Hit (1957) F-930

İslamda Haklar, Gelinin Eşinin Ailesine Bakmak İstememesinin Hükmü, İslamda Övülen Ameller

İlim Dalı : Fıkıh Konusu :
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : /2009-12-15 Güncelleyen : /2020-03-27

Soru: Bir gelin kaynata ve kaynanasına bakmak zorunda mıdır bunun günahı var mı?

el Cevab: İslam aile yapısında ev reisi erkektir. 
Bir erkeğin eşi kocasının rızası çerçevesinde hareket etmek durumundadır.
Eşin anne babası erkeğin bakmakla mükellef olduğu aile bireylerindendir. Kadının eşine yardımcı olması çerçevesinde görevidir.

Mülahaza: Üneyse Albayrak 
Ya kaynata kaynana aileyi huzursuz ederse ben bir gelinin böyle bir zorunluluğu olduğunu düşünmüyorum bununla ilgili hadiste duymadım.

el Cevab:  Bu sorduğunuz sorunun haklarla alakası var. Haklar ise çok boyutludur.
Erkeğin eşi üzerindeki hakları,
Kadının erkek üzerindeki hakları, 
Anne babanın oğulları üzerindeki hakları, 
Anne babanın kızları üzerindeki hakları,
Aile reisinin aile üzerindeki hakları,
İslam da övülen ameller ve yerilen ameller,

Din Allah’ın indirdiği peygamber efendimizin tebliğ edip açıkladığı ve örnek olarak yaşadığı hükümlerin bütününün adıdır.
Bir erkek anne babasına itaat etmekle, onlara öf bile dememekle ve onlar yanında yaşlandıklarında onlara rahmet kanatlarını germekle onlara hayır dua etmekle emrolunmuştur. Anne babası yanında yaşlanıp da onların rızasını kazanarak cenneti kazanmayı başarmayan müflis ve bedbahttır. Anne babaya isyan Allah’a isyandır.
Anne baba huysuzluk yapmaları durumunda sadece sabredilip kibarca uyarılmalıdırlar. Azarlanmamalıdırlar. Evden kovulmaları, aşağılanmaları, huzur evine yollanmaları NŞA da küfre yakın bir günahtır. 
Bir erkek eşini anne babasının yapabileceği hamlık ve terbiyesizliklerden korumalıdır. Tabii o başka bir konudur.
Müslüman kimliklerini ön plana çıkaran ailelerde bile anne babaların huzur evlerinde daha iyi bakılacağı bahanesiyle evlerden uzaklaştırılmaya başlanmasını üzüntüyle gözlemliyoruz.
Miras hukukunun gereği paylaşım değerlerini reddeden ve kabul etmeyen Müslüman sıfatını taşıyan kadınları hüzünle gözlemliyoruz.
Kocasına ben senin anne-babanın kahrını çekmek mecburiyetinde değilim diyen kadınları -ibretle- izliyoruz.

Mülahaza: Sultan Şimşek 
-Senin anne babana bakmak zorunda değilim diyen erkek olursa durum nedir?

el Cevab: Sultan Şimşek 
İslam fıkhında veli-velayet babı vardır. 
Kadın velayet konumunda değildir. Velayet (sorumluluk) sonra kefil-kefalet (işlerini takip etme-gözetme) erkeklere verilmiş bir görev ve sorumluluktur.
Kadının anne babası onların erkek çocuklarının sorumluluğudur. Bununla birlikte onların aileleri yoksa ya da ilgilenmiyorlarsa damat ve diğer yakın akraba ihsan-yardımlaşma formatında onlara sahip çıkarlar. 
Kız çocuklarının eşleri de onlara imkanları dahilin de sahip çıksa bu isabetlidir. Ama şer’i yükümlülük değildir. Erkek eşinin ailesine sahip çıkmış olur. Fazaili amal türünden bir güzel fiil olur.
Kendi anne babasına sahip çıkması ise farzı ayn ile farzı kifayelik hükmü arasında gider gelir.

Mülahaza: Lülüfer Yılal 
-Gelinin, kaynana ve kayın babaya bakma zorunluluğu yok... Bakmazsa günahı da yok... Bu bakımdan kendi oğulları sorumludur... Gelinin bakması ise tamamen insaniyeti ile ilgili bir durum... İyilik görmüşse zaten bakar... Ama kötülük görmüşse doğal olarak ilgilenmek istemez... Bununda bir günahı yoktur...

el Cevab: Lülüfer Yılal 
(Gelinin, kaynana ve kayın baba'ya bakma zorunluluğu yok... bakmazsa günahı da yok..)
Talik:
-Yukarıda bu hükmün dayanağını yazmıştım. Ama çok sayıda dini değerle alakalı bir konu olduğundan onlara işaret ederek bunu ifade etmiştim.
Bir konu Kuran da ya da sahih sünnette genel İslami değerlerin içeriğine konulmuşsa o ayrıca ifade edilmez. Ama fukaha bunu bilip ona göre fetva verirler. 
-Kadınlara veli-velayet görevi verilmemesi bir vakıadır. 
-Kadınlar erkeklerin yardımcılarıdır.
Bu çerçevede aile reisi olan erkeğe verilen farzı ayn bir görev (kardeşleri varsa farzı kifaye olur) onun aile bazında sorumluluğudur. 
İslam aile yapısının en güzel şekilde yetki ve sorumluluklarını ifade eden hadisi şerif bu konuda nastır.

Abdullah b. Ömer (ra) dan:
''Efendimizi şöyle derken işittim: Hepiniz çobansınız (yetkileriniz vardır) ve hepiniz raiyyenizden (sorumlu olduğunuz şeylerle ilgili) hesaba çekileceksiniz. 
Devlet başkanı yönetmek ve maslahatlarını gözetmekle sorumlu olduğu tebeasından (ülkesinde yaşayanlar ve ülke işlerinin tanziminden) sorumludur ve hesaba çekilecektir. 
Aile reisi erkek, aile fertlerinden (bakmakla şeran yükümlü olduğu bireylerin korunması terbiyesi ve diğer hallerinden) Allah’a hesap verecektir. 
Kadın eşinin evinden onun aile efradından eşine ve Allah’a karşı sorumludur. 
Evdeki hizmetçi ya da bir kişinin hizmetinde bulunan o kişinin malının bakımı ve korunmasından hizmetçisi olduğu kimseye karşı sorumludur. Hizmetçi hizmet ettiği şahsın aile efradı hakkında da hizmet ettiği kimseye karşı sorumludur. 

Abdullah b. Ömer efendimizin: Kişi babasının malını korumak ve kollamak konusunda babasına karşı sorumludur. Yine babasının bakmakla mükellef olduklarından da sorumludur, dediğini zannediyorum demektedir.
Hepiniz sorumlusunuz ve sorumluluklarından dolayı hesaba çekileceksiniz.'' [1]

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ يَقُولُ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ : ((كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ ، الإِمَامُ رَاعٍ وَ مَسْؤولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ ، وَالرَّجُلُ رَاعٍ فِي أَهْلِهِ وَهُوَ مَسْؤولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ ، وَالْمَرْأَةُ رَاعِيَةٌ فِي بَيْتِ زَوْجِهَا وَمَسْؤولَةٌ عَنْ رَعِيَّتِهَا ، وَالْخَادِمُ رَاعٍ فِي مَالِ سَيِّدِهِ و مَسْؤولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ ، قَالَ : وَحَسِبْتُ أَنْ قَدْ قَالَ وَالرَّجُلُ رَاعٍ فِي مَالِ أَبِيهِ وَ مَسْؤولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ ، وَكُلُّكُمْ رَاعٍ وَ مَسْؤولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ

İslam da haklarla alakalı yukarıda yazdıklarımla alakalı kısa bir genellemedir.
Allah katında din İslamdır. Ve İslamdan başka bir din ile veya anlayış ile Allah’a kulluk edenlerden bu anlayış kabul edilmeyecektir. Ve onlar ahirette hüsrana uğrayacaklardır.
İslam daki haklar yetki ve sorumluluklardır. Her iman eden bu hak ve sorumlulukları öğrenmek ve gereğine göre hayatını düzenlemek durumundadır.
Müslüman bir birey bireysel hayatını ve toplumsal hayatını Allahın rızası doğrultusunda düzenlemek durumundadır. 
Bütün Mahlukat Allah’ın mülküdür ve Allah mülkünün bir kısmında insanlara sınırlı bir çerçeve de tasarruf yetkisi tanımıştır. Buna kul hakları diyebiliriz.
Diğer bir kısmında da tasarruf yetkisinin tamamını kendisine özel kılmıştır. Bunlara da Allah’ın hakları diyoruz.

1 . Allah’ın Hakkı; 
Kulun Hakkı taksimi ve kavramları Kur ‘an ve Sünnet naslarından alınmıştır.
Allah’ın Hakkı; akla uygun olsun ya da olmasın Şeriatte mükelleflere seçme izni verilmeyen Şer’i hükümlerin bütünüdür.
Kul Hakkı; insanın dünyevi menfaatleri ile alakalı Şer’i hükümlerin bütünüdür. 
Kul hakları Şeriatın belirlemesi ile sabit olup akli değildirler. Kulların kendilerine verilen haklardaki tasarruf yetkileri Allah ın onlara bahşettiği bir yetkidir. Dolayısıyla Allah‘a özel haklarda kulların tasarruf hak ve yetkileri yoktur.

2 . Hakların Türleri;
Haklar;
a-Allah a özel haklar.
b-Kullara özel haklar.
c-Allah’ın haklarının kulların haklarına galip olduğu haklar.
d-Kulların Haklarının Allah’ın haklarından öncelikli olduğu haklar olmak üzere dört temel bölümde mütalaa edilmiştir.

3. Allah’ın Haklarının Türleri;
Allah’ın hakları;
a- Taabbudi olanlar. 
b- Zaruratı Diniyyenin Korunmasıyla ilgili olanlar. 
c- Tabbudi olmayan diğer emir ve nehiyler.
d- Esasen kul hakkı iken Allah’ın hakları bölümünde mütalaa edilen haklar (Bir Kul hakkında diğer kul hakları Allah’ın hakları bölümünde mütalaa edilir) olmak üzere çeşitlilik arzederler.

4. Allah ve Kul Hakları ile İlgili Kaideler;
a- Genel bir kaide olarak Allah’ın hakları her halukâr da kulların haklarına takdim edilirler. 
b- Allah’ın hakları hangi açıdan olursa olsun kulların haklarından daha değerli ve büyüktürler. 
Allah‘ın haklarının kulların haklarına takdim edilişi mükellefin kendisiyle alakalı hükümlerde böyledir.
c- Allah’ın haklarının arasındaki öncelik hakkın büyüklüğüne göredir.
d- Bir başkasının kul hakları, fert için Allah’ın hakları hükmündedir. 
e- Allah’ın haklarının ve kulların haklarının var olduğu bir meselede, kulun hakkından vazgeçmesi durumunda, Allah’ın hakkının da yerine getirilmemesi söz konusuysa; kul, haklarından fedakarlık edemez.
Kulun hayatında, bedeninde, aklında, malında bir takım haklarının olduğu sabittir. Bu haklarının sınırları yine Şer’i naslarla bellidir. 
f. Toplum idare hukuku Allah’ın haklarındandır. Bu çerçevede Müslümanların yaşadıkları toplumlarda Allahın haklarını ikame etmeleri en temel dini farizalardandır.
g. Aile hukuku ile alakalı haklar bu hakların neler olduğu açısından Allah’ın haklarındandır. Yani aile kurumu ve görev yetki ve sınırlarının tespiti bir yere ve ictihada bırakılmamıştır.
Ailenin bireylerine Allahın hak olarak verdiği yetkiler ve sorumlulukların açısından her bireyin kendi haklarıdır. Bireylerin haklarını talep edip etmemeleri açısından genişlik varsa da hakların hak sahiplerine tanınması açısından kimsenin kimsenin hakkında müdahale etme ve kısıtlama getirme yetkisi yoktur.


Soru-2: Zeliha Halici Ozturk
Kadının ailesi kızının evine damadından izinsiz giremez mi? Damat ikramda bulunmak istemezse kızları evine gelen anne ve babasına ikramda bulunabilir mi? (5 Aralık 2015)

el Cevab:
Sılai rahim sorumluluğu açısından aile reisi olan erkek eşine kendi ailesiyle görüşme konusunda destek olmalıdır.
Dini bir mahzur durumu oluşuyorsa erkek, eşinin aile bireyleriyle görüşmesine sınırlama ve ya engelleme getirebilir.
-Erkek eşinin ailesine NŞA da hürmet etmelidir. Elinden gelen ikramı yapmaya çalışmalıdır.

Mülahaza: Anne ve babası evine geldiğinde kadın eşinden izinsiz ikram yapabilir mi o zaman hocam?

el Cevab: kocasının malından kocasının izni çerçevesinde harcama yapabilir. 
Kocasının evinde kocasının oluruyla misafir ağırlayabilir. 
Aile kurumu ve idaresi çökerse evlilik bitecektir.

Soru-3: Meryem Pınar
Bir insan evinde esi ile huzursuz olsa ve kendi annesi geldiğinde huzursuzluğu artsa. Yani kayınvalide ve damat arasında ikisi de birbirini sevmiyor kayınvalide yani kızın annesi damadın başına gelen olumsuzluklar oh oldu iyi oldu hak etti dese ve bunları kızına söylese kızı da anne böyle deme dese.. anne kızına gelip kalmak istese ama kızın içinden gelmese günaha mı girer? Yani annesi ve eşi arasında kalsa bu durumda anneyi mi savunmalı yoksa huzurum bozulmasın diye eşini mi? Bunun dinen günahı var mıdır, dinen hükmü nedir? (4 Aralık 2015)

el Cevab:
Soruları cevaplarken soruyu soranlara ''akıl verir, nasihat eder'' gibi bir durum oluşmamasına gayret ediyoruz. Bu fetva verenin sorumluluğu ve görevi değildir.)
-Ailelerimizde aile reisi erkektir. Erkek dinimizin değerlerine uyduğu alanlarda itaat edilmeli ve aile reisi olarak onu görevlendiren yüce Allah'ın bu emrine hürmet edilmelidir.
-Kadının ya da erkeğin ailesinden birileri yakınlarının ailesine ve işleyişine gerekmedikçe müdahale etmemelidir. Bu bağlamda kayınvalidenin kızının evine müdahale etmesi veya damadına kabalık yapması durumunda uyarılması gerekir. Hatada ısrar eden evden de uzak tutulabilir.
Kızı ise elden geldiğince annesine kırıcı söz söylememelidir. Evlatlık sorumlulukları dinidir ve anneye hakaret haramdır.


 



[1] el Buhari es Sahih h no: 5200; Muslim es Sahih h no: 1829;