Hit (137) F-1277

Hayrettin Karaman Hocanın Seçimlerde Kırgınlıkla Oy Tercihi Yapacaklara Uyarısı Hakkında

İlim Dalı : Konusu :
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : /2020-03-22 Güncelleyen : /2020-03-22

Soru: Hayrettin Karaman Hocamıza kulak vermeli değil miyiz? (Nisan 2019)
 https://www.yenisafak.com/video-galeri/yazarlar/hayrettin-karaman/dersin-zamani-mi-2191933  

el Cevab: Hayrettin hocanın hikayesinin özeti şu:
(Mülkün sahibi millet bir kişiye görev veriyor o görevli mülk sahibine hizmet ederken mülk sahibinin düşmanları mülke saldırıyorlar ama bu yetkili kişi onların saldırısını başarısız kılıyor. Ve mülkü yağmalayamıyorlar. Düşmanlar mülkün koruyucusunu mülk sahibinin gözünden düşürmeden mülkü yağmalayamayacaklarını görünce onu mülk sahibinin gözünden düşürmeye karar veriyorlar. Ve bunu da mülk sahibinin yetkili şahsa ders vermesi için kandırılması suretiyle başarmaya çalışıyorlar. O yetkili ise ders talebinin ertelenmesini mülk sahibinden istiyor. ....)
Senaryo bu şekilde... Mülk sahibi halkımız; mülke atanan muhafız, cumhurbaşkanımız ve onun atadığı görevliler mülk sahibinin atadığı muhafızın mülk sahibine "dersi şimdi verme" demesi hikayenin kurgusunun en zayıf olduğu yer. Hatta Müslümanlardan kırgın olan ve;
-"Oy vermeyeyim de bizi umursamayan yetkilileri göreve getirmenizden razı olmadığımızı anlayın" diyenleri daha da kışkırtacak bir davranış sebebi olabilecek bir örnekleme...

Seçimlere birkaç gün kala keşke bu yazıyı hiç yazmasaydı.

Hayrettin hocayı eleştireceğim. Hocalığına yakışmadı. Yine bu örneklemesi de... neden mi?

1- Mülk sahibi millet değil Allah' tır.
Örnekleme de mülk sahibi millet olarak gösteriliyor. Bu İslami ilimler hocası kimliğinde bir insana yakışmayan demokrat bir ifadedir.
İslam inancı;
--"Mülk Allah'ındır."
-- "Nasılsanız öyle idare olunursunuz."
-- "Adalet mülkün temelidir." der.
Efendimiz;
"Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez..."
-"Müslüman Müslümanın elinden ve dilinden selamette olduğu kişidir" buyurmuştur.

Son 5 senedir Cumhurbaşkanımız etrafına aldığı insanların şımarıklıklarını ve taşkınlıklarını engelleyememeye başladı. Müslümanların teveccühüyle iktidara gelenler Müslümanlara afra tafra yapmaya başladılar. Bu durum cumhurbaşkanımız tarafından fark edildiyse de etrafında eski dava arkadaşlarından kimse kalmadığından buna tek başına çare bulamadı...

2- Örneklemedeki mülk ve mülk sahibinin atadığı muhafız cumhurbaşkanımız olsa gerektir. Ama hazindir ki halkımızın kırgın bir kısmına göre cumhurbaşkanımız yanıltılmaktadır. Onlara kulak verileceğine ya da lütfen sabredin her şeyin farkındayım, düzelteceğiz denileceğine düzeltme işlemi seçim sonrasına atılmakta başka açıklama yapılmamaktadır. Halbuki poşetle uğraşılacağına, ona buna laf yetiştirileceğine 5 sene önce var olmayan bu kırgınlık sebepleri neden var incelenmeli ve hemen çözüm yol haritası çizilmeliydi.

Hayrettin hoca cumhurbaşkanına gidip nasihat edip neticesini halka anlatacağına gücü muhtemelen ona yetmediğinden halka nasihat edip cumhurbaşkanına itaat edin destek verin demektedir.

Ülkeyi ve 81 milyon insanı damadı, damadının arkadaşı ve eski bir kafatasçı devlet adamı ile yönetebileceğine ikna edilmesi yanlış olmuştur.

