 193 (809) yılında doğmuş­tur.

Ne var ki Firdevsü'l-hikme'de yer alan bir ifadeden, onun yukarıda zikre­dilen tarihlerden daha önce doğduğu anlaşılmaktadır.

O burada şöyle diyor: "Taberistan'da babamla beraber akşam duasını yaparken gök yüzünde büyük bir sütun şeklinde ateş gördüm. Bu ha­dise üzerinden çok geçmeden hükümdarın başı belâya girdi ve topraklarının bir kısmını kaybetti" (s. 518-519).

İbnü'l-Esîr ve İbn Kesîr gibi kaynaklar bu ola­yın Halife Mehdî zamanında, Vandad Hürmüz Taberistan hükümdarı iken 167 (783-84) yılında meydana geldiğini bil­dirdiklerine, ayrıca Ali b. Rabben'in ola­yı hatırlayacak yaşta bulunduğuna gö­re doğumunun 155-160 (772-777) yılla­rı arasında olması gerekmektedir.

Küçük yaşlarından itibaren babası Sehl'den tıp, tabiat ilimleri, matematik, felsefe ve edebiyat alanlarında öğrenim gördü.

Eserlerinden anlaşıldığına göre devrinin ilim ve kültür dillerinden olan Arapça, Farsça ve Süryânîce'yi, az da ol­sa İbrânîce ve Grekçe'yi biliyordu.

Me­selâ Arapça olarak kaleme aldığı Firdev­sü'l-hikme' sonradan Süryânîce'ye ter­cüme etmiştir.

Hayatını hekimlik yapa­rak kazanan Ali b. Rabben bir müddet Taberistan Valisi Mazyâr b. Kârin'in kâ­tipliğini yaptı ve bu sırada adı geçen ese­rini telife başladıysa da ancak Sâmerrâ'da bitirebildi.

859 yılında isyan eden Mazyâr yakalanıp idam edilince o da Merv'den ayrılıp Irak'a gitmek zorunda kaldı.

Kısa zamanda Halife Mu'tasım'ın gözdeleri arasına girerek Sâmerrâ'da onun divan kâtipliğini yaptı.

Her ne ka­dar İbnü'l-Kıftî ve İbn Ebû Usaybia gi­bi kaynaklar, onun İrak'a giderken Rey şehrinde bir süre kaldığını ve orada tabi­at felsefesinin İslâm dünyasındaki tem­silcisi sayılan ünlü hekim Ebû Bekir er-Râziyi yetiştirdiğini kaydetmekte ve ba­zı çağdaş yazarlar bu bilgiyi tekrarla­makta ise de (bk. Muhammed Kürd Ali, MMİADm., s. 304-306) bu mümkün değil­dir; çünkü Ali b. Rabben öldüğü zaman Râzî henüz doğmamıştı.

Ali b. Rabben asıl şöhretine Halife Mü­tevekkil zamanında kavuşmuş, onun he­kimi ve nedimi olmuştu.

Nihayet halife­nin teşvik ve tavsiyesiyle müslüman ol­muş ve Mütevekkil ona "mevlâ emîrü'l-mü'minîn" unvanını vermiştir.

Her ne ka­dar İbnü'n-Nedîm onu Halife Mu'tasım'ın teşvikiyle Müslümanlığı kabul etmiş gös­teriyorsa da ed-Dîn ve'd-devle adlı ese­rinin sonunda kendisi, hidayetine vesile olduğu için Mütevekkil'e dua etmekte­dir (s. 210).

Kaynaklarda ölüm tarihi hakkında her­hangi bir bilgiye rastlamak mümkün ol­mamıştır.

Ancak Halife Mütevekkil za­manında (847-861) yetmiş yaşlarında müslüman olduğuna ve ondan sonra bazı eserler kaleme aldığına göre 860 yılı civarında vefat ettiği söylenebilir.

Eserleri:

Ali b. Rabben'in çoğu tıp ala­nında olmak üzere on iki eser yazdığı bilinmektedir. Ancak bunlardan sadece üçü günümüze kadar gelmiş ve ilmî ne­şirleri yapılmıştır.

  • Firdevsü'l-hikme.
  • er-Red ale'n-Nasârâ. (en-Nesâ'ih)
  • ed-Dîn ve'd-Devle.

Ali b. Rabben'in günümüze intikal et­meyen veya henüz bulunamamış olan di­ğer eserleri şunlardır:

  • Tuhfetü'l-mülûk,fi'l-Emsâl ve'l-âdâb alâ mezâhibi'l-Fürs ve'r-Rûm ve'l-'Arab,
  • Menâfiu'l-et'ime ve'l-eşribe ve'l-akakir,
  • Hıfzü's-şıhha,
  • Kitâb fi'l-hacâme,
  • Kitâb fî tertîbi'l-ağziye,
  • Kitâb fi'r-rukâ,
  • Kitâbü İriâkı'l-hayât,
  • Kitâbü'l-Lü'lü'e.