Hit (3775) M-74

Büyük Tasavvuf Eri Nesimi

Yazar Adı : İlim Dalı : Biyografi
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü : Müstakil
Ekleyen : Nurgül Çepni/2009-07-14 Güncelleyen : /0000-00-00

Büyük Tasavvuf Eri NESİMİ

Bizde, doğum ve ölüm yıldönümleri, eskilerimizi anma gay­retleri unutulmuş görünürken Baku'da Azerbaycanlı Türkler ta­rafından Nesimî'nin 600 üncü doğum yılı şenlikleri düzenlen­mesi takdirle karşılanmıştır.

14. yüzyıl Divân edebiyatımızın olduğu kadar, Tekke edebiyatımızın da önemli şairlerinden olan Nesimî, âdeta Divân şiirinin Yunus Emre'sidir. Temelsiz Hurûfi tarikatı görüşlerine bağlanmasına rağmen,en coşkun tasavvuf öncülerindendir.

Fuzulî ve Şeyh Gâlib de tasavvuf yolunda hayli ileri gitmiş­ler, Ölümsüz eserler meydana getirmişlerdir ama, yine de Nesimî kadar coşkun, pervasız bir tasavvuf eri gösterilemez. O, fikirlerini en korkusuz şekilde yaymakla kalmamış, bu yolda her sıkıntıyı göze almış ve sonunda inancının kurbanı da olmuştur.

Şivesinde Azerî özellikleri görüldüğü için, Bağdat'lı olduğu sanılan Nesimî'nin, dildeki ustalığı, mısra kurmadaki üstünlüğü, samimiyeti ve lirizmi ile Halk, Tekek ve Divân şairlerimiz üze­rinde büyük tesirleri olmuştur. Hemşehrisi Fuzulî gibi üstat bir şairde bile söyleyiş ve duyuş etkileri görülen Nesimî, ölümüyle de fikirleri kadar derinlikler bırakmıştır.

ölümü, Halep'te derisi yüzülmek suretiyle vahşî bir şekilde olmuştur. Bu ölüm, onu halk gözünde çok büyütmüş, erenler katına çıkarmıştır. Tasavvuf yolunda şehit olan Hallacı Mansûr'un bir eşi sayılıp, adına efsaneler düzülmüştür. Nesimî, de­risi yüzülür yüzülmez kalkmış, derisini bir post gibi sırtına vu­rup uzaklaşmış, Haleb'in 12 kapısını bekleyen kapıcıların hepsi de Nesimî'nin bu vaziyette şehirden çıkıp sırrolduğunu görmüş­ler. Akşam olunca hepsi: «benim kapıdan çıktı» diye iddia et­mişler. Sonunda her kapıdan aynı zamanda çıktığı anlaşılmış. Bu yüzden, onun gömüldüğü yer yoktur derler. Türbesi, derisinin yüzüldüğü yerde bulunmaktadır.

Nesimî'den bir gazel:

Ummana giren ışk ile dürdâneye uğrar Şükrâne veren canını, cânâneye uğrar

Yanmaktan eğer korkar isen şem'e yapışma Şol âteşi kim, nice pervaneye uğrar

Mansûr gibi cûşa gelir söyle enel-Hak Her âşık-ı sâdık ki bu meyhaneye uğrar

Gitmez dün ü gün câm-ı şarâbı, nazarından Her kimse ki şol nerkis-i mestâneye uğrar

Tesbîh ile seccadeyi bir cur'aya satar Şol sûfî-i safi ki bu peymâneye uğrar

Yayınlandığı Kaynak : 1973-11-01
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki :