Hit (2708) F-127

İnanç Esasları Bilgisine Sahip Olmadan Ruh Eğitimi Almak Doğru Mu

İlim Dalı : Fıkıh Konusu :
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : /2015-07-14 Güncelleyen : /2019-05-24

Soru 1: İyi seviyede bir inanç esasları bilgisine sahip olmadan ruh eğitimi almak neden caiz değildir? 
Soru 2: Keşf ile akaid esasları öğrenmek dünya ve ahirette kurtuluş için yeterli olur mu?

el Cevab: 
C1- Ruh terakkisi sırasında nefsin tabakalarından başlayan bir seyir vardır. Bu yolculuk esnasında çok sayıda hal insana arız olur. Bunlardan başarıyla geçebilmek için ölçülere ihtiyaç duyulur. Bu ölçüler bilinmezse orada bir yerlerde batıla kayılır. Ve vakit kaybedilir.

C2- Keşf ile akaid öğrenilebilir. Ama esas olan bir hocadan öğrenmektir. Peygamberimizin ulemaya emanet ettiği dini bilgilerde tereddüt yoktur. Efendimizin öğrettiği değerler nurdur. Allahtan geldiği kesindir. Kesin vahye dayanır ve tahrif de edilemezdir. Bu sebeple bu şekilde öğrenilen bilgiler de emanet ve kesinlik vardır. Ama kişilerin keşifleri ancak kendilerine ve kendileri gibi olanlara lütuftur. Diğerleri o bilgileri test edemez doğruluklarından emin olamazlar.

Örnekleyeyim; Seyru suluk esnasında çok sayıda olayla karşılaşılır. Allah tecellisi peygamber misali görülmesi, diğer peygamberlerin görülmesi geçmiş salih kulların görülmesi...
Bunlardan alınan bilgi ve duyulan kültür olabilir. Allah görülebilir. Ve görülen varlık görene bazı emirler verebilir. Bu durumda ne yapılacağı konusu sağlıklı bir dini kültürü olmayana müşkil olur.

Ek 1; Allah’ı gören Allah’ı gördüm diye gördüğü şeyi anlatırsa ki çok anlatan vardır. Çoğu Allah’ı tanımadıklarından Allah hakkında yanlış itikadlara düşerek küfre girerler. 
Allah’ı görüp de artık şöyle böyle yapabilirsin diye izin alıp abuk subuk iş yapmaya başlayan çok insan vardır. 
U'bud rabbeke hatta yetiyekel yakin / sana yakin gelinceye kadar ibadet etmen gerekir. Yakine ulaşınca ibadet şartı ortadan kalkar diyenler de olmuştur. 
Keşf halinde bir cihetten Allah’ın tecelli ettiğini görerek artık kabe yerine o cihete dönenler olmuştur. 
Bazen rabbim bana gelir bazen ben rabbime giderim, vs sözleri söyleyerek ortada gezinen çok sayıda ne dediğini bilmez abid vardır. 
Rabiatul adeviyye hakkında yazılanlara bakın şeriat üstü formatta rabbiyle evlendiğini düşündürecek ifadelerle neler neler söylerler. 
Peygamberimizi görüp ondan hadis duyduğunu anlatan ama efendimizin şemailini bilmeyen çok sayıda gafil kendilerini efendimizin eğittiği vehmederek yaşarlar...
Men reani fe kad raani hadisinin fıkhını bilmeden fakih gibi davranılması işte insanı tih çöllerinde gezdirirde gezdirir. 
Onun için şeyh lazımdır. Ve eski ve bilinen bütün şeyhler 
''Seyru suluka girecek adama, tashihi itikad, tashihi ibadat ve tashihi ahlakı farz kılmışlardır.''

Ek 2; Büyüklerin, Allah’la naz makamında olanların sözlerinin seyru sulukta daha sigara bırakmayı halledememiş 'innen nefse le ammerarun bis suu ' durumunda olanlar tarafından tekrar edilmesi bile Allah dostlarıyla edebsizlik ve islam dininde basiretsizliktir.

Müzik, ney flüt ü keman ile Allah’a davet olunacak seviyede fıtratları marazlı insanların ene'l hak demindeki şatahatla uğraşmaları da bir başka bahtsızlıktır. Allah dostlarından bazıları bu aletleri, ''maraza''yı(hasta olanları) islama ısıtmak için kullanmışlardır. Ama fıtratları marazsız müminlerin bu marazlılara gösterilen şefkate özenmemeleri gerekir.

Ömründe hiç zina etmemiş insan zina edip pişman olan sonrada cezasını çekmek iradesi gösterip cenetle müjdelenenlere özenmemesi gerekir. Efendimiz of ile değil o tevbeye övgüde bulunmuştur.

Başını açmayıp direnen ve sonra eğitim alamayanlar bedir ehli gibidirler zannımca... Başlarını açıp okuyan ve sonra 10 sene günahla yaşayıp ortam düzelince tevbe edenler onlara asla denk olamazlar.