Hit (3838) M-2058

Demokratik Hilafet Kavramı ve İslam Fıkhındaki Yeri

Yazar Adı : İlim Dalı : Fıkıh
Konusu : Dili :
Özelliği : Makale Türü : Müstakil
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2012-05-08 Güncelleyen : /0000-00-00

Demokratik Hilafet kavramı ve İslam Fıkhındaki Yeri(.)

Osmanlı Halifesine karşı Çıkmak Caizmidir. Karşı Çıkanların Dini açıdan hükümleri nelerdir.

İstibdad ile halkı yönettiği iddiasıyla Osmanlı dönemi aydın yazar asker ve ilmiye sınıfından bazıları sultana karşı çıkmışlar aleyhinde faaliyetlerde başka unsurlarla yardımlaşmışlardır. Bu caizmidir.?

Ehli sunnet vel cemaat başarma ihtimalinin yuksek olması şartıyla halife ya da yonetimi eline geçiren sultana isyan edilmesine cevaz vermişlerdir. Başarı şansı zayıfsa bu iş caiz olmaz. toplumda kargaşa çıkar akıtılması haram olan kan dökülür. Bu ise caiz değildir.

II.Abdulhamit Han dönemi ulemasından bu konuda hassasiyet göstermeyenler 1. Ve 2. Meşrutiyetlere ve sonrasında 3. Meşrutiyet olan hilafetin lağv edilmesine sebebiyet vermiş olduklarından günahkardırlar.
Müminlerin beyat edilmiş halifesine isyan ederken ayrıca gayri İslami yönelişleri olan ittihat ve terakki partisi taraftarlarıyla birlikte hareket etmek de ayrıca buyuk gunahtır. Hadisi şerifte
"Kim yeryüzündeki Allah'ın sultanını aşağılarsa, Allah Teâlâ da onu aşağılar."[1] buyurulmuştur.

Başarma şansı yüksek olmadığı halde isyan ve komplolarla sultanın azledilmesine çalısanlar baği hükmündedirler. Nitekim İslam topraklarının farklı bölgelerinde, aynı anda birden fazla halife ortaya çıkmıştır. Müslim, Kitâbu'l-İmâre'de, "Vucûbu'l-Vefâ bi Beyati'l-Hulefâ" babında yer verdiği üzere, Hz. Peygamber "Halifeler çoğalacaktır."dedi. Dediler ki: 'O zaman bize ne emredersin?'. dedi ki: "İlk beyat ettiğinize, ilkine vefa gösterin."
Hz. Peygamber'in bu hadisi halifelerin çoğalacağına bir işarettir.
[2]



Demokratik Hilafet Fikrini Benimseyenlerin Mezhebi ;

Demokratik Hilafet Fikri ;İslamın belirli bir yönetim anlayışı yoktur ve kur'andaki idareyle ilgili ana kriterlerin ana çerçevesinde bir anlayışla çağdaş- demokratik -evrensel uygulama ve kuralların hukukçular tarafından belirlenecek ve halk tarafından şekillendirilecek onaylanacak yeni bir anlayış ve yönetim tarzının geliştirilmesi fikrinde olanların mezhebidir .

Bu fikrin benimseyenleri geniş bir yelpazede oluşmuştur.

Osmanlı döneminde istibdad var diye Sultan II.Abdulhamid Han'a karşı çıkanlar arasında da Ehli Sünnete mensubiyet izhar eden yazarlar arasından da, kur'ancılar arasından, krallık ve demokrasi ile idare edilen İslam ülkeleri ve batı ülkelerinde yaşayanlar arasından da bu fikre olumlu bakanlar gözlemlenmektedir.

Türkiye cumhuriyetinin Osmanlı döneminden kalma cemaati nurculuk hareketi ve öncüsü Bediuzzaman Said en Nursi' nin demokratik hilafet içerisinde mutalaa edilebilecek ifadeleri vardır .

İhvan el Müslimin Hareketi'nin önderlerinden bazılarının bu minvalde mütalaa edilebilecek söylemleri vardır.

Pakistan, Hindistan, Suriye, Irak, Mısır ,Tunus ,Cezayir gibi İslam ülkelerinde ortaya çıkan dava adamı- ilim adamı sentezi hareket önderlerinden bu fikri benimseyenler vardır .

