Hit (1059) Y-2563

Halide Edip Adıvar

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : E-Posta :
D.Yeri : D.Tarihi : 1884
Ö.Yeri : İstanbul Ö.Tarihi : 1964
Görevi : Yazar Uzm.Alanı : Müzik
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Fransızca, Osmanlıca, Türkçe Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2008-06-29 Güncelleyen : /0000-00-00

Halide Edip Adıvar

II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemi Türk kadın yazarı ve romancı.

Babası Ceyb-i Hümâyun kâtiplerinden Selânikli Mehmed Edip Bey.

Annesi Bedrifam Hanım'dır.

Küçük yaşta annesini kaybedince çocukluğu, ileride sanat ha­yatında önemli tesirleri görülecek olan anneannesinin evinde geçti ve ilk terbi­yesini ondan aldı.

Annesinin ölümünden sonra birkaç evlilik yapan babasının ya­nında ise Anglo-Sakson eğitimine tâbi tutuldu.

Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nin ilk öğrencilerinden biri oldu.

Ay­rıca devrin tanınmış şahsiyetleri Şükrü Efendi'den Arapça, Rıza Tevfik'ten Türk edebiyatı ve felsefe, Salih Zeki'den de matematik dersleri aldı. Bu arada Fran­sızca ve mûsiki öğrendi.

İlk evliliğini, koleji bitirdikten sonra hocası Salih Zeki ile yaptı (1901) ve on­dan iki oğlu oldu. Otuz bir Mart Vak'ası üzerine çocuklarıyla birlikte Mısır'a kaç­tı (1908); bir davet üzerine oradan İngil­tere'ye gitti.

Olaylar yatıştıktan sonra tekrar yurda döndü ve Dârülmuallimât'ta pedagoji öğretmenliğine tayin edildi (1909).

1911'de Salih Zeki'den ayrıldı.

Bu sırada eğitim hizmetlerine ağırlık ve­ren ve Türkiye'nin geleceğine şekil ve­recek çocukların iyi birer şahsiyet ola­rak yetişmeleri için önce kadının yetiş­tirilmesinin gerekli olduğunu savunan Halide Edip, ilk dönemde kaleme aldı­ğı eserlerinde daha çok kadın ve çocuk eğitimi üzerinde durdu.

1909 ve 1911'de kısa sürelerle İngiltere'ye gitti, eği­timci Isabel Fry'ın misafiri oldu ve ora­da bazı İngiliz aydınlarıyla tanıştı.

Ka­dınların toplum hayatına katılması ve eğitilmesi amacıyla Teâlî-i Nisvan Cemiyeti'ni kurdu; ayrıca 1912'de faaliyete geçen Türk Ocağı'nda da görev aldı.

Bu tarihlerde yapmış olduğu öğretmen­lik ve müfettişlik çalışmalarına Cemal Paşa'nın kendisini davet ettiği Suriye'­de de devam etti ve orada iken Dr. Ad­nan Adıvar ile evlendi (1917).

1918'de Darülfünun Edebiyat Fakültesi'ne Batı edebiyatı hocası olan Halide Edip üze­rinde en büyük tesiri, birçok Türk aydı­nında olduğu gibi, Balkan Savaşı yap­tı.

Bu savaşta Batı dünyasının Türk ve Müslümanlara karşı tutumu, Batı'ya olan inanç ve güveninin ciddi şekilde sarsılmasına sebep oldu.

15 Mayıs 1919'da İzmir'in işgalinden sonra düzenlenen Fatih, Üsküdar ve Sul­tanahmet mitinglerine konuşmacı ola­rak katıldı.

Özellikle Sultanahmet mitin­ginde âdeta efsaneleşti.

Bu yıllarda Ana­dolu'ya gizlice silâh kaçırma işinde de görev alan Halide Edip, 1920'de koca­sıyla birlikte Anadolu'ya geçerek Millî Mücadele'ye fiilen katıldı.

Cephelerde dolaştı, Kızılay hastanelerinde görev al­dı.

Bir yandan Hâkimiyet-i Milliye ga­zetesinde çalışırken diğer yandan o gü­nün heyecanını aksettiren yazılarını İs­tanbul'da çıkan gazete ve dergilerde yayımladı.

Yunanlılar'ın yaptıkları zu­lümleri tesbit eden ve daha sonra Ge­nel Kurmay Başkanlığınca yayımlanan Tedkîk-i Mezâlim Komisyonu raporları­nın hazırlanmasında da görev aldı.

Millî Mücadele sırasında ordudaki çalışma­larından dolayı kendisine önce onbaşı­lık, daha sonra da başçavuşluk rütbele­ri verildi.

Millî Mücadele'den sonra, kurucuları arasında Adnan Adıvar'ın da bulundu­ğu Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın İsmet Paşa (İnönü) hükümetince kapa­tılması ve Mustafa Kemal'le aralarında çıkan siyasî ihtilâflar yüzünden koca­sı ile birlikte Türkiye'den ayrıldı (1925).

Önce İngiltere'ye, daha sonra Fransa'ya yerleşti.

Bu arada Williamstown Political İnstitute'un düzenlediği konferansa davet edilerek Amerika'ya gitti (1928).

1930'da da Barnard College'de (Columbia Üniversitesi) konferanslar vererek Amerika'yı dolaştı.

Atatürk'ün ölümün­den sonra, 1939'da yurda döndü.

1940ta profesör olarak İstanbul Üniversite­si Edebiyat Fakültesi'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı Kürsüsü'nü kurmakla görev­lendirildi. 1950'ye kadar bu görevi yü­rüten Halide Edip, 1950-1954 yılları ara­sında Demokrat Parti listesinden ba­ğımsız İzmir milletvekili oldu. 9 Ocak 1964'te İstanbul'da öldü, Merkez efendi Mezarlığı'na gömüldü.

İlk yazılarında Halide Salih imzasını kullanan Halide Edip, 1897'de John Abattan yaptığı Mâder (İstanbul 1314) adlı tercüme ve daha sonra Tanin (1324-1341) gazetesinde yayımladığı ya­zılarla adını duyurmuştur.

Ferdî aşk te­mi ile modern tiplerin ön planda oldu­ğu ilk eserlerinde daha çok kadınların yetiştirilmesi ve kadın psikolojisi üze­rinde durmuş, zamanla kazandığı tec­rübeler ve Millî Mücadele yıllarında Ana­dolu insanını tanıması, sosyal mesele­lere yönelmesine sebep olmuştur.

Bu­nunla birlikte Yeni Turan gibi ideolo­jik, Ateşten Gömlek ve Vurun Kah­peye gibi yer yer "belgesel" denilebi­lecek romanlar da yazmış, Sinekli Bak­kal ile töre romanlarına yönelmiştir.

Dağa Çıkan Kurt adıyla yayımladığı hi­kâyelerinde ise 1. Dünya Savaşı'nı işle­miştir. Kendisine has bir üslûba sahip olan Halide Edip'in eserleri, bilhassa cümle yapısı bakımından devrinde çok tenkit edilmiştir.

Bütün romanlarında kadın kahramanlar daha canlı ve kud­retli olup yazarın kendisinden de izler taşımaktadır. Erkek kahramanların ise kadın tipler kadar başarılı bir şekilde çizildikleri söylenemez.

Eserlerinden bir kısmı yabancı dillere de çevrilmiş, bazı eserlerini ise kendisi Batı dillerine çe­virmiştir.

1928'de.77ıe Clown and His Daughter (Meddah ve Kızı) adıyla İngilizce ola­rak yazılan, 1942'de CHP Roman Mükâfatı'nı kazanan Sinekli Bakkal', Türk edebiyatının en çok okunan romanların­dan biri olmuştur. II. Abdülhamid dö­nemi İstanbul'unun çeşitli kesimlerinin canlandırıldığı eserde. Doğu ile Batı'nın birbirine göre üstünlükleri esas hare­ket noktası olarak alınmış ve olaylar bu eksen etrafında geliştirilmiştir.

Bazı eserlerinde dini, kişilerin şahsın­da değerlendiren ve yer yer tenkit eden Halide Edip'in bu tavrını, romanlarını kaleme aldığı dönemdeki yaygın "din aleyhtarlığı" ile açıklamak daha gerçek­çi olur.

