Hit (2496) Ş-86

Buhara

Diğer Adları : Ülke : Özbekistan
Kurucusu : Kuruluş Tar : M.Ö. 500
Ekleyen : Nurgül Çepni/2009-01-02 Güncelleyen : /2014-01-06

Buhara (Özbekçe: Buxoro; Tacikçe: ??????; Arapça: ?????; Farsça: ??????? Bukh?r?; Rusca: ??????)

Orta Asya'nın en eski yerleşim bölgelerinden olan ve günümüzde Özbekistan sınırları içinde bulunan tarihî bir şehirdir. Arkeolojik bulgular şehrin tarihinin en az 2500 yıl civarında olduğunu

göstermiştir. Şehirde yapılan Arkeolojik kesit çalışmalarında yaklaşık 20 m kadar derinlikteki alt katmanda; kamusal binalar, askeri tahkim yapıları, çanak-çömlek ve madeni paralar gibi çeşitli arkeolojik buluntulara rastlanılmıştır.

Buhara tarih boyunca bölgenin önemli kültür ve ticaret merkezlerinden biri olmuştur.

Buhara çevresindeki insan yerleşimleri en az 5000 yıl öncesine kadar uzanır.

Şehrin kendisinin ise 2500 yıl tarihi vardır.

Tarihte Orta Asya Türk uygarlığı için önemli bir merkez olmuştur.

Uzun süre antik Pers İmparatorluğu'nun denetiminde kalan Buhara'da ilk yerleşimler, Aryan göçleri dönemine rastlar.

İran halklarından Soğdlar bölgeye yerleşmiştir. Buhara adının kökeni ile ilgili varsayımlar; eski Soğdca bereketli toprak anlamındaki ?ux?rak, Farsça bilginin kaynağı anlamındaki bir Zerdüşt ismi olan bukhar ya da Sanskritçe Budist manastırı anlamındaki vihara sözcüklerinden kaynaklandığı biçimindedir.

Bux?r? ismi en erken tahminen 4 – 5 yüzyılına ait bakır maden paralarda, ve Soğdca yazıtlarda Pugar (pw?’r) ve Puxar (pwx’r) şeklinde , ve en önemli ve ilginçi Kül Tigin yazıtında (8. yy başlarında) Buqar (buqar) olarak yazılmıştır. O nedenle bu şehire Bux?r? denirdi, ve eskiden onun adı Banuğkath ????? idi, Eski Uygur dilinde bu söz ? ??? (bux?r) bir "tapınak" veya "bir ibadethane" anlamına gelir. Bir başka varsayıma göre; Puxar yer ismi Sibirya kökenli olup Yenisey dillerinde (hanty) "bir ada" anlamına gelir. Bildindiği gibi, milâttan sonra 6. yüzyılda Bux?r? vahasında Tardu Kağan'nın (S?wa-sh?h, Sh?r-i Kishwar) oturduğu, yüce Türk Kağan'nı İstemi'nin (Qar? Ch?r?n) oğludur. O Sasani hükümdarı IV. Hürmüz'ün (š?hanš?h Xurmazd IV ?urkz?da) annesi tarafından amcasıdır, İstemi Kağan'nın kızı öz erkek kardeşi Sasani hükümdarı I. Hüsrev (š?hanš?h Xusraw I ?n?shirw?n) (Farsça: ????????? ????, Anuşiravan-ı-?dil) ile evlenir. Narshakhi'ye göre Sh?r-i Kishwar yirmi yıl boyunca Bux?r?'yı yönetti ve Baykand'ta yaşadı. O Bux?r?'da bir kale yaptırdı ve ayrıca Bux?r? vahasında, ??mastin, Sakmatin, Samtin ve Farab isimlerinde yerleşim yerlerini yaptırdı. Onun oğlu'da El tigin (Parm?da, Nili-x?n) Bux?r? vahasında, Iskijkath, Sharg, Faraxsha ve R?mitan isimlerinde yerleşim yerlerini yaptırdı.

O Çin'den bir Çin prensesi ile evlenmiş ve o bir put tapınağınıda beraberinde R?mitan'a getirmiştir.. R?mitan Bux?r?'dan daha eski bir şehirdir, eskiden hükümdarların orada bir konutları bulunurdu, Bux?r? şehri kurulduktan sonra buraya taşınmışlardır. Bazı kitaplarda R?mitan yerine Bux?r? yazılmıştır.

Yeni Fars dilinin bu söz kalıpların içindeki aktarmada ????? farx?r veya ???? bih?r , ve Arapça ?????? al-bah?r veya al-buh?r . Divân-ı Lügati't-Türk'te "..... Bu şehirleri Türkler yaparak adlarını kendileri koymuşlardır. Bu adlar olduğu gibi şimdiye kadar gelmiştir. Bu yerlerde Farslılar çoğaldıktan sonra Acem şehirleri gibi olmuş. Bugün Türk ülkesinin sınırı " Abisgûn" (Hazar) denizi ile çevrili olarak Rûm diyarından ve Özçent'ten Çin'e kadar uzanır. Uzunluğu beşbin fersah, eni üçbin fersahtır; hepsi sekizbin fersah eder." diye yazılmıştır..

Resmi olarak şehir M.Ö. 500 yılında bugün Ark adı verilen bölgede kurulmuştur.

Ancak Buhara vahasındaki yerleşimlerin tarihi M.Ö. 3000'lere kadar uzanır. Sapalli kültürü adı verilen ileri bir Bronz çağı kültürü buradaki Varakhsha, Vardan, Paykend, ve Ramitan gibi yerlerde ortaya çıkmıştır. M.Ö. 1500 civarında iklimdeki değişiklik, demir teknolojisi, Aryan göçebelerin gelişi gibi farklı etmenlerin etkisiyle çevre yörelerden vahaya büyük miktarda nüfus akışı gerçekleşmiştir. Sapalli ve Aryan halkları Zeravşan deltasındaki göl ve sulak arazilerin etrafındaki köylerde birlikte yaşamaktaydı. M.Ö. 1000'den itibaren bu iki grup kendine has bir kültür geliştirmeye başladı. Soğd (Sogdian) adı verilen bu kültür M.Ö. 800'e kadar Zeravşan vadisinde çeşitli şehir-devletlerde yayıldı. Bu tarihlerden itibaren Zeravshan deltasının oluşturduğu sulak alan doldurulup yerleşimler oluşturulmaya başlanmıştır. M.Ö. 500 yılına geldiğinde iyice büyüyen bu yerleşimler birleştirilerek duvarla çevrelenmiş, böylelikle Buhara şehri kurulmuştur.

Buhara M.Ö. 500 yılında Pers imparatorluğuna vassal devlet olarak bağlanmıştır. Bundan bir süre sonra Büyük İskender'in ve daha sonra da Hellenistik Selevkos, Greko-Baktria, Kuşan imparatorluklarının egemenliklerine geçer. Bu dönem boyunca Buhara Anahita kültünün ve bu külte bağlı ekonominin merkezi olarak işlemiştir. Zervaşan deltasında yaşayan halklar yılda (ay takvimine göre) bir kez ellerindeki eski tanrıça idollerini yenisiyle değitiştirmek üzere bir araya geliyordu. Bu amaçla Mokh tapınağının önünde düzenlenen festival, toprağın verimliliği için de büyük önem taşımaktaydı. Bu tür ticari festivaller sayesinde Buhara bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Çin'in Han Hanedanı İpek yolunun güvenliğini sağlamak amacıyla kuzeyden gelen göçebe boyları geri püskürtünce, çoktan refaha kavuşmuş olan Buhara kervanlar için bir uğrak haline geldi. Kuşan İmparatorluğunun yıkılmasının ardından Moğolistan'dan gelen Hun boylarının eline geçen Buhara hızlı bir düşüş yaşamıştır.

Sasani İmparatorluğu döneminde Arap işgaline kadar, Buhara Manicilik ve Nasturi Hıristiyanlık için önemli bir merkez olmuştur. İslam ordusu 650 yılında Buhara'yı ele geçirdikten sonra Buhara çok dinli özelliğini yüzyıl kadar devam ettirmiştir. Bunun nedeni büyük ölçüde Çin'in Tang Hanedanı'na karşı Soğdların Arapları desteklemeleri; ve Arap egemenliğinin çok sağlam olmaması sayılabilir. Ancak 751 Talas savaşının ardından Araplar bölgedeki egemenliklerini güçlendirmiş, Şehir gerçekten söylence bir varlığa, zenginliğe, o Kızıl Kum Çölünde bir vaha kenarında ve İpek yolu güney güzergahı üzerinde önemli alanda olmasına borçludur. 9. yüzyılın ortasından 10. yüzyılın sonuna kadar Buhara Samanilerin başkenti (Milâdi 819-1005), Samanilerin yıkılmasından sonra Karahanlıların yönetimi altına girdi (Milâdi 999 - 1141), daha sonra Kara Hıtay'ların eline geçti, fakat siyasi önemini kaybetti. Karahanlılar zamanında şehir kültürel altın çağını yaşamıştır, bunlardan Büyük Minare (kitabesinde 1127 yapım tarihi yazılı), ve Ma?âk-i A??ârî Cami'si sayılır. İbn Havkal, Sughd nehrinin sol yakasından alınan, ana kanallar sulama sistemi ile Bukhara şehrinin civarındaki ovanın ve bahçelerin sulandığını detaylı olarak bilgi verir.. Ayrıca Buhara'dan şöyle anlatır; "Buhara'da konuşulan dil Soğdça (lisan al-Sughd), birazcık az farklı, ama diğer insanlar Dari'ce (la-hum lisan bi 'l-dariye; Farsî lehçe) konuşurlar. ". Divân-ı Lügati't-Türk'te Soğd: "Balasagun ile Buhara ve Semerkand arasında türkleşmiş bulunan bir ulus." diye geçer. "Balasagun'a gelip yerleşmiş olan bir ulustur. Bunlar "Soğd" dandırlar. " ???? Soğd", Buhara ile Semerkand arasındadır. Bunlar, Türk kılığını almışlar, Türk huyu ile huylanmışlardır."

1220 yılında Şehir, Cengiz Han'nın oğlu Çağatay komutasındaki bir ordu ile, Otrar'rı zaptetti ve yağmaladı, bu sırada Cengiz Han'nın kendi komutasındaki ordu ile, Buhara'yı tamamen yaktı. 30,000 kişiyi katledildi ve binlerce kadın tecavüze uğradı.

Elli yıl sonra, şehir normale dönmeye başladığı sırada, Moğollar bu kez İlhanlı hakanı Abaka'nın önderliğinde tekrar saldırır. Abaka, 1265 yılı içinde ölen Hülagû'nun yerine geçmiş ve Hristiyanlığı kabul edeceği sözünü vermiştir. Kudüs'ün Patriki 1267 yılının Mayıs ayında, tekrar Sultan I. Baybars'ın Haçlılara Akkâ düzlüğünde saldırısı sonucunda Johann von Brienne'nin öldüğünü yazar, ondan nerede ve nasıl yapabileceği dair yardım rica eder.

Papa VI. Clement, Hıristiyanlığı kabul ettiğini zanettiği "Tatar prensi" Abaka'yı kutlamak için bir mektup yazarak Memlukler'e karşı yardımını ister. Böylelikle Haçlılarla kader birliği yapan Abaka'nın bir hedefi de Buhara'dır. Komutanı Nikpai Bahâdur 28 Ocak 1273'de kente girdikten sonra şehir yedi gün yağmalanır, neredeyse tüm nüfusu katledilir. Bu yıkımdan sonra Buhara uzun süre kendini toparlayamayacaktır. Moğol istilası öncesi dönemde Buhara İslam uygarlığını derinden etkileyecek iki büyük isim yetiştirmiştir: İbni Sina ve İmam el-Buhari.

İslam dini bölgede yayılmaya başlamıştır.

19. yüzyıldan itibaren Rusya bölgede etkisini arttırmaya başlar, ancak Buhara'yı işgal etmez. Bu dönemde Buhara Emirliği, Büyük Oyun adı verilen İngiltere ve Rusya arasında Orta Asya'nın kontrolü için yaşanan çekişmede bir satranç taşıdır. Emirlik Ekim Devrimine kadar yarı bağımsız olarak varlığını sürdürür; 1920'de Buhara Sovyeti kurulur; 1925'te ise Stalin'in emriyle kurulan Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlanır.

Buhara, Semerkant ile birlikte Özbekistan'da yoğun Tacik azınlık barındıran iki merkezden biridir. Eski Roma döneminden itibaren bölgeye Yahudiler de yerleşmiştir. Ancak Buharalı Yahudilerin çoğu 1925-2000 döneminde kenti terk etmiştir.