Hit (248) F-1283

Allahın Zatının Nuru

İlim Dalı : Akaid Konusu : Akaid
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : /2020-03-25 Güncelleyen : /0000-00-00

Soru: Akaid ile ilgili sualimi sorabilir miyim?
Hocam, “Allah’ın Nuru”, “Allah’ın Zatının Nuru” ifadeleri ile ilgili olarak yapılan şu açıklama teşbih ve tecsim içeriyor mu? “Allâh’ın en-Nur ismi şerifi olduğu gibi Zatına has nuru da vardır. Bu nur mahlûk olmadığı gibi diğer mahlûkattaki maddi manevi nurlara da benzemez. Bu nur zatıyla beraberdir Zatından ayrı değildir. Allah celle celâluhû’nun tecelli etmesi ile Allah’ın Zatının Nuru dağı parçalamış ve Hz. Musa baygın düşmüştür.”

el Cevab: İktibas ettiğiniz netin
(Allâh’ın en-Nur ismi şerifi olduğu gibi Zatına has nuru da vardır. Bu Nur mahlûk olmadığı gibi diğer mahlûkattaki maddi manevi nurlara da benzemez. Bu Nur Zatıyla beraberdir Zatından ayrı değildir. Allah celle celâluhû’nun tecelli etmesi ile Allah’ın Zatının Nuru dağı parçalamış ve Hz. Musa baygın düşmüştür.”)

Cümleler halinde kritiği şöyledir.

Cümle 1: (Allâh’ın en-Nur ismi şerifi olduğu gibi Zatına has Nuru da vardır.)

Mülahazam: Kuran da ya da sahih hadislerde Allah’ın nuru, zatının nuru ve vechinin nuru kavramları vardır.

Cümle 2: (Bu Nur mahlûk olmadığı gibi diğer mahlûkattaki maddi manevi nurlara da benzemez. Bu Nur Zatıyla beraberdir Zatından ayrı değildir.)

Mülahazam: Allah’ın nurunun zatıyla beraber olması ifadesi Allah’ın sıfatları hakkındaki kelam kitaplarındaki genel kural tekrar edilip bu konuya uygulanarak yazılmış.
-Bu ifade ve kural Allah’ın nurunu açıklamak için değildir.
Allah’ın zatı hakkında bilgiye sahip değiliz.
(Yarattığı var ettiği ve var tuttuğu bu âlemden yola çıkarak onun var olduğuna ve âlemi var ettiğine ve düzende tuttuğuna iman ediyoruz.)
-Bu kural genel anlamda Allah hakkında akla gelebilecek yaratılmışlarda var olan nur ile ilgili hallerin Allah hakkında düşünülmemesini hatırlatmak için söylenmiştir. Ama son cümle de bu kural ihmal edilerek "Allah’ın nuru dağı parçaladı" denilince kafa karışıklığına sebep olmuştur.

Cümle 3: (Allah celle celâluhû’nun tecelli etmesi ile Allah’ın Zatının Nuru dağı parçalamış ve Hz. Musa baygın düşmüştür.”)

Mülahazam: Araf 143 ayetine atıfta bulunulmuş ve ayet tercüme edilirken bu kural tercüme metnine uygulanmış.

وَلَمَّا جَاءَ مُوسَى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ أَرِنِي أَنْظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَنْ تَرَانِي وَلَكِننِ انْظُرْ إِلَى الْجَبَلِ فَإِنِ اسْتَقَرَّ  مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرَانِي فَلَمَّا تَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ مُوسَى صَعِقًا فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ  سُبْحَانَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَ

Ayetteki ifade "rabbin dağa tecelli edince" şeklindedir. Tecelli ifadesi ayan- beyan olunca, açık olunca gibi anlamlara gelir. "Allah’ın dağa görünmesi" manasına gelecek bir anlam ortaya çıkar. Kelime karşılığı bu olsa da. Bu tür bir anlamlandırma Kuran ve sünnetteki Allah’ı bize tanıtan ayetler de akla getirilerek düşünüldüğünde böyle tercüme edilmez.

Ayetteki "Allah’ın tecellisi" kelimesine; bu bilgiler çerçevesinde mana verilir. Bunlara göre;
1- Bu ayetteki tecelli Allah’ın söz konusu dağı etkileyecek bir fiil yaratması anlamındadır.
2- Dağ da Musa (as) da bu tecelliye dayanamamışlardır.
3- Bu tecelli Musa (as) ın dünya hayatındayken Allah’ı görmek istemesi sebebiyle gerçekleşmiştir. Yani bu tecelli bir görülme tecellisidir.
4- Allah Teala dağ yerinde kalırsa beni görebilirsin buyurarak tecellinin Allah’ı görmekten daha farklı bir şey olduğunu öğretmiştir.
5- Musa (as) tecelliye dayanamayıp bayılmış ayılınca da istediği şeyden dolayı af dilemiştir.
Bunları akılda tutarsanız "Allah’ın zatının nuru dağı parçalamıştır" ifadesinin aslında bu metni yazan ya da terceme edenlerin özensiz anlatımlarından başka bir şey olmadığını anlarsınız.

-Allah’ın nurunun dağı parçalaması
1- Bu ifade aslında İbn Abbas (ra) a nispet edilen bir tefsirdir. Ona nispetinin ispatı gerekir.
2-Tecellinin Allah’ın nuru olarak tercüme edilmesi delile muhtaçtır ve ispata muhtaçtır.
3- Dağın Allah’ın tecelli etmesi sebebiyle parçalandığı doğrudur.
Ama tecellinin Allah’ın nuru manası verilerek bu anlamlandırma yanlış olacaktır.
Zira Allah âlemin nurudur.
Zira Allah’ın binlerce milyonlarca sayısız tecellisi vardır ve buna rağmen Allah’ın tecellilerinin âlemi yok etmediği ortada olduğuna göre tecelli ile nurunun dağı parçalaması aynı değildir.
İşin doğrusu bu tecelli Allah’ın insanın ve maddi âlemin dayanamayacağı tecellilerinden birisidir. Bu tecelli dünya hayatında Allah’ın görülmesi isteğine cevap olarak gerçekleşmiş bir tecellidir o kadar.

Not 1:
İfade biraz sorunlu ise de; "zatının nurunun dağı parçalaması" cümlesi "teşbih " ya da "tecsim" anlamına gelmez.
Teşbih; Allah’ı yaratılmışlara benzetmek ve benzediğine inanmakla oluşur.
Tecsim de; Allah’ın zatının bedeni, uzuvları ve parçaları olduğu inancıdır.

Not 2:
Allah’ın nurunun hakkında iktibas ettiğiniz paragrafın ilk cümlelerinde Allah’ın kullarına benzemediği, mahlûk olmadığı, Allah’ın isim ve sıfatlarından biri olduğu söylenilmiş. Ama bundan sonra bu son cümle de Allah’ın nuru dağı parçalamıştır denilmiş. Allah’ın nur sıfatı ve tecellisi dağın parçalanmasını gerektirmiştir. Manasında söylenmiş olduğu mülahaza edilmektedir. Bunu gözden kaçırmamak gerekir.

Mülahaza: Hakkı Ülker 
Hocam “yapılan şu açıklama” derken iktibas olarak anlaşılmış kusura bakmayın. İktibas değil de bazı duyduklarım ve duyduklarımdan anladıklarımı ya da mesele sualdeki gibi anlaşılıp açıklanırsa teşbih ve tecsim içerir mi diye kendi sualim olarak tırnak içerisinde sormak istedim.
Aslında biraz daha açarsak bazı ifadelerde şu şekilde de anlaşıldığı izlenimi veriliyor: Allah’ın Nuru derken Allah’ın Zatı hakkında yorum yapmasak da sanki Allah’la birlikte Allah’a ait bir Nur anlayışı var. Sıfat olarakta değil zatında olan bir Nur. Böyle anlayanın bu Nur anlayışı “Bu Nur mahlûk değildir, mahlûkun Nurunada benzemez” demekle teşbih ya da tecsimden kurtulmuş olunuyor mu? Dağa olan Tecellide bu mahlûk olmayan ve Mahlûka benzemeyen Nurun sanki yansıması gibi ifade ediliyor.

el Cevab: 1- (Allah’ın Nuru derken Allah’ın Zatı hakkında yorum yapmasak da sanki Allah’la birlikte Allah’a ait bir Nur anlayışı var.)
2- (Sıfat olarakta değil zatında olan bir Nur. Böyle anlayanın bu Nur anlayışı “Bu Nur mahlûk değildir, mahlûkun Nuruna da benzemez” demekle teşbih ya da tecsimden kurtulmuş olunuyor mu?)
3- (Dağa olan Tecellide bu mahlûk olmayan ve Mahlûka benzemeyen Nurun sanki yansıması gibi ifade ediliyor.)
-----------------------yazmışsınız.
C1- Allah’la birlikte Allaha ait nur var demek itikadi açıdan bu konunun anlaşılmasında problem olduğunu gösteriyor.

C2- Sıfat olmayan bir nur şeklindeki ifade zat ve sıfat kavramlarının doğru anlaşılmadığını gösteriyor.
Zat: ma vu sorusun cevabıdır.
İsim: zata delil olan lafza denilir.
Sıfat: zatın üzerine ek bir manaya verilen addır.
Allah’ın zatı: vücudu (yani varlığıdır). Allah’ın bedeni yoktur. Paraları yoktur.
Allah’ın isimleri: Allah, Rab, Tanrı gibi telaffuz edildiğinde akla Allah’ın varlığının geldiği kelimelerdir.
Allah’ın sıfatları: telaffuz edildiklerinde Allah’ın zatının sahip olduğu ek manalardır. Allah’ın ilmi, kudreti olması gibi.

Allah’ın isimleri zatına (varlığına işaret eden kelimelerdir. Zatının aynısı değildir. Zatından başka birşey de değildir. Yani; Allah kastedildiğinde isimlerin seslerden oluşan harflerden oluşan niteliği düşünülmeyip Allah’ın varlığı kastedilirse Allah’ın zatıyla isimleri aynı şey demek olur.
İsimler ile Allah’ın zatı değil de harfler ve seslerden oluşan manalar kastedilirse isim Allah’tan farklı bir şeydir.

C3- Mahlûk olmayan nurun dağa tecellisi ifadesi Allah’ın isim ve sıfatları konusunu bir hocadan dinlemek gerektiğini haber veriyor.