Zira Halide Edip millî ve manevî değerler karşısında daima dikkatli ve az çok muhafazakâr bir tavrı benimse­miş olduğu halde, özellikle Vurun Kah­peye romanında din adamlarının şah­sında dini kötüleyici bir tavır sergile­miştir.

Yaşadığı dönemle ilgili hâtıraları yanında röportaj mahiyetindeki hikâye­lerinde Türk milletinin inanılmaz diren­me gücü ile yaşama azmini de ortaya koymuştur.

Halide Edip'in roman ve hikâyeleri muhteva bakımından üç grupta topla­nabilir:

1. Daha çok kadın meselelerini ele alan ve eğitilmiş kadının cemiyette­ki yerini arayan eserleri:

  • Heyula (İstan­bul 1324),
  • Seviye Talip (Bursa 1326),
  • Yeni Turan (İstanbul 1329),
  • Handan (İstanbul 1331),
  • Son Eseri (İstanbul 1131)
  • Mev'ud Hüküm (İstanbul 1917),
  • Raik'in Annesi (1342)
  • hikâyelerini topladığı Harap Mabetler (İstanbul 1326).

2. Millî Mücadele dönemini anla­tan eserleri:

  • Dağa Çıkan Kurt (İstan­bul 1338),
  • İzmir'den Bursa'ya (Yakup Kadri, Falih Rıfkı ve Mehmed Âsim ile bir­likte, İstanbul 1338),
  • Ateşten Gömlek (İstanbul 1339),
  • Kalp Ağrısı (İstanbul 1340),
  • Vurun Kahpeye (İstanbul 1926),
  • Zeyno'nun Oğlu (İstanbul 1928).

3. Şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alan cemiyet ro­manları:

  • Sinekli Bakkal (İstanbul 1935),
  • Yolpalas Cinayeti (İstanbul 1937),
  • Ta­tarcık (İstanbul 1939),
  • Sonsuz Panayır (İstanbul 1946),
  • Döner Ayna (İstanbul 1954),
  • Akile Hanım Sokağı (1958),
  • Ha­yat Parçalan (İstanbul 1963),
  • Sevda So­kağı Komedyası (1972),
  • Çaresâz (1972),
  • Kerim Usta'nın Oğlu (1974).

Kitaplarına girmemiş hikâye ve de­nemeleri Kubbede Kalan Hoş Şada (1974) adlı kitapta derlenen Halide Edip'­in son romanları şöhreti ile bağdaşama­yacak kadar zayıf olup bunlarda bir bık­kınlık ve acelecilik görülür. Yazarın Ke­nan Çobanları (İstanbul 1334) ve mad­de ile ruhun karşılaştırıldığı Maske ve Ruh (İstanbul 1937) adlı iki de tiyatro eseri vardır.

Ayrıca Henri Masse'ın Islam adlı Fransızca eserini İngilizce'ye çevirmiş (1938), Shakespeare'den Ham­let (Vahit Turan ile İstanbul 1941), Na­sıl Hoşunuza Giderse (1943), Coriala-nus (1945), Antonius ve Kleopatra (Mina Urganla, İstanbul 1949); George Orwell'den Hayvan Çiftliği (İstanbul 1954), Walpole'den Gizli Belde (İstanbul 1928) ve Gibb'den de Osmanlı Şiiri Tarihi I (1943) adlı tercümeleri yapmıştır.

Türkiye ile ilgilenen yabancıların baş­vurduğu birinci derecede eserler olan Memoirs'i (1926) Mor Salkımlı Ev (İs­tanbul 1963). The Turkish Ordeal da (1928) Türkün Ateşle İmtihanı (istan­bul 1962) adıyla Türkçe olarak; Ameri-ka'daki konferanslarını Turkey Faces West (1930), Hindistan'daki konferans­larını da Conilict of East and West in Turkey (1935) adıyla yayımladı. Büyük ölçüde yabancı ülkelerde verdiği kon­feranslarından faydalanarak Türkiye'­de Şark, Garp ve Amerikan Tesirleri (1955) adlı eseri kaleme almış, Hindis­tan intibalarıni ise inside India (1938) adıyla yayımlamıştır.

Halide Edip'in in­celeme mahsulü diğer bir çalışması da üç ciltlik İngiliz Edebiyatı Tarihidir (İstanbul 1940, 1943, 1949).