Hit (4680) M-444

Halil b. Ahmedin Kitabül Ayn Adlı Eserinde Yer Alan Tıbbi Terimler Işığında ...

Yazar Adı : İlim Dalı : Tıb
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü : Müstakil
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2009-06-18 Güncelleyen : /0000-00-00

Halîl b. Ahmed'in Kitâbü'l-Ayn Adlı Eserinde Yer Alan Tıbbî Terimler Işığında Erken Dönem İslâm Tıp Tarihine Yeniden Bir Bakış

Hicrî II. (VIII) yüzyılda yaşadığı bilinen ünlü Arap dil bilgini Halîl b. Ahmed (ö. 175/791), Emevî devletinin sonları ile Abbâsî devletinin ilk kırk yılına şahit oldu. Abbâsî Halifesi el-Me’mûn’un (198-218/813-833) yönetiminde şâhikasına çıkan tercüme faaliyetinden yaklaşık otuz sene önce öldü.

Halîl b. Ahmed, değişen kültür atmosferinde Arap diliyle ilgili çalışmalara önem verdi. Birçok eser yanında Kitâbü’l-Ayn adlı ilk Arapça lügati yazdı.

Halîl b. Ahmed’in eserleri son yirmi yıl zarfında bilim adamları tarafından bir hayli önemsendi. Buna rağmen görülebildiği kadarıyla Halîl b. Ahmed’le ilgili çalışmaların neredeyse tamamının sadece dilbilim açısından ele alındığı dikkatleri çekmektedir.1

Halbuki Halîl b. Ahmed’in eserleri ilk dönem İslâm kültürünü yansıtan, dönemin folklorik yapısını bize anlatan birçok bilgiyi muhtevîdir.

Kitâbü’l-Ayn’ın içerdiği tıbbî terimler, ilk dönem İslâm tıbbına ışık tutabilecek kadar zengin olmakla birlikte bu hususun ihmal edildiği görülmektedir. Bu bakımdan Kitâbü’l-Ayn’da yer alan tıbbî terimlerin ele alınması, tercüme faaliyetlerinin başladığı dokuzuncu asırdan önceki İslâm tıp tarihine dair bilgilere önemli katkılar sağlayacaktır.

Bu çalışma, Halîl b. Ahmed’in Kitâbü’l-Ayn adlı eserinde yer alan tıbbî terimleri analiz etmeyi ve bu terimlerin tercüme faaliyetlerinin hızlandığı bir dönemin öncesinde ne anlama geldiği hususunu ortaya koymayı hedeflemektedir.

I. Halîl b. Ahmed ve Kitâbü’l-Ayn Adlı Eseri

100 (718) yılında Umman’da doğan Ebû Abdurrahmân el-Halîl b. Ahmed b. Amr b. Temîm el-Ferâhidî Basra’da yetişti ve hayatının büyük bir kısmını Basra’da geçirdi. 175 (791) yılında aynı kentte vefat etti.2

Halîl b. Ahmed el-Ferâhidî, Arap dilcilerinin en önde gelenlerindendir. Çok yönlü bir ilim adamı olan Halîl b. Ahmed gramer, lügat, hadis ve mûsikî gibi ilim dallarıyla iştigal etti.

Arap dili ve edebiyatını kendisinden daha iyi bilen bir kimsenin olmadığı söylenecek kadar şöhret kazandı. Süryanice ve Grekçe çalıştı.

Yenilikçi ve yaratıcı meziyetleriyle birçok orijinal çalışma ortaya koydu.3 Halil b. Ahmed, aynı zamanda tıbba da ilgi duydu. el-Bedevî tarafından aktarılan bilgiler kendisinin ilaçları tecrübe yoluyla tanıdığını, tarifini bilmediği bir göz ilacını koklamak suretiyle içindeki maddelerin neler olduğunu söyleyebildiğini, bu hususta bir takım tecrübelere sahip olduğunu göstermektedir.4

Halil b. Ahmed’in en önemli eseri olan Kitâbü’l-Ayn, milâdî sekizinci yüzyıl gibi erken bir dönemin mükemmel bir mahsulü olup Arap dilinde kaleme alınan ilk sözlüktür.5 Kitapta yaklaşık olarak beş bine yakın kök kelime ve bunların türevleri bulunmaktadır.

