Hit (1050) Y-1478

İbrahim Şinasi (Şinasi)

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : 19.Yüzyıl E-Posta :
D.Yeri : İstanbul D.Tarihi : 1826
Ö.Yeri : Cihangir/İstanbul Ö.Tarihi : 13 Eyl.1871
Görevi : Şair,Yazar Uzm.Alanı : Şiir
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Arabça, Fransızca, Osmanlıca Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2008-02-12 Güncelleyen : /0000-00-00

İbrahim Şinasi (Şinasi)
Asıl adı İbrahim Şinasi dir.

Bolulu Mehmet Ağa'nın oğludur. Babası, topçu yüzbaşısı iken Türk-Rus Savaşında esir düştü (1827).Şinasi’yi annesi yetiştirdi.

İlköğrenimini Mahalle Sıbyan Mektebi ve Fevziye Okulunda tamamladıktan sonra Tophane Müşirliği Mektubî Kaleminde memur olarak çalışmaya başladı.

Arapça, Farsça ve Fransızcayı bu yıllarda öğrendi.

Devlet hesabına gönderildiği (1849) Paris'te maliye, matematik ve sosyal bilimler alanında öğrenim gördü.

Fransızcasını ilerleterek dil ve edebiyat alanında çalışmalar yaptı. Fransız şair ve yazarlarından Lamartine, Ernest Renan, Litre ile tanıştı, toplantılarını izledi. XII. yüzyılın akılcı ve XIII. yüzyılın hukukçu, inkılâpçı şairlerinin etkisinde kaldı.

Sociate Asiatic'e üye oldu.

Türkiye’ye dönüşünde önce eski görevine, kısa bir süre sonra da Maarif Meclisi üyeliğine atandı.
Mustafa Reşid Paşa ve Yusuf Kamil Paşa tarafından himaye gördü. Bir ara üyeliğine son verildiyse de Reşid Paşa yeniden sadrazam olunca görevine geri alındı.
Şinasi daha sonra memurluğunun yanı sıra, fikirlerini yaymak için en güzel vasıtanın gazete olduğunu düşünerek, gazetecilik ve çeviri çalışmaları yapmaya başladı,

önce Agâh Efendi ile birlikte ilk Türkçe gazete olan Tercüman-ı Ahval'i (1860), sonra tek başına Tasvir-i Efkâr (1862) gazetelerini çıkardı.

Bu gazetede çıkan yazılarında devlet yönetimini eleştirdiği gerekçesiyle Maarif Meclisi üyeliğinden uzaklaştırıldı (1863).

İki yıl sonra, Fransa'ya kaçarken gazetenin yönetimini Namık Kemal’e bıraktı (1865).

Paris'te kaldığı yıllarda Jön Türkler'in siyasi çalışmalarına katılmayarak kitaplıklarda dil ve edebiyat çalışmaları yaptı.

Büyük bir Türkçe Sözlük hazırlamak için çalışmalarını sürdürdü.

1869 sonbaharında İstanbul’a döndüğünde bir basımevi kurarak kitaplarının basımıyla uğraştı. Paris'te çıkardığı büyük sözlüğü basmaya giriştiği sırada beyninde çıkan bir ur yüzünden sağlığı bozuldu, çalışmaları yarım kaldı.

Kırk beş yaşında Cihangir'de beyin tümöründen ölen yazar, Ayaz Paşa Mezarlığında toprağa verildi. Ancak sonradan bu mezarlığın kaldırılması nedeniyle mezarı kayboldu.

Tanzimat edebiyatının kurucularından olan İbrahim Şinasi, şiirlerinden çok Batı edebiyatı türlerinin ilk tanıtıcısı olması bakımından edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir.

Batı şiirini tanıtmak amacıyla Fransızcadan ilk şiir çevirilerini yapan Şinasi, ilk yerli tiyatro eseri sayılan Şair Evlenmesi'nin de yazandır. Bu eserinde rüşvetin kötü sonuçları, aracı kadınların fesatçılığı gibi konulardaki sosyal yergilerin yanı sıra, ad sembolizasyonu da görülür.


Şinasi şiirde bazen Divan şiiri formları ve sanatlı söyleyiş özelliğine bağlı kalırken bazen de şiirini mecaz ve mazmunlardan arındırmaya çalıştı. Divan edebiyatındaki "parça güzelliği" anlayışına karşı "konu birliği" ve "bütünde güzellik" anlayışını savunan şair, modern Türk şiirinin öncüsü olarak görülmektedir.

Dönemi için yeni sayılan Batı kavramlarını şiirlerinde kullanan ilk şair olarak bilinen Şinasi. "halk için sanat" ilkesini benimsediğinden "kanun, adalet, hak, akıl, millet, vatan, medeniyet" vb. temaları şiire sokan bir şair olarak dikkat çekti. Ayrıca nesirde uzun, süslü, karmaşık ifadelerle dolu cümleler yerine, daha yalın ve sade bir yazı dili geliştirdi ve anlaşılmayı ön plana aldı.

Edebiyatımızda noktalama işaretlerini ilk defa kullanan yazar da Şinasi'dir.

Gazete, şiir, çeviri, tiyatro türleri dışında fabl, makale, derleme, folklor ve eleştiri türünde çalışmaları da bulunan yazarın kısa bir ömür sürmüş olması ortaya koyduğu eserlerin sayısının az olmasına yol açmıştır.

