Hit (4583) K-47

Kuran Mesajı / The Message of the Quran

Yazar Adı : Muhammed Esed İlim Dalı : Tefsir
Kitap Dili : Türkçe Kitap Tipi :
Konusu : Sitedeki Kayıt Türleri :
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2008-03-02 Güncelleyen : Nurgül Çepni/2009-06-22

Kuran Mesajı (The Message of the Quran)

Muhammed Esed, The Message of The Qur'an adını verdiği bu eseriyle adına uygun olarak, Kur'an'ın mesajını çağın insanına ulaştırmayı arzulamıştır. Tefsirin sunuşunda da yazdığı gibi, onun esas gayesi; "İslam'ın ana kaynağı olan kitabı doğru, sade, anlaşılır ve günün insanına, daha doğrusu Batı'lı insana, hitap eden bir uslupda yazmak, böylece onlara ön yargılarını terkettirecek doğru İslam'ı tanıtmaktır".

Her surenin başına yazdığı giriş mahiyetindeki kısa açıklamalar gerçekten az sözle çok şey söyleme yöntemi ile maksadına daha başta ulaşmaktadır. Burada adeta surenin bir özeti vardır.

Sonra ayetler kendi üslubunca tercüme edilmiş ve gerekli yerlerde dipnotlarla izah yoluna gidilmiştir. Bu haliyle o, daha önce ülkemizde Hasan Basri Çantay'ın yapmış olduğu Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim adlı çalışmaya benzemektedir.

Aradaki fark, Çantay'ın kişisel yorumdan ziyade tefsirlerin görüşlerini aktarması, Esed'in ise, kişisel yorumlarına ağırlık vererek zaman zaman da tefsirleri referans göstermesidir.

Yazar kitabın sonuna ek olarak dört ana başlıktan oluşan özel konulara ait çalışma eklemiştir.

Bunlar;Kur'an Sembolizmi ve Alegori (Müteşabihât), Mukattaat, Cin Terimi ve Kavramı son olarak da Gece Yolculuğu (Mi'râc) dur.

A- Meâlin Metodu ve Özellikleri:

Her dile olduğu kadar Kur'an'ın İngilizce'ye aktarımı da en az o kadar zordur. Ancak

Esed'in tercümesi bu zorluğu diğerlerine göre nisbeten başarmıştır. Batı dillerine yapılan tercümelerin azlığı, çoğunlukla bu tercümeleri müsteşriklerin yapmış olması, dahası kasıtlı çarpıtma ve yanlışların varlığı da göz önünde bulundurulursa bu tercümenin ne kadar önemli ve başarılı olduğu anlaşılacaktır.

Tercümenin sade bir üslûpla ve ayette denilmek istenen değil de ne deniyorsa onu

aktarma çabası oldukça başarılıdır.

Tercümede dikkati çeken önemli bazı özellikler şunlardır.

a- Kur'an dilinin îcaz ve i'caz özelliğini yansıtması.

b- Kur'an'ın indiği zamanda anlaşılan şeyi aktarmak için kavram ve kelimeleri bizzat vahiy dönemindeki anlamlarıyla değerlendirmeye alması.

Bu sebeple hemen her kavramı tercüme etmeye çalışmış ama Arapça'nın özel yapısının farklı bir ifadesi olan "Sure" ve "Kur'an" isimlerini olduğu gibi almıştır.

Kur'an'ın kendi anlamlandırdığı kavramları, daha sonra kazandığı şekliyle değilde, yine nüzul döneminde anlaşılan anlamları ile değerlendirmektedir. Burada kendisinin ortaya koyduğu ilke: "Kur'an'dan ilk dönemde anlaşılana dönmek" dir.

Bu sebeple Esed, Kur'an'daki kelimelerin her birini kullanıldığı özel bağlama göre değerlendirip anlam verme iddiasındadır.

"Küfr" ve "Kâfir" kelimeleri buna örnektir. İnsan suresi 4. ayette geçen Kafirler (el-Kâfirûn) kelimesini İslam terminolojisinde kazandığı sade anlamıyla "İslam dinine inanmayan" kişiden daha genel bir içerikle ele almakta ve onu; "Hakikati inkar edenler" diye çevirmektedir.

İkinci bir örnek, Müslim ve İslam kelimeleridir. Bilindiği gibi, çokca kullanılan bu kelimeler Kur'an'ın anlattığı dinin ve ona bağlanan insanın adı olarak merkezi bir öneme sahiptir.

Esed, Kur'an'daki her iki kelimeyi de "Müslüman olan" veya "İslam'a giren"şeklinde değil, aksine kelimenin esas anlamına dayanarak "Allah'a teslim olan" kimse veya "insanın Allah'a teslimiyeti" şeklinde çevirmiştir.[1]

c- Ayetlerin anlamlarını "Kur'an bütünlüğü" içerisinde anlamlandırması.

d- Hitabı umumileştirmesi.

Kaynakları:

a.1- Önce kitabî olanlara bakacak olursak, Esed'in, klasik tefsir ilminin önemli isimleri

olan İbn Kesir, İbn Teymiyye, Beğavî, Beydavî, M. Abduh, Razî, Ragıb el-İsfahanî, Suyutî,Taberî, Tefsiru'l-Menar ve Zemahşerî'yi kendine kaynak seçmiş olduğunu görürüz. Bunun yanında yine itibar edilen hadis (Fethu'l-Barî, Musned, Sunen İbn Mace, Sahih-i Muslim, Neylu'l-Evtar Mustedrek, Muvatta, Sunen-i Neseî, en-Nihaye, Kitabu'l-Faik ve Sunen-i Tirmizî), fıkıh (el-Muhalla, Kitabu't-Tekasım ve'l-Enva) tarih (Vefeyâtu'l-A'yân, Siretu İbn Hişam, Tabakâtu'l-Kebir,Kitabu'l-Megazi) ve lugat (el-Kâmus, Lane, Lisânu'l-Arab, Muğni'l-Lebîb, Tâcu'l-Arûs) kitaplarını da baş ucuna koymuştur.en çok aktarmaları, Tefsiru'l-Menar'dan yapmaktadır

Esed'in tefsirinde sık sık başvurduğu bir başka kaynak da Kitab-ı Mukaddes'tir.

a.3- Peygamber (sav.) ve sahabeden gelen rivayetler.

Esed'in tefsirlerde nakledilen her rivayeti almadığını görüyoruz.

Buna iyi bir örnek Fatiha suresidir. Bu surenin sonunda yer alan Ğayril mağdûbi aleyhim veleddâllîn'de kimlerin kastedildiğine dair Hz. Peygamber'den bir çok rivayet gelmiştir. Bu rivayetlere göre, burada Yahudiler ve Hristiyanlar kastedilmiştir. Esed'e göre bunun cevabı çok daha geniştir.

b- İhtilaflara yer vermemesi.

Hiç bir şekilde ayetler üzerindeki ihtilafları tefsire yansıtmamıştır. Bu amaçla daha önce yapılan tekrarlara girmediği gibi yer yer eleştirel yaklaşımlarda bulunur.

Bu konuyla ilgili olarak, mesela; 7/Araf 1143. ve 75/Kıyamet 23. ayetlerde "Allah'ın görülüp görülmeyeceği " konusundaki uzun tartışmlara hiç bir şekilde yer vermemektedir .

c- Kur'an İlimleri ve Tefsir Problemlerine yer vermemesi.

Nesh konusunda onun olumsuz tavrına,

Muhkem-müteşabih tartışmalarında farklı yaklaşımının olduğuna,

mecaz konusunda ise farklı yorumlar getirmiştir.

d- Ahkâm ayetlerine yaklaşımı.

e- Kıssalara yaklaşımı.

Kur'an kıssaları; anlatılan olay örgüsünün altında yatan manevi çizgi ile insana mesajı iletilmesi için anlatılmaktadır.

f- Felsefî altyapıdan faydalanması ve bu altyapının verdiği rahatlıkla İslamî dünya

görüşünü çağdaş terminoloji ile kamuya sunması.

Özellikle felsefi kavramları kullanarak Kur'an'ın Arapça incelikli kavramlarını yaşadığı topluma anlatmaktadır. Mesela; 112/İhlas suresinde yer alan Samed' i felsefe terminolojisinden faydalanarak "öncesiz ve sonrasız, "Bütün Evrenin Asıl

Sebebi" şeklinde çevirmiştir.

Mesela; 53/Necm 19-22 de anlatılan putları ve onların Cahiliye'deki fonksiyonlarını zihinlere yerleştirebilmek için, onların Yunan mitolojisinde büyük yer tutan tanrıların birer prototipi olduğuna işaret etmektedir.

Benzer tutumu İnsan 1; Necm 38; Bakara 31 vb. birçok ayetin çevirisi ve yorumlarında da sürdürmektedir.

g- Bilimsel konularla ilgili izahlar yapması.

h- Sosyolojik ve Psikolojik yaklaşımlarda bulunması.

Kalem 24 ayetin içeriğini "Sosyal Günah" kavramıyla izahı iyi bir örnektir.

Esed'in Kıyamet suresindeki izahıdır. Ona

göre surenin 16-19 ayetlerde muhatap sadece Hz. Peygamber değil, bütün müslümanlardır.

Aynı hitap Ala 7, Duha 1-11, Kevser surelerinde de vardır.

2- Eserin Orijinal Tarafı

ı- Hitabı umumileştirmesi.

Kur'an'ın hitap tarzı; yerine ve söylenecek söze göre Arapça'nın değişik hitap

şekillerini kullanmak şeklinde ifade edilebilir. Bunlardan bizi burada ilgilendiren tekil

(müfred) hitaplardır. Sözkonusu hitapların kime yönelik olduğu konusunda zaman zaman uzun tartışmalar yapılırken Esed, böylesi bir tartışmaya girmeyerek konuyu kısa yoldan çözümleme yoluna gider. Mesela; Araf 29. ayetin tercümesinde bu konuda öncekilerin yaşadığı kararsızlığın Kur'an Mesajı'nda olmadığını görüyoruz.

Bütün bu izahlardan sonra Kur'an Mesajı'nın amacını; ayetlerin mealinde, manayı

olduğu gibi yansıtma, yani "Kur'an'ın dediği" ni aktarma, tefsirinde ise, ayetlerden ne

anlaşılabilir veya anlaşılması gerektiğinin cevabını arama, yani "Kur'an'ın demek istediği" ni yansıtma olarak iki cümleyle özetlemek mümkündür.


[1] Gerekçesi de şudur: "Unutulmamalıdır ki, bu terimlerin "kurumsallaşmış" kullanımı -yani, özellikle Peygamber Muhammed (s.) ın izleyicileri için kullanılması- kesinlikle Kur'an-sonrası bir gelişmeyi yansıtmaktadır ve bu nedenle de bir Kur'an çevirisinde yer almamalıdır".

Bu hassasiyetinde haklı olmakla birlikte çok geniş bir yelpazede ele alması, bir

yanlışlık olarak değerlendirilebilir. Mesela; Al-i İmran suresinin 19. ayetindeki el-İslam

kelimesi bir dinin özünü açıklamakla birlikte onun özel adı olarak kullanılmıştır. Buradaki "kurumsallaşma" Hz. Muhammed'den sonra değil, tam tersi onun peygamber olarak gelmesinden önce peygamberler tarihi boyunca gelmiş ve mükemmele erişmiş olan kurumsallaşmayı anlatmaktadır ve bu şekliyle aktarmanın daha uygun olacağı ortadadır.

1.Baskı : Baskı Isim (TR) : Kuran Mesajı / Baskı Isim (AR) : / Ebat : 14x20 cm - Ciltli / Yayın Evi : İşaret Yayınları / Yayın Yeri : İstanbul / Yayın Tar. : 2000 / Baskı Dili : / Özellik : Cahit Koytak/ Ahmet Ertürk Çevirisi / Sayfa Adedi : 1408 / Açıklama : "Okuyucuya takdim ettiğim bu çalışma, ömür boyu süren incelemelerin ve Arabistan'da harcanan yılların bir mahsulüdür. Bu çalışma Kur'an mesajının bir Avrupa diline tam deyimsel ve açıklamalı olarak çevrilmesi yönünde atılmış bir adım, belki de ilk adımdır. Yine de Kur'an'ı, mesela Platon ve Shakespeare tercümelerinde ulaşılan sıhhat derecesinde "tercüme" ettiğimi iddia ediyor değilim. Diğer herhangi bir kitaptan farklı olarak Kur'an'ın anlamı ile dilbilimsel cephesi ayrılmaz bir bütün oluşturur: Bu cümledeki tek bir kelimenin konumu, deyimlerinin ritmi ve sesi ile sözdizimsel yapısı; bir mecazın farkedilmeyecek şekilde pragmatik bir ifadeye dönüşmesi; sadece belâgat için değil, fakat aynı zamanda söylenmeyen fakat açıkça kastedilen fikirleri ima etmenin bir aracı olarak sese ilişkin vurguların kullanılması.. İşte bütün bunlar Kur'an'ı son tahlilde eşsiz ve tercüme edilemez kılar. Nitekim bu gerçek, birçok eski mütercim ve bütün Arap alimleri tarafından vurgulanmıştır. Ancak Kur'an'ı diğer dillerde aynen "yeniden üretmek" imkansız olsa da, Kur'an mesajını, çoğu Batılılar gibi Arapça'yı hiç bilmeyen veya -Arap olmayan, eğitimli Müslümanlar arasında örneğine sıkça rastlanan- yardım görmeden yollarını bulabilecek kadar iyi bilmeyen insanların kavrayabilecekleri bir biçimde aktarmak mümkündür." YAZARIN ÖNSÖZÜNDEN / Konu Fihristi :
...