Hit (6958) M-2039

Ahi - Osmanlı İlişkisi

Yazar Adı : İlim Dalı : Siyaset
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü :
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2011-03-11 Güncelleyen : /0000-00-00

Ahi - Osmanlı İlişkisi

Osmanlı’nın kuruluşunda Ahiler çok önemli rol oynamışlardır. Ertuğrul Bey, Ahilerin yardımıyla Söğüt’e yerleştirilmiştir. Ertuğrul Bey, Ahi akıncı beylerini ve komutanlarını kendisine yoldaş edinmiştir.

Ahilerin gücünden ve etkisinden yararlanmak için Şeyh Edebali’nin kızı Malhatun’u oğlu Osman Bey’e almıştır. Ahileri yoldaş etme geleneğinin kendisinden sonra gelen padişahlarca da sürdürüldüğü görülmektedir.

Beylikler döneminde Ahi kuruluşları hemen hemen her kent ve kasabada yerel yönetim ve otorite birimlerini ellerine geçirmişler, Selçuklulara karşı Osmanlıları desteklemişlerdir. Osmanlı Beyliği ise özellikle bu etkin gücün desteğini sağlayabildiği için kısa zamanda gelişip Anadolu’da üstünlüğü ele geçirmiştir.

Osman Bey ve Orhan Bey zamanında savaşlara katılan ahilere bu hizmetleri karşılığında uygun büyüklükte toprağın vakıf beratı verilmiş, aynı zamanda bazı vergilerden muaf tutulmuşlardır. Ahiler ve zaviye şeyhlerinin tasarrufunda bulunan vakıflar evlatlarına da kalmıştır.

Orhan Bey zamanında da vezirler Ahilerden seçilmiştir. Bunların yanı sıra Şeyh Mahmut Gazi Ahi Şemsettin ve oğlu Hasan kendileri kazasker olup İmparatorluğun kurulmasında önemli rol üstlenmişlerdir.

Murat Hüdavendigâr da Ahiler elinden kuşak kuşanmış bir Ahi şeyhidir. Hacı Bektaş Dergâhı meydan evinin kapısı üzerindeki yazıt I. Murat’ın fiilen Ahiliğe katıldığını doğrular.

Murat Hüdavendigâr vakfiyesi üzerine araştırmalarda bulunan Tahsin Öz; “Ahi teşkilâtı reisliğinin Şeyh Edebali’den sonra kime geçtiğini bilmemekle beraber, bunun daha sonra I. Murat’a intikal ettiğini biliyoruz,” demektedir.

I. Murat yeniçeri ocağını kurduğunda onları Hacı Bektaş Dergâhında kutsandırmış ve manevi yönden bağlamıştır. Bu durum Ahilikten kaynaklanan bir geleneğin yerine getirilmesidir. Çünkü Ahilikte her mesleğin bir “pir”i vardır. Yeniçeri ocağının da pîri Hacı Bektaş olmuştur.

Murat Hüdavendigâr’ın düzenlediği bir vakfiyede Osmanlı hükümdarlarının ahilerden şed kuşandıkları, kendisinin de akrabalarından Seydi Sultan’ın kızı ile evlendiği Ahi Musa’ya eliyle kuşak kuşatıp Malkara’ya Ahi atadığı belirtilmektedir. Devlet, Alevi-Bektaşi-Ahi toplumuyla işbirliği içerisinde olduğu süre içinde hep ilerlemiş, Ahi alayları pîrlerinin önderliğinde Bursa’nın fethine katılmışlar, sürekli devleti desteklemişlerdir.

Devletin Alevi-Bektaşi-Ahi toplumuyla kopuşundan sonra gerilemeler görülmeye başlamış, devlet kargaşalıklara sürüklenmiştir.

Yıldırım Bayezit’in Ahilere karşın, şeyh ve ulemayı yanına alması Ahi direnişlerine yol açmıştır. Yıldırım Bayezit zamanında Ankara Ahileri yirmi gün kepenkleri kapamış, silah başı yapmışlar, ancak isteklerini elde ettikten sonra direnişlerini durdurmuşlardır.

Yönetimin bu tutumu bir bakıma Alevi-Bektaşi-Ahi ideolojisine karşı Sünni ideolojiyi öne çıkarmıştır. Devletin bu çabaları sonucu Sünnilik giderek Alevilik-Bektaşilik ve Ahiliğin yerini almıştır.

Devlet zamanla Ahi kurum ve kuruluşlarını denetimi altına alarak ancak kendi politikası doğrultusunda varlık göstermesine izin vermiş, böylece Ahilik kurum ve dergâhları baskı altında cılız ve güdümlü bir biçimde yaşayabilmişlerdir.

Kuruluş döneminde Alevi-Bektaşi-Ahi bir görünüm sergileyen Osmanlı Devleti, Fatih’in imparatorluk yolunda ilerleyişiyle devlette dinsel tercih sünnilik yolunda olmuş, Alevi-Bektaşi-Ahi çevrelere karşı kovuşturma, yasaklama ve ağır bir baskı uygulanmış, Yavuz Sultan Selim döneminde de kıyıma gidilerek büyük bir alevi katliamı yapılmış, devletin bütün güçleri Sünni bürokrat ve askerin eline verilmiştir.

Ahiliğin eriyip yok olma sürecinin temelinde ideolojik tercih yatmaktadır

Osmanlı’nın kuruluşunda Ahiler çok önemli rol oynamışlardır. Ertuğrul Bey, Ahilerin yardımıyla Söğüt’e yerleştirilmiştir. Ertuğrul Bey, Ahi akıncı beylerini ve komutanlarını kendisine yoldaş edinmiştir. Ahilerin gücünden ve etkisinden yararlanmak için Şeyh Edebali’nin kızı Malhatun’u oğlu Osman Bey’e almıştır. Ahileri yoldaş etme geleneğinin kendisinden sonra gelen padişahlarca da sürdürüldüğü görülmektedir.
Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki :