Hit (623) Y-2647

Ahmed Şehid Seyyid Ahmed b. Muhammed İrfanı Birilvi

Künyesi : Lakabı :
Tabakası : E-Posta :
D.Yeri : Ray Bereylî /Hindistan D.Tarihi : 28.11.1786 m
Ö.Yeri : Ö.Tarihi : 1786 m
Görevi : Yazar Uzm.Alanı : Hadis,Kıraat ilimleri
Görev Aldığı Kurumlar : Mezuniyet :
Bildiği Diller : Mezhebi : İtikad : , Amel : , Ahlak :
Ekleyen : /2008-07-07 Güncelleyen : /0000-00-00

AHMED ŞEHİD Seyyid Ahmed b. Muhammed İrfân-ı Birîlvî

Hindistan'da İngilizler'e ve Sihler'e karşı verilen mücadelede önemli rol oynayan Tarîkat-ı Muhammediyye hareketinin kurucusu.

Hz. Hüseyin soyundandır.

6 Safer 1201'de (28 Kasım 1786) Hindistan'ın Utar Pradeş eyaletinin Ray Bereylî (Rai Bareilly) şehrinde doğ­du.

İlköğrenimini burada gördü.

Gençlik yıllarında ilmî çalışmalara ilgi duymu­yordu.

Fakat daha sonra meşhur âlim Şah Veliyyullah ed-Dihlevinin oğlu Abdülaziz'den ders almaya karar verdi ve bu maksatla Delhi'ye giderek ondan Nakşibendiyye, Kâdiriyye, Çiştiyye, Sühreverdiyye icazetlerini aldı.

Ayrıca Abdülazîz ed-Dihlevinin kardeşi Şah Abdülkâdir'den de kıraat okudu ve hadis ders­lerini takip etti. Tahsilini tamamladık­tan sonra Ray Bereylfye döndü (1809).

Daha sonra cihad aşkıyla Racpûtana'ya giderek Tonk Devleti'nin kurucusu Emîr Han'ın ordusuna katıldı.

Altı yıl boyunca onun emrinde çalıştı.

Ancak önde gelen subayı Feyzullah Han'ın İngilizlerin safı­na geçmesi üzerine Emîr Han onlarla anlaşmak zorunda kalınca oradan ayrı­larak Delhi'ye gitti (15 Aralık 1817).

Ken­disini Abdülazîz ed-Dihlevinin hizme­tine adadı ve onun teşvikiyle Tarîkat-ı Muhammediyye adıyla bilinen cihad ha­rekâtını başlattı.

Selef akidesini ihya gayesiyle başlatıl­mış olan bu hareket daha sonra sosyo politik bir karakter kazandı.

Men­supları Hz. Peygamberin sünnetinin ya­şatılması, toplumdaki şirk ve bid'atların temizlenmesi, ictihad müessesesi­nin canlandırılması ve İslâm toprakla­rını işgal eden gayri müslimlere karşı cihad açılması gibi gayelerle çok geniş bir sahada faaliyet gösterdiler.

Seyyid Ahmed de çalışmalarını daha çok Kuran ve Sünnet'in öğretilmesi üzerine yoğun­laştırdı.

Hareketin esaslarını anlatmaya çalıştığı Delhi ve Utar-Pradeş'te halk ta­rafından ilgiyle karşılandı; etrafına bin­lerce mürid toplandı.

İki önemli talebesi ve arkadaşı Abdülhay b. Hibetullah ile Şah İsmail b. Abdülganî ed-Dihlevî İslâ­miyet'i yaymak üzere ona biat ederek hareketin yayılmasında önemli rol oy­nadılar.

Seyyid Ahmed Ağustos 1821 de birçok müridi ile birlikte hacca gitmek üzere yola çıktı.

Kalküta-Bengal-Bihâr yoluyla Bombay'a geldi.

Şubat 1822'de Bom­bay'dan deniz yoluyla Cidde'ye hareket etti.

Arabistan'da yaklaşık bir yıl kaldık­tan sonra aynı yolla geri döndü.

O sıralarda Hindistan'da Bâbürlüler'in hiçbir nüfuzu kalmamış, İngilizler ülke­ye hâkim olmuştu.

Seyyid Ahmed, ül­keyi işgal etmiş olan yabancılara kar­şı büyük bir cihad harekâtı başlatmak üzere Hint, Sind ve Horasan'da yoğun bir propaganda faaliyetine girişti.

Onu cihada sevkeden sebeplerden biri de Sihler'in Pencap'taki zulüm ve katliam­larıydı.

Tonk emîrinden sağladığı yar­dımla Afganistan üzerinden Sinde ulaş­tı.

Sind emîri ile Belûcistan'da bir kabile reisi olan Mihrâb Han da onu destekle­di.

Daha sonra Kandehar, Gazne ve Ka­bil'i dolaştı. Bu arada bazı sebepler yü­zünden araları açık olan Afgan emirle­rini barıştırmaya çalıştı.

1826'da Peşâver'e vardı ve Nevşere'ye (Novvşera) yer­leşti. Buradan Sih yöneticilerine bir me­saj göndererek yaptıkları zulümlere son vermelerini istedi.

Ancak Sih yöneticile­rinin kayıtsız tavırları karşısında onlar­la savaşmaktan başka çare kalmadığı­nı anladı.

21 Aralık 1826'da Akûre'de (Akora) Sihler'e karşı başarı ile sonuç­lanan bir hücumda bulundu, daha son­ra Hazro'daki çatışmada da onları püs­kürttü.

Bu başarıları sayesinde bölgeye hâkim oldu.

Ocak 1827de yapılan bir toplantıda Seyyid Ahmed ittifakla imam* kabul edildi.

Bu arada Yâr Muhammed Han ve diğer Peşâver reisleri de Sihler'e kar­şı Seyyid Ahmed'in safında yer aldılar. Aslında bu bir tuzaktan başka bir şey değildi.

Seyyid Ahmed'e bağlı kuvvet­ler Atûk (Attock) Kalesi'ni almayı plan­larken Sinler Akûre yakınlarında Yâr Muhammed'in gizli yardımıyla binlerce müslümanı öldürdüler.

Bu yenilgiden sonra Seyyid Ahmed Hindistan'ın kuzeybatı sınırındaki Yûsufzay bölgesine yardım için bir gezi dü­zenlerken talebesi Şah İsmail de aynı görevle Hezâre'ye gitti.

Yâr Muham­med'in düşmanca tutumuna rağmen hareket Dürrânîler ve mahallî hükümet­ler tarafından destekleniyordu.

1830'da Peşâver'i ele geçiren Seyyid Ahmed Keş­mir'e doğru ilerlerken Bâlâkot'ta tekrar Sihler'le karşı karşıya geldi.

Çok güçlü bir orduya sahip olan Sihler'le yapılan şiddetli savaşta Seyyid Ahmed, yardım­cısı Şah İsmail ve çok sayıda taraftarı şehid edildiler (24 Zilkade 1246/6 Mayıs 1831).

Sihler Seyyid Ahmed'in cesedini yaktılar. Bu savaştan sonra her iki mücahid de "şehid" lakabıyla meşhur oldu. Onların izinden gidenler çeşitli imkân­sızlıklara rağmen İngilizler'e karşı ciha­da devam ettiler.

Mücadelelerle dolu hayatı boyunca ba­zı eserler de kaleme almış olan Ahmed Şehidin Farsça yazılmış başlıca

Eser ve risaleleri şunlardır:

  • Tenbîhul-ğâfilîn (Delhi 1285/ 1868);
  • Risâle-i Namaz;
  • Ri­sale der Nikâh-ı Biyûgân.

Ayrıca he­nüz yayımlanmamış Farsça mektupları vardır.

Yakın arkadaşı Şah İsmail Urduca

Takviyetü'1-îmân ve ayrıca Şeyh Abdül­hay ile birlikte yazdığı Farsça

Şırât-ı Müstakim adlı eserlerinde Ahmed Şehid'in İslâmî düşünceleri ve Tarîkat-ı Muhammediyye hareketi hakkında bil­gi verir.

Bunun yanı sıra,

  • Ebü'l-Hasan Ali en-Nedvî Siret-i Seyyid Ahmed Şe­hid,
  • Gulâm Resul Mihr Seyyid Ahmed Şehid,
  • Şeyh Cafer Ali el-Bestevî Manzûratü's-sü'adâ',
  • Şeyh Muhammed Ali b. Abdüssübhân Mahzeni Ahmedî,
  • Muhammed Cafer et-Tehânîserî Sevd-nihi Ahmedî,
  • Müftî İlâhîbahş el-Kandehlevî el-Mülhemâtü 1-Ahmediyye,
  • Şeyh Muhammed Ali de el-Vekö'i'u'l-Ahmediyye

adıyla eserler kaleme al­mışlardır (bk. Abdülhay el-Hasenî, VII, 31-32; UDMİ, II, 142-143).