Hit (5438) F-771

İman Ve Büyük Günah

İlim Dalı : Fıkıh Konusu :
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : /2005-02-15 Güncelleyen : /0000-00-00

Îmân Ve Büyük Günah

 

Günahları üç gruba ayırabiliriz. Bunlardan birincisi “Şirk”tir.[1] İslâm ümmeti bu günahın sahibinin iman dairesinden çıkacağında ittifak etmişlerdir.

 

İkincisi şirkten başka diğer büyük günahlardır. Bunara “Kebâir” denilir.[2]

 

Üçüncüsü de büyük günahların dışında kalan diğer günahlardır. Bunlara “Sağâir” ismi verilmiştir.[3]

 

Büyük günah işlemek helal kabul edilmedikçe sahibini dinden çıkarmaz. Böyleleri mü’minlerdirler ama günahları sebebiyle fasık mü’minlerdirler.[4] Bir kimse İslâma girdiği yerden çıkmadıkça yani İslâm akdini bozmadıkça kafir olmaz.[5] Kebira sahibinin dünyadaki hükmü budur.

 

Ahiretteki hükmü ise; tevbe ederek ölenler ve tevbe etmeksizin ölenler olmak üzere iki grupta müteala edilir.

 

Tevbe edenlerin hükümleri afolunmaktır.

 

Tevbe etmeden ölenlerin affedilip affedilmemesinin Allah’a havale edilmesi gerekir. Çünkü Allah: “Nehyedildiğiniz büyük günahlardan kaçınırsanız, diğer günahlarınızı affederiz.”[6]buyurmuştur.

 

Büyük günahların hepsi bilinmediğinden Allah şunları affeder, şunları affetmez demek doğru olmaz. Ayette: “Allah şirkten başka bütün günahları diledikleri hakkında affedecektir.”[7] denilmektedir.

 

Buna göre belki de şirk dışındaki büyün günahları affedecek, sahiplerini de direkt olarak cennetine sokacaktır. Belki de onları önce günahlarına karşılık azap edecek, sonrasında cennetine sokacaktır. Bu sebeple tevbe etmeden ölen büyük günah sahiplerinin affedilip affedilmemesi hakkında kesin bir hükme varmak doğru olmayacaktır.[8]

 

Kebîra sahipleri işledikleri günahı helal kabul etmedikleri müddetçe tekfir etmemek gerekir.[9]

“Ehl-i Kıble”nin de tekfir edilmeyeceğini genel bir kaide olarakEhli Sunnet vel Cemaat ın  eserlerinde zikredilir..[10]

 

Bununla birlikte mezhep imamımız Ebu Hanife  eserlerinde yirmiüç meselede Ehl-i Kıbleyi tekfir etmiştir.[11]

 

Bu durum bizi Ebû Hanîfe’nin kebire sahipleriyle Ehl-i Kıble kavramını farklı farklı manalarda kullandığı neticesine götürmektedir. O, Ehl-i Kıble kavramını bidatlere düşmeyen kebira sahipleri için de, bid’at sahibi kebira sahipleri için de kullanırken, kebira sahipleri kavramını yalnızca bid’ati olmayan büyük günah sahipleri hakkında kullanmaktadır. Yani ona göre Ehl-i Kıble’den olan kebira sahipleri tekfir edilmez, ama bidatı olan kebira sahipleri bid’atları küfrü gerektiriyorsa tekfir edilebilirler, denilmesi mümkündür.[12]

 

 kebira sahiplerinin iman dairesinden çıkmayacağı itikadı Kur’an, sünnet, sahabenin nakil ve uygulamaları ve ma’kulden delillerle sabittir..

 

Kur’an’da Zu’n Nûn (a.s) kendisinin zalim bir mü’min olduğunu itiraf etmiştir. Ama kendisini küfürle ve nifakla vasfetmemiştir. Günah işlemesine rağmen kafir olmadığına göre, bu ayet günah sahibinin imandan çıkmadığına delalet etmektedir.[13]

 

Ya’kup (a.s)’ın oğulları “Ey babamız bizim günahlarımız için Allah’a istiğfar et... Bizler yaptıklarımızda hatalıydık.”[14] demişler ama hatalarına rağmen kafir olmamışlardır.[15]

 

Ayette:”Allah senin bütün geçmiş ve gelecek günahlarını affetsin diye...”[16] denilmiş, günahlar küfür olarak nitelenmemiştir. Günah işlemek küfür olmuş olsaydı “küfrünü affetsin”denilmesi gerekirdi.[17]

 

Musa (a.s) bir insan öldürmüştür. Öldürmesi sebebiyle hata ettiği ifade edilmiş ama bu hatası sebebiyle kafir olmamıştır.[18]

 

“Nehyolunduğunuz büyük günahlardan kaçınırsanız, diğerlerini affederiz”[19] ve “Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez ama bunun dışındaki günahları diledikleri hakkında affeder”[20] buyurulmuştur.

 

Şirkin affedilmemesinin sebebi küfür olmasıdır. Zira küfrün affedilmesi tevbe edilmesi hariç sözkonusu değildir. Diğer günahların affedilmesinecevaz verildiğine göre büyük günahların işlenmesi küfür değildir.[21]

 

“Zina eden kadın ve erkek”[22] ve “Sizden (zina edenler) bunu yapanlar” denilmiştir.[23]“Sizden”ifadesi zina edenlerin iman dairesinden çıkmadıklarını gayet sarih bir şekilde ifade etmektedir.

 

Savaşan iki grubun da “Mü’minlerden iki topluluk” şeklinde   nitelenmesi de birbirleriyle savaşmalarının mü’minleri iman dairesinden çıkarmadığına sarih bir şekilde delalet etmektedir.[24]

 

Yine “Onlar salih ameller ve kötü işleri birbirine kattılar, herhalde Allah onların günahlarını affedecektir”buyurulmuştur. Buna göre günahlarla birlikte salih ameller işleyenlerin günahlarının affedileceği bildirilmiş olmaktadır. Günah işlemek küfür olmuş olsa Allah’ın onları affetmesi sözkonusu olmazdı.[25]

 

Sünnet nasları da bu anlayışı isbat etmektedir.

 

“Kim Allah’a şirk koşmaksızın ölürse cennete girecektir,zina etse de hırsızlık etse de”[26]

ve “kim Allah’tan başka ilah olmadığına, benimde onun rasûlu olduğuma şehadet ederse cennet ona vacip olur,zina etse de hırsızlık etse de”[27] hadisleri  kebiranın, sahibini dinden çıkarmadığına delildir.

 

 Yine Ebû Saîd el- Hudrî’nin; bu ümmette şirkten başka sahibini küfre sokacak günah var mıdır diye Allah Rasûlu (s.a.v)’e sorduğu, Allah Rasûlununde: “Hayır, yalnız şirk var” cevabını verdiği hadis kaynaklarında  vardır.[28]

 

  sahabenin nakil ve uygulamaları  da bunu desteklemektedir.

 

Alî (r.a.)’ın Şam ordusunu mü’min olarak nütelemesi[29]

İbnu Ömer (r.a.)’ın kebira sahiplerini tekfir etmemesi [30]

Muaz b. Cebel’in kebira sahiplerini tekfir etmeyip “Allah dilerse affeder dilerse de cezalandırır”[31] sözleri bu inancın aynı zamanda sahabenin de inancı olduğuna dalalet etmektedir.

 

İman ve amel farklı farklı olgulardır. Buna göre amelin yokluğundan veya yanlışlığından imanın bozulması gerekmez. Büyük günahlar, amel çizgisindeki yanlışlık ve hatalar olduğuna göre bunların işlenilmeleriyle iman bozulmaz, büyük günah sahibi iman dairesinin dışına çıkmaz.[32]

 

 


[1] el-Fıkhu’l Ekber, s. 61; el-Âlim ve’l Müteallim, s. 18; el-Fıkhu’l Ebsat, s. 45

[2] el-Fıkhu’l Ekber, s. 60; el-Âlim ve’l Müteallim, s. 19

[3] el-Fıkhu’l Ekber, s. 60; el-Âlim ve’l Müteallim, s. 19

[4] el-Fıkhu’l Ekber, s. 61; el-Âlim ve’l Müteallim, s. 21

[5] el-Fıkhu’l Ebsat, s.43; el-Mekkî, a.g.e., I. 170, 171, 435; el-Kerderî, a.g.e.

[6] en-Nisâ, 4/31

[7] en-Nisâ, 4/116

[8] el-Fıkhu’l Ebsat, s. 43; Risâletu Ebî Hanîfe İle’l Bettî, s. 69

[9] el-Fıkhu’l Ekber, s. 61; el-Âlim ve’l Müteallim, s. 21

[10] Risâletu Ebî Hanîfe İle’l Bettî, s. 69; el-Mekkî, a.g.e., I. 70,71, 432, 435; el-Kerderî, II. 161.

[11] Bu tespit el-Beyâdî’nin tespitidir. Bkz. İşârâtu’l Merâm min İbârâti’l İmâm, s. 51. Söz konusu meselelein altısı Allah’a noksan sıfat izafesi, onaltısı “Zarûrât-ı Diniyye”den olan bir esasın inkarı, birisi de bir ayetin yanlış te’vil edilmesi sebebiyledir. El-Beâdî bu tspiti yapmakla birlikt esöz kousu yirmi üç meseleyi zikretmemiştir. Bunlar tespitlerimize göre şunlardır: 1- Allah’a mekan, evlat, hanım izafe eden mü’min değildir. (el_Âlim ve’l Müteallim, s. 32) 2- Eşyayı Allah’ın yarattığını inkar, mesela; herhangi birşey ahkkında, “Şunun yaratıcısı kim bilmiyorum” demak. (el-Fıkhu’l Ebsat, s. 37). 3- Allah’ın hayrın olduğu gibi şerrin de yaratıcısı olduğunun kabul etmemek, (el-Fıkhu’l Ebsat, s. 39). 4- Nimetlein Allah’tan başka bir varlığın nimetleri olduğunu itikat etmek, (el-Âlim ve’l Müteallim, s. 34). 5- Rabbim yerde mi, gökte mi bilmiyorum demak, (el-Fıkhu’l Ebsat, s.45). 6- Allah Arş’ın üzerindedir demak, (el-Fıkhu’l Ebsat, s. 45). 7- Hayrın ve şerrin Allah’tan başkasının tasarrufunda olduğuna inanmak, (el-Vasiyye, s.73). 8- Allah’ın kelamı mahluktur demek, (el-Vasiyye, s.73). Aynı şekilde Allah’ın zatî ve fiili sıfatlarının ezeli olduğunu indar etmek, şüphe etmek, ya da bu meselede tevakkuf etmek, (el-Fıkhu’l Ekber, s.58). 9- Allah’tan Başka bidr varlığın fayda veya zarar vermeye gücünün yeteceğine inanmak, (el-Âlim ve’l Müteallim, s.30). 10- Bir mahlukun Allah’ın ilminin aksine hareket edebileceğine cevaz vermek, (el-Fıkhu’l Ebsat, s.39). 11- Allah’a ve Rasûlü’ne inanmıyorum demek, (el-Âlim ve’l Müteallim, s. 29). 12- Kalplerde olanı ve gaybiyyâtı bildiğini iddia etmek, (el-Âlim ve’l Müteallim, s.24). 13- Allah ve Rasûlü’nden şüphe etmek, (el-Fıkhu’l Ebsat, s. 43). 14- Allah’ı birlemesine rağmen Hz. Muhammed’in peygamberliğini inkar etmek, (el-Âlim ve’l Müteallim, s. 23). 15- Kafiri kafir olarak kabul etmemek, (el-Fıkhu’l Ebsat, s. 41). 16- Kafirin nereye gideceğini bilmiyorum, kafir cennette mi yoksa cehennemde midir bilmiyorum demek, (el-Fıkhu’l Ebsat, s. 43). 17- Mûsa ve İsa Peygamber miydiler bilmiyorum demek, (el-Fıkhu’l Ebsat, s. 43). 18- Allah bana namaz, oruç ve zekatı farz kıldı mı bilmiyorum demak, (el-Fıkhu’l Ebsat, s. 37). 19- Cennet ve Cehennemde ebedi kalışı inkar etmek, (el-Fıkhu’l Ebsat, s. 52). 20- İslam daveti kendisine ulaştığı halde reddetmek, (Risaletu’l Ebû Hanîfe ile’l Bettî, s. 67). 21- Bir müslümana ben senin dininden de ibadet ettiğin varlıktan da beriyim demek, (el-Âlim ve’l Müteallim, s. 29). 22- Kabir azabını inkar etmek, el-Fıkhu’l Ebsat, s. 48). 23- İtikadla alakalı bir şüpheye düşen hemen o şüpheyi izale etmeye girişmezse kafir olur. (el-Fıkhu’l Ekber, s. 64)

[12] Ehl-i Kıble kavramnın el-Bettî’ye risalesindeki kullanılışı bu kavramın günahkar mü’minler hakkında konulmuş genel bir kavram olduğu izlenimini uyandırmaktadır. Sahabe arasında geçen olayları “Ehl-i Kıble tekfir edilmez” aslı çerçevesinde incelediğine göre Ebû Hanîfe bu kavramı Ehl-i Sünneti’in günahkarları için de kullanımıştır. Buna göre Ehl-i Kıble kavramı ile “Kebrie sahibi” kavramları eş anlamlı kavramlar olurlar. Bu kavram Ehl-i Bid’at’ten olup da küfrü gerektirecek bir bid’ata düşmeyenler kullanılıyorsa ki bu da mümkün görülmektedir. Mesele: el-Menziletu Beynel Menzileteyn nazariyesi ona göre bid’attir. Ama bu bid’at sahiplerini tekfir etmemiştir. (Bkz. Risâletu Ebî Hanîfe İle’l Bettî, s. 68; el-Fıkhu’l Ekber, s. 4.) Bu durmda Ehl-i Kıble kavramıyla (kebira sahibi) kavramı arasında “Umum ve Husus min Vech” var demektir. Bir başka ifadeyle bid’at da bir büyük günahtır. Ama imanı iptal edecek bir şey olmadığı müddetçe kebira olarak kalır. Ama imana muhalif bir şey olursa irtidat vuku bulur. Ebû Hanîfe’nin Ehll-i Kıble kavramını -Ehl-i Bid’at’ın küfre düşmeyenlerin hakkında da kullanmış oması- onları tekfir etmediğine göre vaki ve sabittir.

[13] el-Enbiyâ, 21/87; bkz. el-Fıkhu’l Ebsat, s. 51.

[14] Yûsûf, 12/97

[15] el-Fıkhu’l Ebsat, s. 51

[16] el-Feth, 48/2

[17] el-Fıkhu’l Ebsat, s. 52

[18] el-Fıkhu’l Ebsat, s. 52, Bu olay Kur’an’da birçok ayette zikredilmiştir. Örnek olarak bkz. el-Kehf, 18/74; Tâhâ, 20/40; el-Kasâs, 28/19-33.

[19] En-Nîsa, 4/31

[20] en-Nîsa, 4/116

[21] el-Âlim ve’l Müteallim, s. 18.

[22] En-Nûr, 24/2-3.

[23] En-Nîsa, 4/16; el-Âlim ve’l Müteallim, s. 27.

[24] El-Hucurât, 49/9; bkz. Risâletu Ebî Hanîfe İle’l Bettî, s. 68.

[25] Et-Tevbe, 9/102; bkz. el-Âlim ve’l Müteallim, s. 25.

[26] El-Hârizmî, Câmiu’l Mesânid, I. 157; ez-Zebîdî, Ukûdu’l Cevâhiri’l Münîfe, I. 30. Ayrıca bkz. el-Buhârî, İlim, 49, Cenâiz, 1, Bed’ul Halk, 6; Müslîm, İman, 150- 153; Zekat, 32, 33; et-Tirmizî, İman 18, Salât 1, Cihâd 18; İbnu Mâce, Diyât 1, Ebed 58, Zühd 37; Ahmed b. Hanberl I. 374, 382, 485, 442.

[27] El-Hârizmî a.g.e., I. 128, Ayrıca bkz. el-Buhârî, el-Cenâiz I., Bed’ul Halk 6, Tevhid 33, 35; Ahmed b. Hanbel, V. 152, VI. 166; Müslîm, İman 153- 154; et-Tirmîzî, İman 18.

[28] El-Hârizmî a.g.e., I. 141.

[29] Risâletu Ebî Hanîfe İle’l Bettî, s. 68, 69.

[30] El-Hârizmî a.g.e., I. 187.

[31]el-Fıkhu’l Ebsat, s. 43, 44

[32] Risâletu Ebî Hanîfe İle’l Bettî, s. 67.

why do people cheat why women cheat on men redirect
Otel Tekstili antalya escort sakarya escort mersin escort gaziantep escort diyarbakir escort manisa escort bursa escort kayseri escort tekirdağ escort ankara escort adana escort ad?yaman escort afyon escort> ağrı escort ayd?n escort balıkesir escort çanakkale escort çorum escort denizli escort elaz?? escort erzurum escort eskişehir escort hatay escort istanbul escort izmir escort kocaeli escort konya escort kütahya escort malatya escort mardin escort muğla escort ordu escort samsun escort sivas escort tokat escort trabzon escort urfa escort van escort zonguldak escort batman escort şırnak escort osmaniye escort giresun escort ?sparta escort aksaray escort yozgat escort edirne escort düzce escort kastamonu escort uşak escort niğde escort rize escort amasya escort bolu escort alanya escort buca escort bornova escort izmit escort gebze escort fethiye escort bodrum escort manavgat escort alsancak escort kızılay escort eryaman escort sincan escort çorlu escort adana escort