Hit (4879) K-1006

el Hafil el Vasit vel Aylam ez Zahir el Muhit (Cenabi Tarihi)

Yazar Adı : Müverrih Mustafa Cenabi Efendi İlim Dalı : Tarih
Kitap Dili : Arabça Kitap Tipi :
Konusu : Sitedeki Kayıt Türleri :
Ekleyen : Nurgül Çepni/2009-11-23 Güncelleyen : Nurgül Çepni/2009-11-23

al-Hafil al-wasit wa-l-aylam az-zahir al-muhit (Cenabi Ta’rihi)


Osmanlı tarihçilerinin yazmış olduğu bu derecede geniş muhtevalı ilk umumi tarih olup dili Arapça’dır.

III. Murad’a (ö. 1003/1595) ve muhtemelen devrin sadrazamı Kanijeli Siyavuş Paşa’ya (ö. 1001/1593) ikinci sadrazamlığı döneminde ithaf olunmuştur.

M.C. eserin telifine 971/1563-64 tarihinden önce, oldukça genç bir yaşta, muhtemelen medrese öğrencisi ya da yeni müderris iken başlamış olmalıdır.

Eserin bitişi ile ilgili olarak düşürülen tarih ise ebced hesabıyla 996/1587-88 tarihini göstermektedir.

Telifin yirmibeş yıldan fazla sürmüş olduğu anlaşılıyor.

Eser aslen bir mukaddime ve 82 bab üzere düşünülmüş ve hadiselerin tertibinde kronolojik sıralamaya riayet edilmiştir.

Anlatım insanın yaratılışından başlar ve peygamberler tarihi, İslam öncesi Arap ve dünya tarihi, ilk dönem İslam tarihi, Emevîler, Abbasîler olmak üzere 996/1587-88 tarihine kadar İslam devletleri tarihini içerir.

İslam devletleri, bölgelere ayrılıp tasnife tutulmuş, her devletin hükümdar ve padişahları ve olaylar gün ay ve yıl gözetilmek suretiyle kronolojik sırayla kaydedilmiştir.

Osmanlı tarihi kısmında, her padişah devrinden sonra o devirde yaşayan alim, tarikat şeyhi, tabip vb. kişilerin biyografileri, eserleri, hizmetleri, ölüm tarihleri sıralanmıştır.

Eserin sade ve anlaşılır bir dili ve üslubu vardır.

II. Selim (974-982/1566-1574) ve III. Murad (982-1003/1574-1595) devri hadiselerini içeren bölümler, müşahedeleri, ziyaret ettiği kişiler ve yerler, görüştüğü devlet adamları, saray çevresi, babası ve alimlerden işittiği bilgiler, ilmiye sınıfından olması hasebiyle bildiği konular ve Osmanlı coğrafyası hakkında verdiği tarihi coğrafya bilgileri orjinal nitelik taşımaktadır.

M.C. kullandığı yazılı ve sözlü kaynaklar ile tecrübe ve müşahedelerini, görüştüğü saray ve devlet erkanından edindiği bilgileri kaynak göstererek kaydetmiştir.

Osmanlı tarihi kısmında, Şükrullah (ö. 864/1459-60), Nişancı Mehmed Paşa (ö. 886/1481), Mehmed Neşri (ö. 926/1520), Taşköprizade (ö. 968/1561), Celalzade Mustafa Çelebi (ö. 975/1567), Ramazanzade Mehmed Paşa (ö. 979/1571), İbn Hacer al-Askalani (ö. 852/1449), Şerefeddin Ali al-Yezdi (ö. 858/1454) ile Abdulbasıt al-Hanefi al-Malati’yi (ö. 920/1514) açıkça ismen kaynak göstermiştir. Eserindeki tarihi-coğrafya bilgilerinin kaynağının kardeşi Suudi’ye atfedilen Ta’rih-i Hind-i Garbi olduğu düşünülebilir.

M.C. bu eseri veciz ve özlü olarak fayda sağlayacak şekilde ve geniş muhtevalı olarak hazırladığını, muteber saydığı eserlerden derlediğini, naklettiği kısmın başında veya sonunda veya konu bitiminden sonra kullandığı kaynakları zikrettiğini belirtmiştir.

Eserin sıhhatine delil olması için kaynak gösterdiğini söyler.

M.C.’nin kendisinden sonra gelen tarihçilerden Ahmed b. Yusuf el-Qaramani (ö. 1019/1610-11), Ahbar ad-duwal adlı Arapça eserini hemen hiç katkıda bulunmadan M.C.’nin eserinin kötü bir özeti biçiminde düzenlemiştir.

Ne var ki bu eser M.C.’nin eserinden çok itibar görmüş, IV. Murad’ın (ö. 1049/1640) emriyle Türkçe’ye çevrilmiş, ayrıca iki kez de basılmıştır.

Katib Çelebi (ö. 1067/1657) Fadlakat at-tawarih (Fadlakat aqwal al-ahyar fi ilm at-ta’rih wa-l-ahbar) adlı Arapça eserini M.C.’nin eserinin Köprülü nüshasını (Köprülü Kütüphanesi 1031/1032) esas alarak bazı ilavelerde bulunmak suretiyle özetlemiştir.

Hezarfen Hüseyin Efendi (ö. 1103/1691) Tenqihü’t-tevarih adlı eserinin Osmanlı tarihine ait kısmında M.C.’nin Gülşen-i Tevarih adlı eserini kelimesi kelimesine, kısmen ilaveler ve atlamalarla kaynak dahi zikretmeksizin kopya etmiştir.

Mustafa Ali (ö. 1008/1600) Künhü’l-ahbar’ın ilk üç rüknünde ve diğer eserlerinde İslam tarihi konularında M.C.’yi rehber ve kaynak edinmiş, Osmanlı tarihi konusunda ise yararlandığı halde hiç kullanmamış gibi davranmıştır.

Ata’i’nin (ö. 1045/1635) Hada’iqu’l-haqa’iq, Katib Çelebi’nin Cihannüma ve Müneccimbaşı’nın (ö. 1113/1702) Jami ad-duwal adlı eserlerine de yer yer kaynak teşkil ettiği görülmektedir.

M.C. eseri insanlara hizmet ve yol göstermek maksadıyla kaleme aldığını söyler.

Yazar tarihi başlı başına bir ilim dalı olarak kabul etmekte, yardımcı ilimlerle birlikte tarihi bir bütün olarak değerlendirip, bu ilmi “ilmu’l-asar wa-t-tawarih” olarak nitelendirmekte ve bu ilmi dağların zirvesi gibi bütün ilimlerin doruk noktası şeklinde tanımlamaktadır.

İbn Haldun’dan etkilenmiş olduğu anlaşılmaktadır.

...