Hit (4914) M-2071

Ehli Kitabın Peygamberimize İman etmeden Cennete Girmesi İnancının Hükmü

Yazar Adı : İlim Dalı : Kelam
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü :
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2012-04-19 Güncelleyen : /0000-00-00

Ehli Kitabın Peygamberimize İman etmeden Cennete Girmesi İnancının Hükmü

(Dinlerarası diyalog olur mu ?)

Tekin Deniz Soru ; Dinler arası diyalog olur mu ? Yahudiler-Hristiyanlar da İbrahimi din oldukları için cennete girecek diyenlerin durumu ne olur ? Ehli sünnet vel cemaat dairesi içerisinde sayılabilirler mi ?

el Cevab : Bu konu dini olmasından ziyade siyasi boyutuyla gündemdedir. Siyaset tavır koymadır. Zaman ,şartlar, hitap edilenler ve kasıt –hedef , siyasi tavrı şekillendirir.

Siyasi tavır olarak dinler arası diyalog olur. Yahudi ve Hıristiyanlarla diyaloga girilebilir. İtikadi değerler bilgilenme ve bilgilendirme ve yanlış anlamaları düzeltme kastıyla gündem maddesi yapılabilir. Tarih boyu da yapılmıştır.



İtikadi açıdan ise durum şöyle özetlenebilir ;

-Ehli kitab peygamberimizin davetinden önceki dönem itibarıyla peygamberlerinin davetlerine icabet ettilerse, iman sahipleri olarak cennete girmeleri söz konusudur.

-Peygamberimizin gönderilmesinden sonra yalnızca ona iman ettikleri takdirde cennete girerler.

-Günümüzde peygamberimizin daveti kendilerine ulaşmamış ehli kitap mensuplarından tevhid akidesi üzerine olanların kurtulma ümitleri vardır.

-Ama Peygamberimizin daveti ulaştığı halde Allah’ı tevhid edenlerden de olsa ona iman etmeyen ehli kitap mensupları kafirdirler. Cennete asla giremezler.


- Peygamberimizin daveti ulaştığı halde Allah’ı tevhid edenlerden de olsa ona iman etmeyen ehli kitap mensuplarının hükümleri ve ahiretteki durumları hakkında günümüzde bazı akedemisyen-ilim adamları ehli sünnet ulemasının tavırlarından farklı bir tavır koymakta ve bunun doğruluğunu savunmaktadırlar.

Kuranın Allah kelamı olduğuna inanan bir mü’min içeriği itibarıyla ondaki bütün içeriğe iman durumundadır.

Kurandaki peygamberimizin bütün insanlığa gönderildiğiyle alakalı delilleri burada zikretmiyorum. Ama peygamber efendimizin davetinin ulaştığı bir muvahhid ehli kitab mensubunun durumunu sağlıklı olarak kavramaya yeterli olacak iki muhakeme yazacağım.

Birinci Muhakeme ; İslam ümmetinden birisi (Kurana ve sünnete inananlardan) Muhammed Allah’ın resulu değil derse kafir olur. Bu açıktır. Muhammed Allah’ın Resulü değildir, diyene mümindir derse ictimaun nakideyn olur. Yani bir şeye hem iman hem küfür demiş olur. İman edilmesi gerekenlere iman edilmemesine cevaz vermesi boyutuyla da kafir olur.
yani İslam adına konuşan bir insan, hz.Muhammed ‘e sas iman etmeyenler de cennete girebilir derse öncelikle kendisi iman esaslarından birisine iman edilmesi gerekmez, dediğinden dolayı dinden çıkar. İslam ya da Müslümanlar adına konuşma hakkı kalmaz. Muhammedun Resulullah ayetine muhalif inancı olduğu için kafir olur.
Muhammedun rasulullah demeden İslam dini ve kitabının hak olduğunu söyleyen alıktır. Alık ne dediğinin farkında olmaya denir.


İkinci Muhakeme ; Şeytanın küfrünün niteliği üzerinde yapılabilir. Şeytan Allah’ı tevhid eden bir akıllı mükellef varlıktır. Allahın varlığında ve birliğinde tereddütü de yoktur. Ama kafirdir ve melundur. Küfrünün sebebi Allah’ın emrine isyan etmesidir. Yani Allah’ı aklıyla ve ruhuyla kavrayan ve tevhid üzere olan bir insan kafir olarak vasf edilemez sözü yanlıştır. Şeytana kafir demeyen de kafirdir. Ehli kitaptan olup muvahhit olan bir insan hz. Muhammed’in sas daveti ulaştığı halde iman etmese bile cennete girecektir diyen müslüman da kafirdir.

Teklif , yapılmasında zorluk olan şeyle sorumlu tutmaktır.
Bir insan ;
1-Akıl sahibi olup
2- Buluğ çağına ulaşınca
3- Duyu organlarının sağlıklı olması
4- Bir peygamber davetinin kendisine ulaşması
5- Bu daveti değerlendirebileceği kadar bir zamanının olması şartları üzerinde oluşunca mükellef olur.

Din kardeşlerimizden ehli kitap cennete girecek diyenlerin hakkında tekfirden sukut edilmesi de gerekir.

Bir insan 3 şart üzerinde oluştuğu zaman bir küfür söz sebebiyle tekfir edilebilir .

Birincisi ,Söylediği sözün küfür olduğunu bilmesi , ikincisi o sözle küfrü kastetmesi , üçüncüsü o sözü ikrah halinde söylemediğinden emin olunmasıdır.

Bu şartların tam anlamıyla oluşup oluşmadığını ancak bir fakih net olarak değerlendirebileceğinden, küfür sözü söyleyenlerin hatalarını beyan etmekle yetinmek herkesin sorumluluğu , onların küfre düştüğünü bildirmek ya da ilan etmek fakihlerin görev alanıdır.

yani İslam adına konuşan bir insan, hz.Muhammed ‘e sas iman etmeyenler de cennete girebilir derse öncelikle kendisi iman esaslarından birisine iman edilmesi gerekmez, dediğinden dolayı dinden çıkar. İslam ya da Müslümanlar adına konuşma hakkı kalmaz. Muhammedun Resulullah ayetine muhalif inancı olduğu için kafir olur.
Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki :