Hit (4117) M-1887

Süneni Erbea ve Bazı Hadis Kitaplarında Yer Alan Hadislerin Durumu

Yazar Adı : İlim Dalı : Hadis
Konusu : Dili : Türkçe
Özelliği : Makale Türü :
Ekleyen : Nurgül Çepni/2010-02-05 Güncelleyen : /0000-00-00

Sünen-i Erbea ve Bazı Hadis Kitaplarında Yer Alan Hadislerin Durumu [Ebu’l-Hasenât Muhammed Abdülhay el-Leknevî el-Hindî (1264-1304 h.)]

SORU: Sünen-i Erbea gibi büyük kitaplar ile, Beyhakî, Dârekutnî, Hâkim, Ibn Ebî Seybe ve diger meshur hadis kitaplarinda bulunan hadislerin “sahîh li zâtihî”, “sahîh li gayrihî”, “hasen li zâtihî”, “hasen li gayrihî” açisindan durumlari nedir?

CEVAP: Bu tür kitaplar içerisinde yer alan bütün hadisler “sahîh” ya da “hasen” degildir. Bu eserler “sahîh”, “hasen”, “zayif” ve “mevzû” haberleri içermektedir. Bu konu asagida genis olarak ele alinmaktadir.

SÜNEN KİTAPLARI

Ibnu’s-Salâh (ö. 643/1245), Irâkî (ö. 806/1403) ve diger hadisçiler Sünenlerde “hasen” hadislerden baska “sahîh” ve “zayif” hadislerin de bulundugunu söylemektedirler. Nevevî ise (ö. 676/1277), Sünenlerde “sahîh”, “hasen”, ve “zayif” hadislerin yanisira “münker” hadislerin de bulundugunu belirtmektedir. Diger taraftan Mesâbîhu’s-sünne müellifi Begavî’nin (ö. 516/1122), Sünenlerdeki hadisleri “hisân” olarak isimlendirmesine, hadisçiler arasinda meshur olmayan bir istilah oldugu ileri sürülerek itiraz edilmektedir.

Sünenlerdeki hadislerin sihhati konusunda Irakî söyle demektedir: “Sünen kitaplarindaki hadislere “sahîh” diyenler yanilmaktadirlar; “Kütüb-i Hamse’nin sihhati konusunda sark ve garp bilginleri hemfikirdirler” diyen Ebû Tâhir es-Silefî (ö. 576/1180) ile, Tirmizî’nin (ö. 279/892) Câmiî’ne “el-Câmi‘u’s-sahîh” diyen Hâkim (ö. 405/1014) ve “sahîh” tabirini kullanan Hatîb Bagdâdî de (ö. 463/1070) bu konuda dikkatli davranmamislardir.” Sözkonusu eserler sihhat bakimindan mukayeseli olarak asagida ele alinmaktadir.

1. Sünen-i Ebî Dâvûd

Zehebî (ö. 748/1347) Siyeru a’lâmi’n-nübelâ’ isimli eserinde Ebû Dâvûd’un (ö. 275/888) Sünen’inde zikredilen hadisleri su sekilde derecelendirmektedir:

Birinci Derece: Buhârî (ö. 256/869) ve Müslim’in (ö. 261/874) yani Seyhayn’in kitaplarinda rivayet ettigi “muttefekun aleyh” hadislerdir ki bunlar kitabin yarisina esittir.

Ikinci Derece: Buhârî ve Müslim’in birinin alip digerinin almadigi hadislerdir.

Üçüncü Derece: Buhârî ve Müslim’in rivayet etmedigi, ancak “illet” ve “sâz” yönünden senedi “ceyyid” ve “sâlim” olan hadislerdir.

Dördüncü Derece: Iki veya daha fazla “leyyin tarik”le gelmesi sebebiyle âlimler tarafindan isnadi “sâlih” kabul edilen hadislerdir.

Besinci Derece: Râvinin hifzinin yetersiz olusu nedeniyle senedi zayif sayilan hadislerdir ki, Ebû Dâvûd çogu zaman bu gibi hadisler hakkinda bir sey söylememektedir.

Altinci Derece: Râvisi sebebiyle zayif oldugu açiga çikmis olan hadislerdir ki, Ebû Dâvûd bu hadisler hakkinda çogu yerde susmayip “zayif” oldugunu açiklamaktadir. O, ancak râvinin “meshur” olmasi ya da halinin bilinmemesi (nekâret) sebebiyle bir sey söylememis olabilir.

2. Sünen-i Tirmizî

Zehebî (ö. 748/1347), Ebû Nasr Abdurrahman b. Abdilhâlik’in (ö. 574/1178) söyle dedigini zikretmektedir: Tirmizi’nin el-Câmiî’ndeki hadisler dört kisma ayrilmaktadir:

Birinci Kisim: Sihhati kesin olanlar.

Ikinci Kisim: Ebû Dâvûd ve Nesâî’nin (ö. 303/915) sartina uyanlar.

Üçüncü Kisim: Illeti açiklanan hadisler.

Dördüncü Kisim:Tirmizî’nin açikladigi son grup hadisler ki, bunlar da, “...Dördüncü kez içki içerse onu öldürün” ve “Resûlullah Medine’de düsman korkusu ve sefer durumu söz konusu olmadigi halde ögle ve ikindi namazlarini cem ederek kildi” hadisleri disinda bazi fikihçilarin amel ettigini söylemis oldugu hadislerdir.

3. Sünen-i Ibn Mâce

Zehebî, Ibn Mâce (ö.273/886) için söyle demektedir: Ibn Mâce hâfiz, sadûk ve engin bir ilim sahibi olmasina ragmen kitabina “münker” ve az da olsa “mevzû” hadis almakla Sünen’inin derecesine gölge düsürmüstür.

a. Ebû Dâvûd ile Tirmizi’nin Sünen’lerinin Mukayesesi:

Ibnü’s-Salâh (ö. 643/1245) Mukaddime adli eserinde söyle demektedir: “Ebû Isâ et-Tirmizî’nin kitabi “hasen” hadislerin bilinmesi bakimindan sahasinda ilk eserdir. “Hasen” hadislerin bulundugu eserlerden birisi de Ebû Dâvûd’un Süneni’dir. Ebû Dâvûd kitabinin içerigi hakkinda su bilgiyi vermektedir: “Bu eserde “sahih”, sahihe benzer ve sahihe yakin olan hadisleri zikrettim”. Ebû Dâvûd, her bab’ta o bölümle ilgili bildigi en sahih hadisleri rivayet ettigini anlattiktan sonra sunlari aktarir: “Kitabimda bulunan hadislerden asiri zayiflik alameti bulunanlari belirttim. Hakkinda hiç bir sey demedigim hadisler “sâlih” hadislerdir. Bunlarin da arasindan bir bölümü digerlerinden daha “sahih”tir.”

Ebû Dâvûd’un Süneni’nde herhangi bir açiklama yapmaksizin mutlak olarak rivayet ettigi hadisler, “sahih” ya da “hasen” oldugu hususunda herhangi bir delil bulunmayan hadislerden ise; O’na göre bu hadislerin “hasen” olduguna hükmederiz. Bu gibi hadisler bazan baskasina göre “hasen” olmayabilir.

b. Ebû Dâvûd’un Sünen’i ile Nesâî’nin Süneni’nin Mukayesesi:

Ibnü’s-Salâh sözlerini söyle sürdürmektedir: “Hâfiz Ebu Abdullah b. Mende (ö.395/1004) Misir’da iken Muhammed b. S’ad el-Baverdi’den (ö.301/913) sunlari isittigini anlatmaktadir: “Nesâî’nin usulü; terkinde icmâ olmadikça herkesten hadis almaktir.” Ibn Mende’nin kendisi ise söyle söylemektedir: “Ebû Dâvûd baska bir hadis bulamayinca, isnadi “zayif” dahi olsa o hadisi rivayet eder. Çünkü O’nun görüsüne göre “zayif” hadis kisilerin re’yinden daha üstündür.”

Suyûtî (ö. 911/1505) Zehru’r-rubâ ale’l-Müctebâ adli eserinin önsözünde sunlari söylemektedir: “Hâfiz Ebu’l-Fadl b. Tahir el-Makdisi (ö. 600/1203) Surûtu’l-Eimmeti’s-Sitte isimli eserinde söyle der: “Ebû Dâvûd ve Nesâî’nin kitaplarindaki hadisler üç kisma ayrilir;

1. Sahihayn’da yer alan hadisler.

2. Buhari ve Müslim’in sartlarina göre “sahîh” sayilanlar. Ibn Mende, Buhârî ve Müslim’in hadis alma sartlarini söyle açiklamaktadir: “Terkinde icmâ olmayan kimselerden, “inkita” ve “irsâl” olmaksizin “muttasil” bir senedle gelen “sahîh” hadislerdir.” Bu tarife göre ikinci kisimda yer alan hadisler de “sahîh” olmaktadir. Ancak bu hadislerin tarikleri, Buhârî ve Müslim’in rivayet ettikleri tarikler olmayip, her ikisinin de almadiklari diger “sahîh” tariklerdir.

3. Ebû Dâvûd ve Nesâî’nin kanaatlerine göre sihhati kesin olmadigi halde kitaplarina aldiklari ve fakat daha sonra konunun uzmanlarinca durumu anlasilan ve illetleri açiklanan hadisler.”

4. Sünen-i Nesâî

Suyûtî’nin aktardigina göre Imam Ebu Abdullah b. Ruseyd (ö.721/1321) söyle demektedir: “Nesâî ’nin Sünen’i sahasinda yazilmis kitaplar içersinde tasnifi essiz ve tertibi en güzel olan bir eserdir. Illetleri açiklama yönü ile Buhârî ve Müslim’in eserlerinin ortak özelligini tasir. Genel olarak Sahihayn’dan sonra içersinde en az zayif hadis ve cerh edilmis râvi bulunan kitap, Nesâî’nin Süneni’dir. Ebû Dâvûd ve Tirmizî’nin kitaplari bu yönüyle Nesâî’nin Sünen’inden ayrilmaktadir. Çünkü Ibn Mâce, yalanla itham edilmis râvilerden ve “serikatü’l-ehâdîs”den hadis almistir. Üstelik bu hadislerin bir kismi sadece itham edilen bu râviler tarikiyle bilinmektedir.

Ibn Tâhir’in, Ebû Zür’a er-Râzî’den (ö. 264/877) naklen, Ibn Mâce’nin Sünen’indeki hadislerin tamaminin otuz kadar oldugunu söylemesi, senedinde “inkita” bulundugundan dogru kabul edilmemistir. Sayet dogru ise, Ebû Zür’a er-Râzî bu sözüyle, Ibn Mâce’nin kitabinda yer alan son derece zayif hadisleri kastetmis olmalidir.

Suyûtî’nin sözleri söyle sürmektedir: “Bazilarinin rivayetine göre, Nesâî’nin Sünen-i Kübrâ isimli eserini tasnif ettigi zaman Remle Emiri’ne sunmus, Emir, Kitabin içindeki hadislerin tamaminin “sahîh” olup olmadigini sormus, Nesâî’de hayir cevabini vermek durumunda kalmistir. Ancak Nesâî bu konusmadan sonra Sünen’ini tekrar gözden geçirerek Müctebâ adi altinda yeniden tasnif etmistir. Zerkesî (ö. 794/1391) Tahrîcü ehâdîsi’r-Râfiî adli eserinde, bu esere Müctebâ yerine Müctenâ denildigini belirtmektedir.

Sünen-i Dârimî

Suyûtî Tedrîbü’r-râvi adli eserinde naklettigine göre, Seyhülislam Ibn Hacer (ö. 852/1448), Sünen-i Dârimî hakkinda sunlari söylemektedir: “Dârimî’nin Müsned’idiger Sünenlerden asagi kalmaz; sayet Kütüb-i Hamse arasina dâhil edilecek olsaydi Ibn Mâce’nin Sünen’inden daha üstün olurdu. Çünkü pek çok yönden ondan daha iyidir”

Bu konuda Irâkî ise sunlari demektedir: “Buhârî, hadislerinin senedleri “muttasil” oldugundan eserine Müsned adini verdigi gibi, Dârimî’nin kitabi da Müsned adiyla meshur olmustur. Ne var ki, Sözkonusu eserde çok sayida “mürsel”, “munkati‘” ve “maktû” hadisler yer almaktadir. Dârimî’nin biyografisini verenler, onun el-Câmi‘, el-Müsned ve et-Tefsîr gibi eserlerinden bahsetmektedirler. Sanirim su anda elde mevcut olan eseri el-Câmi‘ kitabi olmalidir. el-Müsned’e gelince, bu eser kaybolmus olabilir.”

Dârekutnî’nin Eserleri

Bedruddîn el-Aynî (ö. 855/1451), Dârekutnî’yi (ö. 385/995) söyle elestirmektedir: “Darekutnî, Müsned’inde “zayif”, “illetli” , “münker” , “garîb” ve “mevzû” hadisler rivayet etmistir. Kendisi zayif oldugu halde nasil olur da Ebû Hânîfe’yi (ö. 150/767) zayiflikla itham edebilir. Ayrica onun eseri “zayif”, “garîb”, “sâz” ve “illetli” hadislerle doludur. Diger eserlerde bulunmayan pek çok hadis onun kitabinda mevcuttur” demektedir. Rivayete göre Dârekutnî Misir’a geldigi zaman orada bulunan bazi kimseler kendisinden, besmelenin (namazda) açiktan okunacagina dair bir eser yazmasi istediler; bunun üzerine o bir eser telif etti. Mâlikî mezhebine mensup bazi kimseler Dârekutni”ye gelerek bu yazdiklarinin “sahîh” oldugu hususunda yemin etmesini talep ettiklerinde ise o, sunlari söyledi: “Besmelenin açiktan okunmasi hakkinda Nebî (s.a.v) den rivayet edilen hadisler “sahîh” degildir. Sahâbe’den nakledilenlere gelince, onlarin bir kismi “sahîh”, diger bir kismi ise “zayif”tir.”

7. Beyhakî’nin Eserleri

Beyhakî’nin (ö. 458/1065) eserlerinde de “zayif” hadisler yer almaktadir.

Hatîb el-Bagdâdî’nin Eserleri

Hatîb el-Bagdâdî (ö. 463/1070) hadis sahasindaki otoritesine ragmen tahminlerin de çok üzerinde “mevzû” hadisleri kullanmistir. Aynî, el-Binâye Serhu’l-Hidâye adli eserinin “Besmele” bahsinde bu durumu açiklamaktadir.

Hâkim en-Nîsâbûrî’nin Eserleri

Zeylaî (ö. 743/1342), Hâkim en-Nîsâbûrî’nin (ö. 405/1014) eserleri hakkinda Nasbu’r-râye li ehâdisi’l-Hidâye adli eserinde sunlari söylemektedir: “Ibn Dihye (ö. 633/1235) el-Âlemü’l-meshûr fî fezâili’l-eyyâmi ve’s-suhûr adli eserinde der ki: “Hadis ile mesgul olanlar Hâkim’in sözlerinden sakinmalidirlar. Çünkü onun hatasi çok oldugu gibi yanilmasi da meshurdur. Hâkim’den sonra gelen pek çok kimse de onun bu durumunu fark edemeyerek ayni hatalari tekrarlamislardir. Aynî, el-Binâye isimli eserinde, Hâkim’in “zayif”, hatta “mevzû” hadisleri “sahîh” saydigini ve onun “tesâhül” göstermede çok meshur oldugunu belirtmektedir.

Suyûtî, et-Taakkubât ‘alâ Ibni’l-Cevzî adli eserinde, Seyhülislâm Ibn Hacer’den sunlari nakletmektedir: “Ibnü’l-Cevzî’nin (ö. 597/1200) kitaplarinda ve Hâkim’in Müstedrek’inde gösterdikleri “tesâhül”ler, her ikisinin de eserlerinden istifade etmeye engel olmaktadir. Çünkü bu eserlerden alinacak bir hadis onlarin “tesâhül” gösterdigi hadislerden olabilir. Dolayisiyla hadis tenkidi ile ugrasanlarin, onlardan nakil yapar iken, söylediklerini aynen tekrarlamak yerine, daha dikkatli davranmalari gerekmektedir.

Takiyyuddîn Ibn Suhbe’nin (ö. 851/1447), Tabakâtü’s-Sâfiiyye adli eserinde, Zehebî’nin, Müstedrek hakkinda sunlari söyledigi zikredilmektedir: “Büyük bir bölümü Buhârî ve Müslim’den birinin sartina uygundur ki, eserde yer alan hadislerin yarisi bu sekildedir. Kitabin diger dörtte biri, senedi “sahîh” ve bazilari da “illetli” olan hadislerden olusmaktadir. Geriye kalan kismi ise “sahîh” olmayip “münker” ve “zayif” hadislerdir. Ayrica bunlar arasinda “mevzû” olanlar bile vardir. Eseri ihtisar ettigim çalismamda bu hususlari açiklamis bulunuyorum.”

Ibnü’s-Salâh, Mukaddime’de, Hâkim’den söyle söz etmektedir: “Sahîh hadis sartlari konusunda müsamahali, hüküm verme konusunda “mütesâhil”dir. Sayet onun sihhatine hükmettigi bir hadis hakkinda, diger âlimler tarafindan hadisin sihhatine dair bir açiklama bulunamaz ise, o hadis “hasen” sayilmalidir. “Zayif” oldugunu gösteren bir “illet” ortaya çikmadikça delil olabilir ve bu hadisle amel edilebilir.”

Nevevî de (ö. 676/1277) Takrîb ismli eserinde Ibnü’s-Salâh’in görüsünü benimsemekte ve söyle demektedir: “Hâkim’in “sahîh” dedigi bir hadis hakkinda baska birinin hadisin sihhatine ve zayifligina delâlet eden bir açiklamasini bulamadigimiz taktirde, “zayif” olmasini gerektirecek bir illet ortaya çikincaya kadar, hadisin “hasen” olduguna hükmederiz.” Suyûtî, Nevevî’nin bu açiklamasina söyle bir açiklik getirmektedir: “Nevevî’nin “Hâkim’in “sahîh” dedigi...” sözü, onun sihhatini açiklamadigi hadislerden sakindirmak içindir. Sihhati kesin olarak ortaya çikmadikça bu hadislere güvenilemez.”

Ibn Cema‘a (ö. 733/1332) Muhtasaru Usûli’l-hadîs adli eserinde, Ibnü’s- Salâh’i elestirerek, “Ilmî üslup açisindan uygun olan, bir kimsenin bu hadisleri arastirarak “sahîh”, “hasen” ya da “zayif” diye hükmetmesidir” demektedir. Öte yandan Elfiye sârihleri olan Irâkî, Zekeriyya el-Ensârî (ö. 893/1487) ve Sehâvî (ö. 902/1496), “Ibnü’s-Salâh, zamanimizda artik böyle bir hadisin sihhatine hüküm verebilecek kimselerin bulunmadigi görüsüne dayanarak bu sözü söylemistir”, demek suretiyle, bir anlamda Hâkim’i tenkit eden Ibn Cema‘a’nin görüsüne katilmislardir.

Sahîhu Ibn Hibbân

Ibnü’s-Salâh, Ibn Hibbân’in (ö.354/965) Sahîh’inin “tesâhül” açisindan Hâkim’in Müstedrek’ine benzedigini söylemis ise de, Irâkî, Hâzimî’nin (ö 584/1188) Ibn Hibbân’in hadis ilminde Hâkim’den daha üstün oldugunu söyledigini nakletmektedir.

Suyûtî Tedrîb adli eserinde bu konuda sunlari söylemektedir: “Ibn Hibbân’in “tesâhül”ü konusunda söylenenler dogru degildir. Sayet Ibn Hibbân’a “tesâhül” atfedilmesi kitabinda “hasen” hadisler bulunmasi sebebiyle ise bu bir kavram karkasasidir. Çünkü onun “hasen” dedikleri “sahîh” anlamindadir. Yok eger sartlarinin hafif olmasi sebebiyle ise, Ibn Hibbân hadisi, râvisi “sika” olup “müdellis” olmayan seyhinden isitmis, seyhi de hadisi aldigi kimselerden bizzat isiterek rivayet etmisse Sahîh’ine almistir. Bu durumda “irsal” ve “inkita” sözkonusu olamaz. Ibn Hibbân’a göre, bir râvide “cerh” ve “ta’dîl” bulunmadigi zaman ve bu râvinin hocalarinin her biri ile, hadisi kendisinden alan râvisi “sika” olup, “münker” bir hadis rivayet etmedigi taktirde bu kimse “sika”dir. Ibn Hibbân’in Kitâbü’s-Sikât’inda bu durumda olan pek çok râvi bulunmaktadir. Ancak halini bilmedigi râvileri “sika” saymasi sebebiyle çogu zaman ona itiraz edilmistir. Oysa kendisine yapilan bu itirazlar yersizdir. Çünkü burada bir karisiklik sözkonusu degildir. Bunlar Hâkim’in sartlarindan farklidir. Sonuç olarak Hâkim kendi sartina riayet etmedigi halde, Ibn Hibbân kendi sartlarina bagli kalmistir.

Suyûtî’nin el-Leâli’l-masnû‘a fi’l-ehâdîsi’l-mevdû‘a eserinde, Zerkesî’nin (ö.794/1391) Tahrîcü ehâdîsi’r-Râfi‘î adli kitabindan naklettigi su söz, Ibn Hibbân’in Hâkim’den daha müdakkik biri olduguna delalet etmektedir. Diger yandan Muhtâra sahibi Ziyâ el-Makdisî’nin sartlari, Hâkim’in sartlarindan daha kuvvetlidir. Onun sartlari Tirmizî ve Ibn Hibbân’in sartlarina daha yakindir.

Nevevî, Serhu’l-Mühezzeb adli eserinde, Beyhakî’nin, Hâkim’den daha müdakkik bir arastirmaci oldugu konusunda hadis hafizlarinin ittifak halinde olduklarini zikretmektedir. Diger taraftan Ibnü’s-Salâh da söyle demektedir: “Ebû Dâvûd et-Tayâlîsî (ö. 204/819), Ubeydullah b. Mûsâ (ö. 213/828), Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855), Ishâk b. Râhûye (ö. 238/852), Abd b. Humeyd (ö. 249/863), Dârimî (ö. 265/878), Ebû Ya’lâ el-Mevsilî (ö. 307/919), Hasen b. Süfyân (ö. 303/915), Bezzâr’in (ö. 292/904) Müsnedleri ve benzeri eserler delil olabilme ve içindeki hadislere güven duyabilme açisindan Kütüb-i Hamse’ye ve bunlara benzeyen eserlere dâhil edilmezler. Çünkü bu Müsnedlerde delil olup olmamasina bakilmaksizin, her bir sahâbînin bölümünde ondan rivayet edilen hadisleri almak adettir.

Imam Mâlik’in Muvatta’i

Suyûtî’nin Tedrîb adli eserinde yer aldigina göre, Hatîb Bagdâdî ve diger âlimler, Muvattâ’in bütün “câmî” ve “müsned” türü kitaplardan önde geldigini belirtmislerdir. Buna göre o, Hâkim’in Sahîh’inden sonra demektir (!).

Ibn Hazm (ö. 456/1063), bu konuda söyle demektedir: “Hadis kitaplarinin en üstünü Sahîhayn’dir. Sonra Sa’d b. Seken’in (ö. 353/964) Sahîh’i ve Ibnü’l-Cârûd (ö. 376/986) ve Kâsim b. Esbag’in (ö. 340/951) el-Müntekâ isimli eserleri gelmektedir. Bu kitaplardan sonra Ebû Dâvûd ve Nesâî’nin kitaplari, Kâsim b. Esbag ve Tahâvî’nin (ö.321/933) Musannefleri, Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855), Bezzâr (ö. 354/965), Ebî Bekr b. Ebû Seybe (ö. 235/849), Osman b. Ebî Seybe’nin (ö. 239/950) Müsnedleri, ayrica Ibn Sencer (ö. 258/968), Ali b. el-Medînî (ö. 234/848) ve Ibn Ebî Garaze’nin (ö. 276/889) Müsnedleri ve Sadece Resûlullah’in (s.a.v.) sözleri için yazilmis bu ayardaki eserler, sonra “sahîh” hadisleri içeren en büyük eser olan Abdürrezzâk’in (ö. 211/826) Musannefi gelmektedir. Bunlardan sonra Ibn Ebî Seybe’nin Musannef’i ile Bakî b. Mahled (ö. 276/889), Muhammed b. Nasr el Mervezî (ö. 294/907) ve Ibnü’l-Münzir’in (ö. 318/930) kitaplari gelmektedir. Daha sonra da Hammâd b. Seleme (ö. 276/889), Said b. Mansûr (ö. 227/841) ve Vekî b. Cerrâh’in (ö. 197/812) Musannefleri, Mâlik (ö. 179/795), Ibn Ebî Zi’b (ö. 159/775) ve Ibn Vehb’in (ö. 197/812) Muvattalari, Ibn Hanbel’in Mesâili ve Ebû Sevr’in (ö. 240/854) Fikhi gelmektedir.

Suyûtî, Ibn Hazm’in Muvatta konusunda söyle dedigini nakletmektedir: “Imam Mâlik, Muvatta’da bulunan yetmis küsur hadisle amel etmeyi bizzat kendisi terk etmistir. Bu eserde “zayif” hadisler de bulunmaktadir.”

Zehebî, Siyeru a’lâmi’n-nübelâ’ eserinde, Ibn Hazm’dan yukarida zikredilen söze benzer bir nakilde bulunmus ve sözlerine söyle devam etmistir: “Ibn Hazm’a hayret dogrusu! Muvatta’yi Sahîhayn’dan sonra Ebû Dâvûd’un Sünen’i ile birlikte zikretmeli idi. Fakat o bundan kaçinmis ve sadece Resûlullah’in sözlerine hasredilen Müsnedlere öncelik vermistir. Ne Ibn Mâce’nin Sünen’inden, ne de Tirmizî’nin Câmii’nden bahsetmistir. Bunun nedenine gelince; Ibn Hazm bu iki kitabi görmemistir. Çünkü bu kitaplar Endülüs’e onun ölümünden sonra girmistir.”

Diger yandan Zürkânî (ö. 1122/1710) Serhu’l-Muvattâ adli eserinde, Suyûtî’nin, Imami Malik’in sartina göre Muvattâ’nin tamaminin “sahîh” oldugunu söyledigini nakletmektedir.

Ahmed b. Hanbel’in Müsned’i

Zehebî, Siyeru a’lâmi’n-nübelâ’ eserinde Müsned konusunda sunlari söylemektedir: “Ahmed b. Hanbel’in Müsned’indeki “zayif” hadislerin bir kismi nakli câiz ve fakat iht

Yayınlandığı Kaynak :
Yayınlandığı Dergi :
Sanal Dergi :
Makale Linki : http://www.mustafakaratas.com/makale_oku.do?id=14