Hit (1550) MM-41

Naat - Kasidei Naatı Resul

Eser Sahibi : T. E. Medya Türü : Naat
İlim Dalı : Şiir Konusu : Peygamberimiz
Link :
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2027-03-14 Güncelleyen : /2009-04-14

KASÎDE-İ NA’T-I RESÛL

Şu söz kim ola misâl-i kelâm-ı ehl-i kemâl
Selâsetinde hacîl ola selsebîl-i zülâl
Şu söz ki zemzeme-i Âhir-uz-zeman ola ol
Gönülde can gibi saklaya ehl-i vecd ü hâl
Sezâdürür k-ola bezl-i medâyih-i Ahmed
Senâ vü mekrümet ü mahmidet aliyy ü âl
Vücududur veren âhir zamâna zîb ü şeref
Nite ki ıyd-i hümâyûn ile meh-i şevvâl
Cihâna geldi bülend etti dînin eyvânm
Revâk u tâkmı kisrâlarm edip pâmâl
Açıldı nefha-i ahkâm ile gül-i ümmîd
Seçildi pertev-i İslâm ile harâm ü halâl
Alelhusûs bu tertîb ola kıyâmete dek
Zehî nihâyet-i kudret kemâl-i istiklâl
Eğerçi yer göbeği Kâ’be’dir cihâna şeref
Ki Çin’de nâfe ile bulur i’tibâr gazâl
Seninle buldu safâ Kâ’be yâ Nebiyyallah
Seninçün etti bu halkı Müheymin-i müteâl
Yeri göğü yaratırken eyâ bihîn-i beşer
Hudâ bilir ki vücûd-i lâtifin idi meâl
Tapunu eyledi âlemde sâhib-ül-mi’râc
Zehî inâyet-i Perverdigâr-ı Celle Celâl
Misâfir-i şeb-i Esrâ mukiym-i Ev’ednâ
Sana denildi sana merhaben teâl teâl
Tevakkuf etti güneş gülle-ban husûsunda
Tabî’atmda var iken bu denlu isti’câl
Duâ gibi çıkarıp bir nefeste gökyüzüne
Yine yer ehline rahmet gibi eder inzâl
O gecede güher-i şeb-çerâg doksan bin
Müzeyyin oldu nübüvvet kulağına fi hâl
Serâser eyledi ser cümle enbiyâ ta’zîm
Temâmet eyledi ervâh-ı kuds istikbâl
Çü buldu kabza-i kudrette kaab-ı kavseyn’i
Murâdı tîrine etti inâyeti per ü bâl
Kara giyer şeb-i mi’râc ü Hazret-i Kâ’be
Misâl-i mürşid-i kâmil muhassıl-ul-âmâl
Garazları bu ki makbûl-i hidmeti olalar
Hemîşe bâr-geh-i Kibriyâda misl-i Bilâl
Gel ey hulâsa-i kevneyn ü fahr-i mahlûkat
Habîb-i Hazret-i Bârî muîn-i ümmet-i dâl
Ne şübhe fahr-i rüsül efdal-ül-beşer sensin
Cemî’-i kevn ü mekân zerre zerre şâhid-i hâl
Nübüvvetine şehâdetler etti dört kitâb
Eğerçi şâhid-i şer’ ikidir bilâ-işkâl
Sana mutâbaat için kıyâma durdu şecer
Rükû’a vardı sipihr ü sücûda indi cibâl
Elif kıyam ü rükû’ oldu dâl ü secde mim
Namâz kıl ki namâz oldu ayn-ı âdeme dâl
Zaîf ümmeti zulmette komamağ için
Ziyâ vü nûrun ile arş ü ferş mâlâmâl
Cihanda yeller olur kim eser eserleri yok
Kimisi sarsar u kimi debûr ü kimi semâl
Şu demde kim ese kıble yeli diyârından
Bahâr olur açılır her çiçek sefîd eğer âl
Gel ey saâdet-i fakr ile fahr eden hace
Şefâatin dürür ümmet içinde re’sül-mâl
İki cihanda şu bedbaht eyledi noksan
Ki mâl üstüne kef geçtiğini sandı kemâl
Mukaddem olsa ne tan noktadan mücerreddir
Hesâba gelse bir olmaz eğerçi dâl ile zâl
Seni ibâret-i Levlâk nükte-i kudsî
Güneşden eyledi rûşen ne hâcet istidlâl
Hidâyet-i Ahadî mürşid olmadı yoksa
Bilirdi kadrini Bû-Cehl-i nâ:pesend-fiâl
Eyâ Nebi seni medheylemek ledünnîdir
Hurûf-i lâfz ile mümkün ola mı emr-i muhâl
Eyâ güzîn-i beşer sen Habîb ü ben acemi
Veyâ Emîn-i zemân sen fasîh ü ben ise lâl
Ere mi pâye-i medhine dest-i nâtıkanm
Taka mı değme denî Arş sâkına halhâl
Edemedim ser-i giysûnu kıl kadar ta’rîf
Bu ârzûda vücûdum hakikat oldu hayâl
Medâyihinde kati ihtiyârsız olurum
Bilirken olduğun ıtrâb mûcib-i imlâl
Şeref değil mi ki nâm-ı şerifini ananı
Hezâr cehd ile iblis edemeye idlâl
Şu resme ümmet arasında dostlar var kim
Tavâfa gelse eder Kâ’be ona istikbâl
Alelhusûs Cenâb-ı bülend-i Sıddîkî
Ki buldu onun ile dîn-i Ahmed istiklâl
Kim ola bir dahi mânend-i Hazret-i Fâruk
Ki turrası ola din ârızına Zülf-i cemâl
Emîr-i memleket-i ilm ü hilm Zinnûreyn
İbâdetinde bulunmadı zerrece ihmâl
Yegâne Hayder-i safder Gazanfer-i Bârî
Ali ki nam-ı şerifi olur mübârek fâl
İki güher ki Hasendir biri Hüseyn-i şehîd
Kim anlarınla ederdi zemâne def’-i melâl
Bebekleridürür İslâm gözünün ikisi
Hoşâ sipihr-i saâdetde rûşenân-ı celâl
İlâhi âline ashâbma ba ecmeihim
Hezâr bâr salât ü selâm ola irsâl
Ümîddir ki her üftâdeyi unutmayalar
Budur murâdı cihan halkının alel icmâl
Biri de bende ki oldum esîr-i nefs-i denî
Garîk-i bahr-i günâhım refîk-i râh-ı dalâl
Günâh yükleri bastı yüzün düşübdürürin
Şefâat eyle kayırmaz kemînenin elin al
Şefâatın demidir geldi yâ Resûlallah
Inâyet eyle ki gelmez inâyetine zevâl
Şulardan eyleme ben çâkerini kim olalar
Tarîk-i Hak’ka muannid dalâlete meyyâl
Fakir isem nola şevkin içimde dopdoludur
Aceb mi olsa reyâhîn ile kabûl-i sifâl
Bin ise medh ediciler Necâtî de biridir
Kulun nihâyeti yoktur binini gör birin al
Ümîddir ki şefâat elini çekmeyesin
Cezâ gününde diğer-gûn olur ise ahvâl
Bana düşen bu ki yelem yoluna yumuşuna
Gerekse cennete gönder gerek cehenneme sal
Cenâb-ı hâtif-i gaybîden erdi câna hitâb
Ki ey netîce-i penc ü çihar ü hefte vü sâl
Delîl-i vâzıh ü rûşen değil midir bu kim
Huzûr-i ümmet için ol şefî’-i yevm-i suâl
Mukarrer eyledi bir pâdişâha devleti kim
Umûr-i şer’den ayrığın eyledi ibtâl

Sipihr mertebe Sultân Bayezîd ol kim
Siriştedir hüner ile zehî ferişte hisâl
Şu denlü dîn ile dünyâya verdi revnak ki
Beğendi Kaadir-i Settâr ü îzid-i müteâl
Ana raiyyet olup Mustafâ’ya ümmet olan
Mukarrer iki cihan devletine buldu visâl
Cemî’-i âlemin oldur duâsı can ile ki
Bu intizâm ola tâ haşredek ber-în minvâl
Cemî-i emrde Kur’ân ile müşâveresi
Zehî kemâl-i taayyün esâs-ı istidlâl
Müsâ’adet ede ömrüne dîn-i hakk-ı Resûl
Müsâreat ede emrine ihtimâm-ı ricâl

Necati