Hit (1040) Y-1869

Neş’et Hoca

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : 17.Yüzyıl E-Posta :
D.Yeri : Edirne D.Tarihi : 1735
Ö.Yeri : İstanbul Ö.Tarihi : 1807
Görevi : Uzm.Alanı : Divan şiiri
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Arabça, Farsça Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : /2008-02-16 Güncelleyen : /0000-00-00

Neş’et Hoca
Asıl adı Süleyman'dır.
Şiirle ilgilenen gençlere yol gösterdiği ve her birine uygun mahlaslar verdiği için Hoca lakabı ile anıldı.
Babası Enderunda (saray görevlilerinin yetiştirildiği okul) yetişmiş, tezkiresi bulunan ve III. Ahmed ile I. Mahmud'un musahibi Ahmed Refî Efendi'dir.
Babasıyla gittiği hac dönüşü Konya'da Mevlâna'nın türbesini ziyaretleri sırasında, Ebübekir Çelebi tarafından kendisine Mevlevi sikkesi (dervişlerin giydiği keçe külah) giydirildi. Hayatına Mevlevi tarikatı yön verdi.
İstanbul'da Yâsinîzâde gibi devrin tanınmış hattatlarından nesih tarzı yazı öğrendi.
Tahmasb Kulu Nâdir Şah'ın hekimi şair Eymenî'den Farsça dersleri alarak bu dilde şiir yazacak düzeye ulaştı.Neş'et mahlasını Dâyezade'den aldı.
1754'te Nakşibendî ve Mevlevi şeyhi Bursalı Mehmed Emin Efendi'nin etkisinde kalarak Nakşibendi tarikatına girdi.
1768-74 Osmanlı-Rus savaşına katıldı.
Bu sırada şahit olduğu bazı savaş sahnelerini şiirlerine de yansıttı.
Savaştan sonra Farsça dersleri verdi, Mesnevi okuttu.
Molla Gürânî semtindeki konağı devrinde âdeta bir okul işlevi gördü, öğrencilerine ikramda bulunması, hayırseverliği, zekâsı ve nüktedanlığı ile şöhret kazandı ve pek çok şairin yetişmesine aracı oldu.
Mezarı, Topkapı dışındaki Sakızağacı Mezarlığında, Mesnevi şârihi (şerh eden) Sarı Abdullah Efendi'nin mezarının yanında diğer aile bireyleriyle biraradadır.
"Hoca Neş'et'in asıl önemi, ortaya koyduğu eserlerden çok yetiştirdiği öğrenciler ve özellikle devrinde İran edebiyatının âdeta yeniden keşfedilmesine vesile olmasından ileri gelmektedir. XVIII. yüzyıla girilirken îran edebiyatının Türk edebiyatı üzerindeki etkisi azalmaya başlamıştı. Hoca Neş'et'in, Şeyh Calib'in de aralarında bulunduğu genç şairlere Iran edebiyatını ve sebk-i Hindî'nin öncülerinden Sâib-i Tebrîzî ile Şevket-i Buhârî'yi okutup sevdirmesi sonucunda Osmanlı şairleri üzerinde sebk-i Hindi üslûbunun ve genellikle İran şiirinin etkileri yeniden artmış, böylece bu etkiyi şiirlerinde yansıtan bir grup şair ortaya çıkmıştır. Bu şairler sebk-i Hindî'nin temel özellikleri olan giriftlik, ıstırap ve tasavvufi konulara şiirlerinde büyük ölçüde yer vermişlerdir." (Mustafa İsen)

ESERLERİ:

  • Divan (1836),
  • Tercüme-i Şerh-i Dü Beyt~i Molla Cami (Abdurrahman-ı Câmî'den, 1846-47),
  • Tercümetü'l-ışk (Muhammed Nakşibendi'den),
  • Tüfân-ı Ma'rifet (Mirza Bîdil'in Tûr-ı Ma'rifet adlı eserine nazire),
  • Muharrerât-ı Husûsiyye-i Neş'et (mektuplar).

HOCA NEŞ'ET
BEYİTLER
Bezm-i tarabda yoksa yerin erba'îne gir
Zâhid geçür bu demleri var yâ Sabur ile
Feleğin meşrebini mezhebini anlayarak
Meyl-i ikbâl idenin hahişine eyvallah
Te'âlallâh ne âli-şân peyember
Te'âlallâh ne devlet mend server
Gündüz çıkarur zevkini rindân ramazânın
İftâr safâsın dahi ehl-i şikem eyler
Telâş-ı va'd-i visale sebeb nedür bilmem
Yalan mı yok güzelüm özr-i arifane mi yok