Hit (12257) M-2122

Dad Harfi İle Zı Arasındaki Fark Ve Türkiye De Yaygın Olan Zı Kullanımının Kökeni

Yazar Adı : İlim Dalı : Kıraat
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü : Müstakil
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2015-08-24 Güncelleyen : /0000-00-00

Dad- ض Harfi İle Zı- ظ Arasındaki Fark Ve Türkiye De Yaygın Olan Zı Kullanımının Kökeni
Giriş:
Kur'an ı Kerim, Allah teala'nın en son indirdiği kitaptır. O'ndanİslamın inanç, amel ve ahlak ölçüleri alınır.
Lafzı ve manası İslam dininin en temel bilgi kaynağıdır. Lafzı da manası da ilahi koruma vadiyle korunmaktadır.
Kur'anı Kerim'in korunmasında esas ezberden nakli olmakla birlikte yazıyla korunması da tevatürle sabittir. Okunuş şekilleri de tevatürle sabittir.
Kur'an nakli konusunda otorite; kıraat ulemasıdır. Bununla birlikte 1000'li hicri yıllardan sonra kıraat ilmiyle de meşgul olmuş Saçaklızade el Mar'aşi isimli bir ilim adamı dad harfinin mahreci konusunda bir tesbitte bulunup mütevatir olmamasına rağmen bunu mütevatir kırat ilmi müfredatına alınca bu konu kıraat ilmiyle meşgul olanların gündemine girmiştir.
Günümüzde ''ala fetretin mine'r-rusul'' denebilecek bir durum sebebiyle ülkemizde dad'ın mütevatir olan sıfat ve edası harfine benzer şekilde okunmaya başlanınca Türkiye'deki hafızlarla diğer İslam dünyasındaki hafızların edalarında bu konuda bir farklılık oluşmuş, konu bu sebeple esas mercii olan kıraat ulemasına ve kırat ilminin temel kaynaklarına döndürülme gereği ortaya çıkmıştır.
Türkiye'de harfi İstanbul tariki diye anılan neşr yoluyla mütevatir olarak naklediliyor zannedilmektedir. Ve bu çerçevede 30-40 yıldır öğrencilere bu eda sahih kıraat olarak öğretilmektedir.
Makalemiz bu konunun kıraat ilmindeki yerini ve doğruluk açısından durumunu ele alacaktır.

Konu aşağıdaki usulle incelenecektir.
1-Problemin Mahiyeti
2-Dad harfinin zı harfi gibi okunmaya başlanmasının tarihi ve meşhur savunucuları

3-Trabzon Yöresi Ulemasının Arasında Dad' ın Zı Olarak Okunması Geleneğinin Kökeni
Saçaklızade
4-Dad Harfinin Zı Harfi Gibi Okunmasının Caiz Olmayacağını Savunanlar Ve Görüşlerinin Hulasası Ve Delilleri [1]

1-Problemin Mahiyeti
Ülkemizde önceleri bir ilim adamının ve öğrencilerinin ; daha sonra Trabzon kökenli ilim adamlarının; en sonunda da Cumhuriyet döneminin 70'li yıllarından sonra Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sahiplendiği; ''Türk Tarzı'' -''İstanbul Tariki '' gibi isimlerle adlandırılan yöneliş vardır.

Yine ülkemizde bazıları, kıraat ilminin birkaç konusunda, kıraat ilmindeki mukarrar olan usullerin ya dışına çıkarak ya da meşhur olmayan yorumlarını alarak, Türk tarzı oluşturma eğilimine girmişlerdir. Bu noktada istanbul tariki ile türk tarzı’nın ayrıldığı gözlemlenmektedir.Mesela, meddi lazım'ın miktarı ile alakalı ölçülendirme konusundaki ihtilaf suri’dir. Tanımlamalar incelendiğinde bu anlaşılmaktadır. Mim’in iklab'ındaki farklılık sahih ve caiz iki vecihtir. Ama ''dad harfi''nin ''zı'' şeklinde okunması kıraat ilminde aslı olmayan bir uygulamadır.

Irak'taki yaygın olan dad harfindeki bir telaffuz şekli, önce luğavi açıdan İbn Ğanım tarafından kurallaştırılmış, sonra bu lehçenin sıhhatinin isbatı ve teşrifi için , lehçe kuran kıraatine de tatbik edilmek istenmiş, sonraları bu tesbiti ilimlerin tasnifi üzerine eser veren Saçaklızade mantıksal açıdan ilimlerin tertibine yeni bir bakış açısı getirmeye çalıştığı ‘’cuhdu’l –mukıl’’ ve şerhinde, kıraat ilmi meseleleri arasında aslı olan müsellem bir kuralmış gibi zikretmiştir. Ve bu anlayışını ders aldığı hocaları vasıtasıyla Mısır'lı kurralara umumen nisbet ederek kıraat ilminin üzerinde icma olan kurallarına aykırı bir iş yapmıştır.
Ülkemizde ise kıraat tarihinde var olduğu anlardan itibaren (tartışılmaya başlandığı H. 1100 li yıllar) genele yayılmasa da bir şekilde varlığını devam ettirmiştir.
Cumhuriyetin ilk yıllarındaki sıkıntılı ortam sebebiyle kaybolan ilmi gelenekle birlikte, ilim doğuda medreselere; batıda evlere; kuzeyde ise Trabzon ve Rize civarına; iç anadoluda Konya ve Kayseri'ye hapsolunmuş; oralardaki korunan ilim değerleri arasında kıraat olmadığından, Trabzon-Rize de Saçaklızadeler kanalıyla var olan anlayış istanbul’a ve daha sonra da kıraat camiasına egemen anlayış haline gelmiştir.

Mesele şudur; Saçaklızade'nin kıraat ilmini öğretirken geliştirdiği bu yorum ,lugavi açıdan bir lehçeye dayansa da mütevatir değildir ve okuma olarak Allah Rasulunden duyulmamıştır. Uygulama İstanbul tarikinde de Mısır tarikinde de yoktur.

İstanbul tariki denilen usul de bize Mısır Kurra'sı yoluyla intikal etmiştir. İmam el Cezeri'nin en Neşr'ini esas alır ama en Neşr'de bu iddianın aslı sabit değildir. Mısır tariki denilen tarik, İmam eş Şatıbi'nin Hırzu'l-emani'sine dayanır. O'nda da bu iddianın aslı yoktur.

Bugün Saçaklızade'nin yaklaşık 300 yıldır bizzat İstanbul kurrası tarafından hatası isbat edilmiş ve engellenmiş anlayışı,İstanbul’a ve ülkemiz geneline neredeyse egemen olmuştur. Bu eda şekli ve uygulamanın doğrusuna rucu ettirilmesi ise ülkemiz ilim çevrelerinin sorumluluğudur.

2-Dad Harfinin Zı Harfi Gibi Okunmaya Başlanmasının Tarihi Ve Meşhur Savunucuları

10. hicri yılın sonlarında dil araştırmacıları arasında dad harfinin zı harfine benzediği tesbitini yapan bir grup araştırmacı kıraat alimlerinin öğretilerine karşı çıkıp bu görüşlerini seslendirmeye başladılar.Bu konuda ilk eser veren İbn Ganim el Makdisi’dir. Buğyetu'l- murtad li tashihi harfi'd-dad[2].

İbn Ganım'ın bu fikirleri Allame Şehaze el Yemeni tarafından eleştirildi ve etkisi olmadı.
Kaybolmaya yüz tutmuşken bu defa Saçaklızade Muhammed el-Mar'aşi bu konuyu tekrar ele alıp gündem yaptı ve konuyu yazdığı cühdul mukıl isimli eserinde savundu.
Eseri 1150 h. yıllarında dönemin istanbul şeyhul kurrasıEbu Abdullah Muhammed Yusuf Efendizade'nin eline geçti. Dad harfinin tahrifini içeren görüşleri görünce bu görüşlerin hatasını ihtiva eden bir eser kaleme aldı. ''Hidayetu’t-tullab fi’n-nutki bi’d-dad ala sebili’s-savab''.

Daha sonra Hafız İsmail el Konevi 'de ''ed-Dad ve Ahkamuha'' isimli bir eser yazarak Saçaklızade’ye red verdi.
Daha sonraları da dad harfinin okunuşunun zı gibi olması iddiasına kıraat alimlerinin redleri devam etti . Köprülü Fazıl Mustafa Paşa’nın Mısır'dan davet edip getirdiği Allame ve İstanbul Reisu'l-Kurrası Ali el Mansuri, ''Reddu’l-ilhad fi’n-nutki bi’d-dad'', ve İmam Abdulğani en Nablusi' nin ''el iktisad fi’n-nutki bi’d-dad''
isimli eserlerini bu konuya hasretmişlerdir.
Kıraat ulemasının bu şiddetle karşı çıkışları neticesinde azalanbu hatalı okuyuş, H. 1280 yılında o sıralar Mısırda bulunan Bursevi Süleyman Efendi ‘ye el buğye ve cuhdu'l-mukil risalelerinden birer nushası ulaşıptabunları telhıs edip neşretmesinin akabinde tekrar tartışma konusu haline geldi.
Tartışmalar sonucunda olay dönemin el Ezher Şeyhi vekillerinden Allame Halife es Sıfati’ ye intikal ettirildi. Kıraat Ulemasının delilleri karşısında cevapları yetersiz bulunup tevbeye davet edildi ve o da tevbe etti.
H. 1293 lerde bir başka Ezherli Muhammed Ali el-Asyuti aynı fikirlerle gündeme geldi. Ve yine dönemin Reisu'l Kurrası tarafından ifham edilip tevbeye davet edildi. Ama tevbe etmeyip fikirlerinde ısrar etti. Ve hakkında sürgün kararı verildi.
H. 1327 lerde Muhammed el-Beyyumi el-Minyevi benzer iddiaları seslendirince , Şeyh Hassune en Nevavi'nin huzuruna davet edildi. Şeyhul Makari el-Mısriyye (Mısır Reisu'l-Kurra'sı)Ahmed er Rufainin de hazır bulunduğu bir celsede ikna edildi ve hatasından döndü.
H. 1355 lerden günümüze kadar da bu hatalı uygulamayı savunan ya da destek veren ilim adamları zaman zaman bu görüşleri seslendirmeye devam ettiler.

3-Trabzon Yöresi Ulemasının Arasında Dad ‘ın Zı Olarak Okunması Geleneğinin Kökeni
Saçaklızade ailesi esasen Trabzon rumlarından bir ailedir. Bu ailenin çocuklarından iki kişi Hz. Ömer dönemlerinde Şam bölgesine hrıstiyan öğretisinde derinleşmek için gittiler. Ama orada İslam'la tanıştılar. Ve müslüman oldular. Trabzon'daki aile ve etraflarından çekindikleri için oraya dönmeyip Maraş'a yerleştiler.Ailenin birkaç kuşak sonraki neslinden yetişen Muhammed el Mar'aşi daha sonra Saçaklızade olarak ün salmıştır. Maraş yöresinde aldığı eğitimden sonra Şam'a gidip İmam en Nablusi'den ve diğer Şam ulemasından ilimleri okuyup icazet alarak geri Maraşa dönmüş ve islami ilimleri neşretmekle meşgul olmuştur.O'ndan da faydalanan kardeşi ve bazı yakınları bu dönemlerde Trabzon yöresine ziyarete gitmiş ve kökenlerini aramışlar ve Trabzon çevresinde rumların hidayetine vesile olmuşlardır.
Trabzon'daki Maraş caddesi bu Maraş'tan gelen ulema ve fuzalaya atfen bu isimle anılır.
Trabzon kökenli olarak DAD harfinin ZI olarak okunması geleneği de bu yolla Saçaklızadeler vasıtasıyla Trabzonlu hocalara sirayet etmiş olsa gerektir.

4-Dad Harfinin Zı Harfi Gibi Okunmasının Caiz Olmayacağını Savunanlar Ve Görüşlerinin Hulasası Ve Delilleri
1- Kıraatler tevatürle sabit olur.[3]Bu eda'nın uygulaması ve kendisi mütevatir değildir.
2- Kıraatler efendimize kadar senedle sabit olur.Bu eda (uygulama)'nın senedi yoktur. İlk defa kıraat ilmi bünyesine sokan Saçaklızade’dir. Saçaklızade, İbn Ganım’ın luğavi tesbitini kıraat ilmi mesaili arasına ilimlerin tensik ve tertibindeki mantıksal düzenleme gayretine uyduğu için sokmuştur. Ama eleştirilmiştir.
3- Salt luğavi delile dayanılarak kuran kıraati uygulaması isbat edilmesi ve Kur'an'ın ona göre okunması caiz değildir.
İbn el Cezeri bu konuda şöyle der.[4]
لا تعملوا في شيء من حروف القرآن على الأفشى في اللغة أو الأقيس في اللغة العربية بل اعمل على الأثبت في الأثر والأصح في النقل، وإذا ثبتت رواية لم يردها قياس عربية لأن القراءة سنة متبعة يجب قبولها والمصير إليها.
Ayrıca el Cezeri'nin şu ifadelerini de mülahaza ediniz;
'' ...Arapça’dil kurallarına uygun olan, Osman mushaflarıyla uyumlu ve senedi sahih olan bütün kıraatlar sahihdir... Bu şartlardan biri eksikse... zayıf, şaz ve batıldır...”[5]


[1] Bir başlık açarak konunun kıraat kitaplarındaki dad harfinin sıfatıyla ZI harfinin sıfatları hakkındaki farklılıklar ve mahrecleri hakkındaki veriler açısından da incelenmesi uygun olacaktır.Ama esasen kıraat hocaların ağızlarından alınması gereken ve kitaplara da bilgi olarak dayandırılması gereken bir ilim olduğundan konuyla alakalı kaynak kitapların kayıtlarını fıkıh dersleri kitaplık grubumuza eklemekle iktifa edeceğim.

[2] بغية المرتاد بتصحيح حرف الضاد) (

[3] Bkz. İbnu'l-Cezeri, en Neşr fi'l-kıraati'l-aşr, I.10

[4] Bkz. İbnu'l-Cezeri, en Neşr fi'l-kıraati'l-aşr, I.38 vd.

[5] Bkz. İbnu'l-Cezeri, en Neşr fi'l-kıraati'l-aşr, I.9

Kur'an ı kerim, Allah teala'nın en son indirdiği kitaptır. O'ndan İslamın inanç, amel ve ahlak ölçüleri alınır. Lafzı ve manası İslam dininin en temel bilgi kaynağıdır. Lafzı da manası da ilahi koruma vadiyle korunmaktadır. Kur'anı kerim'in korunmasında esas ezberden nakli olmakla birlikte yazıyla korunması da tevatürle sabittir. Okunuş şekilleri de tevatürle sabittir. Kur'an nakli konusunda otorite; kıraat ulemasıdır. Bununla birlikte 1000'li hicri yıllardan sonra kıraat ilmiyle de meşgul olmuş Saçaklızade el Mar'aşi isimli bir ilim adamı dad harfinin mahreci konusunda bir tesbitte bulunup mütevatir olmamasına rağmen bunu mütevatir kırat ilmi müfredatına alınca bu konu kıraat ilmiyle meşgul olanların gündemine girmiştir. Günümüzde ''ala fetretin mine'r-rusul'' denebilecek bir durum sebebiyle ülkemizde dad'ın mütevatir olan sıfat ve edası Zı harfine benzer şekilde okunmaya başlanınca Türkiye'deki hafızlarla diğer İslam dünyasındaki hafızların edalarında bu konuda bir farklılık oluşmuş, konu bu sebeple esas mercii olan kıraat ulemasına ve kırat ilminin temel kaynaklarına döndürülme gereği ortaya çıkmıştır. Türkiye'de zı harfi İstanbul tariki diye anılan neşr yoluyla mütevatir olarak naklediliyor zannedilmektedir. Ve bu çerçevede 30-40 yıldır öğrencilere bu eda sahih kıraat olarak öğretilmektedir. Makalemiz bu konunun kıraat ilmindeki yerini ve doğruluk açısından durumunu ele alacaktır.
free abortion pill questions about abortion pro life abortion
Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi : Eski Eserler Dergisi 1. Sayı
Sanal Dergi :
Makale Linki :