Partiyi beraber kurduğu arkadaşları 3 dönem kuralı gibi manasız bir kuralla devre dışı bıraktırılmışlar ve cumhurbaşkanımız esas o zaman yalnızlaştırılmıştır.
Başörtüsü yasağı devam ederken bile ülkede bu huzursuzluk yoktu. Şimdi başörtülü çok sayıda insan var ama o eski huzur yok.
Mehmet Ağar ve Tansu Çiller gibi insanlar cumhurbaşkanını destekliyor. Mitinglere katılıyor. Eee 10 kusur sene dışişleri bakanlığı yapan Ahmet Davudoğlu tu kaka... Ülkenin eski cumhurbaşkanı akepe içine sızmış kimilerince fetocu vs vs.. vatan haini.... Yahu bu lafları nasıl edersiniz. O benim dostumdur partiyi beraber kurduk demiyor cumhurbaşkanımız.
Bir eski içişleri bakanının yetiştirmesi şimdiki içişleri bakanımız tıpkı Abdulhamit payitaht dizisindeki sert siyah giysili "paşa" gibi kimi incittiğini önemsemeden görev yapıyor. Cumhurbaşkanı kendisinin en sevenlerinin dövülmesine aşağılanmasına ses çıkarmıyor. Mesele güvenlikmiş.
Asayiş berkemal ama gönüller kırgın... Dayak yiyenler azar işitenler biz cehape döneminde aşağılanırdık eziyet görürdük şimdi gönlümüzle oy verdiğimiz hükümetin polisinden azar işitiyoruz. Şikayet ettiğimiz de de netice alamıyoruz, kırgınız diyorlar.
Dayak yiyenlere yemeğe devam edin sabredin demek değil beklenilen ama yapılan bu...
İncitilenlere incinmeyin demek değil beklenen davranış, "halkımı incitmeyin" demek ve gereğini yapmak beklenilen davranış.

Hikayelerle anlatım aslında zor meseleleri anlatmak için bir metoddur. İlla da Hikaye anlatılacaksa bu hikmetsiz hikaye yerine şu hikaye anlatılabilir.

HİKAYE;
Eski zamanda bir mal (ev) sahibi ile ev varmış. Mal sahibi evinin arazisini de evini de çalışıp el emeğiyle yapmış. Yaparken evine rica da bulunmuş. Herşey eskir. Bir gün göçecek olursan bana haber, altında kalmayalım. Zarar görmeyelim, demiş. Ev de dile gelmiş tamam demiş.
Gel zaman git zaman vakit geçmiş, evin duvarları çatlamış, adam bakmış çatlıyor sıvamış, birkaç taş dağılınca o kısmın duvarını yenilemiş çatı akmış, çıkıp kiremiti değiştirmiş, olmamış kova asmış. Tadilat yapmamış... Zaman geçmiş bir gün kuvvetli bir fırtına ve sarsıntı sırasında ev, ev sahibinin başına göçmüş... Allah korumuş çok büyük bedene cana zarar gelmemiş ise de mal gitmiş.
Evin sahibi kurtulunca dışarı çıkıp eve hitap etmiş. Ben seni helal parayla yaptıydım ve seninle de yıkılmadan önce beni uyaracağına da anlaşmıştık. Sözünde durmadın, niye söz veripte sözünü tutmadın yakışmadı sana, demiş. Serzenişte bulunmuş.
Ev dile gelmiş. "Ağzımı açtırmadın ki... Çatladım, sıvadın, yıkıldım önemsemedin, aktım kiremit değiştirdin, tas koydun. Bu ev niye böyle oldu demedin. Ben konuştum da sen beni duymadın dinlemedin. En son yıkıldım," demiş.

Kıssadan hisse; 
Kırgınlıkların bir kısmı haklıdır, bir kısmı haksızdır. Belki de hepsi haksız ya da hepsi de haklıdır. Ama devlet görevinde bulunanlar hepsine bakmakla mükelleftir.
Cumhurbaşkanımız cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden önce etrafındaki halkının dertleriyle dertlenmeyenleri uzaklaştırmalıdır. Ve eski arkadaşlarıyla barışıp onların istişarelerine eskisi gibi önem vererek ülkesine hizmete devam etmelidir.
Henüz vakit geç değildir.
Kırılanların duymak istedikleri "laf anladım, çözeceğim, 3 ay içinde" demektir. İman sahiplerinin beklediği kanaatimce budur.
Hayrettin hocanın anlattığı hikayenin kurgusu yanlıştır.
Halk azarlanmamalıdır. Suçlular bile azarlanmamalıdır.

İşe halkı azarlayanları görevlerden pasif görevlere alarak başlanmalıdır.
Pazar gününden önce atılacak birkaç adım kırgınlara ümit verecektir.