Hit (749) Y-4241

Sofyalı Bali Efendi

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : 16.Yüzyıl E-Posta :
D.Yeri : Usturumca D.Tarihi :
Ö.Yeri : Sofya Ö.Tarihi : 1553 (h.961)
Görevi : Uzm.Alanı : Tasavvuf
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : Nurgül Çepni/2009-05-07 Güncelleyen : /0000-00-00

Sofyalı Bali Efendi

Rumeli'de yetişen büyük velîlerden.

Bugünkü Arnavutluk sınırları içinde kalan Usturumca'da doğdu.

Küçük yaştan îtibâren ilim öğrenmeye başlayan Bâlî Efendi, Sofya ve İstanbul'da ilim tahsil etti.

Zamânının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri öğrenip âlim oldu. Velîlerin sohbetlerinde bulundu.

Kalbinin tasfiyesi ve nefsinin tezkiyesi ile meşgûl oldu.

Nefsinin kötü isteklerini terk ederek, kalbini temizledi.

Yedi sene dağlarda, mağaralarda dolaştı. Tek başına kalıp, herkesten uzak durdu.

İstanbul'a gitti. Tavukpazarı yakınlarında, Hakîm Ali Paşanın kendisi için inşâ ettirdiği dergâhta,

insanlara ilim öğretip feyz saçmakla meşgûl olan Kâsım Çelebi'nin hizmetine girdi.

Kâsım Çelebi, Çelebi Halîfe nâmıyla meşhûr Cemâl Halvetî'nin talebesiydi.

KâsımÇelebi'nin ilim ve feyzinden istifâde ile kemâle gelip olgunlaşan Bâlî Efendi, ahlâkta güzel, amelde gayretli, ilimde üstün oldu.

Kâsım Çelebi'nin hizmetinde bulunduğu sırada Muhyiddîn-i Arabî hazretlerinin mânevî işâretiyle Fusûsü'l-Hikem kitabına şerh yazdı.

Hâdise şöyle nakledilir: Daha hocası Kâsım Çelebi'nin hizmetinde, ilim öğrenmek, nefsini tezkiye ve kalbini tasfiye etmekle meşgûl iken bağa gitmişti. Bir müddet bağın bakımı ile uğraştıktan sonra, yanına biri geldi. Bu gelen tanıyıp gördüğü, bilip işittiği kimseye benzemiyordu. Selâm verdi ve; "Benim Füsûs adlı eserimin müşkillerini hâlleyle" deyip, Bâlî Efendinin eline birkaç kâğıt tutuşturdu. Bâlî Efendinin şaşkınlığı arasında, geldiği gibi kayboldu. Bağda işini bitiren Bâlî Efendi, dergâha döndü. KâsımÇelebi'ye durumu arz etmek üzereyken, mübârek hocası durumdan haberdâr olduğunu işâret ettikten sonra şöyle anlattı: "Bundan önce âlem-i misâlde Resûlullah'ın sallallahü aleyhi ve sellem huzûrundaydık. Muhyiddîn-i Arabî hazretleri; "Ümmetinin büyüklerinden birinin benim kitabımı şerh edip şüpheleri gidermesini arzu ederim" dedi. Biz de hemen Resûl-i ekremin huzûrunda niyâzda bulunup; "Bu saâdet benim halîfelerimden birine nasîb olsun" diye yalvardığımda, arzum kabûl edilmiş, bu işin sana verildiği bildirilmişti. Bu mânâ bizim çoktan mâlumumuzdur. Haydi Allahü teâlâ mübârek etsin" buyurdu.

Tasavvuf yolunda ilerleyip olgunlaşan Sofyalı Bâlî Efendiye hocası icâzet verip, Allahü teâlânın dînini öğretmek vazîfesi ile bugün Bulgaristan sınırları dâhilindeki Sofya'ya gönderdi.

Orada yıllarca insanlara doğru yolu göstermek, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirmekle meşgûl oldu.

Zamânın pâdişâhı Kânûnî Sultan Süleymân Hanın bâzı seferlerine katıldı.

Allahü teâlânın dîninin yayılması ve insanlar üzerinden zulmün kaldırılıp adâletin hâkim kılınması için savaşan İslâm ordusunun muzafferiyeti için duâlarda bulundu. Pek çok kerâmetleri görüldü.

Birçok talebe yetiştirip, çeşitli bölgelere gönderdi.

Rumeli'nin müslümanlaşması, insanların Cehennem ateşinden kurtulması için durmadan çalıştı.

On binden fazla talebesi arasında, en meşhûr iki halîfesi; Kurd Efendi ve Nûreddînzâde Muslihuddîn Efendilerdi.

Yavuz Sultan Selîm Hanın kâdıaskerlerinden Sarıgürz Nûreddîn Hamzâ Efendiye de mektuplar yazıp nasîhat ederdi.

Hayâtını İslâm dîninin emir ve yasaklarını öğrenmek ve insanlara anlatmakla geçiren Sofyalı Bâlî Efendi, 1553 (h.961) senesinde Sofya'da vefât etti. Kabri, Sofya yakınındaki Sâlihiyye'dedir.

Bâlî Efendi pek güzel şiirler de yazmıştır. Manzûme-i Vâridât adlı eseri şiirlerinden meydana gelmiştir.

Eserleri:

Şerh-i Füsûsü'l-Hikem

Etvâr-ı Seb'a

Şerhu Hadîs-i Küntû Kenzen

Risâletü'l-Kazâ vel-Kader

Kıssa-i İbrâhim Aleyhisselâm

Mecmûatü'n- Nesâih

Risâletü't-Tasavvuf

Manzûme-i Vâridât