Sözlük çalışmalarının kaybolması da dilimiz adına büyük bir kayıp olarak kabul edilmektedir.

Şinasi'nin en önemli eseri çıkardığı gazeteler ve bu gazetelerde yazdığı makalelerdir.
Türkiye'de makale, özellikle baş makale türünün onun elinde canlandığı söylenir. Makaleleri genellikle gazetenin önemi, değerli kitapların tanıtımı, Rus gazetelerinin Türkiye aleyhine yayınları, siyasî, sosyal, edebî, mali ve kültürel konular üzerinedir.


"Şinasi Türk halkının dehasına inanmış ileri bir aydın tipidir. Halka duyduğu bu saygı ve sevgi ile tam bir Avrupalı olarak önceki ve sonraki birçok sanatçılarımızdan ayrılır." (Ahmet Kabaklı)
"Hayatının sonun doğru herkesten uzak, garip bir sükût içinde yaşayan bu zekâya Türk irfanının Avrupalılaşmasını, yani yeni bir dünya görüşü içinde kendimizi bulmayı borçluyuz. Filhakika parça parça gelen ve mahdut hedeflerin ötesine geçemeyen yenilikleri muayyen bir istikamette toplayan ve hamleyi en muhtaç olduğumuz şekilde cemiyete döndüren o olmuştur. "(Ahmet Hamdi Tanpınar)


"Şinasi gibi allâme-i edeb ve muhyi-yi edeb olan bir zât hakkında velev sırf tahsin yolunda olsun söz söylemek haddimin fevkindedir. Şu kadar diyebilirim, ki müşârün ileyh galatât-ı bî-edebânenin Azra'ili ve lisan-ı hakikat olan edebiyat-ı cedidede gördüğümüz isli'dâd-ı Kemal'in pederidir.
"Onun sayesindedir ki bu günkü günde vatanımızda ifâde-i merama muktedir olan ashâb-ı kabiliyyet, düşündüğünü yazabiliyor, yazdığını okuyanlara beğendiriyor; Binâenaleyh hepimiz Şinasi'nin ma'nevi evlâdıyız.
"Meşhur Volter'e, Fransız şuarâ-sından (Corneille)in eş'ârını mu'âheze ettiği zaman 'Racine'in eş'ârını da mu'âheze etseniz' denilmiş; o da: 'Pekâlâ. Her söylediği mısrâ'ın altına benim tarafımdan, muhayyer-i ukûl-dür; diye yazı verin olsun bitsin.' demiş. Ben Volter değilim. Fakat Volter Türk olaydı. Racine'nin eş'ârı hakkında söylediğini burada şüphe etmem ki Şinasi'nin inşası hakkında söyler di' (Ebuzziya Mehmet Tevfik)
'Hangi senede olduğu hatırımda değildir. Fakat zannıma göre 78 sene-i Hicriyesinde olacak (Milâdi 1861) bir ramazan günü kitap aramak için Sultan Bayazıd Camii avlusundaki sergilere girdim. Elime ta'lîk yazı litograf basmayla bir kağıt parçası tutuşturdular. Yirmi de para istediler. Parayı verdim, kağıdı aldım. Üstünde ilâhi ünvanı gördüm. Derviş Yunus ilâhisi zannettim. Bununla beraber okumağa başladım. O ilâhi ne idi biliyor musun, ne idi? Beni, yazdığım yazının şimdiki derecesine isal etmeğe, milletin lisanım, şimdiki hâlini getirmeğe sebeb-i müstakil olan ilâhi bir ilâhi idi . Sade fikre ne kadar da yakışır. Mebâdisi şudur: 'Hak teâlâ azamet âleminin pâdi-şehî / Lâ-mekândır olamaz devletinin taht-gehî'. Yazdığı şeyleri gördüğüm, hatta beğenmediğim Şinasi'nin ilâhi bir hâkim olduğunu o şiirden anladım. Fakat fikrimi tamamiyle edebiyat arkadaşlarıma anlatamadım. Gittim. kendini buldum.
"Gazetesine muin oldum. Merhum Şinasi Tasvir-i Efkâr ile edebiyât-ı sahîhaya Osmanlı lisanında tesis etti. Ben de güya muini idim." (Namık Kemal)

ESERLERİ:

  • Tercüme-i Manzume (şiir çev. 1859, Süheyl Beken tar. yeniden bas. 1960)
  • Şair Evlenmesi (1 perdelik komedi, 1860, Fevziye Abdullah Tansel tar. yeniden bas. 1960)
  • Müntehabât-ı Eş'ar (şiirlerinden seçmeler, 1862, Süheyl Beken tar. yen. bas.,1960)
  • Durub-i Emsal-i Osmaniye (atasözleri, 1863; Ebuziyya Tevfik'in kattığı 4 bin atasözüyle birlikte yeni bas. 1885)
  • Müntehabât-ı Eş'ar
  • Tasvir-i Efkâr (seçme makaleler, 3 cilt, Ebuzziya Tevfik tar. derlenerek, 1885, Fevziye Abdullah Tansel tar. yeni bas., Makaleler adıyla 1960).

ŞİNASİ