Hit (2593) M-2161

Şair Mecmuası

Yazar Adı : İlim Dalı : Türk Dili ve Edebiyatı
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü :
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2014-07-05 Güncelleyen : /0000-00-00

Şair Mecmuası

Ziya Gökalp ;

Maarif Nâzın Şükm Bey sizi görmek istiyor, dedi.

Bizim Yokuş'tan ayrılışımın hikâyesidir bu, anlatmaya değer...Şimdi, galiba belediyenin bir şubeciğine dar gelen Sultan Mahmut Türbesi'ndeki binaya Osmanlı İmparatorluğu'nun Maarif Nezareti bol bol sığardı.

Kapıdan girince, insanın karşısına dikilen geniş merdiveni çıktım. Sağda, makâm-ı Nezâret. Önünde, yakaları sırmalı, kolları sırmalı ve ikisi de burm a bıyıklı, Karadağ Kralı gibi iki hademe... Protokol ne emrediyor, bilmem kİ... Selâm mı vermeli, divan mı durmalı, etek mi öpmeli?...

Kaşları daha az çatık, gözleri daha az sert olanına yaklaştım :

Nâzır beyefendiyi görmek istiyorum...

Oturduğu yerde, tek kelime söylemeden şöyle bir süzüverdi beni... En az on kilo eksildim!

Kendileri çağırmışlar...

Parmağı ile yandaki kapıyı gösterdi:

Kalem-i mahsusa müracaat ediniz.

Rüknettin Bey'di özel kalem müdürü. Genç, iyi yüzlü, yere bile incitmeden basan bir yumuşak insan...
Biliyornıuş benim geleceğimi galiba. Bir sandalye gösterdi, içeri girdi, dışarı çıktı ve «buyurun» dedi...

Kaim, ipek perdeli loş odasmda yalnızdı Şükrü Bey. Masa başında kmııldamadan oturuyordu. Kırmızı ya­naklı, ablak yüzlü, okkalı bir adamdı nâzır hazretleri...

Ayakta, el bağlamış duruyordum.

Yusuf Ziya. Bey siz misiniz?

Evet efendim...

İnanmamış gibi baktı, inanmamış gibi sustu, inanmamış gibi sordu :

Ziya Gökalp Bey'in tavsiye ettiği...

Evet efendim...

Gülmemek için kendim zorladı galiba... «Ne acayip adam şu Ziya Bey» diyordu içinden «otuzuna yaklaşmış gençlerin talebe olduğu bir mektebe, bir Mekteb-i Sultanî’ye, yirmi yaşında bir çocuğu muallim yaptırmak istiyor

Siz, dedi, edebiyat okutabilir misiniz?

— Okuturum efendim...

Yüzüme öyle bir baktı ki, okut bakayım, diyecek diye titredim!

— Başka talipler de var ama, dedi... Edebiyat Fakültesi’nde bir müsabaka imtihanı açacağız...

Boynumu büküp sustum.

Girer misiniz imtihana?

— Girerim efendim...

Ve girdim : Önce, Zeynep Hanım Konağı’ndaki Zarif Bey'in odasına... Zarif Bey, Darülfünun Edebiyat Şubesi Müdürü idi. Siyah sakallı, güler yüzlü bir Osmanlı beyefendisi. Sonra, mümeyyizlerin huzuruna çıktım: Profesör Ali Ekrem’in, Profesör Ferit Kam,'’m, Profesör Fuat Köprüiü'nün...

Aç bakayım şu kitabı... Oku!

— Kapa... Bir

— Aferiiiin!

Sorulan, Namık Kemal’in oğlu soruyordu hep : Kumral sakallı, biraz Hacivatımsı Ali Ekrem...

Nihayet:

— Söyle bakayım, dedi, şu beyit kimindir?
-Vezni nedir?

Zülfü gibi ayağın
koymaz öpem nigârım.

Yoktur anın yanında

bir kılca itibârım!

Koltuğunda şöyle bir gerilmiş, gülümseyerek yüküme bakıyordu.

— Fuzuli'nindir efendim dedim... Vezni: Müstefilün faûlün, Müstef’iîün faûlün..,

İzmit Sultanîsi'nde, dört kişi bana İstanbul’u özletmedi: îkisi öğretmendi bunların, ikisi öğrenci.

Öğretmenler: Maarif Müdürü Kâzım Nami Duru ile Fransızca muallimi Sakallı Celâl... Öğrenciler: Remzi Oğuz Arık'la Sedat Salim Pek...

Remzi Oğuz, dokuzuncu sınıfta idi, Sedat Salim on birinci sınıfta.İçeri girdim mi, bütün yüzler .silinirdi gözümden. Ya Arık'ı görürdüm yalnız, ya Pek'i... Öylesine candan dinlerlerdi ki dersi...

Otuz yıl sonra, onlarla Büyük Millet Meclisi'nde buluştuk yine: Üçümüz de mebus olmuştuk.

