Hit (2177) M-2179

Cennet Bursa Efsanesi

Yazar Adı : İlim Dalı :
Konusu : Dili :
Özelliği : Makale Türü :
Ekleyen : /2014-09-10 Güncelleyen : /0000-00-00
Cennet Bursa Efsanesi

Vaktiyle, her Süleyman’dan ileri bir Hazret-i Süleyman varmış, alnında peygamberlik nuru yanar, başında hükümdarlık tacı parlarmış. Allah, “Mühürü Süleyman” derler tılsımlı bir mühür ihsan etmiş; bu sayede dağa, taşa hükmeder; kurda, kuşa sözü geçermiş. Oturduğu taht dersen ne altın, ne fildişi veya fildişi veya peri işi bir tahtırevanmış. Dur derse, durur; yürü derse, yürür, uç derse, uçarmış. Tâ böylece dünyanın dört bir yanını dolanır; ağlayanlarla ağlar, gülenlerle gülermiş.
Günlerden bir gün tahtına kurulur; sağ yanında sağ vezirini, sol yanında sol vezirini alıp havalanır göklere... Dağlar eğim eğim eğilir; yollar erim erim erir; bir göz yumup açıncaya kadar gelir; dağların dağı Uludağ’ın bir tepeciğine iner, bakar ki ne baksın! Bu dağın bir kanadı ses. bir kanadı renk, bir kanadı su, bir kanadı ışık!
Hazret’i Süleyman: “Yaratan neler yaratıyor?” der, parmağı ağzında kalır. Neden sonra kendine gelip sağına döner, sağ vezirine: “A benim vezirim sen çok gezdin, çok gördün imdi dünya gözü ile bakınca bu yerleri nasıl görüyorsun?” diye sordu.
Sağ vezir de ağız - dilden cevap verir:
“Ey benim sultanım Efendim, Allah her güzelliği buraya vermiş ama bunları görüp duyacak derleyip toplayacak biri olmadıktan geri neye yarar?”
Deyince. Hazret-i Süleyman bu söze mührünü basar, sonra sola dönüp sol vezirine:
“A benim vezirim; sen çok yaşadın, çok bilirsin. Dünyada bu güzelliklerden üstün bir güzellik daha var mı?” diye sordu. Sol veziri de aynı dilden cevap eyleyip: “Var Sultan'ım. var. Öyle ya dal dal ötüşen kuşların sesi güzeldir ama, gönül yaylasını saran insan sesi daha güzeldir. Burcu burcu kokan güller güzeldir ama, hiç biri gül yanakları gibi domur domur açılmaz. Şu uçsuz bucaksız mavi su güzeldir ama, bir damla göz yaşının yanında yüreklere verdiği ferahlığı veremez. Şu pırıl pırıl gökyüzü güzeldir ama, hiç biri, ayın on dördü sultan gibi, ay ile dolmaz” deyip kesince, Hazret-i Süleyman bu söze de mührünü basar, sonra sözü kendi alıp der:
“Ey benim vezirlerim, ikiniz de ağzı öpülecek adamsınız; bu yerlerin bir “insan” eksiği var. Dediğiniz gibi bu güzellikleri görüp duyacak biri olsaydı ya dile getirir, ya tele getirir de, böyle kaybolup gitmezdi; bu bir! Üstelik bunlara her güzellikten üstün bir de insan güzelliği katılırdı; bu iki”.
“İmdi, siz de benim bu sözüme bir “mim” koysanız, şu yaylaları yurt edinelim. Bir saray yaptıralım, köşkü beraber: içinde bahçesi, suyu beraber. Bu saraya güzeller güzeli. Balkıs’m tahtını kuralım; bu bahçede dilediği gülü, bülbülü konduralım velakin köşkün anahtarı bende kalsın”
Vezir yüzarası mim koymaya kaymaz; dağ taş dile gelip:
“Belkıs, Belkıs!” diye inim inim inler.
Hazret-i Süleyman o saatten tezi yok perilerini başına toplayıp müşavere edecek olur ama, perilerden bir peri gözünden okuyup ağızsız, dilsiz anlatır ona:
“Ya Süleyman! Can kavmi derler bir kavim vaktiyle burada bir şehir kurmuştu ama, Cin kavmi de bu şehre göz koymuştu. Bir yıl dövüştüler, sonu ne onlara kaldı, ne bunlara! Tufan erip sular altında kaldı şehir! İşte bu dağın eteğinde gördüğüm göller göl değil, o turfanda göllenip kalmış sudur; o şehir de, sözüm ona, bu göllerden birinin altında yatıp duruyor."
Deyince Hazret-i Süleyman, Mührü Süleyman-ı basar; vezir vüzerası da birer mim kor bu söze.
Bunun üzerine su perileri sulara dalar; boşaltıp Can şehrini ortaya çıkarırlar. Dağ perileri de dağlara tırmanır, getirecekleri kadar getirip mermer taş, mermer direk bir saray kurarlar; köşkü beraber; bahçesi, suyu beraber.
Periler bu hay huyda iken. Hazret-i Süleyman kuşun kanadıyla her yere haberler gönderip cümle elâ gözlülere “Buyur!” der. Nerede var, nerede yok elâ gözlüler de gelir, bu şehre yerleşir; Belkıs Sultan da varıp sarayına tahtı¬na kurulur; şehir de şehir olur; saray da saray”!
Sağ vezir bunu, sağ gözü ile görür: “Cennet burası!” der. Meğer sol vezirin bir kulağı ağırmış; bu sözü “Cennet Bursa!” anlamasın mı? O gün bugün bu şehrin adı “Bursa” kalır.
Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki :