Hit (3719) M-1902

Hz. Peygamberin Beden Dili

Yazar Adı : İlim Dalı : Hadis
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü :
Ekleyen : Nurgül Çepni/2010-02-05 Güncelleyen : /0000-00-00

Hz. Peygamberin Beden Dili

Body Language Of The Prophet Muhammad

GIRIS

Yirminci yüzyilin sonlarina dogru yeni bir bilim dalinin ortaya çikisina tanik olunmustur. Beden dili adi verilen bu bilim, sözel olmayan iletisim biçimleriyle ilgilenmekte ve canlilar üzerinde çesitli gözlemler yaparak bu gizemli iletisim sirrini çözmeye çalismaktadir. Insan denen harika canlinin, yer yer farkliliklar arz etse de, kendi türünün bir sonucu olarak bir takim ortak beden dili kullandigi tespit edilmis ve bu dilin sözel dilden çok daha fazla etkili ve evrensel oldugu sonucuna varilmistir. Diger taraftan son dinin temsilcisi olarak gönderilen Hz. Muhammed, kisa sürede çevresindekiler üzerinde etkili olmus ve henüz kendi devrinde on binlerce insanin Islâm dinine girmesini saglamistir. Hz. Peygamber, süphesiz bir insan olmanin yani sira Allah’in en son Peygamberidir. Onun, getirdigi dini insanlara teblig ve açiklamak gibi bir misyonu da vardir. Her alanda en güzel bir model olan Allah Resûlü’nün teblig ve beyan vazifesini ifa ettigi esnada, insanlarla iletisim kurmadaki becerisi süphesiz önemlidir. On bes asir öncesinin sartlarinda tek basina çiktigi bir davada çok kisa bir sürede on binleri etkileyen ve onlar üzerinde yaptirim gücü olan bir sahsiyetin iletisim becerileri ve bu arada beden dilini kullanimi, taktir edilecegi gibi iletisim ve bu bilimin diger dallari bakimindan da arastirilmasi ve üzerinde çokça çalisilmasi gereken bir husus olmalidir. Bir tebligci sifatiyla Peygamberin, iletisimde çok etkin bir mesaj olan beden dilini nasil kullandigi bugün bizim için daha bir önem kazanmistir. Bu nedenle bu makalede önce beden dilinin ne oldugu, önemi, türleri ve örnekleri ortaya konacak, daha sonra da Hz. Peygamber’in konuyla alakali olan beden dilinden örnekler ele alinacaktir.

A. Beden Dilinin Kapsami ve Önemi Bugüne kadar yapilan arastirmalar, sözel olmayan bir milyon hareket ve isaret kaydetmislerdir. Ortalama bir insanin bir gün içerisindeki sözcüklerle konusma süresi toplam on bir dakika civarinda olup, orta uzunlukta bir cümle 2,5 saniye sürmektedir. Insanlar geri kalan sürede ise beden dilini kullanmaktadirlar. Insanlar mutlu olduklarinda gülümserler; üzgün ve kizgin hallerinde ise kaslarini çatarlar. Kafa sallama neredeyse evrensel olarak evet ve onay anlamina gelir; hayir ve reddetme anlaminda kafayi iki yana sallama da evrensel bir davranis olup, bebeklikten itibaren kullanilir. Omuz silkme hareketi de karsisindakini onaylamadigi anlamina gelen evrensel bir beden dilidir. Iletisimde karsilikli olarak yüz yüze konusmada sözel öge %35 iken, sözel olmayan yollarin orani ise %65 olarak tespit edilmistir. Bunun yani sira bir mesajin toplam etkisinin yaklasik %7’sinin sözel (sadece sözcükler), %38’inin sesli (ses tonu, sesin yükselip alçalmasi ve diger sesler) ve %55’inin de sözel olmayan ögelerden (beden dili) olustugu ifade edilmistir. Ayrica son dönemde yapilan arastirmalar beyne iletilen bilgilerin %87’sinin gözler, %9’unun kulaklar ve %4’ünün de diger duyular araciligiyla iletildigini göstermektedir. Daha açik bir ifadeyle gözlerimizle düsündügümüzü söylemek de abartili olmaz. Beden dili, süphesiz sözel dilden çok daha etkindir. Örnegin hiç kimse hastahane koridorlarinda “lütfen konusmayiniz!” yerine “sus!” isareti yapan hemsire resmini unutamaz. Söz dili genellikle düsüncelerin, beden dili ise duygularin tercümani olmaktadir. Esasen tüm diger diller gibi vücut dili de sözcükler, cümleler ve noktalama isaretlerinden olusur. Bu nedenle hareket gruplari tek tek degil, toptan degerlendirilmelidir. Kaldi ki biz farkinda olmasak da beynimiz karsimizdaki kisinin beden dilini toptan degerlendirecektir. Hemen her insan beden dilini kullandigi halde neyi nasil kullandigini kendisiyle ilgili gözlem yapmadan fark edememektedir. Genellikle baskalarina gönderdigimiz görsel mesajlari nesnel olarak bildigimizi saniriz. Oysa görünüsümüzde önemli buldugumuz seyleri fark edemezken, nadiren farkina vardigimiz yüz ifadeleri ile beden dili yorulmak bilmeden dis dünyaya hayatî sinyaller göndermektedir. Beden dilinizin sinyalleri sizinti olarak adlandirilir; zira siz baska bir sey anlatmaya çalisiyorken, gerçek, görsel olarak bedeninizden sizar. Nitekim bir kimse ile konusurken onun istedigi bütün cevaplari dogru bir biçimde verseniz, ancak bu arada durmadan ayaklarinizi sallamis ve saçlarinizla oynamis iseniz, beden diliniz sözlerinizi yalanlayacaktir. Fakat surasi da bir gerçektir ki, eger insanlar sizden hoslaniyorlarsa yanlis yaptiginiz bir çok seyi affederler. Aksine sizden hoslanmiyorlarsa ne yaparsaniz yapin faydasi olmayacaktir. Asiri derecede sikilgan ya da kederli insanlar genellikle hosa gitmezler. Sözel dille beden dilin uyumu ancak beden dilinin anlami kavranarak saglanabilir. Ne var ki, çogu kimse kendi vücudunun hangi dili konustugunu fark edemez. Kisinin kendini tanimasi, sadece kendi genel ve özel yeteneklerini ilgi ve ihtiyaçlarini, yeterlik ve yetersizliklerini bilmesi demek degildir. Baskalarinin onu nasil gördügünü de bilerek kendisi hakkinda realist bir benlik imaji gelistirmesi gereklidir. Icabinda bu benlik imgesi çesitli durumlar için bir benlik olacaktir ve bunlarin tamami da birey için olagan kabul edilecek imgeler olacaktir. Bu suretle birey, çesitli durumlarda herhangi bir uyum güçlügüne ugramadan durumun gerektirdigi benlik imgesine göre uyumunu saglayabilecektir. Örnegin, bir kimseye kollarini gögsünde kavusturdugu zaman hangi kolunu üstten geçirdigi sorulsa, büyük bir olasilikla bir müddet düsünecek ya da ancak kollarini kenetleyerek cevap verebilecektir. Sunu da belirtelim ki, kadinlar küçük ayrintilar konusunda dogustan gelen bir yetenek sayesinde erkeklerden daha hassastir. Kadin sezgileri sözel olmayan isaretleri yakalamak ve çözmek konusunda daha basarilidir. Belki de onlar bu sayede bebekleriyle daha iyi iletisim kurmaktadirlar. B. Beden Dilinin Türleri Sözel olmayan ifadelerimiz, genel olarak jestler, mimikler ve durus olarak üçe ayrilmaktadir. Eller ve kollarla yapilan hareket ya da isaretlere jest adi verilirken; kas, göz ve yüz ifadeleri de mimik olarak adlandirilmaktadir. Diger yandan kisinin yürümesi, ayakta durmasi, oturmasi, dönüsleri ve genel hatlariyla zihnimizde canlandirdigimiz silueti de o kimsenin durusu ya da tavri olarak tanimlanmaktadir.

1. Jestler: Isaret, duygu, taklit, aksiyon ve heyecan jestleri seklinde çesitli türleri olan jestin isaret jestleri de kendi içerisinde yer, durum, boyut, sekil, hareket ve sayi belirten isaret jestleri gibi kisimlara ayrilmaktadir. Insanlarin bazan farkinda olmadan kullandiklari bu isaretler iyi okundugu zaman karsidakini anlamak çok daha kolay olmaktadir. Bunlardan önemli görülenler asagida su sekilde açiklanmaktadir.

a. Eller: Elleri birbirine kenetlemek, kisinin olumsuz bir yaklasimi dizginlemeye çalistigini göstermis olmaktadir. Kalabalik önünde konusma yapan birinin basina gelebilecek en rahatsiz edici seylerden biri konusmasi sirasinda dinleyicilerin eliyle agzini kapama durumudur. Ortam müsaitse “sorusu olan var mi?” veya “bir yorumu olan var mi?”, seklinde sormakta yarar vardir. Bu durumda gizlenen itirazlar ortaya çikmis ve o kisinin düsünceleri anlasilmis olur. Ellerini ovusturmak çogunlukla insanlarin olumlu beklentilerini ilettikleri sözel olmayan yollardan biridir. Diger taraftan bir bardagin veya kadehin tek bir elle tutulmasi kolay iken iki elle tutmak, bir tedirginligin ifadesidir. Böylece kisi kendine bir koruma saglamis olmaktadir. Bu bir çiçek veya el çantasi da olabilir. Topluluk önünde saatiyle oynamak da kusku ve tedirginlik sonucudur. Halbuki korkulmasi gereken tek sey korkunun kendisidir. Kisinin kendi eliyle agzini kapamasi ya da burnuna dokunmasi daha çok olumsuz duygular tasir. Hatta yalanini örtmek için yapilmis bir hareket de olabilir. Üst/ast iliskisinde ellerin çati seklinde birlestirilmesi “Her seyi ben bilirim” tavrini gösterir. Yöneticiler genellikle astlarina tavsiye veya talimat verirken bu hareketi kullanirlar. Isaret parmagi açik olarak eller çene ve yüze konmussa bir degerlendirme isaretidir. Ellerini indirdiklerinde degerlendirme sona ermis demektir. Gözlüklü biri de bu durumda gözlügünü çikarir, bu hareket degerlendirmesinin bittigini gösterir. Eller gözlerle beraber yukari dogru kaldirilirsa yükseklik, avuçlar ve bakislar yere dogru uzanarak derinlik belirtir.

b. Avuçlar: Avuç içi yüregin üzerine bastirilarak sevgi ve heyecan anlatilir. Gögsün ortasina bastirilirsa inanmak, iman etmek duygularini belirtir. Bu ara bas da biraz egilir. Avuç içleri birbirine yaklastirilarak darlik; uzaklastirilarak genislik anlatilir. Avuç içi yatay ve yere dönük olursa düz olan bir seyi; asagi dönük ve hafifçe çukurlastirilmis olarak asagi yukari kisa kisa hareketler yapilirsa agirligi belirtir. Avuç asagi dönük olarak el, gögüs hizasindan disari dogru hizli sallanirsa çabuklugu belirtir. Her iki kol ve avuç karsi tarafa açik tutulursa “Sana karsi dürüst olacagim” demektir.

c. Kollar: Kollar disari gelecek sekilde kivrilmis oldugu halde vücuttan gitgide ayrilirsa birbirinden uzaklasan seyleri gösterir. Uzanmis ve birbirinden ayrilmis iki kol iki uzak mesafeyi gösterir. Pek büyük bir seyi anlatmak için iki kol yukari kaldirilarak birbirinden uzaklastirilir. Kollari birbirine kavusturma savunma amaci tasir. Iyi bir konusmaci kollarini baglamis seyirciye, ellerini açik bir vaziyette ileriye uzatarak ya da soru sorarak veya bir sey vererek kollarini açtirabilir.

d. Parmaklar: El jestlerinde özellikle isaret parmagi çok önemli bir rol oynar. Isaret parmagi kol ile beraber öne dogru uzatilirsa isaret veya kovma anlami verir. Isaret parmagi bükülerek gögse dogru çekilirse yaklasmayi, çagirmayi, yine isaret parmagi düz olarak agza yaklastirilirsa susturmayi belirtir. Orta parmak bas parmaga çarpilarak saklatilirsa sabirsizlik, bütün parmaklar kapatilarak kuvvet ve azim, yumruk gösterilirse tehdit anlatilir. Parmaklar bükülmüs olarak isaret parmagi bas parmaga sürtülürse para isareti yapilmis olur. Eller birlestirilerek parmaklar birbirine geçirilirse yalvarma anlami verir. Pek küçük bir seyi anlatmak için isaret parmaginin ucu üzerine ayni elin bas parmagi ile dokunulur. Parmaklari masaya veya ayaklari yere vurmak ise sabirsizlik göstergesidir. Parmaklarla sayi belirtirken bir sayisi isaret parmagiyla; iki, isaret ve orta parmakla; üç, isaret, orta ve yüzük parmagiyla; dört, basparmak hariç geriye kalan dört parmakla ve bes sayisi da bir elin parmaklariyla gösterilir. Basparmak besinci anlamina gelmektedir.

e. Bacaklar: Otururken veya ayakta dururken bacaklarin pozisyonu da çok önemlidir. Bacaklardan birinin digerinden ayrilmis olarak önde durmasi kuvvet, ataklik ve siddetli duygulari anlatir. Ayaklarin ayni hizada birbirinden ayri durmasi rahatlik, kaygisizlik, meydan okuma veya durgunluk belirtir. Bacak bacak üstüne atilmis olarak otururken bir bacagin sik sik sallanmasi sabirsizlik ve sinirlilik belirtisidir. Bacak bacak üstüne atma hareketinin kavusturulmus kollarla bir araya geldigi pozisyonlarda kisi konusmadan çekilmis demektir. Bununla birlikte degisik toplum ve kültürlerde saygisizlik anlamina gelebilecek oturus ve durus biçimlerine de dikkat etmek gerekir.

2. Mimikler: Yüz ifadesi, kas ve gözlerin konusma esnasinda kullanimi, bakislar, basin durus ve hareketleriyle tanimlayabilecegimiz mimik hareketler, iletisim ve etkili bir imaj birakma hususunda oldukça önemli bir yer isgal etmektedir. Arastirmalara göre yüzdeki seksen adale, yedi binden fazla yüz ifadesini yaratabilmektedir. Çogumuz birisinin yüz ifadesinden onun mutlu ya da üzüntülü oldugunu veya korkmus olup olmadigini anlayabiliriz.

a. Gözler: Gözler yari kapali olursa kötülük ve küçümseme, göz kapaklarini indirerek saygi veya utanma anlatilir. Gözlerin iri iri açilmasi saskinlik, hiddet, hayret, dehset belirtisidir. Genel olarak yakin gözlügü takanlar karsisindaki insanlara bakmak için gözlügünü çikarmaktansa üzerinden bakmayi tercih ederler. Halbuki bu bir saldirgan bakistir. Karsisindakiler kendilerini yargilaniyor hissederler ve olumsuz duygular beslerler. Bu sekilde gözlük takanlar gözlüklerini çikarmali ve dinlerken ya da okurken geri takmalidirlar. Bu ayni zamanda kontrolün kendinde oldugunu da gösterir. Konusma esnasinda dostça ve sicak bir yüzle insanlara gruplar halinde bakilmalidir. Küçük bir gruptan digerine ya da bir bireyden ötekine bakarken bir kaç saniye duraksamali, sanki her bir grupla bir mini sohbet yapiyormus gibi konusmalidir.

b. Kaslar: Kaslar çatilarak derin düsünceyi, sertligi, saglam bir iradeyi belirtir. Kaslarin baslangiç kisimlarina yukari dogru kalkip uç kisimlarinin asagi inmesi istirap anlatimidir.

c. Agiz ve Dudaklar: Dudaklarin yari açik durusu hayret ve sevinci, çok açilmasi saskinligi anlatir. Dudak kenarlarinin asagiya inmesi üzüntüyü, dudaklarin büzülerek öne dogru uzamasi susmayi ve somurtmayi belirtir. Alt çenenin biraz öne çikmasi gaddarligi, dislerin birbirine vurmasi çilgin bir hiddeti anlatir.

d. Baş: Başın öne dogru durusu merak ve gaddarligi; geriye çekilmesi saygisizlik, korku; yana dogru hafifçe egilmesi kayitsizlik, acima; öne dogru düsmesi utanç ve korku belirtir. Basi yukaridan asagiya sallamak dogrulama, önden arkaya kaldirmak inkar etme anlamina gelmektedir. Dinleyicilerin kafalari hafif yana egik ise konusmayla ilgilendiklerini gösterir. Iyi bir konusmaci dinleyenleri uyarmak için bir takim yollar denemelidir.

3. Duruş: Ayakta durma ve oturus sekilleri, yürüyüs tarzi, vücudun hareketleri, karsimizdakilerle aramizdaki fizikî ve sosyal mesafeler, is becerileri, hünerler, nükteler, sakalasmalar, sosyal ve siyasî statüler kisinin toplum içerisindeki konumunu belirler. Bununla birlikte vücut kontrolü de bu imaji sekillendirmede önemli bir yer tutar. Iyi bir izleyici karsidaki kisinin vücut hareketlerinden/durusundan muhatabinin duygularini okuma imkanina sahiptir. Durus ya da tavir dedigimiz imajin olusmasinda ilk izlenimlerin çok büyük bir etkisi oldugu muhakkaktir. Ilk defa karsilasan iki kisi arasinda ilk izlenimin dört saniye içinde olustugu bildirilmektedir. Kötü bir izlenimi silmek için ise dört yil beklemek gerekebilir. Dünyanin en güzel saçlarina, en güzel gülümseyise, en güze sese ya da her ne ise ona sahip olabilirsiniz. Ama iki dakika sonra size bütün bir kisi olarak bakilacaktir. Sizin çesitli yönlerinizle ilgili tüm izlenimler tek ve tam bir bütünsel resim halinde ortaya çikacaktir. Ilk izlenimleri daha da tehlikeli kilan sey, bunlarin kolayca kendi kendini dogrulayan bir kehanete dönüsmesinden kaynaklanir. Eger ilk bakista bir insanin görünüsünden hoslanmazsak, ona karsi olumsuz davraniriz. Onlara karsi davranisimizi fark ettiklerinde onlar da ayni sekilde karsilik verirler. Bu bizi daha da sevindirir; çünkü sezgilerimiz hakli çikmistir. Kötü birini hemen tanima yetenegimize bir kez daha güvenerek mutlu bir sekilde yolumuza devam ederiz. Dolayisiyla sözlü olarak konusmadan önce vücudumuzun karsi tarafa ne söyledigini çok iyi kontrol etmeliyiz. Vücudun büzülmesi, sirtin kamburlasmasi, kollarin gövdeye yapistirilmasi yilginlik ve utanma belirtisidir. Bunun aksi hayranlik ve zafer anlatir. Igrenmede vücut geriye dogru; istek, merak ve ataklikta ise ileriye dogru gider. Yana ve geriye dogru uzanarak oturmak ahlak zayifligini ve fizik yetersizligini anlatir. Vücudun öne dogru egilmesi saygi belirtisidir. a. Kisisel Alan Her insanin bir kisisel alani vardir. Bu alanlar karsisindaki kisinin yakinlik derecesine veya statüsüne göre degisir; azalip artabilir. Bu alanlar genel anlamda dört bölge olarak tanimlanmaktadir.

1) Mahrem Bölge (15-45 cm. arasinda) En önemli bölge burasidir. Sadece o kisiye duygusal olarak yakin olan kisilerin bu bölgeye girmesine izin verilir. Ana, baba, eslerin ve çocuklarin girebilecegi mesafedir.

2) Kisisel Bölge (46-122 cm. arasinda) Toplantilarda, ofiste, kokteyllerde, sosyal etkinliklerde ve arkadas toplantilarinda bu mesafe uygundur.

3) Sosyal Bölge (122 – 360 cm. arasi) Yabancilar, evde tamir yapan tesisatçi, postaci, bakkal, isyerindeki eleman vs. kisilerle aradaki mesafe bu sekilde ayarlanmalidir. Aksi halde yanlis anlamalara sebep olabilir. 4) Ortak Bölge (360 cm.’den fazla) Kalabalik bir gruba hitap edildiginde bu mesafe rahat edilebilecek bir mesafedir. Daha yakin mesafeler veya arkasi açik olan konusma mekanlari konusmaciyi tedirgin edebilir.

B. Iktidar Talep Eden Duruslar Birinin koltugunun arkasinda durarak o çalisirken omzunun üzerinden yazdiklarini okumak, birinin masasinin üzerine oturmak, birinin masasina yaslanmak, birini selamlarken koltuktan kipirdamamak, el sikisirken elinin ucunu kullanarak üstün oldugunu göstermek, karsisindaki kisinin elini sert sikarak kurbaninin elini acitmak ve biriyle konusurken ona mahrem mesafesinde durmak iktidar talep eden duruslardir. Üzerinde oturan insan kadar koltugun kendisi de bir üstünlük isaretidir. Bazi patronlar büyük koltuklardan hoslanirlar. Içi doldurulmus yumusak, çogu zaman siyah, kolluklu ve arkalikli deri koltuklari severler. Bu koltuklar büyük ölçüde arkaya yaslanabilir; öne egilme pozisyonunu da rahatça destekleyebilir. Hiç kimse alçak, kolsuz ve saglam görünmeyen bir koltukta üstünlük taslayamaz. Üstün bir tip genelde ayaklarini masanin altina uzatarak oturur. Asiri göz temasi meydan okuyucu ve saldirgan görünmeye sebep olabilir. Hiç göz temasinin kurulmamasi ise karsidakini hiçe sayma anlamina gelebilir.

C. Konusma Esnasinda Durus Iki kisi konusma esnasinda su alti degisik sekilde duruyor olabilir.

1) a ayakta b oturuyor

2) a ve b her ikisi karsi karsiya oturuyor

3) a ve b sirt sirta oturuyor

4) 2 m. kadar uzakta duruyorlar

5) Ikisi de oturuyor ve mesafe çok yakin

6) Ikisi de karsi karsiya oturuyor fakat biri baska yere bakiyor

Bunlar içerisinde iletisimde en etkili olan kisisel bölge mesafesinde (46-122 cm) karsi karsiya oturmaktir. Böyle bir oturusta her iki kisi de birbirine güven duyarlar ve söyleneni dinlerler. Görüsmelerde veya rehberlikte arada masa olumsuz bir etkendir. Nitekim konuyla ilgili yapilan arastirmalardan edinilen verilere göre doktor hasta iliskilerinde arada masa oldugunda sadece %10 kendini rahat hissederken, masanin olmadigi ortamlarda bu oran %55’e yükselmistir. Masa kullanilacaksa bile görüsme yapilan kisiyle masada karsi karsiya oturmamaya çalisilmalidir. B. Hz. Peygamber’in Beden Dili Hz. Peygamberin risalet hayatiyla geçirdigi yirmi üç yil zarfinda kendisinden varid olan sözleri, hal ve hareketleri titizlikle takip edilmis ve süphesiz bir kismi da kayda geçirilmistir. Özellikle hadis kaynaklarinda onun sözlerinin yanisira hareketlerinin ve tavirlarinin örneklerini bulmak mümkündür. Kaynaklar bu gözle incelendiginde Hz. Peygamberin beden diliyle ilgili olarak yeterli dokümanin oldugu görülmektedir. Sözkonusu bilgiler isiginda Hz. Peygamberin jestleri, mimikleri ve durusu asagida örnekleriyle ortaya konulacaktir.

1. Jestleri: Her insan özellikle konusma esnasinda az ya da çok hareket yapar, ellerini hareket ettirmezse basini hareket ettirir. Basini hareket ettirmezse omzunu; omzunu hareket ettirmezse en azindan yüzünün ifadesini veya bakislarini degistirir. Bu isaretlerin muhatap üzerinde tesirli olmasi ve sözün dogru anlasilmasina yardim edebilmesi için münasip yerde ve zamanda yapilmasi gerekmektedir. Hz. Peygamber’in iletisim esnasinda yaptigi isaretler incelendiginde onun el ve parmaklarini daha çok kullandigi görülmektedir. Bu nedenle jestlerle ilgili bilgiler bu iki baslik altinda toplanmistir.

a. Eller: Allah Resûlü, özellikle egitim ve ögretim sayilabilecek hitaplarinda jestleriyle de konusmalarina bir canlilik getirmis ve dinleyenlerin dikkatini konu etrafina toplamayi basarmistir. Nitekim çogu zaman yaninda tasidigi asasi ile mevzûya canlilik getiren jestler yapmistir. Bir gün minberde konusurken elindeki asa ile minbere vurarak: “Bu Taybe’dir (Medine). Bu Taybe’dir. Dikkat edin! Buna Mekke ile Medine’ye Deccal’in giremeyecegini size anlatmistim” buyurmustur. Bugün de konusurken özellikle de harita üzerinde bir konudan bahsedilirken isaret çubugu kullanilmaktadir. Hz. Peygamber anlattigi konuyu dinleyenlerin zihninde canlandirmak için soyut kavram ve ifadeleri somut hale getirmis ve muhataplarinin anlayacagi seviyeye indirgemistir. Cennete ilk giren kimsenin kendisi olacagini anlatirken, Cennetin kapisini nasil çalacagini hareketleriyle izah etmeye çalismistir. Bu olaya sahit olan Enes b. Malik (93/712), Hz. Peygamber’in “Cennetin kapisini ilk defa çalan ben olacagim” derken eliyle sanki bir kapiyi tikliyormus gibi kapi halkasini tutup çaldigi hala gözümün önünde, demektedir. Hz. Peygamber kader konusunda ashabina bilgi verirken eliyle sakalini tutmustur. Hadis sarihleri bu davranisin onun teslimiyetini anlattigini; zira eliyle sakali tutmanin o dönemde Araplar arasinda teslimiyeti ifade ettigini bildirmektedirler. Ayrica söz konusu hadis, raviler tarafindan “müselsel” olarak (her ravi, eliyle peygamberin yaptigi gibi sakalini tutarak) rivayet edilmistir. Hz. Peygamber, egitim ögretim esnasinda ellerini mükemmel bir sekilde kullanmistir. Nitekim ilim bakimindan sahabenin ileri gelenlerinden Abdullah b. Mesud (ö. 32/652), Hz. Peygamber’in kendisine tesehhüd duasini ögretirken elini tutugunu haber vermektedir. Bir baska rivayette ise elleri yerine saçini tuttugu bildirilmektedir. Hz. Peygamber, önemli gördügü seyleri yeri geldiginde eliyle isaret ederek söylerdi. Örnegin, Ensardan bir zat Hz. Peygamber’e, “Yâ Resûlallah! Senden bir takim sözler isitiyorum ancak ezberleyemiyorum” dediginde Allah Resûlü ona, “Sag elinden yardim al” demis, bunu söylerken de eliyle yazi yazar gibi yapmistir. Yine Peygamberin eliyle isareti hususunda sahabeden Abdullah b. Amr (ö. 65/684)’in anlattigi su olay da güzel bir örnek teskil etmektedir. Abdullah söyle anlatiyor: Resûlullah’tan duydugum her seyi yaziyordum. Bir müddet sonra Kureyslilerden bazilari beni bundan alikoymak istedi; Allah Resûlü bir beserdir. O kizginlik halinde de neseli haldeyken de konusurken sen nasil olur da her seyi yazarsin dediler. Ben bu durumu Resûlullah’a arz ettim. Elini agzina götürerek, “Yaz! Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki, buradan haktan baska bir sey çikmaz” buyurdu. Allah Resülü bir gün cemaate yatsi namazi kildiriyordu. Ancak namazi dört rekat yerine iki rekat kildirdi ve selam verdi. Sonra kalkti mescidin içerisinde yere konmus ahsap bir sedir gibi bir seye yaslandi. Sanki kizgin gibiydi. Sag elini sol elinin üzerine koydu ve ellerinin parmaklarini birbirine kenetledi, sag yanagina da sol elinin disina dayadi. Namaz bitti diye acele edip mescidin disina çikanlar birbirlerine namaz mi kisaldi seklinde sordular. Aralarinda Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer de vardi. Ancak onlar da bir sey konusmaktan çekiniyorlardi. Sahabe arasinda elleri uzun oldugu için kendisine “Zülyedeyn” lakabi verilen kisi peygamberin yanina geldi ve, Ya Resûlallah! Sen mi unuttun yoksa namaz mi kisaldi? Diye sordu. Allah Resûlü de, “ne ben unuttum, ne de namaz kisaldi” buyurdu ve yanindakilere, “Zülyedeyn’in dedigi dogru mu?” diye sordu. Oradakiler “evet” deyince kalkti namazini tamamladi ve sehiv secdelerini yapti. Bu olayda Hz. Peygamber kendisinin üzüntülü ve düsünceli oldugunu sözle ifade etmese de onun hareketlerinden yani beden dilinden bu durum gayet net olarak anlasilmaktadir.

b. Parmaklar: Hz. Peygamber’in Arafat’ta yüz bin civarinda insana karsi veda hutbesini irad ettikten sonra teblig ettim mi? Seklinde sordugu ve sonra da sahadet parmagini insanlara çevirerek “Sahid ol Allahim!” dedigi bilinmektedir. Yine o, Muaz b. Cebel’e (18/639) tavsiyede bulunurken dilini eliyle tutarak “Iste bunu muhafaza et” demistir. Resûlullah, Muaz b. Cebel’e sadece sözle “dilini muhafaza et” diyebilirdi; ancak burada da görüldügü gibi daha etkili olan görsel metodu kullanmistir. Abdullah b. Ebî Evfâ’dan rivayet edildigine göre, bir yolculuk esnasinda Hz. Peygamber, hizmetindeki birine günes battigi bir sirada, “içecek bir seyler ver iftar edecegim” dedi. Adam, “Yâ Resûlallah! Hâlâ gündüz aydinligi var. Simdi iftar olur mu?” diye saskinligini arz etti. Hz. Peygamber tekrar içecek istedi; adam ayni seyleri söyledi. Peygamber üçüncü kez isteyince adam içecek getirdi. Allah Resûlü orucunu açti ve eliyle dogu tarafini göstererek bir hat çizer gibi, “Bak! Aksam bu taraftan böyle karardigi vakit oruçlu iftar eder” buyurdu. Hz. Peygamber Ramazan orucu için hilalin gözetilmesinden ve kamerî aylarin 29 ve 30 gün çektiginden bahsederken, “Biz ümmî bir topluluguz; yazi yazmayi, hesap yapmayi bilmeyiz. Ay su kadar, su kadardir” demis ve iki elinin parmaklariyla üçer kez isaret ederek bir defasinda 30, diger seferin üçüncüsünde bir bas parmagini kapatarak 29’a isaret etmistir. Bir baska zaman da secde uzuvlarini anlatirken parmagiyla secde azalarina tek tek göstermistir. Takvanin sözle ya da sekille olmadigini kalpte oldugunu anlatirken de “Takva iste buradadir” seklinde parmagiyla kalbine isaret ettigi bildirilmektedir. Yine o, kiyametin yakin olusunu anlatmak için sahadet ve orta parmagini göstererek “Ben ve kiyamet iste bu ikisi gibiyiz” demistir. Müminlerin birbirine sahip çikmalarini ve aralarinda olmasi gereken iliski ve samimiyeti

Beden dili üzerine yapilan çalismalar, egitim ve iletisim konusunda bu bilim dalinin çok önemli bir yeri oldugunu göstermektedir. Diger yandan Allah Resûlü’nün teblig ve beyan vazifesini ifa ettigi esnada, insanlarla iletisim kurmadaki becerisi, etkileyici gücü ve karizmasi inkar edilemez. Bu makalede önce beden dilinin ne oldugu, önemi, türleri ve örnekleri ortaya konacak, daha sonra da sahih hadis kaynaklarindan yararlanilarak Hz. Peygamber’in vücut dilinden örnekler tespit edilmeye çalisilacaktir. Böylece beden dili biliminin verileriyle Hz. Peygamber’in vücut dilini nasil kullandigi mukayese edilmis olacaktir.

The researches on body language show that this branch is important in the education and communication. In the process of the calling people to the Islam, the Prophet Muhammad succeeded and influenced them because of his using body language very well. In this article, I will try to explain, firstly, what the body language is and its importance, and sorts. After that, using the outhentic hadith sources, I will introduce some examples of the Prophet’s body language. In this way, results of the science of body language and Prophet’s body language will be compared.
Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki : http://www.mustafakaratas.com/makale_oku.do?id=18