Remzi Oğuz, sayılı kafa ve gönül adamlarımızdan biri idi. Bir uçakta kaybettik onu, Toroslar’a çarpan bir Sedat Salim de, hırslı dövüşken bir parlâmento adamı idi. İkide bir kürsüye fırlardı Meclis'te...

Ben, ilk mecmuayı onunla beraber çıkarmıştım. Öyle bir adı vardı ki dergimizin, şimdi bile yazarken utanarak gülüyorum: Şair!

Bizim Yokuş'u İzmit'e kadar uzatışım, bu Şair Mecmuasını anlatmak içindir.

Birinci Dünya Savaşı, cephe cephe çöküşlerle bitmişti. İstanbul’a gelmiştim. Elimde, maaş artığı bir tor­ba mecidiye vardı. İki ay, üç ay, sıkı tutarsam altı ay yeterdi bana... Sonra mı? Yirmi üç, yirmi döıi; yaşın sonrası olur mu?

Bir akşam, Sedat Salimle karşılaştık Bizim Yokuş’ta. Ben onun öğretmeni idim, o benim öğrencimdi ama, aramızı ayıran birkaç yıldı ancak... Konuşarak Beyoğlu’na çıktık, Tepebaşı Bahçesi’ne girdik, bira içtik, sarhoş olduk, Halit Ziya'nın Mavi Ve Siyah’ını konuştuk: Tepebaşı Bahçesi, bu romanda Türk edebiyatına girmiştir. Yıldızlar bir «inci ve elmas yağmuru.» bir «bârân-ı dürrü elmas» dır Mavi Ve Siyah'ta...

Sonra, kafalarımız gibi, gönüllerimiz gibi, keselerimizi de birleştirip bir dergi çıkarmaya karar verdik,

Haliç'in yakamozlarla pırıldayan karanlık sularına bakarak...


Benim için her şey şiirdi... Dünya bile, bir öküzün boynuzunda değil ama, muhakkak bir mısram ucunda dönüyordu!

Öyle ise, dergimizin admı da «Şair» koyacaktık...Şimdiki Ahmet Halit Kitabevi’nin üstünü kiraladık

ilk önce. Sonra, iki masa, dört sandalye... Tamamdı her şey. Ziya Gökalp, bize «Türk Esatiri»ni yazacaktı. Ben, her hafta gidiyordum evine. Loş bir odada karşı karşıya oturuyorduk. O, ağır ağır, tutuk tutuk söylüyordu, ben not alıyordum. Sonra, Ziya Beyi alıp götürdüler Bekir Ağa Bölüğü'ne... Orada da, demir karyolasının bir ucuna o otururdu, bir ucuna ben, ikimiz de mütareke zindanında olduğumuzdan habersiz, bir hafta Önce bıraktığımız yerden başlardık Türk Esatiri'ne...

Bütün Ömrüm Bizim Yokuş'ta kavga ile geçmiştir. Bedavadan düşman milyoneri oldum sanmayınız!

İlk edebiyat kavgasına Şairle başladım: Hıfzı Tevfikin bir şiiri ile alay ederek...

Sonraları, Boğaziçi Lisesi'nin başarılı müdürü, başarılı edebiyat hocası Hıfzı Tevfik, gençliğinde şairdi.

Bir gün, nasılsa aklıma esti, onun yeni bir şiirini, yukardan aşağı okuduktan sonra, bir de aşağıdan yukarı okumayı denedim... Aaa, oluyordu, hiçbir şey aksamadan oluyordu!

Sonra denemeyi beyitlere yer değiştirterek yaptım, şiir, ne ise yine o! Kalemi aldım ve kâğıda yazının başlığını oturttum: Tornistan!

o gün, Bizim Yokuş’ta ilk düşmanı kazanmıştım; O tatlı, o şakacı, o gülümser dost Hıfzı Tevfik’le galiba

beş altı ay selâmlaşmadık...Sonra ne mi oldu Şair?... Onyedinci sayısında kapandı; İkimizin de cebinde kâğıt alacak para kalmadığı için!


Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki :
Otel Tekstili antalya escort sakarya escort mersin escort gaziantep escort diyarbakir escort manisa escort bursa escort kayseri escort tekirdağ escort ankara escort adana escort ad?yaman escort afyon escort> ağrı escort ayd?n escort balıkesir escort çanakkale escort çorum escort denizli escort elaz?? escort erzurum escort eskişehir escort hatay escort istanbul escort izmir escort kocaeli escort konya escort kütahya escort malatya escort mardin escort muğla escort ordu escort samsun escort sivas escort tokat escort trabzon escort urfa escort van escort zonguldak escort batman escort şırnak escort osmaniye escort giresun escort ?sparta escort aksaray escort yozgat escort edirne escort düzce escort kastamonu escort uşak escort niğde escort rize escort amasya escort bolu escort alanya escort buca escort bornova escort izmit escort gebze escort fethiye escort bodrum escort manavgat escort alsancak escort kızılay escort eryaman escort sincan escort çorlu escort adana escort