II. Kitâbü’l-Ayn’da Geçen Tıbbî Terimlerin Analizi

Halîl b. Ahmed’in kitabında Tespit edebildiğimiz kadarıyla altı yüzü aşkın tıpla ilgili kelime bulunmaktadır. Birbirine yakın anlamlı kelimeleri bir yana bırakırsak altı yüz terimi kısaca şu şekilde tasnif edebiliriz:

a. Anatomiyle İlgili Kelimeler

Halîl b. Ahmed’in lügatinde anatomiyle ilgili yüz elli kelime bulunmaktadır. Dilin altındaki iki siyah damar (Hypoglossus, lingual arteria: dil oynatıcı, dil atardamarı), Beyne kadar kulak deliği (Meatus: geçenek, dış ve iç kulak yolu), Çocuğun içinde bulunduğu ince zar (Amnion: çağnak), Burundaki yumuşak et dokusu (Polyp: sarkanca), Omurga boyunca uzanan damar (Saphena: saklı toplardamar), Boyun omurgasının içinde beyne uzanan ilik (Medulla spinalis: omurilik, uzunilik), Göz çukuru kemiği (Orbit: gözevi), Gözün arka kısmı (Canthus: göz açısı), Boyun çukurundaki gizli ve içte yer alan iki damar (Cervicalis profunda: derin boyun atardamarı, derin boyun toplardamarı) anatomik yapıyla ilgili kelimelerden sadece birkaçı olup yazar tarafından iyi tanımlanmıştır.

b. Belirti (Semptom) ve Bulgular

Halîl b. Ahmed belirti ve bulgu olarak değerlendirilebilecek yetmiş kelime sunmaktadır. Ağrı, acı, titreme, üşüme, kan birikmesi, boğuk ses, yüksek ateş, ter, hareketsizlik, cinnet hali, hezeyân, kan akması, uyuşukluk, yaradan gelen irin, irinle karışık kan, derinin şişmesi, derinin ya da yaranın kuruması ya da dökülmesi, vücut hareketlerinin ağırlaşması, felç, kanın sütün kesilmesi gibi ip biçimini alması, nabız değişiklikleri, karın şişliği, akıntı, bedendeki hastalıkları anlamaya yarayan idrar değişiklikleri bunlara örnek olarak verilebilir.

c. Tanımı Verilen Hastalıklar

Halîl b. Ahmed, eserinde iki yüz adet hastalık ismi zikretmektedir. Anatomik bozukluklar, dahiliye ve hariciye alanlarına ait bir takım hastalıklar, cilt hastalıkları, göz hastalıkları, kadın hastalıkları, psikolojik rahatsızlıklar akla gelen ilk örneklerdir. Bazılarını burada zikretmek uygun olacaktır:

Taun cinsi bir çıban (Phacomatosis: yasmık urluğu), Bâsûr (Hemorroid), Sırt kemiklerinin içten öne doğru eğilmesi (Lordosis: eğmel), Dudakta husule gelen ve ardından şişlik oluşan bir rahatsızlık (Macrochilia: dudak irileşmesi), Bacakların birbirine uzak yaratılışlı olması (Bowleg, genu varum: içe çarpık diz), Göz kapağının içinde çıkan yara (Declive: iniş, dağcık inişi), Mesânede taş oluşumu (Urolith: sidik taşlıcası), Geniz kırılması ve geniz iltihabı (Ozena: kötü kokulu çöngelek burunca), Bağırsakta oluşan sertlik ya da parça (Colic, intestinal colic: bağırsak buruntusu), Böğürde çıkan, içe dönen ve başı içte bulunan sivilce (Bedsore, decubitus ulcer: yatalak yarası, yalıntı), Elmacık kemiklerinde oluşan yara (Myiasis: sinekçe), Çene kemikleri ile boğaz kökünde içte ve dışta meydana gelen rahatsızlık (Parotitis epidemica: kabakulak, kulakaltı boğağı), Çocukların yüzünde ve başında oluşan yara (Tinea: güveleme), Başın yarı küresinde meydana gelen ağrı (Migranie: yarımca), Ayakta dirhem büyüklüğünde kırmızılıkların oluştuğu bir hastalık (Urticaria: kurdeşen), Zâtülcenb (Pleurisy: yanzar batar).

d. Tanımı Verilmeyen Hastalıklar ya da Hastalıklara Verilen Genel İsimler

Halîl b. Ahmed tarafından verilen kelimelerin bir kısmı hastalıkların genel adları ya da tanımları verilmemiş hastalık isimlerinden oluşmaktadır. Bunlar tespit edebildiğimiz kadarıyla yirmi kelime olup bulaşıcı hastalık (Advâ), içimizde meydana gelen her tür hastalık (Cevâ), açık bir hastalığı olmaksızın

ölen kişi (Futûs), hayat emaresi gösteren ölmek üzere olan hasta (Huşâşe), iyileşen yaranın yeniden kötüleşmesi (İntikâd), bir şeyin hastalığa dönüşmesi (Zabzâb), yaranın azması (Kâha), kemikleri ve bedeni zayıf düşen (Vâhin), ağrı, elem veren her tür hastalık (Veca‘), acı, ağrı (Vesab, vetağ), elde oluşan ağrı (Yüdâ), hastalık, hastalığa yakalanmış, şiddetli hastalık anlamlarında kullanılan damân, damen, darîr, dâü, illet, dâü’d-defîn, dillahmu kelimelerinden meydana gelmektedir.

e. Tedavi Yöntemleri ve Tedaviyle İlgili Kelimeler

Halîl b. Ahmed tarafından tedavi yöntemleri ve tedaviyle ilgili konular çerçevesinde elli kelime verilmiştir. Bunlardan bir kaçına burada yer vermek istiyoruz:

Yeni doğan çocuğun anne karnında yuttuğu siyah sümükümsü ifrazatı (Meconium: ilk dışkı) çıkarmak için çocuğa bal ya da ilaç içiriliyordu (Aky).

Bugün de aynı kelime sedâdetü aky: meconial plug şeklinde kullanılmaktadır. Baş yaralanmalarında oluşan kanın beyin zarına doğru inmesini engellemek için eritilmiş tereyağı yaranın üzerine dökülüyordu. Böylece beyin üzerine dağılmış olan kan açığa çıkıyor ve pamukla alınıyordu. Kuduz hastalığının tedavisi ise şu şekilde yapılıyordu: Bir miktar Kuduz böceği denen siyah noktalı kırmızı böcek (Zürahraha, Zürrâh ç. Zerârîh: الذرحرحة 6(/ الذراح /الذراريح gölgede kurutuluyor, ufalanıp süzgeçten geçiriliyordu. Yedi ölçek kabuğu soyulmuş mercimek katılarak saf şarapla7 karıştırılıyordu. Yeni bir testiye (cerratün hadrâ) ya da şişeye (kârûra) konulan bu mayi kuduz belirtileri kuvvetli ise iki kırat, değilse bir kırat saf şarapla sunuluyordu. Sonra hasta güneşte bekletiliyor, uyumaması sağlanıyordu. Böylece hastayı sıcak basıp terliyordu. Bu birkaç defa tekrar ediliyordu. Böylece hasta kurtarılıyordu.8

Yaşama şansı bulunmayan yılan ve akrep ısırmalarına karşı halk arasında uygulanan tedavi yöntemi, ayak bileğine tavşanın aşık kemiğini bağlamaktı.9 6

İdrarını dışarı atamayan kimseye ilaç zerk ediliyor ya da sonda takılıyordu.

f. Cerrahî Tabirler

Halîl b. Ahmed’in kitabında cerrahî branşıyla ilgili otuz yedi kelime bulunmaktadır. Bunların bir kısmı, cerrahî müdahaleler, bir kısmı da cerrahî müdahaleler sonrasında ortaya çıkan bulgularla ilgilidir.

Bu bağlamda darbe ya da yaralamayla meydana gelen ezik, yaranın yarılması ya da deşilmesi, yaranın kabuk bağlaması, bademcik ameliyatının yapılması, beyin üzerindeki kemiğin iç tarafının kesilmesi, derinin uzunlamasına yarılması, damarın yarılması, başta oluşan yaranın tedavi edilmesi, hacamat yapılması, kız ve erkek çocukların sünnet edilmesi, dağlama, damarın sürekli olarak akması, kanın durmaması, kadının çocuğunu kasıtlı olarak düşürmesi, çocuğun anne karnında ölmesi, çocuğun başından önce ayaklarının gelmesi ve rahim boyunda sıkışıp kalması, anne karnına eli sokarak çocuğu parçalamak suretiyle kürtaj uygulanması, ana rahminde amnion sıvısında çocuğun hayatına son vererek

çocuğun ölü çıkarılması gibi bazı cerrahî uygulamalar örnek olarak verilebilir.

g. Tıbbî Malzemeler ve Aletler

Halîl b. Ahmed kitabında yirmi adet tıbbî malzeme ve alete işaret eder. Bunları şöylece zikredebiliriz. Kamış pamuğu (Beylem), pamuk (Tût, bürs, berdiyy pamuğu, kürsüf), atel ya da kırık kısma konulan tahta (Cibâra), sargı (Dimâd), cerrahî müdahalelerde kullanılan ilaç ve dikiş ipleri (Esv), yün ya da pamuk parçası (Fursa), kullanım farkları olduğu düşünülebilecek mibat, mibda‘, mifras, mişrat denilen cerrah bıçakları, neşterler; mîcera denilen boğaza ilaç akıtmaya yarayan alet, mihceme denilen hacamat yapılan hacamat şişesi; yaranın derinliğini ölçmeye yarayan mil (Mihrâf), yaranın derinliğini ölçmeye yarayan alet (Misbâr), göze sürme çekmeye yarayan mil (Mikhâl), dağlama yapılan demir alet (Mikvât), içine ilaç konulan kap, enfiye kutusu ve burna ilaç akıtmaya yarayan alet (Müs‘ut).

h. İlaç İsmi Olarak Verilen Kelimeler

Ankaz العنقز , Azk العزق , Demm/Dimâm الدم/الدمام , Eşecc الأشج , Hâdûm ,الهاضوم Hamme الحمة , Helîlec الهليلج , Hılt الخلط , Hudad/Hudaz الحضض/الحضظ , Hukne ,الحقنة Kaşûr القشور , Kışze القشذة , Lâzûk/Lezûk اللازوق/اللزوق ___________, Lîk الليق , Merhem المرهم , Merr المَر , Meşâ المشاء , Neşûk النشوق , Neûr النؤور , Nüşre النشرة , Raşât رشاة , Sümne السمنة , Seût السعوط , Sibâr السبار , Tiryâk الدرياق/الترياق , Yârec اليا رج , Zerûr الزرور olmak üzere yirmi yedi ilaç ismi belirtilmiştir. Örnek olarak birkaçı hakkında şunlar söylenebilir:

Hâdûm, yemeği hazmettiren ilaçlara verilen genel bir isimdi. Hudad/Hudaz, deve sidiğinden elde edilen bir ilaçtı. Merhem, ilaç olarak hazırlanan en yumuşak nesneye verilen bir isimdi. Azk, Meşâ ve Raşât, mideyi boşaltmak için kullanılan birer müshildi. Sümne, kadınların kilo almak için kullandıkları bir ilaç; seût, burna çekilen bir ilaç ya da enfiye idi. Sibâr yaraya konulan fitile verilen bir isimdi. Tiryâk, antitoxin olarak kullanılırdı. Yârac, bakışı kuvvetlendirmek için kullanılırdı. Zerûr ise yine göz için kullanılan toz şeklinde bir ilaç idi.

ı. İlaç Yapımında Kullanılan Botanikle İlgili Kelimeler

Belesân البلسان , Birzu Kutûnâ Rewiev of The Early Islamic Medicine Through The Light of The Some Medical Terms in Khalil b. Ahmad’s (d. 175/791) Kitâbü’l-ayn

Apparently, our knowledge about the development of the Early Islamic Medicine is not sufficient considering the current knowledge. Since researches on that period are inadequate and writing documents does not carry on until today completely. Some documents regarding medicine are translated to Arabic since Umayyad period, under the reign of Mervan b. el-Hakem (64-65/684-685) and these efforts continue until the reign of Memun, who was Abbasid caliphate. However, contents of these translations are not so clear. Khalil b. Ahmad (d. 175/791), who lived in the end of the Umayyad period and in the beginning of the Abbasid period, was very prominent philologist. He has Kitâbü’l- Ayn that is very early study on the Arabic Literature. In this work, Khalil b. Ahmad, explained over hundred words regarding the medicine, and sometimes investigates etymologic roots of these words and from where they came. His explanations on these words and information, which he presented, reflect medical culture of that time. This essay will analyze medical terms given by Khalil b. Ahmad and meanwhile emphasize the important points from the point of history of medicine.

Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki :