Hit (1025) Y-2662

Ahmedi

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : E-Posta :
D.Yeri : D.Tarihi : 735 h
Ö.Yeri : Amasya Ö.Tarihi : 815 h
Görevi : Uzm.Alanı : Şiir
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : /2008-07-08 Güncelleyen : /0000-00-00

Ahmedi

Türk edebiyatında ilk İskendernâme ve sonundaki "Dâstân-ı Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i Osman" kısmı ile şöhret bulan divan şairi.

Muhtemelen 735 (1334-35) yılında doğdu.

Asıl adı İbrahim, lakabı Tâceddin, babasının adı Hızır'dır.

Hayatı hak­kındaki bilgiler yetersiz ve tutarsızdır.

Sehî, Latîfi, Hasan Çelebi ve Âlî'nin ver­diği bilgiler İbn Arabşah, Taşköprizâde ve Mecdiden alınmış olup dağınık ve zayıftır.

Kaynaklar Ahmedî'nin Germiyanlı (Taşköprizâde, Mecdî) veya Sivaslı (Latîfi, Âlî) olduğuna dair iki ayrı rivaye­ti tekrar etmektedirler.

İlköğrenimini nerede ve nasıl yaptığı da bilinmemek­tedir.

Ancak kaynaklar bilgisini arttır­mak için Mısır'a gittiğinde birleşmekte­dirler.

Mısır'da Şeyh Ekmeleddin'in öğrencisi olan Ahmedî'nin oradan dönün­ce bir ara Aydınoğulları'na intisap et­tiği, İsâ Bey'in (l 360-1391) oğlu Hamza için yazmış olduğu Mîzânü'l-edeb ile Micyârü'l-edeb adlı Arap sarf ve nah­vine dair kaside tarzında Farsça iki ders kitabından anlaşılmaktadır.

Ahmedî'­nin Germiyanoğullarına intisabının İsâ Bey'in saltanatından önce mi yoksa son­ra mı olduğu meselesi henüz aydınlığa kavuşmadığı gibi, Osmanoğullarfna in­tisabının da ne zaman olduğu kesin şe­kilde belli değildir. Yalnız Emîr Süley­man'la olan münasebeti onun ölümüne kadar (1410) devam etmiştir.

Nitekim Iskendernâme'deki "Mevlid" kısmı Bursa'da Emîr Süleyman zamanında yazıl­mıştır (810/ 1407). Ahmedinin Emîr Sü­leyman'a yakınlığı, eserlerinin çoğunu ona ithaf etmesinden anlaşılmaktadır.

Emîr Süleyman'ın ölümünden sonra kendisine bir hami arayan Ahmedî, o sı­rada Bursa'ya gelen I. Mehmed'in çev­resine girmeye çalışmıştır.

Mecdî onun seksen yaşını geçmiş olarak Amasya'da öldüğünü kaydetmektedir.

Eserleri:

  • Divan.
  • Iskendernâme.
  • Cemşîd ü Hurşîd.
  • Tervîhu'l-ervâh.
  • Bedâyi'u's-sihr fî sanayi e'ş-şir.
  • Mirkâtü'l-edeb.
  • Mîzânü'l-edeb.
  • Mirkâtü'l-edeb.

Osmanlı Müellifleri'nde, Ahmedî'nin, ayrıca Esrarnâme adında bir eser daha yazdığı kayıtlı ise de Fuad Köprülü bu eserin yazarının bir başka Ahmedî ola­bileceğini, kendi nüshasında gördüğü 880 olarak tesbit edilmiş telif tarihine dayanarak söylemektedir.

Marmara Üni­versitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kütüp­hanesinde (nr. 16) kayıtlı Esrarname'nin aynı araştırmacının tetkiki sonucunda yine Akkoyunlu şairi Ahmedî tarafından kaleme alındığı, fakat Fuat Köprülü'nün verdiği 880 tarihi yerine 884'te (1479-80) Tebriz'de yazıldığı kesinlik kazan­mıştır.

Eser Ferîdüddin Attâr'ın Esrar­nâme adlı eserinin tercümesi olmayıp Musibetname'sinin bazı parçalarının tercümesidir.

Böylece bu iki eserin de bir başka Ahmediye ait olduğundan artık şüphe edilemez. Halilnâme yazarı Abdülvâsi Çelebi, mesnevisinin "Sebeb-i Nazm-ı Kitâb" bölümünde Ahmedinin ölümü ile yarım kalmış Vîs ü Ramin ad­lı bir mesnevisinden bahseder ki bu mesnevi de bugün elde mevcut değil­dir.

Bununla birlikte Ahmedî'nin Vîs ü Râmîn adında yarım kalmış bir mesne­visi olduğunu Abdülvâsi Çelebi'ye daya­narak söylemek mümkündür.

Ahmedrye atfedilen Süleymannâme (İA, I, 220), Kânun ve Şifâ Tercümesi (Latîfî, s. 84 ve ondan naklen Âlî, Bursalı M. Tâhir ve Sadeddin Nüzhet Ergun) ve nihayet Cengnâme (Keşfü'z-zunûn, l, 607) adlı eserlerin onun tarafından ka­leme alınmadığı ve tercüme edilmediği anlaşılmıştır. Cengname'nin de Ceng­nâme olduğu ve Ahmed-i Dâî tarafından yazıldığı artık bilinmektedir.