Hit (317) F-1292

Medeni Mahkeme Dini Bir Nikahı Bozabilir Mi?

İlim Dalı : Fıkıh Konusu : Boşanma,Dini Nikah
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : /2020-03-28 Güncelleyen : /0000-00-00

Soru: Medeni mahkeme dini bir nikâhı bozabilir mi?

el Cevab: Medeni mahkemeler ve şeri mahkemeler ayrı ayrı hukuki değerleri esas alarak görev yaparlar.
Medeni mahkeme şeri bir akdi esasen kabul etmez. İtiraf etmez. Ve verdiği hüküm medeni hukuk açısından var kabul edilen bir kanuni değeri kendisine konu alır. Yasak olan bir değeri cezalandırır. Ama varlığını itiraf etmediği bir akdi fesh (hükümsüz) etmez.
 
Medeni mahkemeler resmi kurum olan nikâh dairelerinin kaydettiği nikâhlara bakarlar ve şikayet anında onların hakkında kanunlara göre karar verirler. Örneğin iptaline karar verilen bir nikâh akdinin konusu dini nikâh akdi de olamaz. Kanunen evli olmayan birisi mahkemeye başvursa mahkeme bu başvuruyu kabul etmez. Ama mahkeme heyeti "dini değerlere göre yapılmış bir nikâhı" kanunlara uymayan bir fiil olarak nitelerse onu cezalandırır, tarafları cezalandırabilir ya da yetkisizliğe hükmedebilir.
 
İnançlarına uygun olarak nikâh kıyıp bunu medeni nikâh kurumunda kaydettirmeyen dini nikâhlı eşler, eskiden cezalandırılırdı. Bunu akla getirebilirsiniz.
--
Günümüzde de ( dini açıdan geçerliliğini diyanetin ve bütün Müslümanların kabul ettiği ) medeni açıdan nikâh yaşına ulaşmamış eşlerin arasında yapılan dini nikâh medeni hukuk tarafından "çocuk gelin" kabul edilmektedir. Ve cezalandırılmaktadır.
Örneklemeleri çoğaltmak mümkündür. Diyeceğim şudur; medeni açıdan rüşd yaşındaki eşlerden kadın mahkemeye başvurup nikâhının feshini istediğinde, medeni hâkimin medeni hukuka göre verdiği boşama kararı medeni nikâhla alakalıdır. Bunun dini açıdan da boşama olacağını söyleyen ilahiyatçılar ve diğerleri "zuhulu akıl"(değerlendirme zaafiyeti) içerisindedirler.
Dini akdi medeni mahkemenin bozabileceğini düşünmek ayrı ayrı nitelemeleri gerektiren bir durumdur.

Medeni mahkemenin bir kadının boşanma talebini uygun bulup boşama yapması -boşama mazereti islam fıkhındaki değerlere uygun olsa bile- geçersiz olur. Zira medeni mahkemenin inançlara dayanan değerler hakkında hüküm yetkisi inancımıza göre esasen yoktur. Bu boşamaya dayanarak eşi tarafından boşanmamış bir kadınla bir Müslüman erkeğin evlenmesi haram olur.

Mülahaza: Yusuf Akar 
Peki hocam, evde huzursuzluklar var, erkek te keyfi olarak boşamıyorum derse ( işi inada bindirse) durum nedir...

el Cevab: Allah’a ve ahiret gününe inanan bir Müslüman erkek bunu yapmaz. Yapıyorsa iman sahiplerine nasihat edilmesi fayda verir. Nasihat ve onun yola gelmesi için sabır gerekir.
Devletin ve mahkemenin müdahale edeceği sınır da vardır ama iman edenlerin en hayati değeridir.

Mülahaza: Fatih Timur 
Osmanlı zamanında da nikâh akdi resmiyete dökülüyormuş sayın hocam.
Buradan hareketle deniyor ki erkek boşama da hâkimi vekil tayin etmiş olur ve hâkimin evliliği bitirmesi dinen geçerli deniyor.
Fakat şu var ki tek talak da boşanmış oluyor deniyor.

