Hit (2836) M-2105

Ay takvimine bağlı ibadetlerde ictihad; ya da ibadetlerde ictihad olmaz, ölçüsü der beyanındadır

Yazar Adı : İlim Dalı :
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü :
Ekleyen : /2015-04-25 Güncelleyen : /0000-00-00

Ay Takvimine Bağlı İbadetlerde İctihad ; Ya Da İbadetlerde İctihad Olmaz, ölçüsü der beyanındadır :

''(Hilali) görünce oruca başlayın , görünce orucu bırakın , göremezseniz ayı tamamlayın '' hadisi şerif.

Orucun miladi değil hicri aya sabitlenmesi peygamber emridir.
Oruç taabbudi bir ibadettir.
Tutulma sebebi sağlık sıhhat bulmak değil, Allah’ın emrini yerine getirmektir. Tıbbi faydalarının olması Allah’ın birçok lütfundan biridir.
-Namazın vakitlerinde takvim yayınlanmasıyla orucun vaktinde takvim yayınlanması bir değildir. Kaldı ki takvimde de esas güneşin hareketleridir. Ve güneşin hareketleriyle alakalı peygamberimizin sözleridir. Sabah güneşin fecri sadıkıyla başlar güneşin kendisinin görülmesiyle biter. Öğlen de ölçü güneşin sema da en üst noktaya varması ikindide bir şeyin gölgesinin iki katına çıkması :) akşam da güneşin batışının başlaması yatsı da güneşin batış tarafındaki şavkının kaybolmasıdır. Bundan dolayı namaz vakitleri mevsimlere göre sürekli değişir.
-Aslında namaz vakitlerinde de güneşin hareketlerine tabiyiz. Ama onun takvimsel ve saatle ölçülendirilmesi kolay olduğundan diyanet başkanını yanıltıyor. Orada da takvime değil güneşin vakitlerine tabiyiz. Ama onun bu söylemine göre sanki takvime tabiyiz. Gerçekten takvime tabi olsaydık. Bütün dünya da namaz vakitlerini sabitlememiz gerekirdir. Mevsimler vs de hep aynı saatlerde sabahı öğleyi kılardık.
-Ramazanın hilale bağlanması zaman ve asırlar üstü ve medeniyetler üstü enfes bir ölçüdür. Matbaanın, takvimin, saatlerin üstünde onlarla barışık bir usûllendirmedir. Bedevi de hadari de anlar. Medeni ve teknolojik refah seviyesi dini değerlere uygulanmaz. Ama dini değerlerin yaşanmasının hizmetine sunulur.
Dinin değerlerinin ritüel ve içerik kavram ve mantalite olarak revize edilmesi zamana uydurulması ameliyesinin adı modernizmdir. Ve modernizm tanrıtanımazlığın Müslümanlara oryantalistleri okumak ve etkilenmek yoluyla bulaşan akıl hastalığıdır.
Dini yetkinliği olmayan bir adamın, dini konularda konuşması yobazlıktır. Diyanet kurumunun başına gelmiş adamın o görevde olmasa hiçbir Müslüman tarafından fetvasına itibar edilmez. Ankara ilahiyat fakültesi hocası olarak sözlerini kimse ciddiye almazdı… Çünkü İslami ilimler de alt yapısı yoktur. Selasetu dakika diye televizyonda Arapçayı parçalayan adamın kavuğu göstermelik, sakalı da sonradan bırakmadır sünnet olduğundan değildir.

-Laik bir devletin camileri idare etmek vs. için kurduğu ama Müslümanlara nezaketsizlikten terbiyesizliğe kadar birçok şeyi yaptırdığı kurumunun başına oturunca, başörtüsünün kamu dairelerinde ve okullarında hala yasak olduğu bir ülkede yaşadığını unutup dini ibadet şekillerinde ve kurallarında düzenleme cesaretini göstermek erkeklik değildir. Ve yüce Allah kendisine ve indirdiği değerlere erkeklenenleri elbette görmektedir.
- İslam aleminde takvim birliği sağlanması dini değil teknik bir meseledir. Daha ziyade siyasidir. Bir şey dinin hedefleri arasında değilse onu dini hedefler listesine almak ile o fiil dini hale gelmez.
Bütün İslam ülkelerinin aynı gün oruç tutup açması da dinen gerekli değildir.
Hac da Haremeyn ikliminin bir yerinde ayın hilalinin görülmesi esastır. Bin kusur yıldan beri bu amel böyledir. Asrı Saadette de böyleydi.
Diyanet işleri başkanının bir adım daha ileri gidip bir gün önce Arafat’ta vakfeye durmasını bekliyoruz. Çünkü eğer kendisi dediğine inanıyorsa haccı olmuyor. Eğer öyle de olur böyle de olur diyorsa o zaman ha öyle ha böyle diğer Müslümanlarla yapsın haccını. Kendini ve bizi küçük düşürmesin cümle aleme rezil etti Türkiye’yi. Bula bula bunu mu diyanet işleri başkanı yaptınız diyorlar.
Bir daha yazıyorum. Eğer dediğinde ısrarcı ve samimiyle bir gün önce dursun Arafat’ta vakfeye. Hac Arafat’tır çünkü. Haccı olmuyor çünkü :))

Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki :