Hit (3585) F-151

Fatiha Okumanın Hükmü

İlim Dalı : Fıkıh Konusu :
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : /2019-12-14 Güncelleyen : /2019-06-07

Soru: Hayatında bir kere Salavatı fatiha okuyan cehheneme girmez deniyor bunu nasıl anlamalıyız o zaman bu durumda her türlü günahı işleyen birisi her gün günahtan sonra bunu okusa cehennem yüzü görmeyecek mi bunu nasıl anlamalıyız? (Sadece bundan ibaret değil diyor ki bu salatın okunması altı kere kuranın hatmine denktir, kırk gün devam eden Allah bütün günahlardan tevbe nasip eder veya her kim perşembe cuma ya da pazartesi gecesi bin defa okursa efendimiz (sav) ile uyanık halde buluşur. Hocam bu insana hayret verici gelmesinin sebebi nedir yani inanmamak demeyelim ama ne bileyim hocam çok hayret verici yani Allah rızası için bunu bir açıklayın salatı fatiha bu kadar önemli mi ve yapıldığı sürece bu yukarıda saydıklarım olur mu ve bu yukarıda ki saydıklarım mantık dışı gibi görünmesinin sebebi nedir)


el Cevab: Bu sorunun cevabını anlamak için akılda tutulması gereken temel dini bilgiler vardır. 
1- Allah teala insanları ve cinleri kendisini tanıyıp tevhid etsinler diye yaratmıştır. Buna ''vema halaktul cinne vel inse illa li ya'budun '' ayeti delildir. 
2- Bir insan Allahı tevhid edip peygamberine teslim olarak iman dairesi içinde kalır. Peygambere teslim olmadan ibadetlerle mükelleflik söz konusu değildir. 
3- Peygamber efendimiz bir insanın cennetlik olması için beş islam esasını öğrenip gerekleri üzerine olmayı emretmiştir. Bunlar kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekat vermektir. Her kim bu beş islam esasını yerine getirip gerekleri üzerine yaşarsa ''kesinlikle cennetliktir''
4- İslamın beş temel esasının yanı sıra olan farzlar şartları oluştuğunda bir insana farz olurlar. Bu farzları iman edenler şartları oluşunca yaparlar. Şartları oluşmadığında farzların farz oluşları bireylerin ya da müslüman toplulukların üzerine tahakkuk etmez. 
5- Farzlardan sonraki müminlere Allah’ın rızasını kazandıran dini sorumluluklar ''vacibler''dir. Vaciblerin de her mükellefe günlük hayatta vaciblikleri sürekli olanları vardır. Senede bir defa ya da ömürde bir defa vacib olanları da vardır. 
6- Vaciblerden sonra ki rütbe ,''sünnetler''dir. Sünnetler de, efendimizin önem vermesine ve amel etmesine bakılarak müekked sünnetler, gayri müekked sünnetler, nafileler şeklinde sınıflandırılmıştır.

Sorduğunuz soru işte bu 6. maddeyle alakalıdır.

Mülahaza: Tamam o kısmını anladım ama diğer kısmı yani cehhenemme girmeyeceği filan olan kısmı orasını açıklar mısınız yani günahkâr insan her aksam okusa ama günahta işlemiş olsa bu durumda cehenneme girmez mi?

el Cevab: Sünnetlerle amel edilirken akılda tutulması gerekenler;
1- Bir müslüman Allah’ın rızasını kazanmak için, Allah’ın ve peygamberinin emrettikleri, övdükleri ve teşvik ettikleri amelleri işlerler. Bütün ameller, Allahın rızasını kazanmak için işlenilir. 

2- Peygamberimiz islam olmada farz amellere önem verilmesini ve bunların firesiz olarak yapılmasını ve hayatta bu ibadetlerin yapılmasını emretmiştir. 

3- Farzları dini hayatına oturtmadan vacibler ve nafilelerle meşgul olmak peygamberimizin öğrettiği Allaha kulluk etme örneğinde yoktur. 
Efendimiz bu sıralamayı şöyle ifade etmiştir. ''Allah teala kudsi hadiste buyurdular ki; kullarımın beni razı eden amelleri farzlarımdır. Sonrasında kulum nafilelerle rızamı kazanmaya çalışır. Bunda sebat ettiğinde onu severim...) hadisi imam buhari rivayet etmiştir. 

إن الله تعالى قال: من عادى لي ولياً فقد آذنته بالحرب، وما تقرب إلي عبدي بشيء أحب إلي مما افترضته عليه، ولا يزال عبدي يتقرب إلي بالنوافل حتى أحبه، فإذا أحببته كنت سمعه الذي يسمع به، وبصره الذي يبصر به، ويده التي يبطش بها، ورجله التي يمشي بها، ولئن سألني لأعطينه، ولئن استعاذني لأعيذنه، وما ترددت عن شيء أنا فاعله ترددي عن نفس المؤمن يكره الموت وأنا أكره مساءته[1]


4- Farzlar ve vaciblerin dışındaki amellerden sünnetler de, önce müekked sünnetler (efendimizin hemen hemen hiç terk etmediği sünnetlerdir); sonra gayri müekked sünnetler ( efendimizin çoğunlukla yapıp bazı zamanlar terk ettiği sünnetlerdir) ve diğer övdüğü ya da bazen yaptığı sünnetler sıralaması vardır. 
Allah teala hazretleri kendisinin rızasının kazanılması konusunda mutlak surette efendimizin örnekliğine müracaat edilmesi gerektiğini '' deki ey iman edenler, Allahı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah’ta sizi sevsin...'' ayetiyle ifade ve emretmiştir.


5- Bir fiilin sünnet olup olmadığı sadece ve sadece peygamber efendimizden dünya hayatındayken sadır olmasına ve bu sözlerin mütevatir, müstafid, meşhur, sahih, hasen, ya da zayıf bir senedle bize kadar nakledilmesine dayanılarak bilinebilir. 
-Bir sözün efendimizden nakledilip edilmediğinin bilinmesi konusunda islam alimlerine müracaat edilir. Çok zayıf bile olsa bir rivayet varsa bir müminin o zayıf rivayetle amel etmesi, aklına ve dini kültürüne uygun gelen bir amelle amel etmesinden daha fazla kendisine ecir kazandıracaktır.

Sorduğunuz sorunun cevabı ise şudur; 
-Allahın rızasını kazanmak kasdıyla öncelikle farzlar, sonra vacibler sonra sünnetler sonra nafilelere önem verilir. Kim bu sıralamayı hayatında oturtmuşsa o insan ''Allah’ın ipine sımsıkı sarılmış bir insandır. 
Peygamberimizin buyurdukları '' sizi her şeyiyle anlatılıp öğretilmiş ''maheccei beyda'' üzerine bırakıyorum sözünü hayatında gerçekleştirmiş mümin; sünnet ve müstehabların faziletleri de kendisine kat be kat ecir kazandıracağından şu nafileyi de işleyeni cehennem ateşi yakmaz ya da şu nafileyi de işleyen doğruca cennete gider müjdesine nail olur.

-Faziletli amelleri yapmak suretiyle elde edilecek cehennemden azad olma müjdesi bu çerçevede dinlerini yaşayanlar içindir. 
-Sadece bazı sünnetler ve müstehabları hayatında yapmak ve yaşamak suretiyle cehennemden kurtulacağını, namazı olmasa da, oruç tutmasa da harama helale dikkat etmese de yine direkt cennete gireceğini, düşünenler ve bunu iddia edenler işin doğrusunu bilmeyenler olsa gerektirler.

 



[1] İmam Buhari