Hit (1853) F-937

Hızır (as)ın Küçük Bir Çocuğu Öldürmesi

İlim Dalı : Fıkıh Konusu :
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : /2006-08-15 Güncelleyen : /0000-00-00

Soru: Kuran’da Musa (as)ın küçük bir çocuğu öldürdüğü yazıyor bunu da ilerde o çocuğun ailesini imandan çıkaracağı için diye açıklanıyor. Ben bunu anlayamadım, o zaman o çocuk neden yaratıldı ayrıca henüz yapmadığı bir suçtan dolayı öldürülmesi de ilginç geldi açıklar mısınız acaba? Birde bunları sorgulamam günah olur mu dinden çıkmaya sebep olur mu?

el Cevab:
1-(Musa (as)ın küçük bir çocuğu öldürdüğü yazıyor bunu da ilerde o çocuğun ailesini imandan çıkaracağı için diye açıklanıyor) yazmışsınız. Musa ve Hızır (as) ın kıssasındaki çocuk öldürülmesinden bahsediyorsanız. Orada çocuğu öldüren Musa (as) ın beraberinde bulunan şahıstır. Bk. [1]

2- Musa (as) ın yanındaki bu adam Allah’ın katından ilim verdiği ve rahmet ihsan ettiği özel bir adamdır. Şahıstır. Hızır as.

3-Musa (as) ondan bilmediği bazı şeyler öğrenmek istemiş o da göreceğin şeyler hakkında ben sana açıklama yapıncaya kadar susacak ve itiraz edeceksin bu şartla benimle beraber bulunabilirsin demiştir.

4- Yapmadığı bir suçtan dolayı çocuk neden öldürüldü, demişsiniz. 
Dünya hayatına imtihan için gönderildiğimizi akılda tutmalısınız. Mahlukatın hayatlarında başlarına gelecek olan her şey daha yaratılmadan evvel yüce Allah tarafından takdir edilmiş belirlenmiştir. Bu çerçevede dünya hayatında başımıza gelen her şey bizim Allah’a iman ve teslimiyetimizin imtihanı içindir. Belalara sabır nimetlere şükür edilecektir. 
Öldürülen çocuğun benzeri dünya hayatındaki ölümlerin vakitleridir. Kimisi 1 saat kimisi 120 sene yaşamaktadır. Kimisi bolluk kimisi darlık kimisi bir bolluk bir darlık içinde yaşamaktadır. 
Allah’ın imtihanlarına imtihan edildiğimiz bilinciyle sabretmek imanın en temel olmazsa olmazlarından birisidir. 
Bu anlatılan olayda nedenini bilemediğimiz olaylar karşısında Allah’a dayanıp sabretmenin en uygun iman davranışı olduğu anlatılmaktadır.

5-Aslında dünya hayatı denilen şeye bakarsanız baştan sona imtihandır. Ya darlık ya bollukla. Ve genellikle sevdiğiniz önem verdiğiniz hassas olduğunuz şeylerle imtihan edilirsiniz. 
İmtihanın dozajı bazen sizi iyi insan olmak konusunda tereddütlere bile sevk edebilir. Hatta Allah galiba beni sevmiyor sevse bununla beni imtihan etmezdi bile diyecek duruma gelebilirsiniz.

6-İslam dininin iman esaslarını ve peygamberimizin hayatını dikkatlice okursanız nefsin sevmediği şeylerle dolu bir hayat çizgisi ve çileler göreceksiniz. İman esaslarımızı okuyun insanın yaratılışı ve dünya hayatıyla alakalı uyarıları esasen dünyanın zevk eğlence ve ferahlık yeri değil, imtihan alanı sınanma alanı olduğu bilgisini açıkça görür anlarsınız. 
Dünyada nefsin isteklerinin olması onlara kapılmamak içindir. Ferah ve keyifli bir hayat sürmek için değildir. 
Dünya sonrası hayata hazırlık için gönderildiğimiz bu kısa zaman diliminde yaşadığımız yerde savaşların kıtlıkların sıkıntıların, ölümlerin cinayetlerin iğrençliklerin olması hep imtihan salonunda zor imtihan soruları gibidir. 
İmtihan salonunun klimalı olması arkadaşlarla eğlenti için değildir. Sorulara rahat cevap verebilmek içindir. Ama bazıları sıfır çeker bazıları ciddi davranır ve elinden geldiğince soruları cevaplar.

7- Sorunuza geri dönersek;
İman sahipleri açısından başa gelen belalar iki türlüdür. 
Birincisi; kaderimizde yazılmış ve bizim bir etkimizin olmadığı imtihanlardır. Bunlara isyan etmeden sabretmek yeterlidir. 
İkincisi; işlediğimiz günahlar sebebiyle başımıza gelen sıkıntılardır. Bunlara da sabretmek ve bir yandan da tevbe edip af dilemek belanın üzerimizden kalması için istiğfara devam etmek gerekir. 

Hızır (as) ın öldürdüğü çocuk örneği birinci gruba giren imtihan türündendir. Durup dururken gelişen olaylar. Hiç sebep yokken başa gelen hastalıklar, doğuştan gelen hastalıklar. Aniden gelen ölümler, karşısında sabretmek ve imtihan olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir.
İkinci tür belalarda da sabretmek gerekir. Onlar da imtihandır ama bizim hatalarımızın tedbirsizliklerimizin sonucu iseler sebep olanlar belirlenebilirse cezalandırılırlar. Bu da hata sahibinin tevbesi yerine geçer.

8- Henüz yapmadığı bir suç sebebiyle insanlar birbirlerini cezalandıramaz. Ama dua eden müminlerin dualarına icabet olarak başa gelecek belalar yapılan dualar ve sadakalarla Allah tarafından def olunur. Hızır kıssasında bu konuda bir uyarı vardır. 

Çok para kazandığında azacak ve haddi aşacak potansiyelde bir kul ''Allah’ım beni dinimde fitnelendirme'' duasına devam ediyorsa duası kabul edilip kendisinin azmasına ve yoldan çıkmasına sebep olacak çok mal fitnesi ondan bir şekilde alınıp uzaklaştırılabilir ya da sadece fitne alınıp mal verilir ama o mal onu fitnelendirmez. 
Mümin elinden gelen tedbiri aldıktan sonra görmediği bilmediği gelecekle alakalı imtihanları Allah’a havale eder. Tevekkül denilen şey budur.

 

[1] Kehf 74