Hit (3705) M-579

Ebu Nuaym ve et Tıbbun Nebevi İsimli Eseri Üzerine

Yazar Adı : İlim Dalı : Kitap Hakkında
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü : Müstakil
Ekleyen : Nurgül Çepni/2009-06-30 Güncelleyen : /0000-00-00

Ebû Nuaym Ve et-Tıbbu'n-Nebevî İsimli Eseri Üzerine

İnsanlık tarihi boyunca, Allah’ın yol gösterici olarak görevlendirdiği

peygamberler, ilâhî mesajları iletmenin yanında, insanların

günlük hayatlarında karşılaştıkları problemlerle de ilgilenmişlerdir.

Esasen, peygamberlerin günlük hayatın çeşitli konularına dair

yaptıkları tavsiyeler, bir yerde nübüvvet görevi kapsamında da

değerlendirilebilir. Sözü edilen tavsiyelerin sınırlarının doğru olarak

belirlenmesi ise, peygamberlik kurumunun doğru anlaşılmasına

yardımcı olacaktır.

İnsanların ruh ve beden sağlıklarını korumaya yönelik

tedbirlerin de, peygamberlerin, bütünüyle insan fıtratına uygun olan

bu yöndeki tasarrufları arasında yer aldığı söylenebilir.

Hazreti Peygamberin her sözü ve uygulaması başta sahabe

olmak üzere bütün müslümanlar tarafından titizlikle takip edilmiş ve

yaşama biçimi haline getirilmeye çalışılmıştır. Günlük hayatla igili

uygulamalar da, neredeyse aynı kapsamda değerlendirilmiştir. Bu

anlayışın izlerine, daha sonra telif edilen hadis kaynaklarının bir

çoğunda rastlamak mümkündür. Nitekim hadis kaynaklarında ettıbbu’n-

Nebevi ile ilgili özel bölümler ayrılmakla yetinilmemiş, bu

sahada müstekil eserler bile yazılmıştır. Bu bağlamda et-Tıbbu’n-

Nebevî Literatürü oluşmuştur. Ebû Nuaym el-İsfahânî’nin et-Tıbbu’n-

Nebevî’si, bu alanda kaynak niteliği taşıyan en eski ve orijinal

eserlerden biridir.

I- Kimlik ve Kişilik Yönüyle Ebû Nuaym El-İsfahânî

A. Kimliği

Ebû Nuaym künyesi ile meşhur olan müellifimizin adı, Ahmed

b. Abdillah b. Ahmed b. İshak b. Musa b. Mihrân el-Mihrânî el-

Isfahânî eş-Şâfiî’dir1. Onun ismindeki Mihrânî nisbesi, büyük dedesi

Mihran’dan, Isfahânî nisbesi, İsfahanlı olmasından, Şâfiî nisbesi ise

Şâfiî Mezhebine mensubiyetinden dolayıdır. Acem asıllı olan Ebû

Nuaym, bu günkü İran’ın büyük şehirleri arasında yer alan

İsfahan’da doğmuştur. Doğum tarihi konusunda farklı bilgilere

rastlanmakla birlikte2 çoğunluğun doğru kabul ettiği görüş, hicrî

336 senesinin Recep (948 ocak-şubat) ayıdır3.

Ebû Nuaym devrin önemli alimlerinden4 birinin oğlu olması

sebebiyle geniş bir ilmi çevrenin içerisinde dünyaya gelmiş ve

yetişmiştir5. Bu durum ona hayatının sonuna kadar kullanabileceği

önemli avantajlar sağlamıştır. Nitekim henüz çocukken babasının

kendisi adına aldığı icazetlere dayanarak, zengin bir hadis

literatüründen rivayet imkanını elde etmiştir6. Ayrıca bu icâzetler

Ebû Nuaym’ı, âlî isnad açısından devrinin önemli bir kişisi haline

getirmiştir.

Ebû Nuaym, sekiz yaşında iken (h. 344), İsfahan’da başladığı

hadis öğrenimini, hadis alimlerinin rihle geleneğine uyarak,

Askerimükrem, Kufe’7, Bagdat8, Mekke, Basra9, Cürcan ve

Nîsaburda10 sürdürmüştür. Öğrenim hayatında, ‘Ali b. Ömer b.

Ahmed ed-Dârekutnî el-Bağdâdî (v.385/995), Ebû Bekr Muhammed

b. Hüseyn b. Abdillah el-Acurrî (v.360/970), Faruk b. Abdülkerim el-

Hattâbî (v.361/971), Ebû Bekr Ahmed b. İbrâhîm el-İsmailî el-

Cürcânî (v.371/981), Ebû Ahmed el-Hâkim el-Kebîr (v.378/988), ve

Süleyman b. Ahmed Ebu’l-Kasım et-Taberani (v. 360/970) gibi

dönemin önde gelen alimlerinin hadis derslerine devam etmiştir.

Kendisinin “Mu’cemu’ş-Şuyuh’’ adıyla kaleme aldığı eserinde sadece

ders aldığı hocaların hayatlarını yazdığına dair rivayet11 onun başka

alimlere kıyasla çok daha fazla kişiden ilim aldığını gösterir

niteliktedir. Bu durum Ebû Nuaym’ın bir çok ilim alanında yetişkin

olmasını izah eder mahiyettedir.

Hayatını ilme vakfettiği bilinen Ebû Nuaym, öğrenimini

tamamladıktan sonra, ömrünün kalan kısmını talebe yetiştirmek ve

kitap yazmakla doldurmuştur. Ebû ‘Ali el-Hasan b. Ahmed el-

Haddâd el-Isfahânî el-Mukrî (v.519/1125), Ahmed b. Abdillâh Ebû

Bekr el-Hatîb el-Bağdâdî (v. 463/1071)12, Abdulvâhid b. Muhammed

b. Ahmed el-İsfahânî es-Sabbâğ (v. 518/1124)13, Yûsuf b. Hasan et-

Tefekkurî ez-Zencânî (v.473/1080)14 ve Ebû Bekr b. Ali ez-Zekvânî

(v. 419/1028)15 gibi kişiler yetiştirdiği öğrencileri arasındadır.

Yetiştirdiği pekçok talebenin yanı sıra, insanlığın istifadesine

sunulmuş olan, birbirinden değerli yüz elliden fazla eser bırakarak,

ilme adanmış doksan dört yıllık ömrünü 430 senesinin Muharrem

ayının yirmisinde (23 Ekim 1038) tamamlayan Ebû Nuaym,

İsfahan’ın Merdübân adlı mahallesine defnedilmiştir16.

B- Kişiliği

Kaynaklarda Ebû Nuaym’ın, vaktini öğrenmeye, öğretmeye ve

eser yazmaya harcayan bir muhaddis olduğu, hatta çoğu zaman

yolda yürürken bile hadis dinlediği veya okuduğu, vaktini hiçbir

zaman ilimden uzak geçirmediği ifade edilmiştir. Onun bu halini İbn

Merdûye (v. 498/1104-1105) şöyle tarif etmiştir: “Ebû Nuaym, ilim

taliplerinin kendisinden istifade edebilmek için uzun seyahatlara

çıktıkları, hadis almak için kendisini ziyaret ettikleri bir kimseydi.

Dünyanın her tarafından birçok hafız onun yanında toplanır,

sabahtan öğleye kadar sırayla, kendisine hadis okurlardı. Öyle ki,

Ebû Nuaym evine gitmek için kalkıp sokağa çıktığında dahi, yolda

kendisine bir cüz okunurdu ve o bundan asla rahatsız olmazdı.

Sanki Ebû Nuaym’ın bütün gıdası hadis dinlemek ve öğretmekti”17.

Birçok biyografi yazarı Ebû Nuaym’ın kişiliğinden övgüyle

bahsetmiştir. Mesela Zehebî’nin onun hakkında söylediği, “büyük

hafız, asrının muhaddisi ve mutasavvıfı”18 şeklindeki ifadesi, hadis

ilmindeki büyüklüğünü ortaya koyar niteliktedir. Sübkî ise, onun

hakkında şu ifadeleri kullanmıştır: “Ebû Nuaym, büyük bir imam,

hafız ve sûfî idi; fıkıh ve tasavvufu cem’ etmiş, hadis hıfzında ve

zabtında zirveye ulaşmıştı. Allah’ın, gerek rivayet gerekse dirayet

konusunda kendisine çok yüce bir mertebe bahşettiği bir âlim idi”19.

İbn Hallikân (v. 681/1282) ise, Vefeyât’ta Ebû Nuaym'la ilgili

olarak şu ifadelere yer vermiştir: “Ebû Nuaym, çok meşhur bir hafız

olup, Hilye kitabının sahibi, muhaddislerin en âlimi ve sika hafızların

en büyüklerindendi. O, ilmi faziletli âlimlerden aldı, halk da

kendisinden alarak faydalandı”20.

Öğrencisi Hatîb el-Bağdadî (v. 463/1071) ise, hocasını şöyle

tanıtmıştır: “Hâfız” ismine gerçekten layık olan iki kiş tanıdım; birisi

Ebû Nuaym el-Isfahanî ve diğeri Ebû Hâzim el-‘Abdevî”21 .

İbn Neccâr (v. 643/1245), Ebû Nuaym’la ilgili kanaatini, “Ebû

Nuaym, muhaddislerin tâcı ve en büyük din âlimlerindendir”22,

diyerek dile getirmiştir ki, hadis ehli için en önemli ve kıymetli

vasıflar olarak kabul edilebilecek olan, hıfz, zabt ve âli isnad gibi

özellikleri kendisinde toplamış bulunan Ebû Nuaym için bu ifade

gayet yerinde görünmektedir.

Hamza b. Abbâs el-‘Alevî (v. 517/1123) de onun hakkında şöyle

demiştir: “Muhaddislerden şöyle bir ifade rivayet olunmuştur: Hâfız

Ebû Nuaym, ömrünün sonlarına kadarki on dört sene boyunca ‘âlî

isnad yönünden benzersiz kalmıştır. Ne doğuda ve ne de batıda

ondan daha ‘âlî senedli ve daha hâfız kimse yoktu. Hilye adlı eserini

telif ettiğinde, bu eser hemen Nîsâbûr’a götürülmüş ve orada dört

yüz dinara satılmıştı”23.

Hamza’nın ifadeleri, Ebû Nuaym’ın, yaşadığı dönemde, en

azından ömrünün son yıllarında âlimler nezdinde ulaştığı itibarı ve

özellikle Hilye adlı eserinin, daha yazılır yazılmaz ne denli rağbet

gördüğünü gözler önüne sermektedir.

Muhaddislerin Ebû Nuaym hakkında genel olarak övgü dolu

ifadeleri bulunmakla birlikte, özellikle Zehebî kendisine yöneltilen

bazı eleştirileri de nakletmiştir. Bu eleştirilerin en önemlisi, Ebû

Nuaym’ın bazı zayıf ve hatta mevzû hadisleri eserlerinde fazlaca

kullanmış, üstelik bunların zayıflığına işaret de etmemiş olmasıdır24.

Diğer taraftan bazı hadis âlimleri de Ebû Nuaym’ı Eş‘arî

mezhebine temayülü sebebiyle tenkit etmiştir. Sözgelimi İbn Asâkir,

Tebyînu kizbi’l-müfterî isimli kitabında, Ebû Nuaym el-Isfahânî’yi

Eş‘arî mezhebine mensup âlimler arasında zikrederken25, İbnu’l-

Cevzî (v.597/1200) de, “O, itikât hususunda Eş’arî mezhebine aşırı

meyletmiştir”26 diyerek kendisini eleştirmiştir. Yine İbnu’l-Cevzî bir

başka yerde de, İsmâîl b. Ebî’l-Fadl el-Kûmisî’nin, “Mezhep taassubu

güttükleri için şu üç hâfızı sevmiyorum: Ebû Abdillah el-Hâkim, Ebû

Nuaym el-Isfahânî ve Ebû Bekr el-Hatîb” dediğini naklettikten sonra,

“İsmaîl doğru söylemiştir. Zira Hâkim Şiiliğe meyletmişti; Ebû Nuaym

ve Hatîb ise, mutaassıp Eş’arîdirler. Kelâm ilmini kötüleyen birçok

hadis varken, böyle bir tutum bir muhaddise yakışmaz” demiştir27.

İbnu’l-Cevzî’nin ifadelerinde her ne kadar hakikat payı varsa

da, Ebû Nuaym’ın kelâm ile fazlaca içli dışlı olmadığı da bir gerçektir.

Ayrıca İbnu’l-Cevzî’nin söz konusu eleştirisi, şüphesiz onun hadis

ilmindeki otoritesine de zarar vermez.

Kısaca ifade etmek gerekirse Ebû Nuaym, ilmî kişiliği dikkate

alındığında hadis ilminde hafız, fıkıh ilminde imam ve tasavvufta ise

bilge bir müelliftir.

II- İslam Kültür Tarihindeki Yeri Açısından Ebû Nuaym

Ebû Nuaym ilmi hayatını tek bir alanla sınırlandırmayan

alimlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Üstelik ilgilendiği

hadis, fıkıh, akaid, tasvvuf ve tarih gibi İslami ilimlerin bir çok

alanında kendisinden sonrakilere ışık tutan yetişkin bir ilim adamı

olduğu müşahede edilmektedir.

<

H. IV-V./m.X-XI. asırlarda en dikkat çeken şahsiyetlerinden birisi hiç kuşkusuz Ebû Nuaym el-İsfahânîdir. Hadis ilmindeki şöhretinin yanında Ebû Nuaym’ın, fıkıh, akâid, tarih ve tasavvuf gibi diğer islâmî ilimlerde de önemli bir birikiminin olduğu bıraktığı eserlerden açıkça anlaşılmaktadır. Onun et-Tıbbu’n- Nebevî adlı eseri, Hz. Peygamber ve sahâbenin tıp bilgisi ve tıbbî uygulamalarına ilişkin, çok sayıda hadisi, geniş bir tasnif çerçevesinde toplayan, nebevî tıp literatüründe yerini almış ilk kaynaklardan birisidir. Eser tıp kitabı sistematiğine benzer tarzda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmek suretiyle benzerleri arasında istifadesi kolaylaştırılmıştır. Her birine “ Makale” adı verilen yedi bölüm şeklinde yazılan eserdeki bölüm başlıkları şöyledir: birinci bölüm, “İlmin Fazileti ve Tıp Bilgisinin Üstünlüğü”; ikinci bölüm, “İnsan Anatomisi ve Sağlığın Korunması”; üçüncü bölüm, “Hastalıkların İsimleri ve Hastanın Tedavisi”; dördüncü bölüm,“İlaçlar ve Faydaları”; beşinci bölüm, “Hasta Bakımı, Nekâhat Dönemindeki Hastanın Beslenmesi ve Kuvvetli Gıdalar”; altıncı bölüm, “Meyveler” ve Yedinci bölüm, “Etler ve Etlerden Yararlanma”.Nebevi Tıbb’ın bütün yönlerini ele alan orijinal bir kaynak niteliğindeki bu eserde kullanılan hadislerin büyük bir bölümü sahih olmakla beraber bazı zayıf ve uydurma hadislere de rastlanmaktadır.

Abstract Abû Nuaym al-Isfahânî and his al-Tıbb an-Nabawî In the Islamic world of the 4th-5th AH/10th-11th century, there lived important scholars not only in the study of hadith but also in other fields of religious knowledge. One such significant figure among the Hadith scholars of the time was Abu Nuaym al- Isfahânî. From his writings one can clearly see his scholarly expertise not only in the field of hadith but in fiqh, aqaaid, history and tasawwof as well. Al-Tıbb An-Nabawî that is one of the major references in the literature of the Tibb an-Nabawî. It is a widely classified collection of a number of hadiths that narrate the reccommendations and practice of healing by the Prophet and the Sahaabah. One important feature of the book is that it has a systematic structure of content that can be likened to a medical treatise which in turn makes it an easy-to-use reference book. The book is composed of seven chapters each called ‘maqâlah’. The following are the titles of these ‘maqâlât’: 1.The Virtue of Knowledge and the superiority of the science of Medical Knowledge, 2. Human Anatomy and Health Protection, 3. Names of Ilnesses and the cure of patients, 4. Medicines and their benefits, 5.Taking care of and the feeding of patients, 6. Fruits, 7. Meats and their benefit to health. In this original reference work that deals with various aspects al-Tibb an-Nabawî, many ahadith are considered to be authentic though a few weak and fabricated ahadith also exist.
Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki :