Hit (269) F-1317

İslam Devleti Başkanı Müslüman Devlet Başkanı Kavramları ve Aralarındaki Fark

İlim Dalı : Konusu : Devlet Başkanlığı,Zekat
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : /2020-03-31 Güncelleyen : /2020-03-31

Soru: İslam devleti başkanı ile Müslüman devlet başkanı arasında fark var mı? Bu bağlamda Devletlerin Cemaatlerin vakıfların şahısların zekât toplamaları durumunda verilen paralar zekât olur mu?

el Cevab:

İslam devleti:

Kitap Sünnet İcma ve Kıyas çerçevesinde oluşturulan hukuki düzenlemelerle Yönetilen devlet modelinin adıdır. Asrı saadet örnek modeldir. Daha sonraki dönemlerde halifelik ve sultanlık krallık modelleri de bu ana çerçeve korunduysa İslam devlet modelleridir. Osmanlı devleti de bir İslam devletidir.

İslam Ülkesi:

Halkı Müslüman olan ülkelere verilen addır. Krallık yarı krallık demokrasi cumhuriyet vs. yönetim modelleriyle yönetiliyor olabilirler. Mısır gibi anayasasında devletin dini İslamdır yazılı olduğu halde İslam dışı şahısların idareci ve İslama muhalif düzenlemelerin uygulanabildiği ülkelerde olabiliyor.

İslam Devlet Başkanı:

İslam devletinin (İslam hukukuyla yönetilen) başkanının adıdır.

Belirli şartları taşıyanlardan seçilirse halife de denilir. Ululu Emr de denilir. Beyat alır. Hükümlerine itaat farzdır.

Bazı şartları taşımıyorsa ona sultan denilir. Nakıs halife de denilir.

Mümin olması, erkek olması, hür olması, muttaki olması (Adil) müctehid olması veya fetva ehliyetinde olması, sağlıklı olması, idare edebilecek dirayette olması, Kureyş kabilesine mensup olması Şura ile seçilmiş olması gibi şartları vardır.


Müslüman Devlet Başkanı:

Müslüman bir şahsın İslam hukukunun yürürlükte olmadığı bir ülkede başkan ya da devlet başkanı ya da şeref payesi olarak var olan kral olması durumudur.

Obama’nın ABD başkanı olması, Prens Charles’in İngiltere kralı olması gibi.

Not: Halkı Müslüman olduğu halde Medeni hukukun yürürlükte olduğu ülkemiz modeli gibi ülkelerde Rahmetli Erbakan hocanın Başbakan olması durumu da olabiliyor.

Bu açıklamalardan sonra sorunuzu cevaplamak daha kolay olacaktır.

1- İslam devleti olan ülkelerde İslam devlet başkanı veya vekilleri zekât toplayabilir. (İslam Fıkhına göre) Zekât toplama yetkisi sadece İslam devleti başkanına ya da vekillerine caizdir.

Cemaatlar vakıflar zekât toplayamazlar. Ama zekâtın ulaştırılmasına aracılık edebilirler. Aracılık ederken zekâtta biriktirmek peyderpey harcamak vs. gibi tasarruflarda bulunamazlar. Hak edenlere hemen ve tamamını ulaştırırlar.

2- İslam Devlet başkanı dışında bir kimsenin (örneğin; Müslüman devlet başkanının) Medeni devlet adına zekât alma ve toplama yetkisi yoktur. Cehape döneminde Kızılay’ın zekât ve fitre toplamasına Müslümanlar karşı çıkmıştır.

Müslüman devlet başkanı halkının Müslüman bireylerini zekât vermeye ve bu farizayı yapmaya teşvik etmesi onun için salih bir ameldir. Ama devletin bu işlere karıştırılması faiz ve gayrimüslim vatandaşlara da ya da hak etmeyenlere de verilebilme riski sebebiyle doğru olmaz.

3- Medeni hukuk devletinin Müslüman başkanı dindar da olsa ulul emr olmaz. Obama’nın medeni hukukla yönetilen bir ülkeye Müslüman bir yurttaş olarak başkan seçilmesi onu islam fıkhına göre "halife" yapmaz. Dolayısıyla da zekât toplaması geçersiz olur. Verilen paralar zekât olmayacaktır.

4- Müslümanların devlet başkanı olmadığında nasıl davranacaklarına dair başvurulacak en değerli eserlerden birisi İmamu’l Harameyn’in Gıyasi isimli eserinin ilgili bölümüdür. Eserin Türkçesi

(İmamu'l-haremeyn Ebu'l-Meali el-Cüveyni el-Giyasi İslamda Başkanlık Sistemi, Abdullah Ünalan, Mevsimler Kitap) tarafından tercüme ve neşredilmiştir.

Konu hakkında İslam da İmamet Ve Hilafet (el İmametül Uzma Abdullah b. Ömer ed Demici İbrahim Cücük Terc.) de çok değerli bir çalışmadır.

Not: Son dönemde değerli ilim adamları ve akademisyenler arasında ulul emr kavramını İslam Ülkesi devlet başkanı olan Müslüman dindar başkan hakkında da kullananlar görülebilmekteyse de bu zuhulu akl olsa gerektir.

Not 2: Mütegallibenin (zorla ya da seçimle iktidara gelen bir yöneticinin) sultan ya da halife olması problemi İslam fıkhında tartışılan bir konudur.

İmam Ebu Hanife yönetimi ele geçiren bir şahıs ya da klik cemaat İslam değerleriyle hükmederse ve meşru hale gelir demese de onun fıkıhtaki genel kabullerine bakılırsa buna cevaz verdiği söylenilebilir.

Cemaatlere Zekat Vermenin Hükmü, İslami Hizmetlerde Kullanılmak Üzere Zekat Vermenin Hükmü

Cemaatlere Zekat Verilmesinin Hükmü, Öğrenciler Adına Cemaatlerin Zekat Kabul Etmelerinin Hükmü, İslami Hizmetlerde Kullanılmak Üzere Zekat Vermenin Hükmü Ve Detayı, Zekat Verilecek Sınıflarla Alakalı Bir Bilgilendirme, Cemaatler Neden Zekat Toplayamazlar 

 

Mülahaza: Mustafa Özkan 
Bu söylemiş olduğunuz İslam devleti ve başındaki yönetici modeli, Hz. Peygamber (sav) ile başlamış ve Hz. Ömer ile son bulmuş ve bir daha da o kapsamda işlememiştir.(Tamamen kendi düşüncem tabi ki)

el Cevab: İslam devleti modelinin Allah Rasulüyle başlayıp Hz. Ömer ile son bulması tespitiniz üzerine mülahazalarım aşağıdadır. 

1- Allah Rasulü peygamberdir. Teşri merciidir. Ayrı bir örnektir. Onun dönemi teşri dönemidir. Hilafet uygulamalarından ayrı tutulmalıdır.
 
2- Hz. Ebu bekir, Ömer döneminin Osman ve Ali (ra) döneminden yazdığınız çerçevede ayrı tutulması hilafet benden sonra 30 senedir hadisinin haber verdiği tasnife uymamaktadır. 

3- İslam Devleti’nin çok sayıda modeli olabilir. 
Ama devletin islam devleti olmasının kriteri Kitap, sünnet, icma ve kıyas gibi 14 e kadar uzanan şer’i delilleri esas alarak "Hüküm Allah’ındır" ana düsturuyla hareket eden bir devlet olmasıdır. 

4- "...Hz. Ömer’le son buldu" dediğinizde bu "لخلافة ثلاثون سنة ا" hadisine muhalif olur. 
Bkz.[1] 

5-Yönetim şekli, şuranın yönetimdeki konumu, yöneticilerin nitelikleri ve görevlendirme kriterleri, içereceği idari erkler hepsi değişime ve geliştirilmeye açıktır. 
Hz. Ebu Bekir, Mucahir kureyşlilerin Allah Rasulüne en yakını ve yaşlılarından olduğu için aday gösterilip seçilmiştir. (Müslümanların önde gelen yaşça birikimlilerinden birisi olması seçilme sebebidir.)

Hz. Ömer halifenin tavsiyesi üzerine beyât edilmiştir. (Halifenin tavsiyesi seçilme sebebidir.)
Hz. Osman halifenin gösterdiği adaylar arasından bir kurul tarafından seçilmiştir. (Halifenin Seçtiği Şuranın seçmesi seçilme sebebidir.)
Hz Ali önceki halifeyi öldürenlerin baskısı ile halife makamına getirilmiş ama hilafete ehil olduğundan üzerinde muvafakat gerçekleşmiştir. (Mütegallibenin dayatması hilafet görevini kabul etme sebebidir.)

Bütün bu seçim ve halife seçilme örnekleri; İslamda seçim ve seçim modellerinin farklılık arz edebileceğine delildir. Değişmemesi gereken değer Kitap ve sünnet esas alınarak hükmedilmesidir.

6- "Bir daha da o kapsamda işlememiştir" ifadeniz de vakıaya uygun değildir. Devlet başkanlığına gelme yöntemi açısından defalarca tekrar etmiştir. 
Ama kitap ve sünnet esaslı hüküm açısından bakılırsa Hz. Osman da Hz. Ali de öncekilerin hükmettikleri değerlerle hükmetmeye devam etmişlerdir. Ama islam devleti vatandaşlarının (tebeasının) itaatsizleri ya da ulu'l emre ve sisteme saygısız davranışları fitne ve kargaşaların oluşmasını ve yönetim biçiminin hilafetten saltana dönüşmesini beraberinde getirmiştir.

 


[1] Ahmed b. Hanbel , el Müsned V.220 vd.; el Hakim, el Mustedrek III.145; Ebu Davud es Sünen H. No: 4646;