el Cevab: Osmanlı devleti din devletidir. Sultanlık idaresiyle yönetilse de sultan Müslümanların halifesidir. Mahkemeler şeri hukuka göre hükmetmektedir.
Ülkemiz mahkemeleri medeni mahkemelerdir. Sizin gibi çok sayıda Müslüman bu iki tür mahkeme arasındaki farkı henüz idrak etmemişlerdir.
TBMM’nin 8 Nisan 1924 tarihinde kabul ettiği mahkemeler teşkilatı kanunu ile şer’iye mahkemelerinin görevine son verilmiştir.
Diyanet teşkilatımız camilerin düzende tutulması sevk ve idaresi için kurulmuş bir teşkilattır. Cumhurbaşkanımızın büyük gayretleriyle kısa zaman önce diyanet görevlileri de nikâh akdi yapmaya yetkili kılındılar. Ama kendisine eksik bilgi verilmiş olsa gerek ki sorun çözülmedi. Onlar da medeni nikâh kanununa göre nikâh kıyıyorlar. Yani nikâh akdini müftü yapsa sorun çözülmüyor. Sorun islam nikâhının islam değerlerine göre kıyılmasıdır. Şu an kıyılan nikâh medeni nikâhtır.
Durumu şöyle düşünün şeri hukukun yürürlükte olmadığı bir Avrupa ülkesinde devletin kabul ettiği medeni hukuka göre nikâh kıyılmaktadır. Bu nikâhı kıyan görevli sadece görevlidir. Kadın ve erkek gidip bir vatandaşlık sorumluluğu ve görevi olarak birlikteliklerini kaydettiriyorlar. Ve doğacak çocuk vs. ile alakalı birçok vatandaşlık hakkından bu suretle yararlanıyorlar.
Nikâh kuran sünnet icma ile sabit bir dini değerdir. Üzerinde nikâh olmayan bir kadınla onun evelenebileceği şartları taşıyan bir erkek arasında kıyılabilir. Nikâh medeni değil dini bir akittir. Müslüman olmak, icap -kabul şahitler ve velinin izni gibi vs. Şartlar içerir gerektirir.
Dini bir akit olmasını önemseyiniz. Cinsel ilişki de dini bir fiil haline gelir. Birbirlerini seven beğenen insanlar ancak onun olduğunda cinsel ilişkiye girebilirler. Olmadığında bu fiilleri zina olarak adlandırılır. Dünya da ve ahirette dinimize göre cezası olan bu fiilin medeni hukukta cezası yoktur. Cinsel hürriyet medeni hürriyettir.

Mülahaza: Fatih Timur 
Hanefi mezhebinde veli izni gerekmiyor ki ama.

el Cevab: Diyanet teşkilatı sadece cami idareleri değil İslam'ın güncel meseleleri ile ilgili gerekli fetvaları vermek le de görevli bir kurumdur.

Mülahaza: Fatih Timur 
Ayrıca İslam'a göre dendiği öne sürülen bir durum örneği vereyim;
14 yaşında bir kızı kaçırıp evlenmek isteyen bir erkek dinen nikah kıyabilir dinen bu böyledir. Hanefi mezhebine göre peki bunu sizin vicdanınız kabul ediyor mu?

el Cevab: Hanefi mezhebinde veli izni gerekiyor demedim ki. 
Diyanet kurumu islamın güncel meselelerine dair fetva verme yetkisini nereden alıyor.
Fetva nedir? islam bir bütündür .

Mülahaza: Fatih Timur 
Türkiye Cumhuriyetinde dini temsil eden resmi kurum diyanet ise neden yetki sahibi olmasın?
Kocası kaybolan bir kadın Hanefi mezhebine göre 90 yıl beklemesi gerekiyor fakat diyanet fetva şuarası bu fetvanın günümüzde uygulanması zordur der ve başka bir mezhepte olan bir hükmü kabul eder (çokta yerinde der) ama siz bunun kararını veremezsiniz.

el Cevab: Diyanet kurumu elbette yetkilidir. Önemli bir devlet kurumudur. Gerekli bir devlet kurumudur. Sözümüz ununla alakalı değil.
 
Bir devlet, toplumun kendi kendini koruma kontrol sevk ve idare kurumudur. Beşeridir. Medenidir. Bir TSK mensubu olarak bunu bilirsiniz.
Devlet din hakkında müdahil değildir. Devlet medeni kurumdur. Din işine karışmaz. Din işleri ile devlet işlerinin ayrıştırılması cumhuriyetin temel nizamıdır. Bunu nasıl dikkate almazsınız.
 
DİB bir devlet kurumudur. Dindeki doğrular ve yanlışlara müdahale etme kurumu olarak görüyorsanız. Laiklik ilkesi güme gider. Siz ulusalcı Kemalistler gibi düşünüyorsunuz manasına gelir bu...
 
Din Allah'ın indirdiği inanç amel ve ahlaka ait hükümlerin bütününe verilen addır. Laik bir devletin Allah'ın indirdiklerini düzenlemesi değiştirmesi ya da sansürlemesi ya da yasaklaması " ilhad " olur. Yani Allaha isyan. Allaha sen bilmezsin ben daha iyi bilirim, demek yani.
Örnekleyeyim;
Zina bildiğiniz gibi haramdır. Ve dinimizde cezası vardır. Diyanet bir din kurumu olsa Müslümanların arasında zinanın olması durumunda bu cezayı tatbik etmesi gerekir. Diyanet din kurumu olmadığından zina cezası tatbik edemez. Zina edenleri de kınayamaz.
Faiz haramdır. Diyanet devlet kurumu olduğundan hac paralarını vadeli ya da vadesiz faiz işleterek bankaya yatırtmakta ya da yatırmaya mecbur bırakılmaktadır. Bildiğiniz gibi faiz işlemi yapmak ilhaddır. İlgili ayetlere göre -Faize bulaşanlar şeytan çarpmış gibi mezarlarından "yamuk" kalkacaklardır.- Faiz işlemine olumlu bakmak ayeti kerimede Allah'a ve Rasulüne harb ilan etmek olarak nitelenmiştir.
Örnek üzerinde devam edeyim. Diyanet faizli işlem yapıyorsa bu ayetteki hüküm sebebiyle "arızalı bir dini duruma düşer" bu durumda olanların fetva ve islamı güncellemesi vs. boş lakırtılar olur. Söyledikleri doğrular doğrudur ama onlar dedi diye değil. Yaptıkları güncellemeler yanlıştır ama onlar devlet tarafından yetkilendirildi diye değil. Her şeyden evvel dini alanda fetva ehliyetleri olmadığı için.
Muhtemelen diyeceksiniz ki
Dinimizde fetva yetkisi kimden alınır?
Cevabım şudur;
Dini ilimlerde fetva yetkisi Allah Rasülünden beri devam edegelen ilmi icazet ve yeterlilik sıfatını hak etmek ve o değerlere bağlı kalmakla alınır. Diyanet kurumunda bu yetkiye sahip çok sayıda değerli ilim adamı görev yapmaktadır. Yetki ise onlarda vardır. Ama diyanet kurumu dini bir kurum olmadığından fetva yetkisi yoktur.
Kurum devlet kurumudur yetkisi dini değil medenidir. Kurumda görevli ilim adamlarından ehliyet sahipleri yetkiye sahiptir. Mesela diyanet kurumunun Haseki eğitim merkezi hocalarından saygıdeğer Mehmet Savaş hoca gibi değerli fakihler yetkili ilim adamlarıdır.

(Ayrıca İslam'a göre dendiği öne sürülen bir durum örneği vereyim. 14 yaşında bir kızı kaçırıp evlenmek isteyen bir erkek dinen nikah kıyabilir dinen bu böyledir. Hanefi mezhebine göre peki bunu sizin vicdanınız kabul ediyor mu?)
 
Yukarıda parantez içerisinde alıntıladığım bilginiz de diğer bilgileriniz gibi doğru değil.
Kız kaçırmak -ülkemizde yaygın bir maraz olsa da- dinimizde haram bir fiildir. Siz bu bilgileri nereden edindiniz. Lütfen dininizle biraz barışık olun.
14 yaşında bir kızla evlenmek de sadece erkeğin istemesiyle olacak bir şey değildir.
Kızın akıl baliğ ve mükellef bir Müslüman olması gerekir. Evlilik teklifine evet demesi gerekir. Gönül rızasıyla olması gerekir. Ayrıca da ülkemizde 18 yaş altı kızların cinsel ilişkiye -kimseye haber vermeden- girmeleri yasak değildir. Medeni nikah yapmaları kanunsuzdur.
Bir hocayla polemiğe girmek size bir şey kazandırmaz.
Fatih Timur,
Lütfen grupta dinlemede kalınız.
Yazdıklarınızdan hakkımda ve bilgi birikimim konusunda tereddütleriniz olduğu anlaşılıyor.
Ve burada paylaşılan bilgileri diyanette Arapçası ve birikimi olan görevli tanıdıklarınız varsa onlarla paylaşıp bilgi ve birikiminize katkıda bulunmamıza izin veriniz.