Mezheplerin Birleştirilmesi Hareketi kökenli bazı şii yazarlardan da demokratik hilafet söylemine davet eden eser verenler vardır .

Sünni –şii-mutezili- kurancı- bağımsız İslam müntesiplerinden taraftar bulduğu gözlemlenen ana temanın içerikte oluşabilecek ayrışmaları nasıl çözüme kavuşturabileceği bu fikrin benimseyenlerinin bir araya gelebilip fikre içerik kattıklarında ve somut bir kanun kitapçığı ürettiklerinde görülecektir.

Israrla müslümanları laik ve demeokratik idare mekanizmalarına boyun eğmeye davet eden, hatta bunu zorla yapan idarecilerin ve İslam ülkelerinin dinlerinden uzaklaşmalarını ve bir blok olarak karşılarında olmamalarını isteyen ve bunun gereği tedbirleri almaktan asla geri durmayan batılı emperyalist ülkelerin bu anlayışa başlangıçta İslami asıllardan batılı anlayışa geçme manasına geldiği için olumlu baktıkları gözlemlenmektedir.

En azından müslümanların ilim adamı düsünür ya da sıradan fert olarak dini değil, laik bir yönetim anlayışının ürünü bir yönetim sistemini benimsemeye ikna edilmeleri önemli olmalıdır.

Ama her mezhebin kendi kimliğini içselleştirmiş üyeleri bir ortak payda anayasasında ittifak edebilirlerse oylamada etkin güç yine hangi mezhebin ne kadar bağlısı varsa o kadar temsili ve oy hakkı olduğundan en çok bağlısı olan mezhebin üyesi halife seçilecektir.

Yapılacak müzakerelerde tanınacak İslam mezhepleri kendilerini tekrar gözden geçireceklerdir. İslam dışı oldukları anlaşılacak mezhep ve yönelişler silineceklerdir.

İslam dininin müntesipleri büyük yüzdeyle sünnidirler ve sünnilerin çoğunluğu büyük yüzdeyle hanefidirler.

Demokratik Hilafet Fikrininİslam Dünyasındaki Tarihçesi

Müslümanlar bu önlerine çıkan durumu II.Abdulhamit Handöneminde 1. Ve 2. Meşrutiyet ve Atatürk ile 3. Meşrutiyet tecrübesiyle çok derin izleri olan bir etkilenmeyle yaşadılar.

İstibdattan sıkılan ve padişahlığın İslami olmadığını ve değiştirilmesi gerektiğini savunan yazar, devlet adamı, ilim adamı ve askerler; batıda eğitim aldırılan İstanbul asilzadelerinin çocukları, diğer iç ve dış etkin güçlerin de katkılarıyla halifenin yetkilerinin bir kısmını meşrutiyet meclisine vermesi ortak paydasında buluştular ve hemen hemen her kesimin israrlı çabalarıyla sonunda zaafa uğrayan halifelik makamı ve sultanlık sistemi en önemli destekçileri onu değiştirmeye ve daha nitelikli kılmaya çalısırlarken devlet i zaafa uğrattılar .

Onların sayesinde sultanın direncini kıran İttihad Ve Terakki Hareketi, devlet yönetiminde etkin rol oynamaya başladılar ve 1. Ve 2. Dünya savaşları balkan siyaseti İslam ülkeleriyle ilişki siyasetindeki büyük yanlışlar ve esasen müslümanlıklarının yanındaki ikinci kimliklerinin de derin etkisiyle İslam ummetinin sembolik lideri ve halifesini alt etmeyi basardılar.

Önce İslam ve Müslüman bilincini kaybeden sonra ümmet bilincini kaybeden sonra batıdaki medeniyet ve kulturunun etkisine girip onlar gibi medenileşmek istekleri içinde buyuten aydınlar düşünürler ilim adamları askerler devlet ricali ve halk

Demokratik hilafet fikrinin önemli temsilcilerinden said en nursi padişahı ikna edemeyince ona karşı safta yer alıp kurtuluş savaşında da ataturke destek verip TBMM'nin şura meclisi olduğunu tasavvur ederek gerçekleşmekte olan büyük değişimi ve gelecek olan süreci sağlıklı tesbit edememiş, ama bununla birlikte levhi mahfuzdaki tevafuklu kuran ı gördüğünü ima etmiştir.

Demokratik Hilafet Fikrinin Sahipleri İslam Hilafeti Fikrinin Karşıtlarıdır.


Kitap ve sünnet kültürleri zayıf müslümanların arasında taraftar bulmuşlardır.

Sahip oldukları öngörüsüzlük ve hikmetsizlik sebebiyle 1. Adımda sultanı sarsmışlar, ikinci adımda onu hal etmişlerdir. 3. Adımın arafesinde bu kargaşadan faydalanan emperyalist ülkeler İslam ülkesinin yayıldığı coğrafyayı etki alanlarına almışlar ve 4. Adımda Atatürk ve arkadaşları imparatorluktan ancak Anadolu yarımadasını (ancak kurtarabilecek anlaşmalar ve kabullenmelerle ) kurtarabilmiştir. Sembolik olarak Ayasofya müzeye çevrilmiş, pratikte Müslümanları bir arada tutabilecek müessese lağv edilmek durumunda kalınmıştır.

Bugün sadece yaşatılsaydı dünyanın tek süper gücü olacak Osmanlı devleti yerine ; süper güçlükleri Osmanlının hükmettiği petrol yataklarını sömürüye dayalı Avrupa ve Amerikayla bölgenin diğer aktorü Rusya ortaya çıkabilmiştir. Denizlere inemeyen ve avrupayla kavgalı bir Rusyanın petrolle gücüne güç katan ve İslam bilinciyle batıyı bilinçlendirerek manevi fethi tamamlayacak İslam ümmetinin lideri Osmanlı devletinin karşısında duramayacaktı . Avrupa'nın İslam coğrafyasını sömüremediği için güdük kalma rolü yer değiştirmiş; İslam ümmeti 100 kusur yıldır süregelen karanlığa gömülmüştür.

İslam Ülkelerindeki Cemaat Lider Ve Gruplarla Batılı Kuruluşların İlişkileri

İslam ülkelerindeki cemaat lider ve gruplarla batılı özel kuruluş ve birimlerin özel olarak ilgilenmeleri bir vakıadır. Yine demokratik hilafet söylemini destekleyenlerin çoğunluğu bir şekilde bir yandan batıyla kavgalı diğer yandan barışık bir gürüntü arzetmektedirler.

''Sultanların baskısı ve mezheplerin etkisiyle yapamadığınız gerçek insani ve İslami yönetim modelini demokratik düzlemde gerçekleştirin bu sizin en onemli misyonunuzdur''. Yönlendirmesi çerçevesinde gerçek İslam ve kurandan esinlenilen İslamfikri temelde ,ortaçağ karanlığının etkilerinden Abbasi ve emevi etkisinden sahabeye bile bulaşmış cahiliye kalıntılarından ve israiliyyat turevi hurafelerden arındırılmış bir İslam ortaya çıkarılması;böyle bir islamın var olduğunu kabulle başlar.

Bu da Allahın dininin bu evrelerde tahrif ve tebdil edildiğinin de kabulu demektir.

Yine sahabenin cahiliyeden tam olarak kurtulamadığı manasına gelir. Ama 60 kusur yıl CHP ve diğer unsurların baskısı altında yaşamış ve onların açtıkları okullarda onların belirledikleri müfredatla eğitim görmüş araştırmacılar ve onların kurdukları diyanet teşkilatı ve oluşturdukları ve özenle ve itinayla 12 eylullerde seçtikleri diyanet başkanları İslam ummetinin İslam anlayışını demokratik hilafet adı altında yenileyeceklerdir.

Demoratik Hilafet, Nebevi Hilafet Ve Sultani Hilafet Kavramları Ve Hükümleri

Kavram olarak Demokratik Hilafetten kasıt ;

-halifenin her şeyi elinde bulundurup bulundurmaması;

-şura meclisine müracaat etmeden yönetip yönetmeyeceği;

-İslam şeriatı kurallarını müslümanlara ve İslam ülkesinde yaşayan zimmilere uygulayıp uygulamadığı;

-Halifenin kimin tarafından seçileceği ,

-hangi şartların hangi delillere dayanılarak halifede aranılacağı ,

-halifenin şura meclisini tayin etme yetkisi varmıdır, bu yetki ulema sınıfında mı olacaktır.

-Halifenin iç ve dış meseleler ve kararlarda şura meclisiyle ilişkilerinin onay makamı mı yoksa son sözü seyleme makamımı olduğu,

-Halifenin ictihadlarının ve kararlarının sebebiyle azledilmesinin hangi hallerde caiz olacağı ,

-Halife azletmede şura meclisi mi ,halkın oylarımı, yoksa İslam fıkhında var olan azil etme hukukunun mu dikkate alınacağı ;

-Halifelik sisteminde muamelat ukubat konularında, şura meclisinin düzenleyeceği kanunlarla mı yoksa kuran ve sünnetle subut bulan ukubat ve muamelat fıkhının mı uygulanacağı ;

-Halifenin cihad ilan etme yetkisinin olup olmaması bu yetkiyi belirleme de referans alınacak İslam fıkhı mı halkın onayımı olduğu,

-Halife ve yönetim birimleri Müslümanların islamın temel esasları ve diğer esaslarını uygulanmasını emretmek uygulamayanları uyarmak ve gerektiğinde yine fıkhi olçuler çerçevesinde cevalandırmak yetkisi ve uygulamasında mı olacaklardır, yoksa uygulama bireylerin ve toplumun inisiyatifine mi bırakılacaktır.

-Namaz kılmayanlar namaz kılmaya teşvik edilecekmi,zina edenler cezalandırılacakmı hırısızlık edenler ,

-faizle muamele serbest olacak mı ve bütün bu cezai uygulamalarda kriter ve dayanak ne olacak

Nebevi Hilafetle, Demokratik Hilafet ve Sultani Hilafet kavramlarının içeriğini doğru anlamamızı sağlayacaktır.

Yukarıdaki ana başlıklardaki konularda kuran ve Sünnet ve İcma ve İctihad ile hareket edilirse Nebevi Hilafet ;

Halkın oylarıyla karar verilecekse ve halk isterse Kur’an Sünnet İcma ya da İctihada dayalı İslami değerler kabul edilip uygulanacaksa Demokratik Hilafet;

Bireyler kendilerine müntesibi oldukları dinin cezai müeyyidelerinin uygulanıp uygulanmamasına kendileri onay ya da karar verecekse Demokratik Hilafet;

Din işleri devlet işlerinden ayrılacaksa Demokratik ve Laik Hilafet olacaktır.

Sultani Hilafet, halifelik makamını halifelik şartlarının tamamı üzerinde tahakkuk etmeyen bir şahsın elde etmesiyle gündeme gelir ve uygulamada keyfi olarak İslam temel dini değerlerinden uzaklaşmakla ya da uygulama da İslami olmayan uygulamalara gitmekle devam eder .

'Sultanların baskısı ve mezheplerin etkisiyle yapamadığınız gerçek insani ve İslami yönetim modelini demokratik düzlemde gerçekleştirin bu sizin en onemli misyonunuzdur''. Yönlendirmesi çerçevesinde gerçek İslam ve kurandan esinlenilen İslam fikri temelde , ortaçağ karanlığının etkilerinden Abbasi ve emevi etkisinden sahabeye bile bulaşmış cahiliye kalıntılarından ve israiliyyat turevi hurafelerden arındırılmış bir İslam ortaya çıkarılması ; böyle bir islamın var olduğunu kabulle başlar. Bu da Allahın dininin bu evrelerde tahrif ve tebdil edildiğinin de kabulu demektir. Yine sahabenin cahiliyeden tam olarak kurtulamadığı manasına gelir. Ama 60 kusur yıl CHP ve diğer unsurların baskısı altında yaşamış ve onların açtıkları okullarda onların belirledikleri müfredatla eğitim görmüş araştırmacılar ve onların kurdukları diyanet teşkilatı ve oluşturdukları ve özenle ve itinayla 12 eylullerde seçtikleri diyanet başkanları İslam ummetinin İslam anlayışını demokratik hilafet adı altında yenileyeceklerdir.
Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki :